Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/524 E. 2024/1446 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/524
- Karar No
- 2024/1446
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/524 KARAR NO : 2024/1446
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/04/2021 NUMARASI : 2017/1277 Esas - 2021/352 Karar DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 15/11/2017 BAM KARAR TARİHİ : 10/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarihli 2017/1277 Esas ve 2021/352 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/12/2016 tarihinde davacı ... ile davacı ...'ın davalı ...'ün kullandığı ... plakalı minibüste yolcu iken dilekçede belirtilen adrese geldiklerinde inmek istediklerini belirttiklerini ve davacılardan ...'in dolmuştan indiğini, ardından davacı ...'ın inmek üzere ayağını attığı esnada davalının dikkatsiz davranması nedeni ile minibüsü hareket ettirmesi sonucu davacının düştüğünü, olay yerinde polis memurları tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına göre sürücünün KTK'da belirtilen 58. Maddeyi ihlal ettiği ve asli kusurlu olduğunun, davacı ...'ın ise kusursuz olduğunun belirlendiğini, davacı ...'ın Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesinde ilk müdahalesinin yapıldığını, sonrasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyat edildiğini, davacı ...'ın meydana gelen kaza nedeni ile kusuru olmaksızın yaralandığını ve ciddi ameliyatlar geçirmek durumunda kaldığını, İzmir CBS'nın 2016/115494 Hazırlık sayılı soruşturmasının devam ettiğini, anneleri ile birlikte yaşayan ..., ... ve ...'nın bu nedenle derin acılar yaşadıklarını, bakıma muhtaç hale gelen annelerine bakmak zorunda kaldıklarını, davalılardan ...'in araç işleteni sıfatı ile davalılardan ... Sigorta A.Ş'nin ise ZMS Poliçesini düzenlemiş olmakla zarardan sorumlu olduklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 5.000,00 TL maddi tazminatın, davalı ... ve ...'den kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ... Şirketinden dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılar ... için 20.000,00 TL ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminatın sürücü ... ve araç işleteni ...'ten kaza tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete 6704 sayılı Kanun ile Değişik KTK mad. 97 uyarınca yazılı başvuru şartının gerçekleşmediğini, bu nedenle de dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davalı şirket tarafından sigortalı araç yönünden sorumluluğun araç sürücüsünün kusuru ve zarar oranında olacağını ve bu kusurun net ve kesin olarak tespitinin gerektiği, davacının daimi sakatlığı bulunduğuna dair iddiasının ispatının gerektiğini, geçici iş göremezliğe ilişkin giderlerin davalı şirketin sorumluluğunda olmadığını, bu husustaki sorumluluğun SGK'na ait olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazında bulunulduğunu, kazanın trafik kazası olup olmadığının tespiti gerektiğini, alacak kalemlerinin açıklattırılması gerektiğini, kazanın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin yürürlükteki süresi içinde meydana geldiğini, tedavi giderleri yönünden SGK'ya davanın ihbarını, manevi tazminat isteminin reddini gerektiğini, ayrıca İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında ... Sigorta A.Ş'ye davanın ihbarını, ihtiyati haciz isteminin reddini, sonuç itibari ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ...'e usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, ancak savunma ve delil sunmadığından, davacı inkar etmiş sayılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece;"...Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; 08/12/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ..., davalı ...'ün sevk ve idaresindeki minibüsten inmek üzere iken düşmesi sonucu yaralandığı ve bedensel zarara uğradığı iddiası ile, davacı ... ile diğer davacıların bu kaza nedeni ile manevi zarara uğradıkları iddiası ile davalılar aleyhine iş bu dava açılmıştır. Davalılardan ...'