Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/944 E. 2024/1019 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/944
- Karar No
- 2024/1019
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/944 Esas - 2024/1019 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/944 KARAR NO : 2024/1019
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2022 NUMARASI : 2020/296 Esas 2022/100 Karar DAVACI VEKİLİ : DAVALI DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 03/07/2020 KARAR TARİHİ : 18/02/2022 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024
Taraflar arasındaki rücuen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ün hizmet alım ihalesi kapsamında davacı firmada çalışmaya başladığı, ...'ın ... Eğitim Merkezinde eğitim gördüğü sırada elektrik direğinden düşerek ağır yaralandığı, Van 2. İş Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada ...'ın kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında davacı işçinin % 20 oranında kusurlu olduklarına karar verdiği ve kararın kesinleşmesi sonrasında davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle davacının 147.473,82 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek, ödenen tazminatın davalının kusuru nedeniyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olmadığını, davalıya yapılmış bir ihbar bulunmaması nedeniyle ödenen yargılama giderlerinden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı şirket iş mahkemesi yargılamasında taraf olmadığından kusur konusunda bilirkişi raporu alınmış, sosyal güvenlik uzmanı ve hesap uzmanı bilirkişinin yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03/01/2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde ...'ın eğitim ve sertifikasyon merkezi olduğu, kazanın meydana geldiği ... Eğitim ve Sertifikasyon merkezinde dava dışı işçi ...'ün EKAD belgesi almak üzere eğitim gördüğü, eğitimin bu iş yerinde ve iş yeri elemanlarınca verilirken kazanın meydana geldiği, yüksekten düşmeyi önleyici ve durdurucu sistemlerin, güvenlik önlemlerinin yeterince alınmaması nedeniyle ...'ın kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında, dava dışı işçi ...'ün % 20 oranında kusurlu olduğu, davacı şirketin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı ancak eğitim için görevlendirdiği işçi nedeniyle işveren sıfatıyla zarardan müteselsilen sorumlu bulunduğu, bu nedenle ödenen tazminatın davalıdan talep edebileceği, bilirkişi raporu dosya kapsamındaki deliller ile teknik veriler ile hazırlanmış olduğundan hükme esas alınmak suretiyle, kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin % 80 oranında kusurlu olduğu, davacı şirket tarafından aleyhine açılan davada ödenen tazminatı davalıdan kusur sorumluluğuna göre rücuen talep edebileceği anlaşıldığından davanın kabulüne, 147.473,82 TL'nin 19/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davacı ile akdedilen 27/06/2006 tarihli İHDS kapsamında somut olayın değerlendirilerek davanın reddi gerektiğini, dava konusu kazaya ilişkin SGK tarafından tanzim edilen raporda ...'ün eldiven , baret , koruyucu giysi ve emniyet kemeri gibi koruyucu malzeme kullandığının , dengesini kaybederek düştüğünün rapor edildiğini , kurtarma aparatının çalışmamasına ilişkin sadece dava dışı işçinin beyanına itibar edilerek davalıya kusur izafe edildiğini, bilirkişi tarafından itirazlarının dikkate alınmadığını,kök davada davanın ... Sigortaya ihbar edildiğini, davacı şirket tarafından sigorta şirketinden tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, rücuya esas davanın davalıya ihbar edilmediğini, davalının yalnızca mahkeme kararında belirtilen ve kusuru nispetindeki tutardan sorumlu tutulabileceğini, icra takibine ilişkin giderlerden vekalet ücretinden, karara ilişkin yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu tutulamayacağını, davanın dayanağı haksız fiil olup, davacı tarafça avans faiz istenemeyeceğini, davacı tarafından ödenen tüm bedel üzerinden değil, kusur oranı üzerinden hesaplama yaparak tazminat miktarı belirlenmeli iken davacının ödediği tüm bedel üzerinden bir bedel belirlenmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde ihtar tarihinden faiz istendiği halde ıslah talebiyle ödeme tarihinden faiz talep edildiğini, ıslah dilekçesinin usulüne uygun olmadığını, davayı genişletme yasağı kapsamında bulunduğunu, kök davada davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin tenzili gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinde hata olduğunu da bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacı şirketin dava dışı işçisi ...'e iş kazasından kaynaklı ödediği tazminatın davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Van 2. İş Mahkemesi'nin 2015/278 esas 2018/161 karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup, meydana gelen iş kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda olayın iş kazası olup, alınan kusur raporuna göre davacıya eğitim veren dava dışı ...'ın olayın meydana gelmesinde % 80 oranında, davacı işçinin ise % 20 oranında kusurlu olduğu, buna göre davacının toplam 53.818,86 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek 05/03/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Van 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6347 sayılı takip dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlular ... A.Ş. aleyhine Van 2. İş Mahkemesi'nin 2015/278 E., 2018/161 K. sayılı ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ... A.Ş. tarafından icra dosyasına 19/03/2020 tarihinde 147.473,82 TL ödendiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ...'ün ...'ın ... Eğitim Merkezinde eğitim gördüğü sırada elektrik direğinden düşerek yaralandığı , dava dışı işçinin iş kazası nedeniyle malul kalıp yaralandığından bahisle tarafına tazminat ödenmesi talebiyle , ... A.Ş. Aleyhine iş mahkemesinde dava açtığı, dava dışı işçinin maddi tazminat taleplerine yönelik davasının kabul , manevi tazminat taleplerine yönelik davasının kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçerek kesinleştiği, dava dışı ...'ün mahkeme ilamını ... A.Ş. aleyhine icra takibine koyması sonucu davacı tarafça dava dışı işçiye 19/03/2020 tarihinde 147.473,82 TL ödediği, bu kez davacı ... A.