Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/538 E. 2024/1913 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/538
Karar No
2024/1913
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2022/538 Esas

KARAR NO:2024/1913

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:29/11/2021

NUMARASI:2017/700 E. - 2021/835 K.

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket aleyhine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/778 D. İş sayılı dosyasından icra takibi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, .... sayılı icra takibi ile 01.08.2017 tarihinde yapılan hacizde ihtiyati haciz ve menkul mal muhafaza esnasında haberdar olduklarını, davalı-alacaklı kötü niyetli olarak müvekkili şirketin tüm bilgisayarlarını, klimalarını, araçlarını ve televizyonunu muhafaza altına alıp yediemine teslim etmek istediğini, bu talebinin ... haciz tutanağına da yansıdığını, bunun üzerine müvekkili şirketin ticari itibarı zedelenmesin, tüm muhasebe kayıtlarını ve ticari müşteri alacak-borç listesinin kayıtlı olduğu bilgisayarları muhafaza altına alınması ve menkul mal muhafaza tehdidi altında, imzaya, borca ve takibe itiraz ederek ve teminatın iadesine muvafakat etmeyerek takibe konu olan 25.323,60-TL alacaklıya ödenmemek kaydı ile haciz esnasında muhafaza işlemi dursun diye dosyaya yatırıldığını, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, takip alacaklısı ve takibe konu çek olan, “... A.Ş.-... Şubesinin keşide yeri İstanbul, miktarı 25.000,00-TL olan" keşidecisi ... ile bir borç ilişkisi bulunmadığını, kendi kayıtlarında da böyle bir çek de bulunmadığını, takip konusu çekte lehdar olarak gösterilen ve sahte imzalı ciro ile devredilen şirket unvanının müvekkili şirket unvanı ile uyuşmadığını, takip konusu çekin, usul ve yasaya aykırı olarak müvekkili şirket namına düzenlenmiş gibi gösterilerek, müvekkili şirket unvanı da eksik/yanlış yazılarak, diğer borçlu-ciranta ... Şti. tarafından alacaklı-davalı ...’e verildiğini, “... şti.”nin müvekkil şirketin unvanı olmadığını, müvekkili şirket unvanının “... olduğunu, ancak takip talebine müvekkil şirketin vergi numarası eklenerek borçlu yapıldığını, haciz sırasında yapılan itirazlara rağmen haciz yapılmak istendiğini ve muhafaza tehdidi ile müvekkili tarafından borcun ödendiğini, çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını belirterek; müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, dosyaya yatırılan 25.323,60-TL’nin ve alacaklı-davalının teminatının kararı kesinleşene kadar tedbiren ödenmemesine, dosyaya yatırılan 25.323,60-TL meblağ ve eksik bedel (alacak miktarı oranınca) oranınca teminat karşılığı takibin durdurulmasına, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile çekte yazılı miktar olan 25.000,00-TL’nin %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usül yönünden dava konusu çekte davacı- borçlunun imzaya itirazı üzerine takip durduğundan davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da; davacının borcu bulunmadığına ilişkin iddiası iyiniyetli hamil olan müvekkile karşı ileri süremeyeceğini, davacının gerçek unvanının, çekte yazılan unvan ıle uyuşmaması söz konusu çekin sahte olduğunu kanıtlayacak nitelikte olmadığını, çekin sahte olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek; davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, davacının davalılara,... sayılı takip dosyasının dayanağı olan ... A.Ş. ... Şubesine ait, ...seri nolu, keşidecisi ..., Keşide yeri İstanbul olan, 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin Menfi Tespit davası olduğu, bu bağlamda tüm delillerin toplandığı, iddia ve savunmaların değerlendirilmesi amacıyla Grafoloji konusunda uzman bilirkişiden imza incelemesine yönelik rapor alındığı, alınan raporda, İnceleme konusu yapılan, ... A.