Bölge Adliye Mahkemesi · Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 2022/798 E. 2024/180 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/798
- Karar No
- 2024/180
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/798
KARAR NO : 2024/180
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2022
NUMARASI : 2020/295 Esas - 2022/106 Karar
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı şirketin çalışanlarının talep ve istemi üzerine Erzurum ... ilçesinde bulunan .... ... Otelinin dış cephe boya, vernik ahşap ile bu işe ait imalat ve tadilatlar, teleski, kafe ve buna bağlı işe imalat ve tadilatlar, SPA ve buna bağlı işe ait imalat ve tadilatlar, ...numaralı özel odada yapılan imalat ve tadilatlar, otel merdiven giriş çıkışlarının alçıpan ile kapatılması ve buna bağlı imalat ve tadilatlar, otel genel müdür makam odası tefrişatı ve buna bağlı işe ait imalat ve tadilatlar ile .... ... Otel ve .... Ski Lodge 3D iç mekân tasarım projeleri, mimari revize projeleri, mimari danışmanlık işlerini yaptığını, davalının yapılan işleri benimseyip kullanmasına rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 20.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak talebini 1.480.063,34-TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen işlerin davacı şirketin kuruluş tarihi olan 21.08.2019'dan önce dava dışı ....'a (.... İnşaat Tahhüt) yaptırıldığını, söz konu işlerle ilgili olarak davacı ile yapılan sözleşmenin bulunmadığını, kabul etmemek kaydıyla dosyaya sunulan mesaj ve e-postaların davacı şirketin tek ortağı konumunda olan ......'nın dava dışı yüklenici .... ile birlikte hareket ettiği döneme ilişkin olduğunu, davacı şirketin tek ortağı olan ......'nın o dönemde .... İnşaat Tahhüt şirketinin yetkilisi olduğunu, müvekkilinin davacı ile arasında yalnızca "Mutfak ve Bulaşıkhane Taşıma İşleri" hususunda sözleşme yapıldığını, bu iş bedelinin de davacıya ödendiğini, davacının gönderdiği faturaya itiraz edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "...Somut olayda her ne kadar davacı; davalıya ait otelde bir kısım işler yapmak suretiyle eser meydana getirdiğini bu nedenle davalı taraftan alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de, davacı, davalı ile eser sözleşmesi yapıldığına dair yazılı bir sözleşme ibraz edemediği gibi, aralarında böyle bir sözleşmenin sözlü olarak yapıldığını ortaya koyacak şekilde iddiasını ispat edememiştir. Yine davacı dava dilekçesinde yapıldığını ileri sürdüğü işlerin kendisi tarafından yapıldığına dair de herhangi bir delil veya belge sunmamıştır. Mahkememizce yapılan keşif esnasında davacı tarafın bildirdiği tanıklar dinlenmiş olup; tanıklar beyanlarında davacı ...ile anlaşarak otelde bir kısım işler yaptıklarını beyan etmişlerdir. Tanıkların bu beyanları dava konusu edilen işlerin davacı tarafından yapıldığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Zira tanıklar davacı ile davalı arasında eserin meydana getirilmesine yönelik nasıl bir anlaşma olduğuna dair herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Bu nedenle taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunduğunun soyut tanık beyanları ile ispatı mümkün değildir. Kaldı ki; davacının tanık dinletme talebine davalı taraf muvafakatinin olmadığını beyan etmiştir. Davalının muvafakati olmaması dikkate alınduğında tanık beyanlarına itibar etmek yasal olarak mümkün değildir. Davacı davalı ile aralarında yapıldığını iddia ettiği bir kısım yazışmalar sunarak eserin kendisi tarafından meydana getirildiğini ileri sürmektedir. Ancak dosyaya ibraz edilen yazışmaların incelenmesinde; bu yazışmaların davalı tarafından gerçekleştirildiği anlaşılamadığı gibi, yazışmaların 2018 yılına ait olduğu görülmektedir. Davacı şirketin kuruluş tarihinin ise bu yazışmalardan sonra 28/08/2019 tarihi olduğu dikkate alındığında, davacı tarafından sunulan yazışmalar da davacının iddiasını ispat etme gücünden mahrumdur.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı; davalıya ait otelde bir kısım işler yaptığını, bu şekilde eser meydana getirdiğini belirterek davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de; taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı gibi diğer kesin delillerle de akdî ilişki ispatlanamamıştır. Alacak miktarına göre akdî ilişkinin tanıkla ispatlanması mümkün olmadığı gibi davalının açık rızası ve delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından tanık beyanlarına dayalı olarak akdî ilişkinin varlığı ispatlanamaz. Davacı; davalı ile aralarında eser sözleşmesi yapıldığına dair herhangi bir delil veya belge ibraz edemediği gibi yapılan işlerin kendisi tarafından yapıldığını usulüne uygun biçimde ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 25.03.2022 tarihli istinaf dilekçesinde özetle, gerek dava gerekse delil listesi ve beyanlarında davanın eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğunu, davalı şirketin dava konusu işlerin dava dışı .... İnşaat Taahhüt tarafından yapıldığını savunarak dosyaya bir fatura sunmuş ise de alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere bu faturanın yapım iş hakkında değil, satış işlemine ilişkin olduğunu, işin .... İnşaat Taahhüt tarafından yapıldığını kanıtlayamadığını, kaldı ki davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinin 9. sayfasında “Başka bir deyişle, davacı şirketin tek ortağı ve müdürü olan ...... tarafından, yapılan işlerin dava dışı .... İnşaat Taahhüt tarafından yapıldığı ve yapılan işin bedelinin fatura karşılığı eksiksiz şekilde ödendiği açık ve net bir şekilde bilinmektedir.Zira