Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1512 E. 2026/595 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1512
Karar No
2026/595
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1512 Esas

KARAR NO: 2026/595 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2020/4 Esas - 2023/487 Karar

TARİH: 14/06/2023

DAVA: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 26/03/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ...’in müvekkili banka ile ... müşteri no ile Genel Kredi Sözleşmesi, Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalamış olduğu, Çek Beyyanamesinde bulunduğunun, sözleşmeye istinaden müvekkili bankanın ........numaralı kredileri, *.......numaralı kredi kartlarını, ....... numaralı tek hesabı ve çekleri kullandırılmış olduğunu, ...’in ise kefil sıfatı ile kredi sözleşmelerine taraf olduğunu, kendisi bakımından taleplerinin kefil olduğu borç kadar sorumlu tutulması olduğu, davalı borçlunun kendi edimlerini yerine getirmeyerek borçlarını zamanında ödememş olduğunu, bu sebeple 19.08.2019 tarihinde ihtarname keşide edilerek gönderildiği, ihtarnamelerin 21.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine haklarında .... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyası ile yasal takip başlatıldığı, ödeme emrini tebliğ alan borçluların süresi içerisinde herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek asıl alacak miktarına, işlemiş faiz ve ferilerine itiraz etmiş olduğunu, ihtarnamelerin davalılar tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde kendi el yazıları ile yazıkları adreslerine ihtarname gönderilmiş olunduğu, arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı beyan edilerek davalının icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile icranın devamına ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'in dava tarihinden bir gün önce 02/01/2020 tarihinde vefat ettiğini, davada taraf olma ehliyetinin sona erdiğini, davalı ...’in, kendisine gönderilen ihtarname ve ekindeki hesap özetlerini incelediğinde davacı bankaya kendisine davacı bankaca bildirilen miktarda bir borcunun bulunmadığını beyan ettiğini, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davalı ile davacı banka arasında imzalanmış olan tüm sözleşmelerin, banka tarafından önceden hazırlanmış ve davalı aleyhine tek taraflı standart hükümler içeren sözleşmeler olduklarını ve genel işlem şartı içerdiklerini, davalı gerçek kişi olmasına rağmen kendisine ticari kredi kullandırıldığını, davalının, davacı banka tarafından kendisine kullandırılan, ticari kredinin şartları, bireysel kredi şartlardan daha ağır olduğundan, iki kredi türü arasındaki aleyhe olan düzenlemelerin tümüne itiraz ettiklerini, davalının davacı bankadan iki adet kredi kartı edindiğini, bu kartlar için talep edilen ana para ve faiz tutarının fahiş olduğunu, faize faiz işletildiğini, davacı gerçek kişi olduğundan davacı banka ile cari hesap ilişkisi ile çalışmaya elverişli olmadığı, buna rağmen bankanın davalının aciz durumundan istifade ederek, kötü niyetle, cari borç ilişkisi tesis ettiğini, davalının, bankadan kullanmış olduğu kredi için yıllık uygulanan % 40 nispetindeki faiz oranına itiraz ettiklerini, müteveffa ... İlkiz'den sadece belirli kısımlarının müşteri tarafından doldurulduğu ve bankanın genel uygulamasında kullanıldığı anlaşılan sayfalara "müteselsil kefil" sıfatıyla imza alındığını, kefalet limitlerinin de genel kredi limitlerinden fazla olduğunu, kefilin ilk sözleşme tarihinde 71 ve ikinci sözleşme tarihinde 73 yaşında olduğunu, sözleşmelere imza attığı tarihte fiili ehliyeti bulunup bulunmadığının banka tarafından araştırılmadığını, her hangi bir sağlık kurumundan rapor alınmadığını, bu nedenle kefaletin de geçersiz olduğunu, asıl borçlu olduğu iddia edilen davalı ... hakkında yukarıda yapılan açıklamaların müteveffanın kefaletinin geçerliliğine doğrudan etkisi olduğunusavunarak haksız davanın reddi ile her türlü dava gideri, harç ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı olarak gösterilen ...’in dava açılış tarihinden önce vefat etmtiğinden ve taraf ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ve delil listesinde iddia olunan kredi alacağına ilişkinin kredinin diğer davalıya kullandırıldığına dair delil sunulmadığını, kredi kullandıran bankanın bu güne kadar bu alacağın tahsili yoluna başvurmamış olmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, davacının kredi miktarının teslim edildiği iddiasını yazılı belgeyle ispatlayamaması nedeni ile davanın esastan reddi gerektiğini, hesap katına havi ihtarnamenin kanunen aranan şartlara uygun olmadığını, usule ve hukuka uygun muacceliyet ihtaratı ve/veya taksitlere ilişkin açıklayıcı izah ve ödeme şartları içermeyen ihtarnameye dayalı olarak icra takibine geçildiğini, ihtarnamede ne muacceliyete ilişkin herhangi bir kayda ne de geciken borç tutarına yer verilmediğini, .... Noterliği'nin 28.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı yanca keşide edilen ihtarnameye yasal süresi itiraz edildiğini, davacının bu husustan bahsetmediğini, müvekkilinin murisi tarafından imzalandığı iddia edilen kefalet sözleşmesinin kanunen aranan şartları haiz olmadığını, sözleşme deki imzalara itiraz ettiklerini, basit bir gözden geçirme ile dahi 05.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 30.01.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefil sayfalarındaki imzaların farklı olduğunu görüleceğini, müteveffanın ilk genel kredi sözleşmesini imzaladığı sırada 71, diğer sözleşmeyi imzaladığı sırada 73 yaşında olduğunu, müteveffanın yapılan işlemi idrak edecek akli kuvvete sahip olup olmadığı irdelenmeden, sağlık raporu gibi araşatırmalar yapılmadan asıl alacağın güvence altına alınması amacı ile müteveffanın müteselsil kefil kabul edildiğini, kredi sözleşmesinde yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerin yazılmamış sayılması gerektiğini, aksi kanaat ile kredi sözleşmesinin geçerli olduğu kanısına varılması halinde dahi taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin ticari kredinin bireysel krediye nazaran daha ağır şartlarının ve yine faize ilişkin hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ileri sürerek, müteveffanın taraf ehliyeti bulunmaması nedeni ile davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir..

