Bölge Adliye Mahkemesi · Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/106 E. 2025/88 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/106
Karar No
2025/88
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/106

KARAR NO : 2025/88

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/11/2022 (Karar)

NUMARASI : 2016/1007 Esas, 2022/651 Karar

DAVA : Tazminat (Kooperatif yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklı)

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; S.S ...Konut Yapı Kooperatifinin faaliyetleri çerçevesinde edinmiş olduğu arsa niteliğindeki taşınmazların satışı hakkında 2005 yılına ait 27/08/2005 tarihli genel kurul toplantısında taşınmazların 2007 yılına kadar bekletilmesine dair karar alındığını, daha sonra 2007 yılında yapılan 11/08/2007 tarihli genel kurul toplantısında söz konusu taşınmazların satışına ilişkin olarak arsaların satılmamasına oy çokluğu ile karar verildiğini, ancak yönetim kurulu üyelerinden ... ile ...'ün kooperatife ait arsalar üzerinde satış işlemi gerçekleştirdiklerini, satış işlemlerinin kooperatif üyelerine bildirilmeksizin gerçekleştirildiğini ancak bu işleme rağmen genel kurulda satış işlemi gerçekleşmemiş gibi hareket ettiklerini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin 30/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 7.541.707,55-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.

CEVAP:

Müteveffa davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kooperatif adına satış yapıldığı gerekçesine dayandırıldığından hangi taşınmazın satıldığının ortaya konması gerektiğini , zaman aşımı yönünden ise açılan dava ile satılan arsanın satım tarihi dikkate alınacak olursa tazminat ve alacak davası açma süresinde hak düşürücü olduğundan süre nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler neticesinde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Diğer davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

YEREL MAHKEME KARARI;

