Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1126 E. 2025/1632 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1126
- Karar No
- 2025/1632
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1126
KARAR NO : 2025/1632
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 29/09/2022
NUMARASI : 2021/256 E. - 2022/115 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin belirli işletmelerle franchise sözleşmesi yaparak "... ..." markasının kullanımı ile şirket merkezinden gönderilen ürünlerin satışının yapılması hususunda yetki verdiğini, taraflar arasında 01/09/2021 tarihli franchise sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine noter vasıtası ile ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye cevap verilmediğini, bunun üzerine sözleşmenin tek taraflı olarak feshetme hakkı doğduğunu belirterek, franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, müvekkili şirkete ait tabelaların kaldırılması, ürünlerin toplatılması ile müvekkiline teslimine karar verilmesi talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Öncelikle yetkili mahkemenin Ticaret mahkemeleri olduğunu, ihtarnamelere cevap verilmemesi ve ödeme yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, franchise verenin kendi lehine tek taraflı fesih maddeleri koymasının açık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde hiçbir somut olaya dayanılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkilin dava tarihinden önce davalı tarafa keşide ettiği ihtarnamelerde fesih iradesinin ortaya konulmadığı gerekçesi ile davanın reddine yönelik kurulan hükmün hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından ilki Üsküdar 21. Noterliği vasıtasıyla 28.02.2020 tarihinde... yevmiye numarası, diğeri Üsküdar 5.Noterliği nezdinde 27.10.2020 tarih ve ... yevmiye numarası ile olmak üzere 2 farklı tarihte davalı tarafa ihtarname keşide edilerek, davalı tarafın taraflar arasında imzalanan Franchise sözleşmesine aykırı davrandığı, aykırılığın giderilmediği durumda sözleşmenin feshedileceği ihtarında bulunulduğunu, mahkeme kararında söz konusu ihtarnamelerin franchise ilişkisinin feshine dair açık bir irade beyanı ortaya koymadığı bu cihetle ihtarname ile feshin gerçekleşmediği tespitinde bulunularak davanın reddine karar verildiğini, gerekçede yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları gösterildiğini, ihtarnamelerin keşide edildiği tarihte davalı tarafın müvekkili şirkete borcu bulunduğunu, hükümde yalnızca ihtarnameler üzerinden bir hukuki tartışma yürütüldüğünü, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri irdelenmediğini, Franchise Sözleşmesini incelemiş olsaydı sözleşme maddesine aykırılık halinde herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın müvekkili şirketin sözleşmeyi feshetme hakkı olduğunun anlaşılacağını, ihtarname ile fesih iradesinin ortaya konulup konulmaması tartışmasından önce, sözleşmenin feshi için ihtarname çekip çekmemenin zorunlu olup olmadığı, davalı tarafın dosya üzerinden tespit edilen borçlu olma halinin taraflar arasındaki franchise ilişkisini sona erdirmek için müvekkili adına yeterli bir sebep olduğu tespitinde bulunulması gerektiğini, mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, mahkeme konuyu bu yönü ile ele almadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili , müvekkilinin “... ...” markası altında faaliyet gösterdiğini, davalı taraf ile 01.09.2021 tarihinde franchise sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen davalının ödeme yapmadığını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, böylece müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı olarak haklı nedenle feshetme hakkının doğduğunu beyanla sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, müvekkiline ait tabelaların kaldırılmasına, ürünlerin toplatılarak müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili , davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ihtarnamelere cevap verilmemesi ve ödeme yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, franchise sözleşmesinde yer alan tek taraflı fesih hükümlerinin hukuka aykırı olduğunu, soyut iddialara dayalı açılan davanın reddini talep etmiştir. 27/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda ;22.03.2021 tarihinde davalı işletmenin bulunduğu adreste inceleme yapılarak, davalı işyerinde tabela, poster, menü, tatlı, baklava, börek, şerbet, dondurma gibi ürünlerde “... ...” ibaresinin birebir kullanıldığı, markanın hem iç mekânda hem dış cephede yer aldığı, dolayısıyla davacının tescilli markasının davalı tarafından aktif biçimde kullanılmaya devam ettiği, davalı işyerinde Melodi markalı çikolatalar, ... markalı kandil simidi ve kurabiyeler, cezerye gibi farklı markalara ait ürünlerin de satışa sunulduğu, iş yerinde kullanılan "... ..." ibareli kullanımlarının davacı tarafın markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı bildirilmiştir. 