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 14/06/2023 tarih ve 2020/4 Esas - 2023/487 Karar sayılı kararında; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı banka ile davalı asıl borçlu ... arasında 05/04/2013 tarihli, 150.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi ve 30/01/2015 tarihli 250.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinin akdedildiği, 23/09/2021 tarihli ATK raporu ile 05/04/2013 tarihli sözleşmedeki imzanın kefil ...'e ait olmadığının, 30/01/2015 tarihli sözleşmedeki imzanın kefil ...'e ait olduğunun anlaşıldığı, kefil tarafından 30/01/2015 tarihli sözleşmede kefaletin önceki borçları kapsadığının kabul edildiği, ihtarname, icra dosyası, davacı bankanın kayıtları, 19/02/2023 ve 20/05/2023 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın davalılardan icra takip tarihi itibariyle; davaya konu alacağı için hüküm kısmında belirtilen miktarlarda alacaklı olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacağın likit olduğu gözetilerek kabul edilen nakdi tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş, davalı ... tarafından kendisine bireysel kredi yerine ticari kredi kullandırıldığı iddia edilse de, davalının davaya konu sözleşmeleri sözleşme serbestisi kapsamında imzaladığı ve sözleşme koşulları ile bağlı olduğu gözetilerek bu itirazının dikkate alınmadığı, ayrıca davalıların diğer tüm itirazlarının sözleşme kapsamındaki sorumluluklarını kaldırmayacağı dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın kısmen kabulü ile, davalıların .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin, A-Takipte 1. sıradaki krediler ... için 135.513,29 TL asıl alacak, 2.616,28 TL işlemiş faiz, 130,81 TL BSMV olmak üzere toplam 138.260,38 TL üzerinden devamına, - 135.513,29 TL asıl alacağın 57.006,82 TL’sine takip tarihinden itibaren yıllık %31 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına, 70.699,65 TL’sine takip tarihinden itibaren yıllık %30 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına, 7.806,82 TL’sine takip tarihinden itibaren yıllık %32 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına,B-Takipte 2. sıradaki çek sorumluluk bedelleri için 10.150 TL asıl alacak, 81,24 TL işlemiş faiz, 4,06 TL BSMV olmak üzere toplam 10.235,30 TL üzerinden devamına, -10.150 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %32 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına, C-Takipte 3. sıradaki kredi kartları ... ... için 68.356,08 TL asıl alacak, 1.193,16 TL işlemiş faiz, 59,66 TL BSMV olmak üzere toplam 69.608,90 TL üzerinden devamına, 68.356,08 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %28,80 ve TCMB tarafından deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına, D-Takipte 4. sıradaki kredili mevduat hesapları ... için 4.609,97 TL asıl alacak, 36.36 TL işlemiş faiz, 1,82 TL BSMV olmak üzere toplam 4.648,15 TL üzerinden devamına, -4.609,97 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %28,80 ve TCMB tarafından deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına,

2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,

3-Davacının ... hakkındaki gayrinakdi alacağa yönelik davasının kabulü ile 46.690 TL’nin davacı bankada açılacak faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmek suretiyle takibin devamına,

