Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/88 E. 2022/397 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/88
- Karar No
- 2022/397
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/615 - 2025/870 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/615 KARAR NO : 2025/870 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2022 NUMARASI : 2022/88 E. - 2022/397 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2022 tarih ve 2022/88 E. - 2022/397 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 09 ve 39. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin 2020/102054 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2021-M-11905 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markalarına iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, her iki markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarıyla aynı sınıflarda tescil edildiğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2021-M-11905 sayılı YİDK kararının iptaline ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, dava konusu markanın e-ticaret amaçlı bir girişim için oluşturulduğunu, www.....com.tr sitesi üzerinden bu faaliyetleri yapacaklarını, markaların benzer olmadığını, "BU" ve "BİR" kelimelerinin tamamen farklı olduğunu, markaların görsel olarak farklı olduklarını, "..." unsurunun e-ticaret açısından akla gelen unsurlardan biri olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karıştırılma ihtimalinin öncelikli şartı olan emtia benzerliği kriterinin somut uyuşmazlıkta 39. sınıfın tamamı ve 35/05. alt grubundaki 09. sınıf malların satışı hizmetleri bakımından meydana geldiği; taraf markaları karşılaştırıldıklarında, dava konusu markanın "..." şeklinde bütün olarak algılanacağı, davacı markalarının da doğrudan "..." şeklinde algılanacağı, davacı markasının "..." şeklinde iki ayrı sözcük gibi algılanması öncelikli olacağı gibi bütün olarak anlamsız bir sözcük şeklinde de bir algıyı tüketiciye verebileceği, halbuki dava konusu markanın bu yönde bir alternatif algı yaratmadığı, markaların bütün olarak görsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştığı, kullanılan renk unsurları yakın olmakla birlikte ortalama zekaya sahip bir tüketici tarafından somut olarak farklılıkları anlaşılabildiği gibi kullanılan şekil unsurlarının da birbirlerinden somut bir biçimde uzaklaştığı, zira dava konusu markada üst kısmından bantlanmış standart ... görseli yer alırken, davacı markalarında ... görseli, ev şekli ile birlikte bütünleştirilerek karakteristik bir hale büründüğü, keza markaların ön sesini oluşturan "bu" ve "bir" kelimeleri de doğrudan farklı anlamları olan ve telaffuzları da farklı sözcükler oldukları gibi "..." kelimesinin ise özellikle 39. sınıftaki taşımacılık, depolama vb. hizmetler açısından ayırt ediciliği zaten bulunmayan, sektörel bir ibare olduğu, anılan ibarenin bu anlamı taşımadığı mal ve hizmetler bakımından ise taraf markalarının yine bütünsel algıda birbirlerinden yeterli düzeyde uzaklaştıkları, özellikle 09. sınıf mallar ve 35.05 alt grubundaki bu malların satış hizmetleri bakımından mal ve hizmet arasındaki ilişkinin benzerlik düzeyinde olmasından ötürü karşılaştırılan işaretlerin çok daha belirgin bir benzerlik ilişkisi içerisinde olması gerektiği, halbuki somut olayda soldan sağa okuma ilkesi uyarınca taraf markalarının "..." ve "..." şeklindeki telaffuzlarında bitiş sesleri benzerlik göstermekte iseler de başlangıç sesleri ön sözcük unsurları itibariyle fonetik, görsel ve kavramsal olarak net bir şekilde uzaklaşmış olduklarından markaların bütünsel açıdan da benzer imajları tüketiciye vermeyecekleri; davacının SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında bir üstün hakkının bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirket markasının ayırt edici unsuru olan "..." ibaresinin davalı markasının da ayırt edici unsuru olarak kullanıldığını, markadaki logonun da benzerlik oluşturduğunu, davalı markasının iltibasa sebebiyet vereceğini, markaların benzer olduğunun bilirkişilerce de kabul edildiğini, benzer başvuruların reddedildiğinin gözetilmediğini, davalının müvekkili şirketin tanınırlığından faydalandığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı kısmi bir benzerlik bulunmakta ise de, çekişmeli hizmetler yönünden zayıf nitelikteki bu ibarelerden kaynaklanan benzerliğin, taraf markalarında yer alan ilave unsurlarla bertaraf edildiği, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davanın mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, davacı, markasının tanınmışlığını ispatlayamadığı gibi, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, öte yandan, davacı tarafça bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.