ün ... plakalı ticari minibüsün sürücüsü olduğu, davalılardan ... aracın maliki olduğu, davalı ... şirketinin ise kazaya karışan aracın kaza tarihi itibari ile ZMS Sigorta Poliçesini düzenleyen şirket olması nedeni ile davacıda oluştuğu iddia edilen bedensel zarardan sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Meydana gelen kaza nedeni ile davacının %10 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayacağı hususunda düzenlenen raporun kaza tarihi itibari ile geçerli yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlendiği ve hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Ayrıca meydana gelen kazaya ilişkin İzmir 35 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/843 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında alınan 21/05/2019 tarihli ATK raporu ile kusur oranının tespit edildiği ve davalı sürücü ...'ün tam ve asli kusurlu olduğunun davacı ...'ın herhangi bir kusurunun olmadığının kabulü gerekmiştir. Bu tespitler üzerine Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının hesaplandığı, davacı tarafından dava değerinin arttırıldığı görülmüştür. Davalı ... şirketi ile davacı vekili arasında düzenlenen ibraname ve makbuz başlıklı belgenin dosyaya sunulması üzerine davacı vekilinin bu konuda beyanı alınmış ve davacı vekili tarafından davalı ... şirketinden tahsil edilen bedel mahsup edildikten sonra bakiye 7.698,93 TL kalıcı iş göremezlik zararının diğer davalılardan tahsili isteminde bulunulduğu görülmüş, davacının tespit edilen bedensel zararının tamamının zarara sebebiyet verenler tarafından karşılanması gerektiği dikkate alınarak davacı tarafça davalı sürücü ve araç malikinin sorumluluğuna ilişkin istemin devam ettiği görüldüğünden bu bedelden davalıların sorumlu olduklarının kabulü gerektiği anlaşılmış, yapılan ödeme ile geçici iş göremezlik zararının karşılandığı anlaşılmakla bu istem yönünden davanın konusuz kaldığı görülmüştür. Manevi tazminat istemi yönünden ise yapılan incelemede davacı ...'ın kazada büyük kemik kırığı adı verilen şekilde yaralandığı ve tedavi sürecinin çok uzun sürdüğü bu sürecin ağrılı ve uzun olduğu dikkate alındığında bakıma muhtaç hale geldiği ve manevi yönden zarar gördüğünün kabulü gerektiği, davacılar ..., ... ve ...'nın meydana gelen kazana nedeni ile annelerinin ağır yaralanması sonrası uzun süre annelerine bakmak durumunda kaldıkları, yaralanmanın ciddiyeti dikkate alındığında manevi yönden zarar gördüklerinin kabulü gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında bir taraf için hükmedilecek manevi tazminatın zenginleşme sebebi olmaması gerektiği gibi diğer tarafın mahvına da sebep olmaması gerektiği, hakkaniyet ölçütü içinde gerek davacı ...'ın gerekse diğer davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle "...Davacı ...'ın maddi tazminat istemi yönünden; davanın davalı ... şirketi yönünden feragat nedeniyle reddine, davanın davalılar ... ve ... yönünden kabulüne, 7.698,93 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, geçici iş göremezlik tazminatı istemi yönünden davanın konusu kalmadığından davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, davacı ... için 6.000,00 TL, manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı ödenmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı ... vekili, davalı ... ve davalı ...Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dosyasında maluliyet oranına ilişkin Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden maluliyet raporunun aldırıldığını, işbu raporda 2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği kapsamında davacının tüm vücut engellilik oranının %10 olarak belirlendiğini, söz konusu rapora karşı itirazları ve yeniden/ek rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, maluliyet raporuna ilişkin itirazları karşılanmadan ve yeniden/ek rapor alınması talepleri hakkında değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olmasının istinaf sebebi olduğunu, mahkeme tarafında davaya cevap dilekçesinde kazanın oluşumuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, kusura ilişkin ayrıca rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, yine bilirkişi incelemesi ve keşif talepleri gerekçelendirme yapılmaksızın reddedildiğini, kaza tespit tutanakları olay anında konusunda uzman olmayan trafik polisleri tarafından tutulduğundan bir uzman/bilirkişi raporu olarak kabul edilemeyeceğini, davaya konu kazaya ilişkin Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında alınan ATK raporu esas kabul edilmiş ise de, her iki yargılama için alınması