Ş. ... Şubesine ait, ... seri nolu, Keşide yeri İstanbul, Keşide tarihi 30.04.2016 olan, 25.000,00 TL. tutarlı çek aslı arka yüzündeki 1. ciro imzası (lehtar-ciranta) ile davacı şirketi temsile yetkili ..., ... ve ...'e ait imzalar arasında; tanı unsurları bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığı, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ..., ..., ...,'in eli ürünü olmadığının net bir şekilde tespit edildiği, raporun dosya kapsamına uygun ve ayrıntılı olduğu ve hükme esas alınmasına karar verildiği, mahkememizce ...'ndan celp olunan davacı şirkete ait sicil kayıtlarının incelenmesinde de, davacı şirketin yetkililerinin ..., ... ve ... olduğu ve bu kişilerin davacı şirketi, 02/01/1995 tarihinden 22/04/2023 tarihine kadar temsil yetkisinin bulunduğunun anlaşıldığı ve ayrıca sahtecilik iddiasının mutlak def'ilerden olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği ve davacının da menfi tespit isteminde haklı olduğu ve dava açmakta da hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne; ayrıca davacı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş olmakla, davacı yanın dava konusu çekteki gerek lehtar unvanı ve gerek se cirodaki unvanlarının farklı olması ve bu hususun çekte açıkça anlaşılıyor olması karşısında davalıların kötü niyetli olduğu sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılarak, Davanın KABULÜ ile, Davacının davalılara, dava ve ...sayılı takip dosyasının dayanağı olan ...bank A.Ş. ... Şubesine ait, ... seri nolu, keşidecisi ..., Keşide yeri İstanbul olan, 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının TESPİTİNE, Davacının kötü niyet tazminatı isteminin kabulü ile çek bedeli olan 25.000,00 TL bedelin %20'si oranında hesaplanan, 5.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE" karar verilmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkil açısından husumet itirazında bulunduklarını, davada müvekkilinin hukuken taraf sıfatı bulunmadığını, takibi konu evrakı müvekkilinin işleme koymadığını, bu evrakın takibe konulmasından müvekkilinin de mağdur konumunda olduğunu, müvekkilinin taraf ve dava sıfatı bulunmadığından müvekkil açısından davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -davacı/ borçlunun dava dilekçesinde icra takibine konu çekin sahte olma ihtimalinin yüksek olduğu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığı, takibin kötü niyetle başlatıldığı iddialarına ilişkin olarak, müvekkilinin mal alım satımına istinaden diğer davalı davalı .... Şti'den olan alacağına istinaden düzgün bir ciro silsilesi sonucu çeki iktisap ettiğini, Müvekkilinin davaya konu çekin iktisabında iyiniyetli olup davacı şirket ile diğer davalılar arasındaki ticari ilişkiyi bilmemekle birlikte taraflar arasındaki ticari ilişkiyi öğrenebilme ihtimalide söz konusu olmadığı gibi böyle bir araştırma yükümlülüğü de bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu çeki taraflarına tevdi ettikten sonra 27.07.2017 tarihinde davacı şirket ile iletişime geçildiğini, çekin ön ve arka yüzünün fotoğrafları çekilerek whatsapp üzerinden davacı firmaya atıldığını, Davacı firmanın diğer davalı .... Şti. İle arasındaki ticari ilişkiyi kabul ve ikrar ettiğini, buna rağmen davacı firmanın çekten ve cirantalardan hiçbirisini tanımadığı izlemini yaratmaya çalıştığını, bu hususun ilk derece mahkemesince göz ardı edilmiş salt imzanın sahteliği incelemesi üzerinden karar verilmiş olduğunu, -bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, ...'e ait imza örneklerden birisi okunmayacak derecede silik olmasına rağmen imzaların sıhhati üzerinde inceleme yapıldığını, hangi imzaya ilişkin ne şekilde inceleme yapıldığı, imzaların arasında tanı unsurları bakımdan uygunluk ve benzerliğin bulunmadığının neye göre belirlendiği gibi hususlarına raporda yer verilmediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.2001 tarihli, 2001/12-436 E. 2001/467 K. Ve 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E. 2001/483 K sayılı kararlarda da incelemeye ilişkin detayların açıklandığını,-davacı icra takibine konu çekin hile ile ticari hayata geçirildiğini, davacı unvan ve imzasının çekte yer alan borçlu şirket ile farklı olduğu ve imzasının ve şirket unvanın taklit edildiğini ileri sürmüş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2014 tarih 2013/19-1723 E. Ve 2014/34 K. Sayılı içtihadında belirtildiği üzere, " poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def'ileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez, meğerki hamil poliçeyi iktisap ederken savunmaya esas olan durumu