Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2023/124 E. 2025/101 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/124
Karar No
2025/101
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/124 - 2025/101 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/124 KARAR NO : 2025/101

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.12.2022 NUMARASI : 2018/932 Esas 2022/767 Karar

DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 06.02.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 28.02.2025

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 21.09.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davacının makine teknikerliği bölümünde okumakta olduğunu, kaza nedeniyle davacının alnında ve yüzünde sabit kalan çizik ve ameliyat izleri oluştuğunu, vücudunda kırıklar oluştuğunu, iki ay yatalak kaldığını ve başkalarının yardımı ile hayatını idame ettirebildiğini, sol bacağını kullanamaz hale geldiğini, davalı sigorta şirketine yapılan müracaattan sonuç alınamadığını, davanın HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200,00 TL bakıcı gideri, 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında bakıcı gideri talebini 4.212,18 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 13.771,18 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 106.335,62 TL’ye artırmıştır. Davalı vekili, davacı tarafça usulüne uygun başvuru bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kazada davacının emniyet kemerini takmadığı gibi koruyucu önlemleri almadığı için zararı artırdığını, kusura ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının hatır için taşındığından lehine hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin teminat kapsamı dışında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusura ilişkin alınan 26.04.2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.05.2020 ve 30.09.2020 tarihli raporlarda davacının engellilik oranının % 3 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 28.03.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 106.335,62 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 13.771,18 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 4.212,18 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 124.318,98 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 28.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının maluliyetine ilişkin Adli Tıp Kurumundan alınan en son raporda maluliyetinin bulunmadığının belirtildiğini, yönetmelik farklığı nedeniyle maluliyet meydana geldiğinin tespitinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda progresif rant yöntemi kullanılarak hatalı hesaplama yapıldığını, kaza tarihinin Anayasa Mahkemesi iptal kararından önce olup 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını, SGK’nın sorumluluğunda olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, eksik ve hukuka aykırı yargılama yapılarak karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 21.09.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece 26.04.2019 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.05.2020 ve 30.09.2020 tarihli raporlarda davacının engellilik oranının % 3 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 28.03.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Dosya içeriğinden yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.05.2020 ve 30.09.2020 tarihli raporlarda davacının engellilik oranının % 3 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aynı yer tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 29/03/2021 tarihli raporda davacının yaralanmasının maluliyete neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet tayinine mahal olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi olan 21.09.2017 tarihi itibariyle uygulanan yönetmelik olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacı muayene edilerek düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 27.05.2020 ve 30.09.2020 tarihli raporlarının hükme esas alınmasında isabetsizlikgörülmemiştir. 2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan 28.03.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda pasif dönem hesabında 2022 yılı asgari ücretinin 4.253,40 TL olduğu belirlenerek Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir. 3-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 8.492,23 TL istinaf harcından peşin alınan 2.123,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.369,17 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği ve harç tahsili işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/124, K. 2025/101, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-26-hukuk-dairesi-2023-124-e-2025-101-k-27fdda85127b