Ş. tarafından da ödenen iş bu bedelin davalıdan rücuen tahsili talebi ile eldeki davayı açtığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, dosyamız kapsamında halli gereken uyuşmazlığın, davacının dava dışı işçiye ödediği bedeli, davalıdan rücuen tahsil edip edemeyeceği ve tahsil edebilecek ise tazminat miktarının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür. Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme, dava dışı işçinin EKAD eğitimi sırasında yüksekten düşmesi sonucu yaralanması nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkin olup, eldeki davanın da iş veren sıfatıyla davacı tarafından ödenen iş kazası tazminatının davalı şirketin kusuru nedeniyle rücuen tazmini istemine ilişkin olduğu, ihtilafın İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nden kaynaklanmadığı anlaşılmıştır. Sosyal Güvenlik Uzmanı ve Hesap Uzmanı bilirkişinin yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03/01/2022 tarihli raporda, kazanın meydana geldiği yerin ...'ın eğitim ve sertifikasyon merkezi olduğu, kazanın meydana geldiği ... Eğitim ve Sertifikasyon merkezinde dava dışı işçi ...'ün EKAD belgesi almak üzere eğitim gördüğü, eğitimin bu iş yerinde ve iş yeri elemanlarınca verilirken kazanın meydana geldiği, yüksekten düşmeyi önleyici ve durdurucu sistemlerin, güvenlik önlemlerinin yeterince alınmaması nedeniyle ...'ın kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında, dava dışı işçi ...'ün % 20 oranında kusurlu olduğu, davacı şirketin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı ancak eğitim için görevlendirdiği işçi nedeniyle işveren sıfatıyla zarardan müteselsilen sorumlu bulunduğu bu nedenle ödenen tazminatın davalıdan talep edebileceğinin belirlendiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetimli ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı vekilinin hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilemeyeceğine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; davacı tarafça dava dışı işciye ödemenin 19/03/2020 tarihinde yapıldığı ve eldeki rücu davasının Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin vekalet ücreti yönünden istinaf itirazının incelenmesine gelince; rücuya dayanak davada ... lehine reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/05/2015 tarih 2013/2065 Esas 2015/1291 sayılı kararı uyarınca da vekalet ücreti davacının rücuya esas davadaki borcu sebebiyle takas ve mahsup edilemeyecektir. Rücuya esas davada davacı lehine hüküm altına alınan vekalet ücreti davacı tarafından icra dosyalarına ödenen bedel olarak nitelendirilemeyecektir. İşbu davada davacı yan icra dosyasına ödediği bedelin tahsilini talep etmiş, ödeme yapıldığı sırada rücuya esas davada lehine hükmedilen vekalet ücretinin mahsubu yoluna gidilmemiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının icra dosyasına yapmış olduğu ödeme tespit edilmiş, mahkemece bu tespit çerçevesinde davacının davalıdan talep edebileceği rücuen tazminat miktarı tespit edilmiştir. Hal böyle olunca davacının lehine hükmedilen vekalet ücretini ödeme yaptığı sırada mahsup ederek işbu davada tazminat olarak talep etmediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazına itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin, davacının ıslah ile faizin başlangıç tarihini değiştiremeyeceği yönündeki istinaf itirazının incelenmesine gelince; ıslah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Bu doğrultuda her ne kadar davalı vekili davacı tarafın faiz başlangıcına ilişkin ıslahının usulüne uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, ıslah, dava dilekçesinde yapılan bir değişiklik olduğundan ıslahla faiz talep edilebileceği gibi, faizin başlangıç tarihinde de değişiklik yapılabileceği, dava dilekçesiyle faiz talep edilmiş olması halinde faiz talebi için ayrıca harç yatırılması gerekmeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazına itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin , davalının kusuru oranında sorumlu olmasına rağmen , Mahkemece davacı tarafça icra dosyasına ödenen tüm bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu yönündeki istinaf itirazı incelendiğinde; davacı tarafça Van 2. İş Mahkemesi'nin 2015/278 E, 2018/161 K sayılı ilamının icraya konulması üzerine , Van 2. İcra Dairesi'nin 2018/6347 E sayılı dosyasına 147.473,82 TL ödeme yapıldığı, söz konusu ödeme kalemlerine konu tazminatın,Van 2. İş Mahkemesi'nin davalının yüzde seksen kusurlu olduğunu kabul ederek hesaplanan tazminat olup, Mahkemece yeniden aldırılan raporda da davalının kusur oranının yüzde seksen olarak belirlenmesi karşısında , yerel Mahkemece yeniden oranlama yapılmamasının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin ilk derece Mahkemesince kök davada davanın ihbar edildiği ... sigorta şirketince davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının Mahkemece araştırılmadığı yönündeki istinaf nedeni incelendiğinde; davacı tarafça Van 2. İş Mahkemesindeki kök davanın ... sigortasına ihbar edildiği, iş bu dosya kapsamında ihbar edilen sigorta şirketince verilen beyan dilekçesinde, dava konusu kazanın meydana geldiği 03/07/2012 tarihini kapsar şekilde davacı lehine yapılmış bir sigorta sözleşmesi bulunmadığından sigortanın sorumluluğunun bulunmadığının beyan edildiği, bu bağlamda Mahkemece kök davanın ihbar edildiği sigorta şirketince davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma yapılmasının sonuca etkisi olmayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin mahkeme tarafından davalı aleyhine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinde hata olduğuna yönelik istinaf nedeni incelendiğinde; Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, 147.473,82 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, iş bu bedel üzerinden hesaplanan nispi harcın (binde 68,31) 10.073,93 TL ve karar tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan vekalet ücretinin 17.960,00 TL olup, mahkemece hüküm altına alınan harç ve vekalet ücretinin doğru hesaplandığı ve hata bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 10.073,93 TL harçtan peşin alınan 2.518,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.555,44 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.03/10/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -