Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1295 E. 2026/1280 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1295
- Karar No
- 2026/1280
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1295
KARAR NO : 2026/1280
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2022
NUMARASI : 2021/245 Esas 2022/1256 Karar
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 16/03/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin bayilik sözleşmesine aykırı davranması sebebi ile bayilik ilişkisinin 14.04.2011 tarihli ihtarname ile müvekkili şirket tarafından feshedildiğini ve cezai şartların derhal ödenmesinin davalıya ihtar edildiğini, davalının haksız eylemleri ile sözleşmenin süresinden önce feshine sebep olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kar kaybına uğradığını, bayilik sözleşmesinin 17/b maddesinde bayilik sözleşmesinin feshine kusuru ile sebep olacak tarafın 20.000-USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı ve haksız rekabet içeren davranışları ile sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi nedeniyle cezai şartın davalıdan tahsilinin gerektiğini belirterek, şimdilik 20.000-USD cezai şart bedelinin 20.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının fesih ihtarında ve dava dilekçesinde 20.10.2004 tarihli sözleşmenin yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra sözleşmeye aykırı davranıldığının belirtildiğini, ancak sözleşme tarihi ile fesih ihtarı arasında 7 yıla yakın bir süre olduğunu, sözleşme tarihinden kısa bir süre başlayan ödemelerin yapılmadığı iddiasının geçersiz hale geldiğini, davacı tarafın, müvekkili şirketin ödemelerini yapmadığını somutlaştıracak herhangi bir delil sunmadığını ve sözleşmeyi tek taraflı ve haksız bir feshettiğini, davacı ile müvekkili şirketin eski yetkilisi ... arasında sürmekte olan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/482 esas sayılı dosyanın halen derdest olduğunu, taraflarınca açılan bu dava sebebiyle davacı tarafın da kötü niyetle işbu davayı açtığını, davacı tarafın fesih sebebini müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranması olarak belirttiğini, ancak bu aykırı davranışların neler olduğu somutlaştırılmadığı gibi, 2011 yılındaki ihtarnamede de bu hususun net olarak belirtilmediğini, ayrıca ihtarnamede belirtilen alacak kalemlerinin de davacı şirkete ödendiğini, bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini iddia eden davacının bu hususu ispat edemediğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığından cezai şart talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;davacı tarafından 14.04.2011 tarihli ihtarname ile temerrüde dayalı olarak bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği belirtilerek bakiye borç bedeli dışında kararlaştırılan cezai şart talep edilmişse de, sözleşme ilişkisinin nasıl tasfiye edildiğine ilişkin (ürünlerin geri verilmesi, yeni ürünlerin gönderilmemesi, bakiye borcun kapatılması, teminat, denkleştirme tazminatı, yapılan masraflar, tabela broşür kullanımı vb.) bir bilgi ve belge sunulmadığı, bununla birlikte bilirkişi raporunda ihtarname tarihinden sonra davalı tarafın yıllara göre borç bakiyesinin değiştiği ve 2018 yılında borcun kapatıldığının tespit edildiği, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/156 esas (görev uyuşmazlığı öncesinde İstanbul Anadolu 6. ATMnin 2020/482 esas sayılı) dosyasında; davalı şirket yetkilisi tarafından inanç sözlemesinden dayalı olarak taşınmazın 3. kişiye satılması nedeniyle alacak davasın açıldığı, dosyaya sunulan 14.02.2013 tarihli protokolün 1. maddesinde, taraflar arasında kurulan bayilik ilişkisi neticesinde ...'nın ...'a kalan borcunun 82.400-TL olarak kabulü konusunda tarafların mutabık kaldığı, 5. maddesinde, 1. maddede bahsedilen alacak miktarı dışında ...'