Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/1689 E. 2026/234 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1689
Karar No
2026/234
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1689 Esas

KARAR NO:2026/234 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

ESAS NO: 2022/125 Esas - 2023/568 Karar

TARİHİ:19/06/2023

DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:05/02/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirkette 22/06/2012 - 16/04/2017 tarihleri arasında işveren vekili statüsünde ... (...-Pazarlama Kurulu Başkanı) olarak çalıştığını, 16/04/2017 tarihinde kendi isteği ile davacı şirketten ayrılarak Mayıs 2017 tarihinde .... A.Ş'de ... olarak işe başladığını ve bu durumun iş sözleşmesinde yer alan sözleşmenin sona ermesinden sonra 1 yıllık süre içinde Türkiye sınırlarında çalışma yasağı içeren rekabet ve gizlilik yasağı maddesine aykırı olduğunu belirterek davalının sözleşmede yer alan rekabet ve gizlilik yasağına aykırı hareket ettiğinden bahisle 50.000 GBP (İngiliz Sterlini) karşılığı 233.210,00 TL tutarında cezai şartın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşçi - işveren arasındaki uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, davacının iş ilişkisinin sona erdiği 16/04/2017 tarihi itibariyle hukuken geçerli bir rekabet yasağı kaydı bulunmadığını, müvekkilinin görevi ile ilgili olarak kendisiyle çalışan belli bir grup işçiyi yönetmekte ise de İş K. M. 18 anlamında işletmenin veya işyerinin bütününü yöneten işveren vekili sıfatı bulunmadığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı bir sebep olmaksızın fesh edildiğini, bu nedenle herhangi bir talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/06/2023 tarih ve 2022/125 Esas - 2023/568 Karar sayılı kararında;"....Bakırköy 11. İş Mahkemesi 2017/780 Esas ve 2019/733 Karar sayılı ilamı ile; davalı ...'un davacı ... aeyhine açtığı işçilik alacağı davası "davacının davalı işveren tarafından haksız olarak iş akdinin sonlandırıldığı iddiası kabul edilerek"; kısmen kabul kısmen reddedilmiş ve İstinaf denetime tabi tutularak işçilik alacakları resen hesaplanmak düzeltilerek onanmış ve ilamın 6/03/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Anılan tüm dosya uyarıca, davalının iş akdinin haksız olarak davacı tarafça fesih edildiği, bu sebeple TBK'nın 447. Maddesi doğrultusunda rekabet yasağı sona ermekle ihlalinden bahsedilemeyeceği ve de cezai şartın oluşmayacağı kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'in müvekkil şirkette 22.06.2012 - 16.04.2017 tarihleri arasında işveren vekili statüsünde ... olarak olarak çalıştığını, şirket içindeki bu pozisyon organizasyon şemasına bakıldığında en üstte yer alan Genel Koordinatör ...'e bağlı olarak şirket yönetimin en üst merciinde 3-5 kişiden birisi olduğunu, şirkete yön veren, üretim, tedarik, satış ve pazarlama stratejilerinin belirlendiği, şirketin en üst yönetim organının bilgilendirilip profesyonel yaklaşımlar sayesinde şirketin başarı ve piyasadaki konumunun belirlendiği ve yön verildiği, merkezinde bulunan pozisyonda olduğunu, ücretin Amerikan Doları cinsinden hesaplandığını, son aldığı brüt ücretin 292.606,01 TL ve net aylık maaşının 186.673,22 TL olduğunu, davalının 16.04.2017 tarihinde kendi isteğiyle müvekkil şirketten ayrıldığını, davalının çalıştığı pozisyonun ve görev tanımında yer alan görevlerin;

1-Pazar ve rakip analizini ve marka konumlandırmasını yapar, hedef kitlenin tanımlanmasını sağlar. Karşılanmayan veya yeterince iyi karşılanamayan müşteri taleplerinin belirlenmesini ve bunlarla ilgili eylem planlarının aylar ve ... grup bazında yapılmasını sağlar.