gereken raporların ayrı ayrı olmasının gerektiğini, rapora yönelik itirazlarının bulunması sebebiyle öncelikle kusur bakımından uzman bilirkişi heyetinden yeni rapor alınmasının gerektiğini, ZMMS poliçesi atfedilecek kusur oranında maddi tazminattan poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, sigorta şirketinin yasal sorumluluğu poliçeden kaynaklanmakta olup sigorta şirketi tarafından yapılan eksik ödeme ile sigorta şirketinin sorumluluğunun ortadan kalkmadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun karşı taraf ile düzenlenen ibraname ile sınırlandırılamayacağını, sigortalının gıyabında yapılan tüm iş ve işlemler sigortalının aleyhine hüküm teşkil etmeyeceğini, sigortalının aleyhine yapılan iş ve işlemlerin kabul edilmediğini, dosyada mübrez makbuz ve ibranamede ise davacı tarafça ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılacak ödeme nedeniyle ... Sigorta A.Ş.nin ve sigortalısı yönünden başkaca bir sorumluluğunun kalmayacağını, hasar, hasar dosyasına ve poliçeye konu alacaklar yönünden, her ne nam altında olursa olsun herhangi bir taleplerinin olmadığının belirtildiğini, davacı tarafın 24.12.2020 tarihli dilekçesindeki beyanları ile dosyada sunulu ibranameden, davacı tarafın maddi tazminat kalemlerine yönelik alacaklarının karşılandığını ve maddi tazminat alacaklarının kalmadığının anlaşıldığını, yine davacı tarafın ibraname içeriğindeki beyanları davalı ... şirketi ve davalı sigortalıyı kapsamakta olup mahkemece buna itibar edilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak sadece sigorta şirketi yönünden feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, ayrıca feragat beyanı müteselsil sorumlu olan diğer davalı hakkında da hüküm ifade edeceğini, mahkeme tarafından davalı ... şirketi ve davacı tarafça imzalanan ibranamenin sigortalı davalı müvekkilinin yönünden de dikkate alınması gerekirken davalı müvekkilinin aleyhine davacının bakiye alacağı bulunduğu kabul edilerek karar verildiğini, ayrıca dosyada alınan aktüerya hesap bilirkişi raporunda yapılan ikili hesaplamalar yönünden aleyhe hesaplamaları, tazminata esas ücret, yine gerek işlemiş gerekse işleyecek olan dönem yönünden(bilinen ve iskontolu pasif dönem) hesaplamaları kabul etmediklerini beyanla bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığını, mahkemece davacılar lehine fahiş miktarda manevi tazminata hükmedilmiş olup istinaf sebebi olduğunu, davaya konu olayda davacılar ..., ... ve ... bakımından manevi tazminat talep edebilmesinin şartlarının oluşmadığını, davaya konu kaza neticesinde davacı ... da vücut bütünlüğü bakımında ağır bir zarar meydana gelmemiş yine davacılar çocuklar yönünden de ruhsal bütünlüğün ihlali ve sinir bozukluğu yaratacak zarar meydana gelmediğini, açıklanan bu sebeplerle mahkemece hüküm kurulurken TBKnun hükümleri ve yüksek mahkeme içtihatları doğrultusunda davacılar ..., ... ve ...ın manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacıların yansıma yoluyla zarar talebinde bulunmaları ve yansıma yoluyla zarar talep edilebilme şartlarının oluşmaması sebebiyle, istemlerin reddine karar verilmesi gerekirken davacı çocuklar lehine ayrı ayrı 2 bin TL manevi tazminata hükmedilmiş olmasının istinaf sebebi olduğunu, mahkeme tarafından yansıma yoluyla hükmedilen manevi tazminatı kabul etmemekle beraber, davacılar ( ..., ..., ... ve ...) lehine fahiş miktarlarda manevi tazminata hükmedildiğini, mahkemece davacıların reddedilen manevi tazminat miktarı bakımından davalı müvekkilinin lehine vekâlet ücretine hükmemedilmemiş olması sebebiyle istinaf isteminde bulunduklarını, resen gözetilecek sebeplerle, müvekkilinin telafisi imkânsız zararlara duçar kalmasının önlenmesi açısından yargılama sonu karar kesinleşinceye kadar tehir-i icra kararı verilmesine, başvurularının kabulüne, kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yanlardan alınarak, davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle yargılama sırasında davacı ... ile davalılardan ... Sigorta A.Ş.'nin sulh olduğunu, ödemenin yapıldığını, davacı ...'ın dosyada mübrez ibranamenin imzalandığını ve davacı vekilinin 22.02.2021 tarihli mahkemeye sunmuş olduğu dilekçesinde “Davanın maddi tazminat yönünden 47.832,93 TL'lik maddi tazminat talebimizin davalı ... 