Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/532 E. 2022/686 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/532
- Karar No
- 2022/686
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/81 KARAR NO : 2025/52 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30.11.2022 NUMARASI : 2022/532 E. - 2022/686 K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 10.01.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10.01.2025 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.11.2022 tarih 2022/532 E. - 2022/686 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı ...'nın 21.12.2012 tarihinde 10 yıllığına davacı şirketin müdürü olarak atandığını, davalı müdürlük görevini yerine getirirken şirketin ...taki hesabından 16.4.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiğini, bu parayı şirkete geri ödemediğini, davalı aleyhinde ceza davası açıldığını, bu ceza davasının Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1849 Esas-2021/2358 Karar sayılı kararıyla davalı sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl hapis 300 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, bu şekilde davalı şirket müdürünün şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, davalı aleyhine Aydın İcra Müdürlüğünün 2018/12395 E sayılı dosyası ile yapılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek, 98.535.00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 16.4.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. CEVAP : Davalı vekili, müdürlerin sorumluluğu hakkında TTK’da bulunan düzenleme gereği davanın 2 yıllık öğrenme ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğundan, zamanaşımı itirazı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, yine TTK hükümleri gereği şirketin dava açabilmesi için genel kurul kararı bulunmasının zorunlu olduğunu, dava konusu bedelin yatırıldığı ... Aydın Şubesinde sadece ... değil, muris ...’un çocukları, eşi gibi yakınlarının da işlem yaptıklarını, aynı bankada davalının da hesabının bulunduğunu, 16/04/2013 tarihinde çekilen bu paranın bir gün önce bu hesaba davalı tarafından yatırıldığını, davalının ... ... Mah., ... Mevkii,... Ada,... parselde bulunan taşınmazını ... isimli kişiye 115.000, TL bedelle ve harici sözleşme ile sattığını, daha sonra şartlar oluştuğunda 22/05/2013 tarihinde de tapuda devrini sağladığını, harici sözleşme ile satış bedelini tahsil eden davalının olay tarihinde ... Aydın Şubesinde bulunan hesabına bir kısmını yatırmak istediğini, ancak görevli banka memurunın davalının getirmiş olduğu parayı kendisine sormadan şirket hesabına yatırdığını, davalının bu durumu ertesi gün fark ettiğini ve şirketin asıl sahibi ...'nu da bilgilendirerek bu parayı çektiğini, davacı şirketin yetkilisi dahi bu hususun böyle olduğunu bildiğini, ancak muris ...’un eşi ile çocukları arasındaki hukuki çekişmelerde davalı kendi lehlerine ifade vermediği için şikayetçi olduklarını, yani davalının çektiği iddia edilen dava konusu paranın davacı şirket ile hiçbir ilgisi olmadığını, davalı tarafından paranın banka şubesine yatırıldığı ve çekildiği 15-16 Nisan 2013 tarihlerinde ve öncesinde davacı şirketin dava konusu bedel kadar bir parasının olmadığını belirterek davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, olmadığı taktirde genel kurul kararı alınmadan dava açılmış olmakla dava şartları yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı ...'nın 21.12.2012 tarihinde 10 yıllığına davacı şirketin müdürü olarak atandığı, davalının, şirkete ait ...taki hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiği ve bu parayı şirkete iade etmediği, iş bu olay sebebiyle davalı hakkında Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2021 tarih, 2021/2358 Karar sayılı karar ile davalı sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK'nun 155/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verdiği, hükmün davalı tarafında istinafı üzerine İzmir BAM 13.CD'nin 2022/8 E - 2022/1907 K sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilerek hükmün 07/06/2022 tarihinde kesinleştiği, ceza yargılamasına konu eylem ile davaya konu eylemin aynı olduğu, bu haliyle davalının davacı şirkete ait ...taki hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiği ve bu parayı şirkete iade etmediği hususunun ispatlandığı, davalı tarafça zamanaşımı savunmasında bulunulmuş ise de, davaya konu olayda davalının eyleminin aynı zamanda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu (TCK'nun 155/2 maddesini oluşturduğu) oluşturduğundan, ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınacağı, TCK'nun 66/e. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, ceza zamanaşımının başlangıç tarihinin ise mahkumiyet hükmünün kesinleştiği tarih olduğu, mahkumiyet hükmünün 07/06/2022 tarihinde kesinleştiğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, zamanaşımı itirazı nazarazının reddi ile davacının davasının kabulü ile 98.535,00-TL nin 16/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, müdürlerin sorumluluğu hakkında TTK’da düzenlenen 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, şirketin dava açabilmesi için genel kurul kararının bulunmasının zorunlu olduğunu, bankalarla olan para yatırma ve çekme işlerinin müdür olarak davalının görevleri arasında olduğunu, dava konusu bedelin yatırıldığı banka şubesinde davalının şahsi hesabının da bulunduğunu, 16/04/2013 tarihinde çekilen bu paranın bir gün önce bu hesaba yatırıldığını, davalının kendisine ait taşınmazını ... isimli kişiye 115.000 TL bedelle ve harici sözleşme ile satmasından sonra 22/05/2013 tarihinde de tapuda devrini sağladığını, harici sözleşme ile satış bedelini tahsil eden davalının olay tarihinde ... Aydın Şubesinde bulunan hesabına bir kısmını yatırmak istediğini, ancak görevli banka memurunun kendisine sormadan bu parayı şirket hesabına yatırdığını, davalının bu durumu ertesi gün fark etmesiyle şirketin asıl sahibi ...’nu da bilgilendirerek bu parayı çektiğini, bu paranın şirkete ait olmadığını, muris ... ile çocukları arasında birtakım parasal çekişmeler ortaya çıkmasıyla aralarında birçok dava söz konusu olduğunu, taraflar arasında tüm dosyaları kapsayan bir ibraname yapıldığını ve protokol başlıklı bu ibranamede 9 numarada yer alan Aydın CBS'nın 2017/2708 soruşturma numaralı dosyasından da feragat edildiğini, ibradan sonra bu bedel için yeniden dava açıldığını, ancak mahkemece bu delilin incelenmediğini, 15-16 Nisan 2013 tarihlerinde ve öncesinde davacı şirketin dava konusu bedel kadar bir parasının olmadığını, paranın yanlışlıkla yatırıldığı hususundaki bu savunma Asliye Ceza Mahkemesinde itibar görmediğini, her ne kadar ceza mahkemesinde aleyhte karar verilmiş ise de, sunulan delillerin incelenmediğini, ceza davasında verilen kararın hukuk hakimini bağlamayacağını, şirketin böyle bir parasının ve eylem nedeniyle zarar doğup doğmadığının araştırılmadığı, ayrıca taraflar arasındaki ibranamenin dava konusu bu olayı da kapsadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, limited şirket yöneticisi aleyhine TTK'nun 553. Maddesi gereğince açılan yöneticinin sorumluluğu esasına dayalı tazminat davasıdır. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. TTK'nun 553. Maddesi uyarınca müdürler, kanundan ve esas sözleşmeden veya iş görme koşullarını saptayan diğer hükümlerden doğan yükümlülükleri kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Burada 6762 sayılı TTK'nun aksine, ispat yükü müdürün kusuruyla şirkete zarar verdiğini ileri süren kimseye yüklenir. Somut olayda, davalı müdürün görevini yerine getirirken davacı şirketin banka hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL para çekmesine karşın, bu parayı şirkete ödemeyerek davacı şirketi zarara uğrattığının iddia edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının eyleminin aynı zamanda TCK'nun 155/2 maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan, ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınacağı, TCK'nun 66/e maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu belirtilmesine karşın, hatalı olarak ceza zamanaşımının başlangıç tarihinin mahkumiyet hükmünün kesinleştiği tarih olduğunun belirtildiği, bilindiği üzere zamanaşımı süresinin failin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı, bu itibarla davalının mahkumiyet hükmünün kesinleştiği tarihin zamanaşımının başlangıç tarihi olarak dikkat alınmasında isabet bulunmadığı, diğer taraftan dava dilekçesinde davalı aleyhine daha önce yapılan bir icra takibinin bulunduğunun belirtildiği, TBK'nun 154/2 maddesi gereğince alacağın tahsili hususunda başlatılan icra takibinin zamanaşımını keseceği, böyle bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, varsa söz konusu icra takibi uyarınca zamanaşımı süresinin kesilip kesilmediği ve hukuktaki sürelerin durması hususunda yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 13.03.2020 tarihinden itibaren duran süreler ile zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulması halinde 6325 sayılı HUAB'nun 18/A-15.maddesi gereğince duran zamanaşımı süresinin son tutanağın düzenlendiği tarih itibariyle tekrar işlemeye başlayacağı da dikkate alınarak, zamanaşımını kesen ve durduran olguların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında mahkemece herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, öte yandan davalı tarafça söz konusu alacak hususunda karşılıklı olarak imzalanan protokol veibraname uyarınca kendisinin ibra edildiğinin iddia edilmesi karşın, mahkemece söz konusu ibraname ve protokol getirtilip incelenerek, taraflarının ve ibra konusunun iş bu davanın tarafları ve dava konusuyla aynı olup olmadığının araştırılmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu yönleriyle haklı ve yerinde olduğu değerlendirilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.11.2022 tarih 2022/532 E. - 2022/686 K.sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.