2-Sezon bazlı trend araştırmalarının sürekli olarak yapılmasını ve departmanlara indirgenmesini sağlar.

3-Ürün grupları ve klasmanlar bazında mağaza kapasitelerin belirlenmesini ve güncellenmesini sağlar.

4-Yeni açılacak ve kapanacak mağazalar göz önünde bulundurularak geçici bütçelerin yapılmasını ve bütçelerin revize edilmesini sağlar. Stok Option (ürün karışımı) sürecinin yönetilmesini sağlar.

5-... takviminin oluşturulması ve takip edilmesini sağlar.

6-Doğru sipariş adetlerinin belirlenmesini sağlar.

7-...kriterlerinin belirlenmesi ve stratejilere, hedef müşteri beklentileri, trend öngörüleri ve alınan derslere göre ... plan yapılmasını, sign off, model seçim ve numune onay süreçlerinin yürütülmesini sağlar. Hedef müşteriye uygun perakende satış fiyatlarına karar verilmesini sağlar.

Marka stratejisine uygun olarak reklam, tanıtım ve sergileme faaliyetlerini diğer ilgili birimler ile organize eder. Reklam ve PR stratejisine karar verir...vb. olduğunu, görev tanımından ve dosyada mübrez organizasyon şemasından anlaşılacağı üzere davalının konumunun şirkete yön veren ve tüm şirketin başarısını doğrudan etkileyen satış politikasını belirlemesi ve satışa kadar oluşacak tüm süreçlerin bu belirlemeye göre şekilleneceği veya davalının satış stratejisinin üretimin ve diğer şartların etkileyeceği ve eş zamanlı olarak birbirlerinin her tülü faaliyetlerinden haberdar olmalarını gerektiren bir pozisyon olduğunu, Davalı ile müvekkil arasında yapılan sözleşmenin şirket açısından önemini ortaya koymak açısından davanın özünü oluşturan rekabet etmeme ve gizlilik maddelerinin konulma amaçları ile yapılan ve taraflarca özgür iradeleriyle imzalanan sözleşmenin ilgili maddelerinin amaca hizmet edip etmediğinin değerlendirilmesinin bilirkişi tarafından yapıldığını, bu değerlendirme sonrasında da davalıyla rekabet yasağı konusunda yapılan anlaşmanın gerekliliği ve müvekkil şirket açısından zorunlu olarak yapıldığı, yapılan anlaşmanın da amaç, konu, yer, zaman açısından makul ve yasaya uygun şekilde davranıldığı sonucuna ulaşıldığını,Yapılan sözleşme ve bilirkişi raporu göz ardı edilerek ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın yasaya ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, davalının özgür iradesi ile imzalamış olduğu sözleşme metninde ve TBK'da düzenlemeler olmasına rağmen işçilik alacakları davasını kazandığı için bu davayı reddetmenin hukuka aykırı olduğunu, dosyanın yargılama sürecinde bilirkişiye tevdi edildiğini, ancak bilirkişinin hazırlamış olduğu raporun tam aksi kanaate varılarak, bilirkişi raporuna atıfta bulunmaksızın ve dahi göz önüne bile alınmaksızın karar verildiğini, Davalının işten ayrılarak, piyasadaki güçlü rakiplerinden birisi olan ....A.Ş.'de çalışmaya başlamasının müvekkil şirket nezdinde vakıf olunan ve/veya bizzat davalı tarafından yönetilen ve uygulamaya konulan, planlanan, stratejileri belirlenen hedeflere ulaşma yolları konusunda en mahrem bilgilerin ifşası açısından risk oluşturduğunu, müvekkil şirket ile yapılan sözleşmenin de bu eylemle kasten ihlal edildiğini, bilirkişinin bu konuyu değerlendirdiğini ve kanatini göz önüne alınmayan raporunda belirttiğini, rekabet yasağı ihlalinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşme şartı bulunmadığını, bu yüzden davacının fiilen bir zarar verme şartı aranmadığını, yakın ve önemli bir zarar tehlikesinin varlığının yeterli olduğunu, Davalı ile imzalanan sözleşmede rekabet ve gizlilik