40.134,00- TL'lik kısmını ödemiştir. Maddi tazminata ilişkin olarak 7.698,93- TL maddi tazminat talebimiz halen diğer davalılar yönünde aynen devam etmektedir.” demekle davacının davalı ... ile sulh olduğunu ve ... Sigorta yönünde davasından feragat ettiğinin anlaşıldığını, mahkemece davalı aleyhine yüksek miktarda tazminata hükmedildiğini, mahkeme yansıma yoluyla diğer davacılar lehine de manevi tazminata hükmettiğini, lehlerine manevi tazminata hükmedilen ..., ... ve ..., davacı ...'ın çocukları olduğunu, davacılar yansıma yoluyla manevi tazminat isteminde bulunmuş olup bu istemin kabulünün hukuka ve ahlaka aykırı olup reddinin gerektiğini, resen gözetilecek sebeplerle; başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iş bu dosyada gerekçeli kararda müvekkil sigorta şirketi haricinde bulunan diğer davalılar için bakiye kaldığı söylenen tutar üzerinden hüküm kurulması hatalı olup, davacı ... ile müvekkil sigorta şirketinin sulh olduğunu, ibraname karşılığında tazminat ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme neticesinde davacının tüm haklarından feragat ettiğini, feragat beyanının tüm davalılar açısından sonuç doğuracağını, bu nedenle kararın kaldırılarak davanın tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... şirketi hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki sürekli iş göremezlik tazminatının kabulüne, geçici iş görezlik tazminatı ödeme ile konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davalarının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davalı ..., kusur raporu ve maluliyet raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğundan bahisle kararı istinaf etmiştir. Mahkemece dosyada kusur raporu alınmadığı ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu kabul edildiği ve ceza dosyasındaki kusur raporu, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasındaki bilgi ve belgelerle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 21/05/2019 tarihli kusur raporunda davalı sürücü ...'un idaresindeki minibüs ile seyri sırasında olay mahalline geldiğinde aracında bulunan yolcuları indirmek maksadıyla duraklama yaptığı sırada aracından inen yolcuların durumunu gözetip inen yolcu olmadığını gördükten sonra aracının kapısını kapatarak harekete geçmesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, aracından inmek üzere olan davacı yolcuyu dikkate almadan harekete geçmesi neticesi minibüsten inmek üzere olan davacının yere düşmesine sebebiyet verdiği olayda asli kusurlu, davacı yolcunun ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, davalı sürücü ...'un gerek emniyette verdiği ifadesinde gerekse mahkemedeki savunmasında, davacı yolcuyu indirmek için durduğunu, arkasından korna çalan olunca acele hareket ettiğini, davacının minibüsten inmediğini görseydi harekete geçmeyeceğini beyan ettiği, tanık beyanının da kaza tespit tutanağı ile uyumlu olup, kusur raporundaki kazanın oluş şeklini desteklediği, dolayısıyla kazanın davalı sürücünün, davacı yolcunun minibüsten inişini tamamlamadan harekete geçmesi nedeniyle gerçekleştiği maddi olgu olarak tespit edilmiş bulunmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında konuya ilişkin yargısal süreç değerlendirildiğinde; somut olayda davalı sürücünün kusuru ceza yargılaması sonucunda maddi olgu (vakıa) olarak tespit edildiği, hukuk hakiminin ceza mahkemesindeki maddi olgu ile bağlı olacağı, davacının, minibüsün yolcu indirmek için durduğu sırada inmek isterken davalı sürücünün hareket etmesi nedeniyle düştüğü, kazanın önlenmesi için alabileceği herhangi bir güvenlik tedbiri bulunmadığı, davacının başkaca bir kural ihlalinin mevcut olmadığı, dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun sabit olduğu, bu hususta herhangi bir kuşku bulunmadığı anlaşılmakla, Anayasanın 141/son ve HMK' nın 30. maddelerinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi uyarınca yeniden kusur raporu alınmamış olmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan maluluyet raporunun, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun olarak düzenlendği nazara alındığında, davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelen istinaf itirazları reddedilmiştir. Davalılar ... ve ... ile davalı ... şirketi, yargılama sırasında davalı ... şirketi ile davacı arasında imzalanan ibraname ve ibraname uyarınca yapılan ödeme ile kendilerinin de sorumluluklarının sona ereceğini bildirerek kararı istinaf etmişlerdir. Davalı ... şirketi vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; İhtiyari dava arkadaşlığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 57. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması; ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri ve davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukukî sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hâllerinde birden çok kişi birlikte dava açabileceği gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Birlikte dava açma hakkına sahip olanlar, davalarını birlikte açmak zorunda değildirler. Bu kişilerden her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi, dilerlerse (isterlerse) birlikte de dava açabilirler. Birlikte dava açılması durumunda, davacılar arasında dava arkadaşlığı doğar; fakat bu, ihtiyari (isteğe bağlı) bir dava arkadaşlığıdır. Davalılar arasındaki ihtiyarî dava arkadaşlığı bakımından da durum böyledir. İhtiyarî dava arkadaşlığında, dava arkadaşları sadece davanın yürütülmesi noktasında birlikte hareket ederler. Bu durum, zaman, emek ve masraftan tasarruf sağlar, tahkikat ve yargılamayı kolaylaştırır, basitleştirir ve nihayet çelişik hükümler verilmesini önler. Buna karşılık esas bakımından dava arkadaşlarının davaları birbirinden bağımsızdır. Başka bir deyişle mecburi dava arkadaşlığının aksine ihtiyari dava arkadaşlığında dava arkadaşı kadar dava söz konusudur. Bu davalar sadece biçimsel bakımdan birlikte açılmıştır. Bu husus HMK’nın 58. maddesinde “İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla ihtiyari dava arkadaşlığında her dava arkadaşı kendi davası hakkında diğer dava arkadaşlarından farklı biçimde hareket edebilir. İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olduğundan ihtiyari dava arkadaşlarından her biri yalnız kendisi yönünden verilen karar için kanun yoluna başvurabilir. (Yargıtay HGK, 2022/11-67 E.-2022/964 K.) Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, davalı ... şirketi, kendisi hakkında kurulan hükme karşı değil, davalılar ... ve ... hakkında kurulan hükme karşı istinaf başvurusunda bulunmuş olup, eldeki maddi ve manevi tazminat davasında davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, davalı ... şirketinin diğer davalılar hakkındaki hükmü istinaf etme hakkı bulunmadığından davalı ... şirketinin istinaf istemi reddedilmiştir. Davalılar ... ve ...'ün istinaflarının incelemesinde; Zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısı, 6098 sayılı TBK. madde 61. gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur.(TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (BK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacının, davalı ... şirketi ile 24/08/2020 tarihli "Makbuz ve İbraname" başlıklı belgeyi imzaladığı, ibranamenin içeriğinin incelenmesinde davacı ile davalı ... şirketi arasında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1277 esas numaralı dosyasında alınan aktüer raporuna göre 40.134,00 TL tazminat, 13.200,00 TL işlemiş faiz, 1.681,00 TL yargılama gideri, 4.997,17 TL dava vekalet ücreti, 5.398,31 TL icra vekalet ücreti olmak üzere 65.410,48 TL üzerinden anlaşmaya sağlandığı, davacının davalı ... şirketi ile sigortalısı yönünden poliçe gereği sorumlu olunan tutar kadar başkaca bir sorumluluğu kalmayacağını, hasara, poliçeye konu alacakları yönünden fazlaya ilişkin ve faiz talebi, aslı ve ferileri kapsamında ve sair herhangi bir nam adı altında bir hak ve talebinin olmayacağını, eldeki davada davalı ... şirketi yönünden feragat edeceğini, fazlaya ilişkin hak, alacak ve talepler, işbu hasara ilişkin her türlü dava ve hukuki işlem başlatma, temyiz haklarından feragat ettiğini bildirerek ibranameyi imzaladığı, ibraname uyarınca davalı ... şirketi tarafından davacıya 65.410,48 TL yapıldığı görülmüştür. Davacılar vekili, ibranameyi kabul ederek, ibraname uyarınca ödeme yapıldığını, davalı ... şirketi dışındaki diğer davalılar hakkındaki maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin devam ettiğini bildirmiş, davadan feragate ilişkin bir beyanda bulunmamıştır. İbranameden önce alınan aktüer raporunda davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı ile tedavi giderinden oluşan toplam maddi zararının 47.832,93 TL olduğu tespit edilmiş, davacılar vekili 12/03/2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davacı ... yönünden maddi tazminat talebini 47.832,93 TL'ye yükseltmiştir. Kaza tarihi itibariyle kişi başına sakatlanma teminat limiti 310.000,00 TL, tedavi gideri teminat limiti 310.000,00 TL olup, aktüer tarafından hesaplanan maddi zararın poliçe teminat limitinin altında kaldığı görülmüştür. Davacı ile davalı ... şirketi arasında yapılan ibraname ve ödeme dikkate alındığında, davacının poliçe limitinin altında kalan maddi tazminat alacağı için davalı ... şirketi ile 40.134,00 TL üzerinden anlaştığı gözetildiğinde, poliçe ilişkisinin tarafı olan davalı işleten ... de ibra nedeniyle sorumluluktan tamamen kurtulmuş olacaktır. Davalı araç sürücüsü ... ise poliçe ilişkisinin tarafı olmadığı ve haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sigorta şirketine rücu hakkı söz konusu olmadığından, ibranamede de davalı sürücünün de ibra edildiğine ilişkin bir açıklama mevcut bulunmadığından, sigorta şirketi tarafından yapılan 40.134,00 TL ödeme kadar davalı sürücünün borcu sona erecek olup, sigorta ödemesinin üstünde kalan zarar miktarından ise davalı sürücünün sorumluluğu devam edecektir. (bknz Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.10.2020 tarih, 2019/3310 Esas, 2020/5865 karar sayılı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2196 esas, 2021/3314 karar sayılı, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2016/16977 esas, 2019/8248 karar sayılı, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2019/5845 esas, 2020/3050 karar sayılı emsal kararları) Buradan hareketle, mahkemece davalı sürücü ...'ün davalı ... şirketi tarafından yapılan ödeme miktarı üzerinde kalan bakiye maddi tazminat tutarından sorumlu tutulması doğru olup, davalı ...'ün bu husustaki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak mahkemece, davalı işleten ...'in ibra ile maddi tazminatın tamamı yönünden sorumluluktan kurtulmuş olduğu gözetilmeden, sigorta şirket tarafından yapılan ödeme miktarının üzerinde kalan maddi tazminat tutarından, davalı işleten aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları kabul edilmiştir. Davalı ... vekili ve davalı ..., davacılar ..., ... ve ...'ın yansıma yoluyla manevi tazminat talep edemeyecekleri, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak hükmü istinaf etmişlerdi. Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2 maddesine göre ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakınları manevi tazminat isteyebilirler. Davacı ...'ın dosyasındaki Adli Tıp Kurumu raporuna göre ise kaza sonucu maluliyeti oluşacak ve 9 ayda iyileşecek şekilde yaralandığı, ceza dosyasında alınan rapora göre sol kalça kemik kırığının yaşamsal fonksiyonlara etkisinin ağır olduğu, yaralamanın sol kalça fonksiyonlarında %10 ile %50 arasında azalma oluşturması nedeniyle duyularından veya organlarından birinin sürekli zayıflamasına neden olduğunun tespit edilmesi karşısında davacı ...'ın yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olduğu ve bu nedenle davacı çocukların manevi tazminat isteyebileceği gözetilerek, davalıların yansıma yoluyla manevi tazminat talep edemeyeceğine yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar için verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yukarıdaki ilkeler kapsamında, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, tarafların kusuru, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, tarafların sosyal ekonomik durumları ve davacı ...'ın yaralanma derecesi dikkate alındığında davacı ... yararına 6.000,00 TL, davacı çocuklar ..., ... ve ... yararına ayrı ayrı 2.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi hak ve nesafete uygun düşmüştür. Davalıların manevi tazminat miktarlarına yönelik istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı ..., manevi tazminat davaları kısmen reddedildiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu savunarak kararı istinaf etmiştir. Mahkemece davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına reddedilen manevi tazminat tutarları üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olmuş, davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... şirketi vekili ile davalı ...'