4-Kabul edilen nakdi alacağın (222.752,73 TL) %20’si oranında 44.550,54 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın somut gerekçe içermediğini, ödeme emrinde, davacının gayrinakdi çek depo bedeli talebi bulunmama sına rağmen, talep aşılarak karar verildiğini, Muris ...ile davacı arasındaki kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, ATK raporunda 05/04/2013 tarihli 757695 sözleşme seri nolu belgede yer alan imzanın ...'ün eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, ATK raporunda ...'e ait olduğu belirtilen imzayı havi 30/01/2015 tarihli .......... nolu belgenin ise borç doğuran bir sözleşme olmadığını, bir bilgilendirme formu olduğunu, taraflar arasında geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, 30/01/2015 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefil imzası hakkında ise bir tespit yapılmadığını, 05/04/2013 tarihli sözleşmedeki imzanın ... eli ürünü olmadığı anlaşıldığına göre, bankanın ... olmaksızın adına imza atılmasına göz yumduğunu, buna göre bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, Murisin yalnızca kefil sıfatıyla imzası bulunan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu tutulabileceği göz ardı edilerek, tüm borçtan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, 30/01/2015 tarihli sözleşme dışında borçlunun şahsi kredi kartları, çek sorumluluk bedelleri, kredili mevduat hesaplarından ...'ün sorumlu tutulamayacağını, murisin ne kredi kartı sözleşmelerinde, ne tek hesap sözleşmelerinde ne de çek hesabına ilişkin herhangi bir sözleşmede imzası bulunmadığını, Sayfalarca hazırlanmış bir sözleşmenin 74 yaşındaki sağlıklı olmayan bir kadın tarafından bilinçli bir şekilde imzalanabileceğinin kabulünün mümkün olmadığını; bu hususta bankanın üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediğini, mahkemenin kefaletin geçersizliğine yönelik değerlendirme yapmadığını, Münferit kredilerin genel kredi sözleşmelerinden hangisine dayalı olarak kullandırıldığının araştırılmadığını, 21/08/2019 tarihli hesap katına ilişkin ihtarnamenin kanunen aranan şartlara uygun olmadığını; usule ve hukuka uygun muacceliyet ihtaratı ve/veya taksitlere ilişkin açıklayıcı izah ve ödeme şartları içermeyen ihtarnamenin hukuka uygun düzenlenip düzenlenmediği ve temerrüt tarihinin hukuken geçerli olup olmadığının mahkemece değerlendirilmediğini, Dosyada mübrez genel kredi ve kefalet sözleşmelerinde yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerin yazılmamış sayılması gerekmekte iken, bu iddialarının da değerlendirilmediğini, Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında itirazlarının karşılanmadığını, taraflarınca ve diğer davalı tarafca yapılan itirazların bilirkişi raporuna kopyalanmakla yetinildiğini, Davacı tarafından 2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin imha edildiğinden bahisle dosyaya sunulmadığını, mahkemece bu genel kredi sözleşmesi koşulları da değerlendirilerek ek rapor tanzimi istenilmesine rağmen, ek raporda bu hususta değerlendirme yapılmadığını, yine bu sözleşme kötü niyetli olarak dosyaya sunulmadığından imza incelemesi yapılamadığını, Kefilin sorumluluğunu 250.000,00-TL kefalet limit ile sınırlı olduğunu, bu husus ilk derece mahkemesince göz ardı edilerek sınırın aşıldığını, dava dilekçesinde açıkça limit belirtilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesi hükmünde hiçbir şekilde limit belirtilmediğini, davalının tüm borçlardan sorumlu tutulduğunu, Koşulları oluşmadığı halde inkar tazminatına hükmedildiğini, İleri sürerek, izah edilen ve mahkemece re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle; davanın kısmen kabulü yönündeki kararın tehir i icra talebiyle istinaf ettiklerini, ilgili kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ile davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan nakdi ve gayrınakdi alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından davalı ... ve müteveffa davalı ...aleyhine 18/09/2019 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, davalılarca yapılan itiraz üzerine takibin durduğu ve 03/01/2020 tarihinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemece tebligat aşamasında davalılardan ...'in 02/01/2020 tarihinde öldüğünün tespit edildiği görülmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/14-2535 Esas, 2018/778 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kural olarak ölü kişi adına ve ölü kişiye karşı dava açılamaz. Ancak davacının, davalının ölü olduğunu bilmemesinin hataya dayalı olduğu durumda, HMK'nun 124 madde sinde düzenlenen, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceğine dair hükmün uygulama alanı bulur. Kuralın istisnası davacının ölü kişiye karşı maddi hata sonucu dava açması halidir. Somut olayda da, davalı ...'