Mahkemece, "... Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ölü davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde davacı kooperatife ait taşınmazları genel kurul kararı olmaksızın sattıkları gerekçesiyle kooperatifin zarara uğradığı belirtilerek kooperatif yöneticilerine karşı tazminat talepli sorumluluk davası açıldığı, ölü davalı ...'ün yasal süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesi ile zaman aşımı itirazında bulunduğu, ölü davalıların eylemlerinin 1163 sayılı yasanın 59/8 maddesine aykırılık nedeniyle suç oluşturduğu, bu eylem yönünden aynı yasanın ek 2. Maddesinde 2 yıllık cezanın ön görüldüğü, davanın 28/12/2016 tarihinde açılması nedeniyle yasada ön görülen 2 ve 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, eylemin cezayı gerektirmesi nedeniyle uzamış ceza zaman aşımı süresi uygulandığında ise 2 yıllık ceza ön görülmesi nedeniyle 8 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, eylem 5237 sayılı TCK'nun 257/1 maddesinde ön görülen görevi kötüye kullanma suçu olarak kabul edilse dahi bu eylem yönünden 2 yıllık cezanın ön görülmesi nedeniyle yine 8 yıllık ceza zaman aşımı süresine tabi olduğu, davalıların son satış tarihinin 03/09/2007 olması nedeniyle ceza yasalarında ön görülen zaman aşımı süresinin de dava tarihi itibariyle dolduğu, bu nedenle ölü davalı ... ve mirasçıları olan dahili davalılar yönünden zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ölü davalı ... tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve zaman aşımı itirazında bulunulmadığı, yönetim kurulu üyesi olan ölü davalıların taşınmazların satışını yapmaları sonrasında davacı kooperatif genel kurullarında satıştan elde edilen gelirlerin paylaştırılmasına yönelik karar alındığı, davacının bu satışlar nedeniyle kooperatife 634.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını kabul ettikleri, genel kurulda alınan bu kararların yönetim kurulunun yapmış olduğu taşınmaz satışına ilişkin işlemlere onay verme niteliğinde olduğu, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre taşınmazların satış tarihi itibariyle satış bedellerinin piyasa şartlarına uygun olduğunun belirtildiği, buna göre taşınmazların daha düşük bedelle satılmamaları nedeniyle davacı kooperatifin zarara uğramadığı, bu nedenlerle her ne kadar davacı kooperatif önceki yöneticilerin sorumluluğu nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş ise de; yapılan işlemlere icazet verdiği ve herhangi bir zararının bulunmadığı anlaşılmakla ölü davalı ... ve yasal mirasçıları olan dahili davalıların reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF İTİRAZLARI:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'ün cevap dilekçesi sunmadığını, diğer davalı ...'ün ise cevap dilekçesinin süresinde olmadığını, bilirkişi raporu ile kooperatifin 7.541.707,55-TL zarara uğratıldığının tespit edildiğini, davalı ...'e yapılan tebligatın 7201 sayılı TK'nın 10 ve 21/2. maddeleri uyarınca usulüne uygun olduğunu, süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinin mahkemece kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece davalı ...'e gönderilen dava dilekçesi tebligatındaki belirtilen adresin sadece yerleşim yeri adresi olmaması sebebiyle tebligatın usulüne uygun olmadığı yönündeki kabulün hukuka uygun olmadığını, usulsüz tebligat itirazının bir savunma niteliğinde olduğunu, davalı ...'ün 26/10/2017 tarihli cevap dilekçesinde usulsüz tebligat savunmasında bulunmadığından sonradan yapılan bu yöndeki savunmaların savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğu gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca yargılamanın son aşamasında kadar hiçbir aşamada usulsüz tebligat itirazında bulunulmadığını, dolayısıyla tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği ve 04/04/2017 tarihinde tebligattan haberdar olunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, mahkemece verilen kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, davalı ... mirasçılarının davanın genişletilmesine yönelik beyanlarına muvafakatlerinin olmadığını 14/10/2022 tarihli beyan dilekçeleri ve 07/11/2022 tarihli duruşmada beyan ettiklerini, ancak mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, davanın doğrudan zaman aşımı yönünden reddine karar verildiğini, ayrıca davalı ... mirasçılarının da tebligatın usulsüz olduğu veya tebligattan haberdar olmadıklarına dair itirazlarının bulunmadığını, davanın son anında böyle bir iddiada bulunulmasının ise TMK'nın 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, yasal süresi içinde sunulmayan zaman aşımı itirazlarının sonradan ıslah yolu ile dahi ileri sürülmesinin mümkün değil iken davanın ... açısından zaman aşımı yönünden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kooperatif yöneticilerine karşı açılacak tazminat davalarında 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesinde belirtilmiş olan zaman aşımı süresinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, süresinde sunulmayan zaman aşımı itirazının reddinin gerektiğini, TTK'nın 309. maddesi kapsamına alınan fiiller ve kişilerin dava konusu olay ile bir bağlantısının bulunmadığını, bu kapsamda mahkemenin TTK 309. maddesi kapsamındaki zaman aşımı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, iş bu davanın 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davalıların kooperatif yöneticiliği görevlerinin 2015 tarihi itibariyle devam ettiğini, bu süre zarfında dava açılmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gerekçeli kararda uzamış ceza zaman aşımı süresi açısından zimmet suçunun değerlendirilmediğini, mahkemenin genel kurul kararı olmaksızın yapılan satış işlemlerinde davalıların yetkisiz temsilci olduğu, yetkisiz temsilci olarak yapmış oldukları işlemlere kooperatifin sonradan icazet verdiği, kooperatifin bir zararının oluşmadığı yönündeki kabulünün hukuka ve dosyadaki mevcut raporlara aykırı olduğunu, kesin hükümsüz olan bir işleme sonradan icazet verme olanağı bulunmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, aksi durumun emredici hukuk kurallarının dikkate alınmaması sonucunu doğuracağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının da bu yönde olduğunu, gerekçeli kararda vekalet ücreti takdirinin AAÜT'nin 13 ve 3. maddeleri uyarınca yanlış belirlendiğini, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak maddi tazminat davalarında davanın tamamı reddedildiğinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, somut olayın maddi tazminat olduğunun açık olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, kooperatif yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat talebine ilişkindir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde S.S ...Konut Yapı Kooperatifinin faaliyetleri çerçevesinde edinmiş olduğu arsa niteliğindeki taşınmazların satışı hakkında 2005 yılına ait 27/08/2005 tarihli genel kurul toplantısında taşınmazların 2007 yılına kadar bekletilmesine dair karar alındığını, daha sonra 2007 yılında yapılan 11/08/2007 tarihli genel kurul toplantısında söz konusu taşınmazların satışına ilişkin olarak arsaların satılmamasına oy çokluğu ile karar verildiğini, ancak yönetim kurulu üyelerinden ... ile ...'ün kooperatife ait arsalar üzerinde satış işlemi gerçekleştirdiklerini, satış işlemlerinin kooperatif üyelerine bildirilmeksizin gerçekleştirildiğini ancak bu işleme rağmen genel kurulda satış işlemi gerçekleşmemiş gibi hareket ettiklerini iddia ederek maddi tazminat talep ettiği, müteveffa davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın kooperatif adına satış yapıldığı gerekçesine dayandırıldığından hangi taşınmazın satıldığının ortaya konması gerektiğini, zaman aşımı yönünden ise açılan dava ile satılan arsanın satım tarihi dikkate alınacak olursa tazminat ve alacak davası açma süresinde hak düşürücü olduğundan süre nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece her ne kadar yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de;