ilgili işlere dair Cari Hesap Mütebakatı yapılırken .... İnşaat Taahhüt firmasını bizzat kendisi temsil etmiştir” şeklindeki beyanının imalatların müvekkili tarafından yapıldığının ikrarı olduğunu, mahkemenin bu hususu değerlendirmediğini, müvekkilinin mimar olması hasebiyle 2018 yılından itibaren davalıyla görüşmeye başladığını, davalı şirketin resmi mail adresinden gönderilen mail yoluyda müvekkilinden projeler yapılmasının istendiğini, proje ve çalışmaların yapılarak davalı şirket yetkililerine sunulduğunu Erzurum'un iklim koşulları nedeniyle 2019 yılı yaz dönemi ile birlikte de imalatlar yapılmaya başlandığını, yapılan keşiflerle imalatların yapıldığının saptandığını, dosyaya sunulan belge, ticari defter ve diğer kayıtların imalatların .... tarafından yaptırılmadığını gösterdiğini, eser sözleşmesinin her türlü delille ispatlanabileceğini, davalı tarafından müvekkiline yaptırılan zorunlu ve yararlı bulunan işlerin teslim alınarak benimsendiğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 28.03.2022 tarihli ek istinaf dilekçesinde, taraflar arasında davalının da örtülü kabulünde olan eser sözleşmesi niteliğinde bir yapım sözleşmesi yapıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen işlerin yapıldığının ispatlandığını, davalının söz konusu işlerin davacı dışında bir başkasına yaptırıldığını savunduğunu, davada ispat yükünün yer değiştirdiğini, artık davalının işlerin .... tarafından yaptırıldığını kanıtlamak yükü davalının üzerinde olduğunu, ancak ticari defterler göz önüne alındığında davalının iddiasını ispatlayamadığını ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava dilekçesi, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarına ilişkin 29.09.2021 tarihli dilekçesi, istinaf ve ek istinaf dilekçelerindeki beyan ve ileri sürüşe göre davacı vekili müvekkili ile davalı şirket arasında eser sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeye konu işleri yaparak teslim ettiğini ancak bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı vekili davacı ile dava dilekçesinde belirtilen işlere dair eser sözleşmesi ilişkisini (akdi ilişkiyi) inkar etmiştir. Hemen belirtilmelidir ki TBK'nın 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin yapılması bir geçerlilik şekline tabi tutulmamıştır. Eser sözleşmesinin kurulması bir şekle bağlı değilse de sözleşmenin kurulduğunun ispatı bakımından ispat kurallarına uyulacaktır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
HMK'nın 200. maddesi uyarınca, "(1)Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2)Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir."
Somut olayda davacı taraflar arasında kurulduğunu ileri sürdüğü akdî ilişkinin varlığını yazılı delille kanıtlayabilmiş değildir. (Yargıtay 6. HD., 2022/1049 E., 2023/591 K.) Diğer taraftan dosyaya sunulan elektronik posta iletilerinin tarihleri incelendiğinde davacı şirketin kuruluş tarihinden önceki tarihli oldukları, hukuken mevcut olmayan bir tüzel kişilik ile sözleşme ilişkisinin kurulmasının mümkün olamayacağı, davalının da e-postaların davacı şirketin tek ortağı konumunda olan ......'nın, işleri yapan dava dışı yüklenici .... ile birlikte çalıştığı döneme ilişkin olduğunu savunduğu, doğrudan yüklenici olduğu gerekçesi ile yapılmış yazışmalar olduğunu kabul etmediğinden yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemezler.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde “Başka bir deyişle, davacı şirketin tek ortağı ve müdürü olan ...... tarafından, yapılan işlerin dava dışı .... İnşaat Taahhüt tarafından yapıldığı ve yapılan işin bedelinin fatura karşılığı eksiksiz şekilde ödendiği açık ve net bir şekilde bilinmektedir.Zira ilgili işlere dair Cari Hesap Mütebakatı yapılırken .... İnşaat Taahhüt firmasını bizzat kendisi temsil etmiştir” şeklindeki beyanının imalatların müvekkili tarafından yapıldığının ikrarı olduğunu ileri sürmüş ise de davalı vekilinin cevap dilekçesinde dava konusu yapılan imalatların davacı şirketin kurulduğu tarihten önce dava dışı ....'a (.... İnşaat Tahhüt) yaptırıldığını belirterek akdi ilişkinin .... ile arasında olduğunu savunduğu, davacının şirketin tek ortağı konumunda olan ......'nın o tarihte dava dışı yüklenici .... ile birlikte çalıştığını ifade etmiş olup söz konusu beyan ikrar niteliğinde değildir.
Davacı vekili ek istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürülen işlerin yapıldığının keşfen ispatlandığını, davalının söz konusu işlerin davacı dışında bir başkasına yaptırıldığını savunduğunu, davada ispat yükünün yer değiştirdiğini, artık davalının işlerin .... tarafından yaptırıldığını kanıtlamak yükü davalının üzerinde olduğunu savunmuş ise de eser sözleşmesine konu edilen işlerin yapılmış halde mevcut olduğunun delil tespiti veya keşif ile saptanmış olması da eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunu ispatlamaz. Bu işler yerinde olsa bile ispat yükü davacı üzerinde olup davalı iş sahibi bu işleri bir başkasına yaptırdığını ve başka bir eser sözleşmesinin konusu olduğunu ispatlamakla yükümlü değildir. (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi,...., ......., Ankara, 2023 s.1073) Hal böyle olunca mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir hata görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/295 E., 2022/106 K. sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliğinin Dairemizce, kesinleştirme, harç ve gider avansının iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK 'nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere; oy birliği ile karar verildi.