yasağının düzenlenmiş olması ve davalının da bu hususu imzasıyla kabul etmiş olmasının böyle bir sözleşme hükmünün gerekliliğinin kabulü anlamına geldiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin hem şirket hem de davalının, iş sözleşmesi yapılan pozisyonun niteliklerine vakıf ve profesyonel iş yaşamında bu pozisyon nedeniyle şirkette gizlilik gerektirecek bir çok bilgiye plan ve strateji ile hedeflerin konulup bu hedeflere ulaşma yol ve yöntemi konusundaki bilgi ve belgelere vakıf olunacağını bilip kabul ettikleri anlamı taşıdığını, şirketler açısından çok değerli olan bu bölüme katılacak kişilerin rekabet ve çalışmama yasağının makul ve amaca hizmet eden bir şekilde düzenlenmiş olunması halinde taraflarca kabul edildiğine iş yaşamında sıkça rastlandığını ve gereklilik olduğunu, Bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin iddialarını ve beyanlarını kanıtladığını, ancak hakkaniyete uygun rapor göz önüne alınmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu,Sözleşmesinin sona ermesinden sonra 1 yıllık süre için Türkiye içinde çalışma yasağının kararlaştırılmış olmasının tarafların haline, konumuna ve hassasiyetlerine uygun olduğunu, davalının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığını, yabancı statüsünde olup aslen Küba asıllı ve Amerikan vatandaşı olduğunu, davacının zaten eşi ve çocuğunun yurtdışında yaşadığını, aile düzeni olarak Türkiye’de bir ikameti olmadığını, Türkiye'de “çalışma izniyle” çalışmakta olduğunu, müvekkil şirketten önce de Türkiye dışındaki şirketlerde çalışmakta olduğunu, davalının Türkiye’ye getirilmesinin sebebinin dünyadaki ticari yönetim usul ve ana eğilimlerin faaliyetlerin değerlendirilerek müvekkil şirkette uygulama alanının oluşturulması olduğunu, aynı zamanda Türkiye içinde hazır giyim sektörü açısından dünyadaki gelişmelerden haberdar olunması ve bir anlamda sektör lideri olarak gelişime ön ayak olup katkı sağlamak bakımından davalı gibi bir kişi ile çalışılması kararı alındığını, davalının tüm dünyada satış yapan tüm sektörler için gerekli olan politikaların üretilmesi ve uygulamaya konulması açısından önemli bilgi ve deneyimlere sahip olduğunu ve tüm dünyada çalışma imkanı olduğunu, Müvekkil şirketin 36 ülkede varlığını sürdüren ve 2023 yılına kadar Avrupa’nın en başarılı üç moda perakendecisinden biri olmayı’’ hedeflemiş bir şirket olduğunu, dolayısıyla ünü ve büyüklüğü Türkiye sınırlarıyla bağlı olmayan tüm dünya tarafından bilinen bir şirket olduğunu, faaliyet gösterdiği ülkelerin her birinde rekabet açısından ciddi rakipleriyle mücadele ederek o ülkelerde de sektör öncüsü olmak iddiasında olduğunu, bu iddiasının bulunması ve davalıyla da yaptığı sözleşmede çalışmama yasağının 36 ülkeden sadece ve sadece Türkiye ile sınırlanmış olmasının düzenlemenin amacına uygunluğunu ortaya koymakta olduğunu, zira merkezi Türkiye'de bulunan bu şirketin sırlarının en azından kendi ülkesi içinde korunmasını temin etmek amacına yöneldiği, davalının çalışma hakkında bir kısıtlamaya gitmediğini ortaya koymakta olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede amaca hizmet etmeyen ve iki tarafın da çalışma yasağı bölgesi konusunda birbirinin keyfi zararına yol açacak fazladan bir kısıtlama alanı yaratılmadığını,Davalı tarafın Türkiye’de çalışmak istemesi halinde çalışma alanının genişliğe sahip olması nedeniyle, hazır giyim ve tekstil sektöründen bağımsız bir sektörde çalışmasında sözleşmesel bir engel