Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/928 E. 2024/1081 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/928
Karar No
2024/1081
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/928

KARAR NO: 2024/1081

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 28/09/2020

NUMARASI: 2019/31 Esas, 2020/473 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 10/10/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, tarafların davalıya ait işyerinin çatısına 6.195,00 TL karşılığında sıcak su sağlamak amacıyla güneş enerjisi sistemi takılması konusunda anlaştıklarını, müvekkili tarafından yapılan anlaşmaya uygun olarak davalı şirket adresine şartlara uygun güneş enerjisi sistemi takılmış olmasına ve bu iş karşılığında davalıya 16/05/2018 tarihli fatura kesilmiş olmasına rağmen davalı tarafından müvekkiline ödenmesi gereken 6.195,00 TL’nin ödenmediğini, davalı tarafından işbu faturanın iade edilmediğini ve ödemenin yapılmasının talep edildiğini fakat bu talebe karşılık davalı tarafından eksik iş yapıldığına ilişkin itirazda bulunulduğunu, davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine karşılık davalı tarafından süresinde kötü niyetli olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında kurulan ticari ilişki uyarınca iki adet güneş enerjisi su ısıtma sistemi alınması ve müvekkili şirket adresinde kurulumunun yapılması konusunda anlaşıldığını, belirtilen güneş enerjisi su ısıtma sistemlerinin davacı yanca kurulumu gerçekleştirilmiş olmasına karşın hiçbir suret ile amacına uygun olarak çalışmadığını, bu hususu ile ilgili olarak birden çok kez davacı yana bildirim yapıldığını, söz konusu sistem ile ilgili olarak davacı yanca müvekkili şirket nezdinde tamirat işleri yapılmaya çalışılmışsa da sistemin hiçbir suret ile amacına uygun olarak çalışması söz konusu olmadığını, bu yönü ile malların ayıplı olduğunun tartışmasız olduğunu, bunun üzerine davacı yanca belirtilen iki adet güneş enerjisi su ısıtma sistemine ilişkin olarak 16.05.2018 tarihli 6.195,00 TL bedelli fatura tanzim edilerek şirketlerine gönderildiğini, ancak izah edilen hususlar nedeni ile iş bu faturanın kabulü mümkün olmadığını, müvekkili şirkete faturanın tebliğinden itibaren yasal süresi dahilinde itiraz ederek 21.06.2018 tarihli ihtar ile fatura aslının davacı yana teslim edildiğini, malın ayıplı olması ve davacı yanca çalıştırılamaması nedeni ile sözleşmeden dönüldüğünü, ihtarın davacı yana tebliğinde şirkete gelerek iki adet güneş enerjisi su sistemini teslim alması hususunun davacı yana ihtar edildiğini, davacı yanca, söz konusu güneş enerjisi teslim alınmadığı gibi müvekkili şirket nezdinde atıl şekilde durduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, sözlü anlaşmaya göre ve aradaki teklif yazışmaları doğrultusunda iki adet güneş enerjisi su ısıtma sistemi alınması ve davalı şirkette kurulumu konusunda anlaşıldığı, 35 vakum tüplü 250 lt sıcak su kapasiteli iki adet güneş enerji sisteminin kurulumunun yapıldığı, davacı tarafından takibe konu 6.195,00 TL bedelli faturanın düzenlendiği, davalı tarafça sistemin verimli çalışmadığı ve sıcak su sağlanamadığı gerekçesiyle davacı tarafın dört defa çağrıldığı, sorunun giderilmemesi nedeniyle davalı tarafça ürünün ayıplı olması nedeniyle iade alınması amacıyla ihtarname keşide edildiği, bu ihtarname ekinde ürüne ilişkin faturanın iade edildiği, tarafların ticari defterlerinde 6.195,00 TL'lik faturanın kayıtlı olduğu, herhangi bir ödemenin olmadığı, bahse konu güneş enerji sistemleri üzerinde bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapıldığı, sistemde teklifte belirtilen bir kısım hususların bulunmadığının tespit edildiği, satıcının bildirdiği niteliklerden rezistans ve klimeflex kaplamanın bulunmaması nedeniyle gizli ayıplı olduğu, taraflar arası mail yazışmaları dikkate alındığında davalı alıcının ayıbı süresinde bildirdiği, davalı tarafa bahse konu faturanın teslim edilme tarihini gösteren belgenin dosya arasında bulunmadığı, kaldı ki faturanın 8 gün geçtikten sonra iade edilmesinin malın ayıbıyla kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davalının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullanması nedeniyle davacı tarafa borcunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, 06.04.2018 tarihli davalıya gönderilen mail ile”… takılan rezistansların kablo ve şartelleri tarafımıza aittir.” denildiğini, yanlışlıkla yazım hatası ile tarafımıza aittir dendiğini, mahkemece basit yazım hatası yüzünden raporun kontrol edilmeden kabul edildiğini, sıcak su boruları mevcut olmasaydı klimafleks kaplı olmadığının değerlendirilemeyeceğini, hem bina içindeki borular üzerinde hem de çatıdaki borularda kaplama yapıldığını, dışarıdakilerin güneş nedeniyle eriyip dağıldığını, kaldı ki 1 yıl garanti süresinin de geçtiğini, bilirkişilerin sanki kaplama işi hiç yapılmamış gibi değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, elektrik şartel gibi konuların davacının işi olmadığını, sözleşmeden dönme iradesinin geçersiz olduğunu, hukukçu bilirkişinin seçilmesinin HMK’ya aykırı olduğunu, mahkeme kararının hukuken sakat ve yetersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Katılma yolu ile davalı vekili istinafında, mahkemece kötü niyet tazminatı verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici davaya konu takiple alacak talebinde bulunmuş, davalı i̇ş sahibi ise ayıptan dolayı sözleşmeyi feshettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, yapılan iş nedeniyle fatura kesildiği ve taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak malın gizli ayıplı olması nedeniyle davalı tarafça dönme hakkı kullanıldığından davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Eser sözleşmelerinde yüklenicinin iş bedelini talep edebilmesi için eseri sözleşme ve varsa eklerine uygun olarak eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde meydana getirerek kararlaştırılan yer ve zamanda teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Dosya kapsamına göre davalı iş sahibinin işin ayıplı olması nedeniyle sözleşmeyi feshettiği sabit olup, bu durumda davacı iş bedeli talebinde bulunamaz, olsa olsa ve diğer koşulları da varsa sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak yaptığı imalatın bedelini talep edebilir. Somut olayda davacı iş bedeli talep etmiş olduğundan yazılı gerekçelerle mahkemece davanın reddi karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve mahkeme kararının gerekçe yönünden kaldırılması gerekmiştir. Katılma yolu ile davalı vekilinin kötüniyet tazminatı verilmemesine ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; davacının takip başlatırken kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından mahkemce davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin "gerekçe yönünden" usulen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf talebinin "gerekçe yönünden" usulen KABULÜNE, 3-Davanın REDDİNE, 4-Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 105,80 TL harçtan mahsubu ile 321,80 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 6.195,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,

C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 97,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 259,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 427,60 istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/928, K. 2024/1081, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-928-e-2024-1081-k-4a86cf229ebd