Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/982 E. 2024/1011 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/982
Karar No
2024/1011
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/982 Esas - 2024/1011 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/982 KARAR NO : 2024/1011

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.02.2022 NUMARASI : 2021/269 Esas 2022/140 Karar DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVA :Alacak DAVA TARİHİ : 29/04/2021 KARAR TARİHİ : 03 /10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :07/10/2024

Taraflar arasındaki alacağa ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2017 tarih, 2015/758 E., 2017/199 K sayılı kararı ile, davalının zamanaşımına uğradığını beyan ederek tasarruf sigorta fonuna aktardığı banka hesabının davacıya iadesine karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin kesinleşen karardaki 10/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen bakiye asıl alacak 22.534.75 TL ve işlemiş 17.972.23 TL olmak üzere toplam 40.506.98 TL için davalıdan tahsili için ilamsız ilamsız icra takibi yaptığını, fakat davalının haksız yere icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, oysa ki Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/758 E., davasında Yargıtay bozmasından sonra ıslah yapılamadığı için ıslah talebinin red edildiğini, bakiye alacak için zamanaşımı süresi içinde davaya konu ilamsız icra takibi yapılarak zamanaşımının kesildiğini , davalının son işlemi üzerinden 10 yıllık zaman aşımı dolmadan icra takibi yapıldığını, bakiye alacağın kesinleşen ilamdaki hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen likit bir alacak olmasından ötürü davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu bildirerek, davanın kabulüne karar verilmesini ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/758 Esas 2017/199 Karar sayılı dosyasında dava sürecinde mahkemece düzenlettirilen ve karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının anapara alacağının 48.574,75 TL, işlemiş faizinin 3.317,22 TL olduğunun tespit edildiğini, Mahkeme Yargıtay bozmasından sonra dava değerinin ıslah olmayacağı gerekçesiyle dava dilekçesindeki anapara talep miktarı 26.000,00 TL’nin avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine hükmedildiğini ve ödenmesine hükmedilen tutarın da kendileri tarafından 25/02/2019 tarihinde icra dosyasına ödendiğini, ancak davacının bu kez 19/08/2019 tarihli icra ödeme emri ile bilirkişi raporunda yer alan hesaplamayla bulunan 48.574,35 TL ile ödenmesine hükmedilen ve icra takibi yolu ile ödenen (26.000,00 TL ve faizi) mahkeme kararı arasındaki fark için müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının usuli nedenlerle talep edemediği bakiye alacağı icra takibi yoluyla tahsil etmeye çalıştığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/758 Esas sayılı dosyasında Yargıtay bozma ilamı neticesinde yapılan yargılamada ıslah yapılamadığından dolayı dava dilekçesindeki değer üzerinden karar verildiğinden arada farkın tahsiline yönelik yapılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olup, icra takibinin 22.534,75 TL asıl alacak ve 17.924,07 TL işlemiş faize ilişkin olduğu, kesinleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/758 Esas dosyasındaki bilirkişi raporunda 48.574,35 TL hesaplandığı, ıslah yapılamadığından 26.000,00 TL ye hükmedildiği, işlemiş faiz başlangıç ve bitiş tarihlerinin 21/11/2022-23/08/2019 tarihlerini kapsadığı dosya kapsamı ve beyanlardan anlaşıldığı, Mahkemece yapılan inceleme ve hesaplamada icra takibinde yapılan işlemiş faiz miktarının yerinde olduğu, davacının davalı bankadan bakiye alacağının bulunduğunun kesinleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/758 Esas 2017/199 Karar sayılı dosyasından anlaşılmakla yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmediğinden davanın kabulüne, alacağın likit olduğu dikkate alınarak kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, zamanaşımı nedeniyle TMSF’ye devredilen tutarın 22.449,41 TL olduğunu, ana paranın faize dönüşeceğine dair davalı bankanın davacıya yönelik bir tekellüfiyeti olmadığını, bilirkişinin buna göre açık hesap hatası yaptığını, dava sürecinde mahkemece düzenlettirilen ve karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının anapara alacağının 