ün dava tarihinden bir gün önce ölmüş bulunduğu, davacı vekili tarafından 21/10/2020 tarihli celsede davalı ...'ün yasal mirasçılarının davaya dahil edilmek istenildiği, artık bu talebin tarafta iradi değişiklik talebi olarak kabul edilmesi gerektiği, mahkemece de talebin kabul edildiği, dosyaya mübrez veraset ilamından davalı ...'ün yasal mirasçılarının diğer davalı ... ve ... olduğunun tespit edildiği, dava dilekçesi eklerinin ...'a da tebliğ edilerek taraf değişikliği ile taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delillerinin toplandığı, takip ve dava dayanağı 05/04/2013 ve 30/01/2015 tarihli genel kredi ve kefalet sözleşmeleri asıllarının, hesap özetlerinin, genel kredi sözleşmesine istinaden kredi lehdarı .........'a kullandırılan ticari kredilere ilişkin özel şartlar ve ödeme planlarının, kat ihtarı ve tebliğ şerhlerinin, kefilin ıslak imzalarını içerir mukayeseye esas belge asıllarının dosya arasına alındığı, davalıların kefilin imzasına yönelik itirazları üzerine Adli Tıp Kurumu'ndan imza incelemesini içerir rapor alındığı, akabinde dosyanın bankacı bilirkişiye verilerek kök davalıların itirazları üzerine ek rapor alındığı, davalıların itirazları üzerine ikinci bir bankacı bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı, akabinde tahkikat bitirilerek son bilirkişinin kök ve ek raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı istinafının aksine Adli Tıp Kurumu tarafından 30/01/2015 tarihli genel kredi ve kefalet sözleşmesindeki imzanın muris ...'ün eli ürünü olduğunun tespit edildiği, incelenen belgenin bilgilendirme formu değil, doğrudan kefalet sözleşmesi olduğu, yine davalı istinafının aksine ödeme emrinde gayrınakdi çek alacağının yalnızca kredi lehdarı ........ yönünden talep edildiği ve mahkemece de bu yönde karar verildiği, gayrınakdi alacak yönünden talebi aşar şekilde kefil aleyhine hüküm tesis edilmediği, 30/01/2015 tarihli genel kredi ve kefalet sözleşmesinde ...'ün kefalet limitinin 250.000,00-TL olarak tespit edildiği ve kefaletin davalı ........nın önceki borçlarını da kapsadığının kararlaştırıldığı, yine 06/06/2022 tarihli raporda takibe konu edilen her bir kredi kaleminin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kaldığının tespit edildiği, buna göre kefilin kefaletinin 30/01/2015 tarihinden önce doğmuş kredi borçlarını da kapsama sı nedeniyle, daha önceki dönemde bağıtlanmış genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı .......'ya verilen kredi kartlarından doğan borçlardan da kefilin sorumlu olduğu, kredili mevduat hesabı ve ticari kredilerin ise 30/01/2015 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldıkları, ...'ün 30/01/2015 kefalet sözleşmesi tarihi itibariyle yetmiş üç yaşında olduğu ve fakat davalılarca kefilin bu tarih itibariyle fiil ehliyetinin bulunmadığına dair soyut savunma dışında, somut herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmediği, kefaletin geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesinin okunup müzakere edildiğine dair bilgilendirme formunun kredi lehdarı tarafından imzalanmış olması karşısında genel işlem şartı savunmasının yerinde olmadığı, 2010 tarihli genel kredi sözleşmesi dava konusunu teşkil etmediğinden bu sözleşme koşullarına ilişkin bilirkişi incelemesi veya imza incelemesi yapılmamış olmasının sonuca etili bulunmadığı, bilirkişi raporlarına yönelik hukuki itirazları değerlendirme yetkisinin mahkemeye ait olduğu, teknik itirazların ise her iki bilirkişinin ek raporlarında karşılandığı, kat ihtarında her bir nakdi kredi kaleminin ve gayrınakdi alacağın dayanağının açık ve ayrıntılı olarak belirtilmiş olduğu, ihtarnamenin tebliğ şerhine göre tespit edilen temerrüt tarihinin doğru olduğu, davalı istinafının aksine mahkemece hükmedilen nakdi alacak tutarının kefalet limitinin altında kaldığı, hüküm altına alınan alacak likit nitelikte olduğundan nakdi alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece her bir kredi kalemi bakımından ayrı ayrı inceleme yaptırıldığı, son alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında kredili mevduat hesabı ve kredi kartı alacakları bakımından Merkez Bankası tarafından tespit edilen azami akdi ve temerrüt faiz oranları esas alınarak hesaplama yapıldığı, nakdi krediler bakımından ise davalılar lehine takipte talep edilen oran değil, krediler için uygulanan akdi faiz oranının iki katı üzerinden temerrüt faizi oranı tespit edilerek hesaplama yapıldığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.216,23-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.804,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.412,17-TL'nin davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1512, K. 2026/595, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1512-e-2026-595-k-c103f9bb8c9d