Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1393 E. 2026/336 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1393
- Karar No
- 2026/336
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1393 KARAR NO : 2026/336
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2023 NUMARASI : 2017/926 Esas - 2023/432 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/02/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/06/2023 tarih 2017/926 Esas 2023/432 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin Ocak/2007-Temmuz/2007 dönemine ait 32.000,00-TL borcu bulunduğu ve bu borcu ödemeyerek parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle 20/07/2007 tarih 59 sayılı yönetim kurulu kararı ile üyelikten ihraç edildiği, müvekkili hakkındaki üyelikten çıkarma kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle üyelikten çıkarma işleminin de geçersiz olduğunu, davacıya isabet eden dairenin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ile bu taşınmaz bedelinin müvekkilinin kooperatife üyelik tarihi itibariyle yaptığı ödemeyle orantılanması suretiyle munzam zararının belirlenmesine ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00-TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kooperatif üyeliğinden ihracı sebebiyle iade edilmeyen üyelik aidatı 31.000.00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren bankalara uygulanan en yüksek mevduat faiziyle tahsilini istemiştir. CEVAP :Davalı vekili, açılan davanın hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması ve zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca üç aylık süre içinde itiraz edilmiyen çıkarılma kararlarının kesinleşeceğini, 1163 sayılı yasanın 17. Maddesi gereğince çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve haklarının bunları istiyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağını, kooperatif üyeliğinden ihraç işlemlerinin 2007 yılı içerisinde kesinleştiğini dava tarihinin ise 11.08.2017 tarihi olduğunu, 10 yıl süreden sonra açılan davanın hak düşürücü süre ve zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihracı nedeniyle mülkiyetini kazanamadığı daire bedeli ile ödenmeyen üyelik aidatının tahsilinin talep edildiği, ıslah yoluyla davalı kooperatifin 27/02/2007 tarihli 59 sayılı ihraç kararının iptaline, bu talebin kabul edilmemesi halinde davacıya tahsis edilen bağımsız bölüm bedelinin tahsili, bu talebin de kabul edilmemesi halinde davacı tarafından davalı kooperatife ödenen aidat bedelinin tahsilinin talep edildiği, davacının davalı kooperatif üyesi iken İzmir 18. Noterliğinin 25/10/2007 tarih, 31114 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile keşide edilen iki ihtara rağmen parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle ve 22/10/2007 tarihli 63 sayılı yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan ihraç edildiği, söz konusu ihraç kararının davacıya 02/11/2007 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça söz konusu ihraç kararının iptali için eldeki dava öncesinde herhangi bir dava açılmadığı, daha sonra 13/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile ihraç kararının iptalinin talep edildiği, Kooperatifler Kanunu'nun 16. Maddesi gereğince ortaklıktan çıkarılma kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde dava açılmasının gerektiği, davacının ihraç kararının kendisine tebliğ edildiği 02/11/2007 tarihinden yaklaşık 15 yıl ve dava tarihinden sonra ise yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra ihraç kararının iptalini talep ettiği, ihraç kararının iptali talebi yönünden hak düşürücü sürenin dolduğu, davacının söz konusu talebinin hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiği, davacının tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı, ayrılma payı talebi yönünden ise davanın TBK 147/4 maddesinde belirtilen 5 yıllık zaman aşımını süresi içerisinde açılmadığı, davalı Kooperatif Ana Sözleşmesi'nin 15. Maddesinde de söz konusu alacağın istenebileceği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğradığının düzenlendiği, bu durumda davacının ayrılma payı talebi yönünden açılan davanın zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının ihraç talebinin iptaline yönelik talebi yönünden ise hak düşürücü sürenin dolduğu, tazminat talebinin koşullarını oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı Davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili, kooperatif ortaklık payının tamamının nakden makbuz karşılığı ödenmesi nedeniyle müvekkilinin aidat borcu bulunmadığından, kooperatif aidat borcunun ödenmediği gerekçesiyle üyeliğinin sona erdirilmesinin hatalı olduğunu, davalıya ait yevmiye defterinde sadece açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu başkacada bir kaydın olmadığı, bilirkişi tarafından müvekkilinin yaptığı ve kooperatif kaşesi bulunan tediye makbuzuyla tahsil edilen paranın kayıtlarda görülmediğinin belirlendiğini, bilirkişi tarafından makbuzun usulüne uygun olmadığı belirlenmiş ise de, belgede kooperatifin kaşesinin varlığının izah edilemediğini, müvekkilin üye kabul edilip, tüm üyelik aidatını peşin olarak ödediği halde ödemesinin defterlere geçmemiş olması nedeniyle dolandırıldığını, müvekkili tarafından yapılan ödemenin eksik olarak kayıtlara işlendiğini, İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yaptığı başvuru sonucunda düzenlenen denetleme raporunda 1163 sayılı kanun md 23'e aykırı hareket edildiği üyeler arasındaki eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ve muavin defter incelemesinde üyelerin yaklaşık %40'nın müvekkilden daha az ödeme yaptığı halde hiç biri hakkında üyelikte çıkarma işlemi yapılmadığının tespit edildiğini, dava zamanaşımı nedeniyle reddolunmuş ise de, hak arayışı noktasında yapılan tüm başvuruların zamanaşımını kestiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Dava, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihracı nedeniyle mülkiyetini kazanamadığı bağımsız bölüm bedelinin ve kooperate üyelik aidatının tahsili, ıslah yoluyla davalı kooperatifin 27/02/2007 tarihli 59 sayılı ihraç kararının iptali, bu talebin kabul edilmemesi halinde davalı kooperatif mülkiyetinde bulunan ve davacıya tahsis edilen bağımsız bölüm bedelinin tahsili, bu talebin de kabul edilmemesi halinde davalı kooperatife ödenen aidat bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davacının 10.11.2005 tarih ve 24 sayılı yönetim kurulu kararıyla kooperatif üyeliğine kabul edildiği, davalı kooperatif tarafından davacıya keşide edilen iki ihtara rağmen parasal yükümlülüklerin yerine getirilmediği gerekçesiyle 22/10/2007 tarihli 63 sayılı yönetim kurulu kararıyla davacının ortaklıktan ihraç edildiği, davacı vekilince sunulan 13/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile ihraç kararının iptali ve alacak talebinde bulunulduğu, söz konusu ihraç kararının davacıya 02/11/2007 tarihinde tebliğ edildiği, Kooperatifler Kanunu'nun 16. Maddesi gereğince ortaklıktan çıkarılma kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde davacı tarafından açılan bir dava bulunmadığından davacının ihraç kararının iptaline yönelik talebi açısından dava ve ıslah tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin dolduğu, davacının alacak ve tazminat talebi yönünden ise, davacının kooperatif üyeliğinden çıkarıldığı, yasal süre içerisinde itiraz edilmeyen ve iptali için dava açılmayan ihraç kararının kesinleştiği, davacının bu durumda ancak ortaklığın devam ettiği dönemde yapılan ortaklık ödemelerinin iadesini,yani ayrılma payını isteyebileceği, davacının tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı, ayrılma payı talebi yönünden ise davanın TBK 147/4 maddesinde belirtilen 5 yıllık zaman aşımını süresi içerisinde açılmadığı, davalı Kooperatif Ana Sözleşmesi'nin 15. Maddesinde de söz konusu alacağın istenebileceği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğradığının düzenlendiği, bu durumda davacının ayrılma payı talebi yönünden açılan davanın zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının ihraç talebinin iptaline yönelik talebi yönünden ise hak düşürücü sürenin dolduğu, tazminat talebinin koşullarını oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de, davacının ayrılma payı talebi yönünden TBK'nun147/4 maddesi gereğince zamanaşımı süresinin dolmasına, ihraç talebi yönünden ise 1163 sayalı yasanın 16. Maddesi gereğince 3 aylık hak düşürücü sürenin dolmuş olmasına, tazminat talebinin koşullarının oluştuğunun ve zamanaşımını durduran veya kesen olguların varlığının kanıtlanamamış olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.