Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1715 E. 2026/62 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1715
- Karar No
- 2026/62
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO : 2023/1715
KARAR NO : 2026/62
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 05/07/2023
NUMARASI : 2021/862 E. - 2023/561 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından, davacı aleyhine İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı ile davalı ... arasında bir dönem ticari ilişki bulunduğunu, davalı ...'a olan tüm borçlarının ödendiği, ancak davacı 1 nolu davalı ...'dan alacağının olmasına rağmen huzurdaki icra takibi ile 1 nolu davalı, davacından alacaklı olduğu iddiasıyla, bedeli tahsil edilmiş çeke istinaden icra takibi başlatmış olup, bu takibe dayanak olarak bedeli çekin hamiline ödenen 14.09.2016 keşide tarihli 703.300,00 TL bedelli çek ibraz edildiğini, ancak bu çekin bedelsiz olduğunu, çek bedelinin davacı tarafından takipten önce 03.02.2017 tarihinde çekin son cirantası, çeki bankaya ibraz eden 2 nolu davalıya ödenmiş olduğundan, davaya konu icra takibi kambiyo senedinin bedelsiz olduğundan takibin iptal edilmesi gerektiğini, takibe konu çeke karşılık olarak, davacı tarafından 03.02.2017 tarihinde, müvekkilin ... ... A.Ş. Nezdinde ki banka hesabından, 2 nolu davalı firmanın banka hesabına 700.000,00 TL göndermek suretiyle bu çekten kaynaklı borcun ödendiğini, davacı ile 2 nolu davalı arasında, herhangi bir ticari ilişki veya cari hesap ilişkisi bulunmadığı, davacı 1 no'lu davalı ile görüşme ve yazışmaları neticesinde- çekin ibraz edildiği bankadan da aldığı bilgi doğrultusunda çeki bankaya ibraz ederek çeki yazdıran hamilin 2 nolu davalı olduğunu teyit ettiği ve ardından 2 nolu davalıya yukarıda belirttiğimiz şekilde çek bedeline istinaden ödeme yapıldığı, davacı ile 2 nolu davalı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki ve cari hesap ilişkisi bulunmadığından ve davacının davalıya böyle bir borcu bulunmadığından, yapılan ödemenin takip konusu çeke istinaden yapıldığının açık olduğu beyan edilerek, İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasındaki takibin tedbiren durdurulmasına, davanın kabulüne, başlatılan icra takibine konu çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, takibe konu çek için çekin hamiline ödenen 700.000-TL'nin borçtan mahsup edilerek, bu miktar kadar borçlu olunmadığının tespitine, davacı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinin ödenen miktar yönünden iptaline, takibin haksız ve kötüniyetli açılmış olması nedeniyle, asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere davalılar aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusunda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davalı görevli mahkeme konusunda itirazlarının bulunduğu, arabuluculuk şartı yerine getirilmediği, ... yönünden husumet itirazlarının bulunduğu, davacı dayandığı 700.000,00 TL'lik havale başka çek veya borç ilişkisine ilişkin olarak ödendiğini, ödemelerin taraflar arasında başka bir çok borç ilişkisine dayandığı, ispat yükü davacı taraf ait olduğunu, davacı şu ana kadar iddialarını ispatlayamadığı, davacı çalışanı olan İmdat Yürür'e teslim aldığı çeklerin belli olduğu, dilekçe ekinde sunulan fotokopilerin aslını sunabilecekleri belirterek, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2021/862 esas, 2023/561 karar sayılı, 05/07/2023 tarihli kararı ile; "Davacının davalıya muaccel birden fazla borcu olduğu anlaşılmaktadır. 703.300 TL lik çekin keşide tarihi 14/09/2016; davacının yaptığı ödeme ise 03/02/2017'dir. Tarihler ve miktarlar örtüşmemektedir. Bu sebeple yapılan 700.000 TL lik ödemenin bunlar arasında ... nolu takibe konu 703.300 TL lik çek için yapılmış olduğu savunması yasaya uygun düşmediği gibi yazılı delille ortaya konamadığından ispata muhtaç kalmıştır. Diğer iki çekin(3503,3504 nolu) ibraza ve takibe konu edilmemiş olması davacıyı haklı görmek için yeterli değildir. Sonuçta bu alacaklar da muacceldir ve ibraz edilmemiş olsa bile zamanaşımı süresi içinde takibe veya davaya konu edilebilirler. Üstelik vadesi ilk önce gelen çekler olduğundan TBK nun 102. Maddesine göre ödemenin bunlar için yapılmış olduğu karineten kabul edilmelidir. Davacının yasal karineyi çürüten somut yazılı bir delili yoktur. Davacının, süre verilmiş olmasına rağmen yemin deliline de dayanmadığı nazara alınarak ispatlanamayan davanın REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin yargılama sürecinde eksik inceleme yaptığını ve kendi beyanları ile itirazlarını değerlendirmediğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kendi sunduğu uzman görüşü raporunun