bulunmadığını, ayrıca çalışmama yasağının Türkiye ile sınırlandırılmış olunmasının yanında 1 yıllık süreye bağlanmış olunmasının da anlamlı olduğunu, şirketin yönetimindeki bu gruptan birisi ayrıldığında, ayrılan kişinin tüm mahrem şirket bilgisine plan ve strateji ile hedeflerin konulup bu hedeflere ulaşma yol ve yöntemi konusundaki bilgi ve belgelere vakıf olacağından şirketin bu süre içinde yeni değerlendirmeler yapıp gerekli değişiklikleri yapıp bu stratejiyi tekrar oluşturabileceği bir sürenin tanınması amacıyla olduğunu, bu zamanın gerekliliğinde herhangi bir kuşkuya mahal bulunmayacağının da ortada olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede amaca hizmet etmeyen ve iki tarafın da çalışma yasağının süresi konusunda birbirinin keyfi zararına yol açacak fazladan bir kısıtlama zamanı yaratılmadığını, Bilirkişinin raporunda cezai şart miktarının hukuka ve hakkaniyete uygunluğuna da dikkat çektiğini, bilirkişi her ne kadar Bakırköy İşMahkemesinin ve yerel mahkemenin iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın davacı tarafından fesh edildiği kanaatine ulaşması halinde TBK 447/2 uyarınca dava konusu rekabet yasağı şartının geçersiz hale geleceğini ifade etse de ortada iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğine dair belge olmadığını ifade ettiğini, Davalının milyar dolarlık bütçeyi yöneten, işveren vekili konumunda, amerikan vatandaşı ve dünyanın herhangi bir yerinde görev yapabilecek üst düzey bir yönetici olduğunu, kendisinin altında imzası olduğu istifa dilekçesini baskı altında sunduğu iddiasının inandırıcılıktan uzak olduğunu, işverenin hazır giyim ve tekstil işi ile ilgili rekabet halinde olduğu herhangi bir şahıs, firma veya şirkette işe alım sürecine girmeyeceğine yönelik düzenlemenin amaca uygun olduğunu, müvekkil şirketin perakende mağazacılık ve hazır giyim sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, Türkiye'de sektörün lideri konumunda olduğunu, davalı ile yapılan sözleşmede yer alan kısıtlamalardan bir tanesinin de işverenin hazır giyim ve tekstil işi ile ilgili rekabet halinde olduğu herhangi bir şahıs, firma veya şirkette işe alım sürecine girmeyeceği hususu olduğunu, davalının uzmanlık alanının satış ve pazarlamada strateji ve politika belirleyip üretmek olduğunu,uzmanlık alanı itibariye ticari her firmada çalışabilecek ve aranan bir kişi olduğunu, çalışabileceği alanın genişliğine bakıldığında gıda, otomotiv, her türlü üretim satış ve pazarlama olan her firmada çalışabileceği bir konumu olduğunu, bu alanlardan sadece hazır giyim ve tekstil alanında faaliyet göstermesinin karşılıklı anlaşma ile kararlaştırılmış olunmasının taraflar arasındaki sözleşmede amaca hizmet etmeyen ve iki tarafın da çalışma yasağının işkolu / alanı itibariyle birbirinin keyfi zararına yol açacak fazladan bir kısıtlama alanı oluşturulmadığını, sözleşmede haksız rekabete sebep olabilecek herhangi bir aktiviteye katılmaktan ve işbirliği yapmaktan kaçınacağı taahhüdünün amaca uygun olduğunu ve sözleşmenin bitmesi halinde tarafların her ikisinden de beklenen bir hal olduğunu, Sır saklamaya yönelik 6.2. maddesinin içerik itibariyle tarafların her ikisinden de beklenen bir hal olduğunu, yine sözleşmenin 6.2. maddesindeki sır saklama yükümlülüğü ve sınırları itibariyle gayet net bir şekilde vakıf olunan sırların tümünün saklanması gerekliliğini ve herhangi bir zaman kısıntısı bulunmaksızın beklenen bir hal olduğunu, bu hükmün konulmasındaki hukuki yararın tartışılamayacak kadar net olduğunu, İşbu davanın, davalının sözleşme ile hüküm altına alınmış rekabet etmeme hükmüne aykırı davranmış olması nedeniyle açılmak zorunda kalındığını, davalının .... A.