48.574,75 TL olduğunu, işlemiş faizinin 3.317,22 TL olduğunun tespit edildiğini, mahkemece ve Yargıtay tarafından (karar daha önce bozulup geri döndüğünden) davacının talebini arttırmasına müsaade edilmeyerek yalnızca 26.000,00 TL’nin faizi ile birlikte müvekkili bankadan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, mahkeme ve Yargıtay kararında bozma sonrası dava değerinin ıslah olmayacağı gerekçesiyle dava dilekçesindeki anapara talep miktarı 26.000,00 TL’nin avans faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiğini ve ödenmesine hükmedilen tutarın da 25/02/2019 tarihinde icra dosyasına ödendiği ancak 19/08/2019 tarihli icra ödeme emri ile bilirkişi raporunda yer alan hesaplamayla bulunan 48.574,35 TL (Raporun 3a maddesinin 2. satırında tutarın sehven 48.534,75 yazıldığının görüldüğünü) ile ödenmesine hükmedilen ve icra takibi yolu ile ödenen (26.000,00 TL ve faizi) mahkeme kararı arasındaki fark için müvekkili banka aleyhine icra takibi başlatıldığını, dolayısıyla davacı, usuli nedenlerle talep edemediğini bakiye alacağı icra takibi yoluyla tahsil etmeye çalıştığını, bu nedenle müvekkili aleyhine yerel mahkemece icra inkar tazminata hükmedilmesinin de usule, yasalara aykırı olduğunu bildirerek kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; Ankara 6. İcra müdürlüğünün 2019/1190 esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/758 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafça davalı aleyhine 29/05/2013 tarihinde açmış olduğu dava ile, davacının sattığı evinin bedeli olan 10.000.0000 TL'yi 05/09/1994 tarihinde vadeli mevduat olarak davalı bankanın Tunceli şubesindeki hesabına yatırdığını, TMSF'nin cevabına göre vadeli mevduatın en son 15/08/2001 tarihinde işlem gördüğünü, davalının mevduatı 10 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrettiğini, iade taleplerinin geri çevrildiğini, en son işlem tarihi olan 15/08/2001 tarihinde yürürlükte bulunan 3182 sayılı Kanunun 36.maddesine uygun zamanaşımı ihtarının yapılmadığını, Banka ile yapılan sözleşmenin birer yıllık yenilecek şekilde tanzim edildiğini, bu itibarla zamanaşımı uygulanamayacağını ileri sürerek şimdilik 26.000,00 TL'nin 21/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece 14/03/2014 tarihinde davacının davasının reddine karar verildiği, ilgili kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 17/11/2014 tarih, 2014/10606 E, 2014/17766 K sayılı ilamı ile davacıya gönderilen ihtarın bila tebliğ dönmesinden sonra Bankaca tebligatın yapılabilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı, davacının Mernis yerleşim yeri adresinin araştırılmadığı, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligatın yapılmasına çalışılmadığı ,bu durumda mahkemece, davalı Bankanın tebligat koşulunu sağlamadığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından bahisle ilgili kararın bozulduğu, bozma sonrası dosyanın Mahkemenin 2015/758 Esas sayılı sırasına kaydedildiği, dava konusu hesaba ilişkin tüm kayıtların ve dönemsel faiz oranlarına ilişkin belgelerin dosya arasına alındığı ve 6100 sayılı HMK beşinci bölümünde "bilirkişi incelemesi" ismi altında ve 266-287.maddeleri arasında düzenlenen maddelere uygun olarak uzman bilirkişiden olayı aydınlatacak rapor alınması amacı ile dosyanın teknik bilirkişiye tevdi edildiği görülmüştür. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/758 Esas sayılı dosya kapsamında alınan 10/02/2017 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafça alacağına 21/11/2012 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmak suretiyle tahsilinin talep edildiği, 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesinde " Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Değişik 4489 sayılı Kanunun 2/2" denildiği, bu durumda 21/11/2012 tarihi itibariyle ana para ve ana paraya dönüşen net faizden oluşan alacağın dava tarihi olan 13/05/2013 tarihi itibari ile bakiyesinin 48.574,35 TL ve faizin de 3.317,22 TL olduğunun belirlendiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, yasal mevzuat ve istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça 5411 Sayılı Bankacılık Yasası'nın 62'nci maddesi uyarınca hesapta bulunan mevduatın zamanaşımı nedeniyle fona devredilmesi nedenine dayalı olarak fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak suretiyle 26.000,00 TL'nin