ın ...'dan hiçbir ad altında bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hiçbir talepte, alacak iddiasında, tazminat talebinde, cezai şart ve ferileri talebinde bulunmayacağı, Bakırköy 26. Noterliğinin 14.04.2011 tarihli ihtarnamesinde geçen ve tahakkuk ettiği belirtilen cezai şartın da bu kapsamda olup ... tarafından talepte bulunulmayacağının düzenlendiği, bayilik sözleşmesinin davalı tarafın temerrüdü nedeniyle haklı nedenle feshedildiğine ilişkin davacı tarafça Bakırköy 26. Noterliğinin 14.04.2011 tarihli ihtarnamesi dışında bir delil sunulmadığı, davalı tarafın borçlarının 2012 ve 2013 yılı için ayrı ayrı olmak üzere bilirkişi tarafından tespit edildiği ve 2018 yılında borç bakiyesinin kapatıldığının belirlendiği, yine taraflar arasında imzalanan 14.02.2013 tarihli protokolde borç miktarının yazıldığı ve 14.04.2011 tarihli ihtarnamede belirtilen cezai şart talebinde bulunulmayacağının belirtildiği ve bu nedenle cezai şart talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; bayilik sözleşmesinin 15.a maddesinde, bayi tarafından yapılacak ödemelerin gecikmesi, ödeme olarak verilen belgelerin gününde ve zamanında ödenmemesi veya hiç ödeme yapılmaması durumunun fesih sebebi olarak belirtildiğini, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden bir süre sonra davalı şirket tarafından ödemelerin zamanında yapılmadığını, alınan 20.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda davalının 2011, 2012 ve 2013 yıllarında bakiye borcunun bulunduğunun ve davalının borçlarını zamanında ödemediğinin, borcun ancak 02.01.2018 tarihinde kapatıldığının tespit edildiğini, bu nedenle sözleşmenin feshinin haklı olduğunu, sözleşmenin 17/b maddesi gereğince cezai şart bedelinin davalıdan tahsilinin gerektiğini, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/156 sayılı dosyasında davacı ..., davalı ... ... AŞ iken işbu davanın davacısı ... ... Ltd. Şti, davalısı... ... AŞ olup, tarafları farklı olan mahkeme dosyasına dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkemece söz konusu protokolün geçerli olup olmadığı irdelenmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, protokolün, protokol şartlarına uygun ödeme yapılmamış olması sebebiyle geçersiz hale geldiğini, zira müvekkili şirketin protokol şartlarına uyulmaması sebebiyle geçersiz hale gelen protokoldeki alacağını tahsil etmek için ipotekli taşınmazın satılması suretiyle alacağın tahsili yoluna başvurmak zorunda kaldığını, bu nedenle mahkemece geçersiz hale gelen protokole dayanılarak cezai şart koşullarının oluşmadığına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca mahkemece her ne kadar haklı sebebin fesih tarihinden önce bilinmesine rağmen ticari ilişkinin devam ettirildiği, bu sebeple artık aynı sebebe dayanılmasının haklı fesih kapsamında kalmayacağı, aksine hakkın kötüye kullanılması kapsamında kalacağı ifade edilmiş olsa da, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 15. maddesindeki "... ..., yukarıdaki olayların bir veya birkaçının gerçekleşmesi durumunda sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. Sözleşme derhal feshedilebileceği gibi, ortaya çıkan durumun giderilmesi için ... tarafından bayiye belirli bir süre tanınabilir. Süre tanınmış olması ...'ın olayı kabul anlamına gelmeyeceği gibi daha sonra bu sebeple sözleşmeyi feshetmesine de engel değildir" hükmü ile haklı fesih nedenleri oluşması halinde müvekkilinin daha sonra bu sebeple sözleşmeyi feshedebileceğinin, haklı fesih sebebinin bilinmesinin daha sonra sözleşmenin bu sebeple feshedilmesine engel teşkil etmeyeceğinin açıkça hüküm altına alındığını, ancak mahkemece sözleşmenin işbu hükmünün dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshi iddiasına dayalı olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı Tasfiye Halinde .... Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kaydının incelenmesinde, ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra 10/06/2026 tarihli 2026/02 sayılı genel kurul kararı gereğince sicilden terkin edildiği ve bu hususun 15/06/2026 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Taraf ehliyeti dava şartı olup davanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerekir. Yargılama sürecinde davanın taraflarının taraf ehliyetine haiz olması gerekir. Bu durumda mahkemece davacıya davalı şirketin ihyası için süre verilip ihya davası açıldığı takdirde sonucu beklenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, taraf teşkilindeki eksiklik giderilerek dava görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2022 Tarih 2021/245 Esas - 2022/1256 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA;
"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE"
Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/07/2026