Ş.'de müvekkil şirketteki pozisyonu ile aynı olan ... olarak (... officer- pazarlama kurulu başkanı) pozisyonunda mayıs 2017 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, davalının müvekkil firmadan kendi isteğiyle 16.04.2017 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde rekabet ve gizlilik yasağıyla ilgili madde mevcut olmasına rağmen müvekkil şirketten ayrıldıktan kısa bir süre sonra rekabet ve gizlilik yasağına aykırı olarak 2017 Mayıs ayından itibaren ...'da çalışmaya başladığını, Sözleşmeye konu rekabet yasağı maddesinin işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işverenle rekabet teşkil edecek, herhangi bir faaliyette bulunmama hususunu içerdiğini, iş sözleşmesine konan rekabet yasağı maddesinin amacının işçinin işletmede öğrendiği bilgileri, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenin aleyhine onunla rekabet edecek şekilde kullanmasını engellemek olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, TBK'nun 444/1 fıkrasına dayalı rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında 04.06.2012 başlangıç, 04.02.2013 bitiş tarihli belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, davacı ve davalı arasındaki çalışma şartlarını düzenleyen bu sözleşme sona erdikten sonra, davalının devam eden çalışmasını düzenleyen herhangi bir yeni bir sözleşme yapılmamış, davalının belirli süreli iş sözleşmesinin süresi sona erdikten sonra da davalının davacı şirkette yeni bir iş sözleşmesi imzalanmadan 16.04.2017 tarihine kadar çalışmaya devam ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece celbedilen Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin 13.11.2019 tarih ve 2017/780 Esas - 2019/733 Karar sayılı kararı ile; davalı ...'un davacı ... aeyhine açtığı işçilik alacağı davası, "davacının davalı işveren tarafından haksız olarak iş akdinin sonlandırıldığı iddiası kabul edilerek"; kısmen kabul kısmen reddedilmiş ve İstinaf denetime tabi tutularak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi 16.03.2023 tarih 2020/3953 Esas - 2023/488 Karar sayılı kararı ile; “davacı ...'un istifa iradesinin bulunmadığı, işveren tarafından işten ayrılmaya zorlandığı” kıdem tazminatına hak kazandığı, yine dosya içeriği ile ödenmemiş prim alacağı bulunduğu gerekçesiyle işçilik alacakları resen hesaplanmak suretiyle karar düzeltilmiş ve ilamın 6/03/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.TBK'nun 444/1 maddesi uyarınca, Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. TBK'nun 444/2 fıkrası uyarınca, rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması gerekmektedir.Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedildiğinin kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit hale geldiği, rekabet yasağının TBK'nun 447/2 fıkrası uyarınca davacı işverenin sözleşmeyi haksız feshi ile son bulduğu anlaşılmış ve rekabet yasağı sona ermekle ihlalinden bahsedilemeyeceği ve buna göre cezai şart talep edilemeyecektir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, davacının davalıdan TBK'nun 444 maddesine dayalı cezai şart talep edemeyeceği, ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/1689, K. 2026/234, T. 05.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2023-1689-e-2026-234-k-3b61491ce9bd