21/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davacı ile davalı arasında 01/09/2017 tarihli franchise sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davalının, davacıya ait markayı belirtilen adreste kullanabileceği, yalnızca davacıdan ürün tedarik edeceği , davacının onayı dışında hiçbir ürün satmayacağı şeklinde düzenlemeler yapıldığı, davacı tarafın, davalının ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine 28.02.2020 ve 27.10.2020 tarihli iki ayrı ihtarname gönderdiği, ilk ihtarnamede davalının 130.061,80 TL cari borcunu 06.03.2020’ye kadar ödemesinin istendiği, ikinci ihtarnamede miktar belirtilmeden cari borcun 02.11.2020’ye kadar ödenmesinin talep edildiği, her iki ihtarnamede de borcun ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin belirtildiği, ancak açık ve kesin fesih beyanının yer almadığı, davacı defterlerinde belirtilen tarihlerde gerçekten bu miktarlarda alacakların mevcut olduğu, ancak davalı defterlerinde farklı bakiyeler bulunduğu, davacının 2020 yılı boyunca ve dava açıldıktan sonra da mal gönderip fatura kesmeye devam ettiği, dolayısıyla ticari ilişkinin fiilen sürdüğü, 2021 yılı sonu itibarıyla davacı kayıtlarında davalıdan 3.618,17 TL bakiye alacak bulunduğu noter ihtarnamelerinin yalnızca mehil bildirimi niteliğinde olduğu, fesih bildirimi olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle sözleşmenin mahiyet itibarıyla hâlen yürürlükte bulunduğu, davacı tarafın dava açtıktan sonra dahi davalıya ürün göndermeye devam etmesinin, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağı ile bağdaşmadığı, franchise sözleşmelerinin ancak açık ve kesin bir fesih beyanıyla sona erdirilebileceğini, davacı tarafın böyle bir fesih iradesini noter ihtarnamelerinde ortaya koymadığını, bu nedenle haklı nedenle fesih tespiti isteminin hukuken yerinde olmadığı belirtilmiştir.Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.09.2017 tarihli franchise sözleşmesi bulunduğu, sözleşme uyarınca davalı tarafın davacıya ait “... ...” markasıyla faaliyet göstermesine izin verildiği, sözleşme ile davalı tarafın yalnızca davacıdan ürün temin etme yükümlülüğü altında olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf, ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek 28.02.2020 tarihli Üsküdar 21. Noterliği’nin... yevmiye numaralı ve 27.10.2020 tarihli Üsküdar 5. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnameleriyle davalıya bildirimde bulunmuş, ihtarların cevapsız kaldığını, sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranıldığı iddia ederek sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştür. Ancak bilirkişi heyetinin incelemesine göre, davacı tarafından gönderilen anılan ihtarnamelerde yalnızca borcun ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedilebileceği belirtildiği, açık ve kesin bir fesih bildirimi yapılmadığı, bu ihtarnamelerin mehil bildirimi mahiyetinde olduğu, sözleşmeyi sona erdiren irade açıklaması içermediği, bu nedenle tek başına fesih hükmü doğuramayacağı tespit edilmiştir. Franchise sözleşmeleri, karşılıklı borç yükleyen sürekli edimli sözleşme niteliğindedir. Sözleşmenin feshine yönelik iradenin açık, kesin ve muhataba ulaşmış olması gerekir. Somut olayda davacının fesih iradesini ihtarname yoluyla karşı tarafa açık biçimde bildirmediği, bu sebeple fesih beyanının hüküm doğurmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı tarafın dava açtıktan sonra dahi davalıya mal göndermeye ve fatura düzenlemeye devam ettiği, bu itibarla davacının sözleşmenin sona erdiğini ileri sürmesine rağmen aynı sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmesinin, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı açıktır. Davacı tarafından haklı fesih gerekçesi olarak gösterilen yükümlülük ihlalleri yönünden ise, bu ihlallerin davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerde açıkça belirtilmediği , ödemelerde temerrüt dışındaki sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı bir fesih ihbarı bulunmadığı dolayısıyla dava öncesinde sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği iddiasının ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/09/2022 tarih ve 2021/256 E., 2022/115 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025