bile bile ve borçlunun zararına hareket etmiş ise borçlu bu savunmayı alacaklıya karşı ileri sürebilir." şeklinde hüküm tesis ettiğini, şahsi def'i türlerinden birisi olan hile sonucu kurulan sözleşmeyi hileye uğrayan taraf iptal ettirebileceğinden, Davacının davaya konu edilen icra takibine dayanak olan çeki hile sonucu piyasaya sürüldüğü iddiası yalnızca şahsi ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir def'i ( şahsi def'i) olup şahsi ilişkinin tarafları olmayan hamil olan davalı müvekkiline karşı ileri sürülmesi mümkün olmamasına rağmen işbu hususun mutlak defi olarak değerlendirilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, imzaların istiklali ilkesine göre de müvekkilinin çeki diğer davalı .... Şti'den aralarındaki borç ilişkisine istinaden iyiniyetle iktisap ettiğini, Müvekkilinin kendisinden önce gelen imzaların sıhhatini inceleme yükümlülüğü bulunmadığı gibi davaya konu çek fiziken incelendiğinde lehtar olarak görünen davacı firmanın yetkilisi tarafından usulüne uygun surette tedavüle sokulduğu görüldüğünü, müvekkilinin kötü niyetinden söz edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, -davacı firmanın sürekli olarak, çekteki borçlu şirket unvanı ile kendi şirket unvanın farklı olduğunu belirttiğini, davaya konu çek 2016 yılında keşide edilmiş olup çekteki borçlu şirket unvanı ile davacı unvanı arasında küçük farklılıklar bulunduğunu, davacı firmanın internet sitesinin anasayfasında sadece... yazdığını, Davacı firmanın internet sitesinde dahi sadece ... yazmakta iken çekle ilgilileri detaylı olarak araştırma yükümlülüğü bulunmayan müvekkilinin kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetlenebilirlikten uzak olması, davacı firma tarafından ileri sürülen hile iddiasının şahsi def'i niteliğinde olması, müvekkilimin çekte yer alan imzaların ve ilgililerin sıhhatini araştırmakla yükümlü bulunmaması ve de davacı firmanın internet sitesinde dahi yanlış olduğunu iddia ettiği unvanın yer alıyor olması karşısında müvekkilinin kötü niyetinden söz edilemeyeceğinden dolayı ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesi neticesinde esastan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacının davalılara, ...sayılı takip dosyasının dayanağı olan ... A.Ş....Şubesine ait, ... seri nolu, keşidecisi ..., Keşide yeri İstanbul olan, 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin Menfi Tespit davasıdır.... sayılı icra dosyası incelendiğinde, Davalı-alacaklı tarafça davacı-borçlu ve dava dışı 3. kişiler hakkında, ... A.Ş. ... Şubesine ait ... seri nolu keşidecisi ... Keşide yeri İstanbul olan 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı, lehtarı ... Şti. Olarak yazılı lehtar-cirantası ise ... Şti. olarak yazılı olan bir adet çek alacağı dayanak gösterilmek suretiyle icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.17/01/2020 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle de; "İnceleme konusu ve mukayese belgelerin, laboratuar ortamında, büyüteç ve UV ışık kaynağı, beyaz ışık ve değişik açılardan verilen ışık ışınları, stereo mikroskop altında ve yüksek çözünürlü scanner tarayıcı ve bilgisayar programları ile taranarak analitik incelemeye ve objektif denetime uygun hale getirildikten sonra grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan gerekli ve mukayeseli incelenmesinde; karşılaştırma Tablosunda; inceleme konusu l. ciro imzası ile şahıslara ait imzalar arasında; imza tasarımı, genel şekil, başlangıç ve bitim bölümleri, ritmik hareketlerin imza formuna aktarılması, grama örgüsünün yapısı, kalem dönüş özellikleri, seyir, hız ve baskı derecesi v.b. gibi tanı unsurları bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığı ve sonuç olarak da; İnceleme konusu ... A.Ş. ...Şubesi, ... seri nolu, İstanbul/30.04.2016 (aylar bölümündeki rakamlar üzerinden gitme izlenimi ve imza bulunan) yer ve keşide tarihli 25.000,00 TL. tutarlı çek aslı arka yüzündeki 1. ciro imzası ile..., ..., ...'e ait imzalar arasında; yukarıda tarifi yapılan tanı unsurları bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...,..., ...' in eli ürünü olmadığı" şeklinde tespitler yapılmıştır....'ndan celp olunan davacı şirkete ait sicil kayıtlarının incelenmesinde davacı şirketin, yetkililerinin..., ... ve ... olduğu ve bu kişilerin davacı şirketi, 02/01/1995 tarihinden 22/04/2023 tarihine kadar temsil yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı ...'in vekilinin istinaf istemine ilişkin olarak;Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.“imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda, inceleme konusu ve mukayese imzaların binoküler stereomikroskop, lup ,uv, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, dilekçe asılları bulunduğu, Yargıtay'ın teknik olarak belirttiği hususlarda inceleme yapıldığı, buna göre yeniden rapor alınması gerektirir bir delilin bulunmadığı, imzanın davacı yetkilerinin eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, hile iddiasının değil, imzaya itiraz edildiği, dolayısıyla davalının iyiniyetli son hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği, imzaların bağımsızlığı ilkesinin, çekte imzası bulunanların çekteki diğer cirantaların imzalarına itiraz edemeyeceğine ilişkin olup, davacının iş bu dava dosyasında kendi imzasına itiraz ettiği anlaşılmakla davalının bu yöndeki tüm istinaf isteminin reddinin gerektiği bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece eldeki menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, davalının çeki ciro yolu ile iktisap ettiği, yüzyüzelik ilkesi gereği keşidecinin imzasının sahte olduğunu bilecek durumda olmadığı bu nedenle haksız ve kötü niyetle takip yaptığı ispatlanamadığından davalı açısından koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir.Davalı ... vekilinin istinaf istemine ilişkin olarak; Dava konusu çeklerin keşidecisinin, davalılardan ... olduğu, ...'ın icra takibinde alacaklı olmadığı, keşideci olması nedeniyle alacaklı sıfatının da bulunmayacağı, bu nedenle bu davalı yönünden menfi tespit talebinde hukuki yarar bulunmadığı, davanın ...yönünden usulden reddinin gerektiği bu yönden istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davalı ...'in istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı ...'ın İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, istinaf başvurusunda bulunmayan ... Şti. Yönünden kazanılmış haklar saklı tutularak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı ...'ın istinaf isteminin KABULÜ, davalı ...'in istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2021 tarih, 2017/700 E., 2021/835 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kazanılmış haklar gözetilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda;3- Davanın KISMEN KABULÜ ile;-Davalı ... yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE-Davacının davalılar ... ve ...'ne, davaya konu ... sayılı takip dosyasının dayanağı olan ... A.Ş. ... Şubesine ait, ... seri nolu, keşidecisi ..., Keşide yeri İstanbul olan, 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının TESPİTİNE, -Davacının kötü niyet tazminatı isteminin ... yönünden kabulü ile çek bedeli olan 25.000,00 TL bedelin %20'si oranında hesaplanan, 5.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalı ...'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Davalı ... yönünden kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.707,75 TL karar harcından peşin alınan 524,61 TL'nin mahsubu ile 1.183,14 TL harcın davalılar ... ve ...'nden müteselsilen tahsili ile Hazineye GELİR YAZILMASINA, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 524,61 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 759,00 TL bilirkişi ücreti, 487,30 Tl tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.806,91 TL'nin davalılar ... ve ...'nden müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'nden müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...VERİLMESİNE, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine 5/b-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 270,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalı ...'a verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcın davacıdan tahsiliyle davalı ...'e verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/538, K. 2024/1913, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-538-e-2024-1913-k-1909f8ba1455