a-Davalı ...'e dava dilekçesinin 09.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'ün cevap dilekçesini vekilleri aracılığıyla 26.10.2017 havale tarihli olarak dosyaya ibraz ettiği, davalı ... vekillerinin belirtilen cevap dilekçesinde herhangi bir şekilde dava dilekçesinin davalı ...'e tebliğine ilişkin itiraz etmedikleri, yani dava dilekçesinin tebliğinin geçersiz olduğunu iddia etmedikleri, cevap dilekçesini verdikleri 26.10.2017 tarihinden yaklaşık 3 yıl 7 ay sonra 28.05.2021 tarihinde dava dilekçesinin davalı ...'e usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini ileri sürdükleri, mahkemece de dava dilekçesinin bu davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediği, davalı vekilinin 16/10/2017 tarihinde davadan haberdar olduklarını belirtmesi nedeniyle 26/10/2017 tarihinde verilen cevap dilekçesinin süresinde olduğu ve zamanaşımı definin süresinde olduğu yönünde tespitte bulunmuş ise de az önce de belirtildiği üzere davalı ... vekillerinin 26.10.2017 havale tarihli cevap dilekçelerinde herhangi bir şekilde dava dilekçesinin davalı ...'e tebliğinin geçersiz olduğunu iddia etmemeleri sebebiyle ilk derece mahkemesinin bu hususa yönelik tespiti hatalı olup davalı ...'ün cevap dilekçesi yasal süresi içerisinde verilmemiş olmakla davalı ... vekillerinin zamanışımı definin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile cevap dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

b-Her ne kadar mahkemece yapılan işlemlere davacı kooperatifin icazet verdiği ve herhangi bir zararının bulunmadığı gerekçesi ile de davanın reddine karar vermiş ise de; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 42. Maddesi; Genel Kurul bütün ortakları temsil eden en yetkili organdır. Genel Kurul, aşağıdaki yetkilerini devir ve terk edemez.

6. (Ek: 6/10/1988 - 3476/9 md.) Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerine ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek. hükmünü içerdiği, yani 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun emredici nitelikteki 42. maddesi hükmüne aykırı olarak genel kurulun yetkisinde olan husunun devrinin batıl olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/1083 E. 2014/4348 K.)

Satıma ilişkin genel kurul kararının bulunması gerektiği, kooperatife ait taşınmazlarla ilgili satışın nasıl yapıldığı, paranın kim tarafından alındığını, satışın belgeye dayanmadığı, mutlaka genel kurul kararının olması gerektiği, asgari bedelin genel kurul tarafından saptanması gerekli olduğu, her ne kadar daha sonra yapılan toplantılarda davalıların satış bedelinin muhasebe kayıtlarına işlense de taşınmazların satılmasına dair bir ibare olmadığı, sonradan icazet verilmesinin o sözleşmeyi geçerli hale getirmeyeceği, bunun geçerlilik şartı olduğu, Genel Kurul gündemine alınmadan 1163 sayılı Kanunun 42/6.maddesine uygun yapılmış bir satışın olmadığı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/14-556 E. 2011/689 K.) mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazların satış tarihi itibariyle satış bedellerinin piyasa şartlarına uygun olduğunun belirtilmiş ve bu doğrultuda mahkemece taşınmazların daha düşük bedelle satılmamaları nedeniyle davacı kooperatifin zarara uğramadığı gerekçe yapılmış ise de yukarıda da belirtildiği üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 42. Maddesi kapsamında müteveffa davalılar tarafından usul ve yasaya aykırı yetkisiz olarak satılan taşınmazlar hakkında Genel Kurulun satılan gayrimenkullerin asgari fiyatını belirlemediği, bu sebeple bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığı, mahkemece taşınmazların satış tarihleri itibariyle gerçek değerleri tespit edilmeden eksik incelemeye göre karar verildiği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.

Kabule göre de;

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. Maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.

Somut davada da bu madde kapsamda yapılan değerlendirmede dava maddi tazminata ilişkin olup tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre davanın görülmekte olduğu mahkemeye göre maktu olarak belirlenmesi gerekmektedir.

HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 353/(1)-a-6. Maddesi uyarınca kaldırılmasına, kararın kaldırma sebep ve şekline göre vekalet ücretinin tek verilmesine yönelik istinaf itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Kararın kaldırma sebep ve şekline göre vekalet ücretinin tek verilmesine yönelik istinaf itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,

7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ...tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/106, K. 2025/88, T. 20.01.2025, www.arakarar.com/karar/erzurum-bolge-adliye-mahkemesi-3-hukuk-dairesi-2023-106-e-2025-88-k-17efa333a38e