ün tüm istinaf itirazlarının esastan reddine, davalı ...'in istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ...Ş. vekili ile davalı ...'ün istinaf itirazlarının HMK' nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarihli 2017/1277 Esas ve 2021/352 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "I-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasında; a-Davacı ...'ın davalı ...Ş. hakkındaki maddi tazminat davasının REDDİNE, b-Davacı ...'ın, davalı ... hakkındaki maddi tazminat davası, yargılama sırasında ödeme ve ibraname ile konusuz kaldığından davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, c-Davacı ...'ın, davalı ... hakkındaki maddi tazminat davasının, -40.134,00 TL'lik kısmı yargılama sırasında ödeme ve ibraname ile konusuz kaldığından bu miktar yönünden davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, -7.698,93 TL'lik kısım yönünden davanın kabulü ile 7.698,93 TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleycek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak bu davacıya verilmesine, d- Peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 848,40 TL harçtan, kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden alınması gereken 525,91 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazladan alınan 322,49 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde DAVACI TARAFA İADESİNE. e-Davacı tarafından yatırılan 525,91 TL karar ve ilam harcının davalı ...'den alınarak davacı ...'a ödenmesine, f-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.' ne göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine, g-Davalı ... Şirketi tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, h-Davalı ... hakkındaki maddi tazminat davası yargılama sırasında ödeme ve ibraname ile konusuz kaldığından ve davacı dava açmakta haklı olduğundan bu davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, II-Davacıların manevi tazminat davalarında; a-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE, b-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE, c-Davacı ... 'ın manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE, d-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE, e-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanmış olan 819,72 TL nispi karar ve ilam harcına, peşin alınan 156,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 663,26 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE’ YE GELİR KAYDINA. f-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden vekilin harcadığı emek ve mesaiye karşılık karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine g-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ne göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya ödenmesine, h-Davacılar tarafından yatırılan 156,46 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, III- Davacılar tarafından yapılan toplam 1.113,18 TL yargılama gideri, davalı ... şirketi tarafından yargılama sırasında düzenlenen ibraname ile davacılara ödenmekle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 3-Davalı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE, 4-İstinaf Yargılama Giderleri Yönünden; a-Davalı ...Ş. istinafı yönünden alınması gerekli 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf başvurusu sırasında peşin alınan 336,50-TL'nin mahsubu ile bakiye 91,10 TL'nin davalı ...Ş.'dan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davalı ...'ün istinafı yönünden alınması gerekli 1.345,63-TL istinaf karar harcından istinaf başvurusu sırasında davalı ...'den peşin alınan 204,93-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.140,70-TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, c-İstinaf başvuru sırasında davalı ...'ten alınan 456,14 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde bu davalıya iadesine, d-İstinaf incelemesi esnasında davalı ...Ş. ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, e-İstinaf incelemesi esnasında davalı ... tarafından yapılan 162,10-TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, f-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 6-Kararın, mahkemesince taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024