davalıdan tahsili istemi ile açmış olduğu alacak davasının Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/03/2017 tarih, 2015/758 E. 2017/199 K sayılı kararı ile kısmen kabulüne , 26.000,00 TL'nin 21/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verildiği, davacının iş bu asıl davada Yargıtay bozma ilamından sonra ıslah talebine konu edilen kısma ilişkin taleplerinin red edildiği, ilgili kararın Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 14/01/2019 tarih, 2017/3119 E, 2019/285 K sayılı ilamı ile onandığı ve ilgili Yargıtay onama ilamına karşı davalı vekilinin karar düzeltme talebinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/01/2021 tarih 2019/2523 E., 2021/139 K. sayılı ilamı ile reddedilmesi sonucu mahkeme kararının 19/01/2021 tarihinde kesinleştiği, bu bağlamda somut uyuşmalıkta , davalının temerrütünün 21/11/2012 tarihi ve asıl dava tarihi olan 13/05/2013 tarihi itibariyle ana paranın da 48.574,35 TL olduğunun denetimden geçerek kesinleşen Mahkeme ilamı ile sabit olduğu , bu durumda takip tarihi itibariyle davacının davalıdan ana para alacağı olan 48.574,35 TL'den hüküm altına alınan 26.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 22.574,53 TL alacağı (her ne kadar davacı tarafça takip talebinde 22.534,75 TL asıl alacak üzerinden takip başlatılmış ise de , davacının bilirkişi raporunda sonuç kısmında bilirkişice sehven ana paranın 48.534,75 TL olduğu yazılı olmakla , davacı tarafça ana para bedeli olarak iş bu bedelin esas alındığı , HMK'nun 26 maddesi uyarınca Mahkemece taleple bağlı kalındığı görülmüştür.) bulunduğunun kesin hükümle belirli olup, davacının asıl dava ile hüküm altına alınan 26.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye alacağının davalıdan tahsili amacıyla dava konusu icra takibini başlatmasının usul ve yasaya uygun bulunduğu, davalı tarafça her ne kadar alacağın zaman aşımına uğradığı, Mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği iddia edilmiş ise de , bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlı olup, hak sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramayacağından davacının zaman aşımı itirazlarının dinlenme olanağı bulunmadığı, yine davacı ve davalının taraf olduğu asıl dava olan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/758 E., 2017/199 K. sayılı kesinleşen ilamına konu edilen bilirkişi raporunun denetimden geçerek kesinleştiği ve asıl alacağa yönelik yeniden bilirkişi raporu alınmasının usul ekonomisi ile bağdaşmayacağı, bu yönüyle de davalı tarafın istinaf itirazlarının dinlenme olanağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı bankanın takip talebinde talep edilen faize yönelik itirazları değerlendirildiğinde; davalı bankanın temerrütünün 21/11/2012 tarihi olduğunun kesinleşen Mahkeme ilamı ile sabit olup, davacının 21/11/2012 tarihinden takip tarihi olan 19/08/2019 tarihleri arasında talep edebileceği avans faizin 21/11/2012-20/12/2012 arasındaki 29 gün için yıllık %16,50 oranında , 20/12/2012 -21/06/2013 arasındaki 183 gün için yıllık %13,75 oranında , 21/06/2013-27/12/2013 arasındaki 189 gün için yıllık %11 oranında, 27/12/2013 -14/12/2014 arasındaki 352 gün için yıllık %11,75 oranında, 14/12/2014 -21/12/2016 arasındaki 748 gün için yıllık %10,50 oranında, 31/12/2016-29/06/2018 arasındaki 545 gün için yıllık %9,75 oranında, 29/06/2018-19/08/2019 arasındaki 416 gün için yıllık %19,50 oranında faiz uygulmak suretiyle 18.823,92 TL olduğu , 6100 sayılı HMK'nun 26 maddesi uyarınca Mahkemenin taleple bağlı olup, bu doğrultuda takipte talep edilen 17.924,07 TL işlemiş faiz alacağını hüküm altına almasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla , davalı bankanın bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan nakit alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. Bu durumda mahkemece İİK'nun 67. maddesi uyarınca hüküm altına alınan nakit alacak miktarı üzerinden davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetlidir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 2.767,03 TL harçtan peşin alınan 691,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.075,28 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.03/10/2024

Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/982, K. 2024/1011, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-982-e-2024-1011-k-b197fa36fdc3