Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2022/1719 E. 2024/1284 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1719
Karar No
2024/1284
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1719 KARAR NO: 2024/1284 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 17/12/2021 NUMARASI: 2017/687 (E) - 2021/1220 (K) DAVA TARİHİ: 25/10/2016 Birleşen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/253 (E) sayılı dosyasında: DAVA TARİHİ: 20/04/2021 DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 01/10/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (KMAZMSS) ile sigortalı, dava dışı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken hakimiyetini kaybederek su kanalına çarpan ve akabinde aracın sürüklenerek takla atması sonucu meydana gelen tek taraflı, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasında müvekkillerinin oğlu ...'in vefat ettiğini, kaza tarihi itibariyle poliçenin ölüm halinde kişi başına 310.000 TL teminat sağladığını, müvekkillerin yaşı ve tüm diğer faktörler birlikte değerlendirildiğinde sigorta şirketlerinin limit dahilinde zararın tümünden sorumlu olacağını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 53.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 12/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde davalıdan tahsilini talep etmiş; 27/12/2019 tarihli bedel artırım dilekçesiyle anne ... için 83.933,75 TL, baba ... için 47.591,89 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte (diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 61, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 88 ve TBK'nin 163. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca) davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/253 (E) sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken hakimiyetini kaybederek su kanalına çarpması ve aracın sürüklenip takla atması sonucu tek taraflı ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda araçta yolçu olarak bulunan müvekkillerinin oğlu ...'in vefat ettiğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 53.071,92 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 12/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde davalı şirketten tahsilini talep etmiş; 05/11/2021 tarihli bedel artırım dilekçesiyle davacı ... için 38.436,72 TL, davacı ... için 75.776,33 TL olmak üzere toplam 114.213,05 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile asıl dava yönünden davacıların maddi tazminat talebinin (destekten yoksun kalma) kısmen kabulü ile dosya kapsamında alınan 13/05/2019 tarihli ATK raporu gereğince %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ... için 47.591,89 TL, davacı ... için 83.933,75 TL'nin 17/10/2016 temerrüt tarihinden (başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrası) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların faiz başlangıç ve faiz türüne ilişkin talepleri ile sair taleplerinin reddine; birleşen dava yönünden davacıların maddi tazminat talebinin (destekten yoksun kalma) kısmen kabulü ile dosya kapsamında alınan 13/05/2019 tarihli ATK raporu gereğince %20 oranında müterafik kusur indirimi ve taktiren %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davacı ... için 16.929,56 TL, davacı ... için 35.848,81‬ TL'nin 17/10/2016 temerrüt tarihinden (başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrası) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; birleşen dava yönünden 13/05/2019 tarihli ATK raporu gereğince sürücünün %80 oranındaki kusuruna düşen kısma göre dava değeri artırılmış olmasına rağmen, mahkemece dava değerini artırdıkları miktarlar üzerinden yeniden ATK raporu gereğince %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılıp üzerine %20 oranında hatır indirimi yapılarak belirlenen tutarlar üzerinden kurulan hükmün hatalı olduğunu, gerek asıl, gerekse birleşen davada bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, paylar, kusur oranları, gelire ilişkin veriler ve diğer verilerin de hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporda gelire ilişkin verilerin doğru olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki dava ek dava olarak nitelendirilecek ise ilk davanın belirsiz alacak davası olduğu, birebir aynı olaya ve alacağa ilişkin ek dava açılmasının mümkün olamayacağını, karara esas alınan aktüer hesaplamanın TRH-2010 hayat tablosu ve progressif rant yöntemine göre yapılmış olup ancak trafik sigortası genel şartları gereği hesaplamada %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, 16/06/2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında dava dışı ...'nin idaresindeki araçta yolcu olan davacıların desteği ...'in öldüğü, davacıların desteği ile sürücü ...'nin arkadaş oldukları ve olay günü gezme amaçlı araçta yolcu olarak bulunurken kazanın meydana geldiği ve sürücünün ehliyetsiz olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 13/05/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda; sürücü ...'un sevk ve idaresindeki otomobili ile seyir halinde iken kaza mahalli olan yere geldiği esnada kontrolsüz seyri neticesinde aracını yol içerisinde tutma becerisi gösteremeyerek sevk ve idare hatası ile birlikte yol dışı kaldığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada asli derecede %80 oranında, davacıların desteği yolcu ...'in ise sürücü belgesi olmadığını bildiği bir kişinin aracında emniyet kemeri takmayarak yolculuk ettiği ve kendi can güvenliğini tesis etmediği anlaşılmakla gerçekleşen kazada kendi ölümünde tali derecede %20 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 