göz ardı edildiğini, ispat yükünün davalılara geçtiği yönündeki ara karardan rücu talebinin haksız olarak reddedildiğini, davalıların ödeme karşılığında iade edildiğini iddia ettiği çeklerin ya dava dışı şirkete ait olduğunu ya da borcunun daha önce ödendiğini ve müvekkilinin davalılara karşı birden fazla muaccel borcu olmadığı halde mahkemenin hatalı tespitlerle davanın reddine karar verdiğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, icra takibine konu çek yönünden ödeme sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 29/08/2024 tarihinde icra takibine konu borcun ödendiğini beyanla incelemeye istirdat davası olarak devam edilmesini talep ettiği, ekinde ödemeye ilişkin icra dosya evraklarını ibraz ettiği görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; icra takibine dayanak 14/09/2016 keşide tarihli, 703.300 TL bedelli çekin keşidecisinin davacı, lehtarının davalı ... olduğu, çekin arka yüzünde lehdar ...'ın cirosunu takiben diğer davalı ......Ltd Şti'nin kaşe ve imzasının bulunduğu, davacının 03/02/2017 tarihinde banka yoluyla işbu çek sebebiyle davalılardan ...…Ltd Şti’ye 700.000-TL para ödemesi yapmış olması sebebiyle borçlu olmadığını iddia ettiği, davalıların ise davacının keşide ettiği başka çeklerin de olduğunu, yapılan ödemenin dava konusu çek için yapılmadığını savundukları anlaşılmıştır. Menfi tespit davalarında kural olarak alacaklı olduğunu ispat yükü davalı taraf üzerindedir. Ancak somut olayda davalı taraflar çeke dayanmış, davacı taraf ise ödeme ile borcun sona erdiğini iddia etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 780. maddesi gereğince çek, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içeren bir kambiyo senedi olup ispat yükü çekin ödeme nedeni ile bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafa aittir. HMK'nın 200 ve 201. maddeleri ışığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince borçsuzluk iddiasının senetle ispat edilmesi şarttır.İzah edilen kanuni açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; ilk derece mahkemesi tarafından görevlendirilen bilirkişi tarafından hazırlanan rapor kapsamında somutlaştığı üzere, davacı ... tarafından 3503 nolu, 04/09/2016 keşide tarihli, 650.000 TL bedelli; 3504 nolu, 07/09/2016 keşide tarihli, 650.000 TL bedelli; 3505 nolu 10/09/2016 keşide tarihli, 650.000 TL bedelli; ... nolu 14/09/2016 keşide tarihli 703.300 TL bedelli çeklerin mevcut olduğu, ayrıca davacının yetkilisi olduğu dava dışı .....Ltd Şti tarafından da 9173404 nolu 350.000 TL tutarlı 03/10/2016 tarihli bir çek bulunduğu ( iptal edilmiş 03/09/2016 tarihli 350.000 TL ve 28/12/2016 tarihli 350.000 TL çeklerin olduğu) sayılan çeklerden 3505 nolu 650.000 TL bedelli çekin bankaya ibraz edildiği, karşılıksız çıktığı; davacı tarafından ödenerek fiziken geri teslim alındığı, 3503 ve 3504 numaralı her biri 650.000’er TL tutarlı iki çekin ise ibraz edilmediği ve bedelinin ödendiğini gösteren bir belgenin bulunmadığı, bu çeklerin davalının elinde fiziken mevcut olduğu ve bilirkişinin çeklerin aslını görmekle fotokopisini rapora eklediği, davalı ...'ın davacıdan 1.950.000- TL tutarında çeklere dayalı alacağının bulunduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan 21/10/2022 tarihli uzman görüşünde, davacının defterlerinin incelendiği ve tek taraflı defter kayıtlarına göre inceleme yapıldığı saptanmıştır. Davacının 700.000TL'lik ödeme dekontu incelendiğinde, hangi çek için ödeme yapıldığının dekontta yer almadığı anlaşılmıştır. Davacı kendi defterlerine bu ödemeyi takibe konu çek olan ... nolu 703.300 TL bedelli çek için yapılmış olarak kaydetmiş ise de davalı kayıtlarında dava konusu çekin ödendiğine dair bir kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının davalıya muaccel birden fazla borcu olduğu saptanmakla 6098 sayılı TBK'nın 102. maddesi; '' Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.'' şeklindeki düzenlemesi gereğince değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Nitekim dava konusu 14/09/2016 keşide tarihli, 703.300 TL bedelli çek için yapıldığı iddia edilen ödemenin 03/02/2017 tarihine atılı olması, işbu ödeme tarihinin 19/07/2019 tarihli takip tarihinden önce olmakla tarih ve miktarlar örtüşmediği gibi 3503, 3504 nolu ibraza ve takibe konu edilmemiş çeklerin vadesi ilk önce gelen borç olduğundan TBK'nın 102. maddesine göre ödemenin anılı çekler için yapılmış olduğunun karine gereğince kabul edilmesinde ve davacının yasal karinenin aksini gösteren somut yazılı bir delili bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/07/2023 tarih ve 2021/862 E., 2023/561 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026