08/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda davacılar için yapılan tazminat hesabı TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmiş olup davacıların destekten yoksun kalmasından kaynaklanan zararının, ölen destek ile destek alacaklısı davacıların olası yaşam süresi bakımından TRH-2010 Yaşam Tablosu esas alınarak ve desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olacağı kabul edilerek ve gelirin her yıl %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak, davacılar ile ölen desteğin yaşı, olası destek süresi, desteğin kazanç durumu ve destek gelirinin paylaştırılması suretiyle, Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y. 2015. S. 582) Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ile arkadaş olduğu, sürücünün ehliyetsiz olduğunu bilerek araca bindiği ve bu esnada kazanın meydana geldiği anlaşıldığına göre davacıların desteğinin ehliyetsiz sürücünün kullandığı araca binmesi nedeni ile %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak ATK kusur raporunda yolcu olan davacıların desteğine %20 oranında sürücünün ehliyetsiz olduğunu bilerek ve emniyet kemeri takılı olmayarak yolculuk yaptığı için kusur verilmiştir. Araçta yolcu olan desteğin sürüş kusurundan bahsedilemeyeceği, sürücünün ehliyetsiz olduğunu bilerek ve emniyet kemeri takılı olmayarak yolculuk yapması sırasında meydana gelen kazada bu hususların müterafik kusur olarak değerlendirilebileceği, bu hususun hâkimin takdirinde olduğu ve sebep birden fazla olsa dahi müterafik kusur nedeniyle sadece bir kez %20 oranında indirim uygulanabileceği göz önüne alındığında, davacılar vekilinin asıl ve birleşen davada %80 kusura denk gelen tazminat miktarları yönünden talepte bulunduğu anlaşıldığından birleşen dava yönünden davacılar vekilinin 05/11/2021 tarihli talep artırım dilekçesi doğrultusunda tazminat tutarları yönünden davasının tam kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir.Eldeki davada; dosya kapsamından davacıların desteğinin yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsü ile arkadaş olduğu, arkadaş grubuyla iftar yaptıktan sonra iki araç gezmeye çıktıkları ve sonrasında kazanın olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hatır taşımasının varlığından bahsedilmek için bu taşımanın sadece taşınanın yararına olması gerektiği göz önüne alındığında eldeki davada davacıların desteği yönünden hatır taşımasının olmadığının kabulü gerekmekte olup bu hususa ilişkin davacılar vekilinin istinaf itirazı yerindedir. Asıl ve birleşen dava, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nin 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının asıl ve birleşen davadada ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaktadır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, B-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davacıların maddi tazminat taleplerinin (destekten yoksun kalma) kısmen kabulü ile %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ... için 47.591,89 TL, davacı ... için 83.933,75 TL'nin 17/10/2016 temerrüt tarihinden (başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrası) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların faiz başlangıç ve faiz türüne ilişkin talepleri ile sair taleplerinin reddine, 2-Birleşen dava yönünden davacıların maddi tazminat taleplerinin (destekten yoksun kalma) kabulü ile davacı ... için 38.436,72 TL, davacı ... için 75.776,33 TL'nin 17/10/2016 temerrüt tarihinden (başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrası) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Asıl dava yönünden alınması gereken 8.984,52 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 181,37 TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 306,15 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 8.497 TL'nin davalı ... şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Birleşen dava yönünden alınması gereken 7.801,90 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 181,27 TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 208,83 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 7.411,8‬0 TL'nin davalı ... şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Asıl dava yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13. maddesi uyarınca belirlenen 6.986,95 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'e verilmesine, 6-Asıl dava yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesi uyarınca belirlenen 11.711,39 TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'e verilmesine, 7-Birleşen dava yönünden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'e verilmesine, 8-Birleşen dava yönünden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'e verilmesine, 9-Davacı tarafından sarf edilen toplam 88,50 TL başvuru harcı, 4,30 TL vekâlet harcı ile 1.062,25 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri ve 1.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.655,05‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 10-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, C-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.589,81‬ TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 3.200 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 9.389,81‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacılar tarafından sarf edilen 19,5‬0 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 4-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2022/1719, K. 2024/1284, T. 01.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-40-hukuk-dairesi-2022-1719-e-2024-1284-k-f8f861d742db