Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2022/496 E. 2024/1921 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/496
- Karar No
- 2024/1921
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/496
KARAR NO: 2024/1921
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/12/2021
NUMARASI: 2021/128 Esas - 2021/1073 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğu, dava tarihi itibariyle müvekkili şirketin davalı borçludan olan alacağının 452.641,22-TL olduğunu, bununla birlikte davaya konu icra takibinin borcun 194.511,98-TL'lik kısmı üzerinden başlatıldığını, bu aşamada kısmi olarak davalının itirazının 109.614,22-TL'lik kısmının iptal edilerek takibin takip tarihinden itibaren 109.614,22-TL üzerinden devamını talep ettiklerini belirterek, davalının itirazının 109.614,22-TL üzerinden iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalının borca itiraz dilekçesinde belirttiği İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının çekten kaynaklanan alacak istemine, işbu icra takibinin ise cari hesap alacağına ilişkin olduğu, ön inceleme duruşmasında ticari defter incelemesi yapılacağının ve defter ibrazına ilişkin ihtarın tarafların yüzüne karşı yapıldığı, davacı tarafın ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, davalı tarafın ise ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, tarafların 2018-2019 yılı BA-BS kayıtlarının uyumlu ve mutabık olduğu, 2020 yılı davacı BS ile davalı BA kayıtlarının birbiriyle örtüştüğü ve fark olmadığı, ancak 2020 yılı davalının BS kayıtları ile davacının BA kayıtlarının uyumlu olmadığı, davalının 4 bildirimi varken davacının 3 bildirimde bulunduğu, 2020 yılına ilişkin davacı ve davalı tarafın fatura ve ihtarlarının karşılaştırılmalı incelenmesinde, davalı tarafın 2020 yılında 05.02.2020 tarihli fatura ile erken ödeme prim bedeli talep ettiği, 8 günlük süre içinde davacı tarafça 11.02.2020 tarihli iade faturası düzenlendiği, davalı tarafın 22.02.2020 tarihinde erken ödeme faturası düzenlediği, davacı tarafça bu faturanın ticari defterlere kaydedildiği ve 8 gün içinde iade edilmediği, davacı tarafın 02.04.2020 tarihli ihtarname içeriğinde aynı içerikli faturayı daha önce iade ettiklerini ve tekrar fatura gönderilmesinin fatura içeriğini kabul anlamına gelmediğini belirttiği, davacı tarafın 8 günlük süreden sonra 30.03.2020 tarihinde iade faturası düzenlediği, davalı tarafın bu faturayı süresi içinde 31.03.2020 tarihli fatura ile iade ettiği, davacı tarafın 31.03.2020 tarihinde vade farkı faturası düzenlediği, davalı tarafın aynı günlü fatura ile vade farkı talebini iade ettiği, davacı tarafın tekrar 14.04.2020 tarihli vade farkı faturası düzenlediği, davalı tarafın 22.04.2020 tarihinde 8 günlük sürede vade farkı faturasını iade ettiği, davacı tarafın bunu kayıtlarına almadığı,erken ödeme ve vade farkı faturaları düzenlenmeden önceki alacak miktarının 109.614,22-TL olduğu, taraflar arasında erken ödeme yapılması halinde fatura düzenleneceğine ilişkin yazılı sözleşme bulunmadığı, vade farkının davacı alacağı içinde değerlendirilemeyeceği, cari hesapta yer alan 343.000-TL çek iade bedelinin ise davacı tarafça ayrıca icra takip konusu yapıldığı, tarafların 2018-2019 yılı BA ve BS kayıtlarının uyumlu olduğu, yine erken ödeme ve vade farkı faturaları dışında 2020 yılında düzenlenen diğer faturalar ve tahsilatlara ilişkin ihtilafın olmadığı, davacının alacak miktarını ispat ettiği, alacağın faturaya dayanması nedeniyle likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin 109.614,22-TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranında ve bu faiz oranını aşmamak kaydı ile değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, 109.614,22-TL alacağın %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; mahkemenin 26.05.2021 tarihli duruşmasında tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği halde tarafların defterlerini hazır bulundurmalarına ve aksi halde bu delillere dayanılmayacağına dair bir ara karar tesis edilmediğini, BA-BS formlarının yanı sıra müvekkili şirketin çektiği ihtarnamelerin içeriğinin de bilirkişi tarafından incelenmesinin gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dair İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasında da 343.000-TL çek alacağının talep edildiğini, bu icra dosyası incelenmeden alınan bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, HMKnın 186 maddesi gereğince sözlü yargılama için taraflara süre verilmesi süre verilmesi gerekirken, bu duruşmada davacının itirazları hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ayrıca takip talebindeki asıl alacak miktarı 194.211,98-TL iken dava dilekçesinde 109.614,22-TL üzerinden itirazın iptali talep edilmiş olmakla, aradaki fark gereği müvekkilinin itirazının haklı olduğunu, bu nedenle alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça, davalının keşidecisi olduğu 30.03.2020 keşide tarihli ve 343.000-TL bedelli çeke dayalı olarak davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, çek bedelinin düşülmesi sonucu kalan 194.211,98-TL cari hesap alacağı ile 4.609,21-TL işlemiş faizin tahsili amacıyla da işbu davaya konu Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, davalının borca itirazı üzerine 109.614,22-TL asıl alacak bakımından itirazın iptali istemiyle işbu dava açılmıştır. Mahkemece verilen usulüne uygun ara kararına rağmen davalı tarafça ticari defterleri inceleme için ibraz edilmemiş olup, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; davacının ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle diğer takip konusu 343.000-TL çek alacağı dahil 537.211,96-TL alacaklı olduğu, söz konusu çek bedeli düşüldüğünde takibe konu alacak tutarının 194.211,96-TL olduğu, tarafların 2018-2019 yılı BA-BS kayıtlarının birbiriyle uyumlu ve mutabık olduğu, 2020 yılı davacı BS ile davalı BA kayıtlarının da birbiriyle örtüştüğü, ancak 2020 yılı davalının BS kayıtları ile davacının BA kayıtları arasında bir belge ve 35.000-TL fark bulunduğu, bu farkın davalının 31.03.2020 tarihli faturasına davacının 06.04.2020 tarihinde itiraz ederek kayıtlarına almamasından kaynaklandığı belirlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222 (1) maddesi hükmü gereği, "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir..." Mahkemece HMK'nın 222. maddesi hükümleri doğrultusunda tarafların ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, davacının ticari defterleri kanuna uygun tutulduğundan sahibi lehine delil niteliği taşıdığı belirlenmiştir. Davacının delil niteliğinde bulunan ticari defterlerinde davacının 537.211,96-TL alacaklı olduğu, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasında takip konusu edilen 343.000-TL çek alacağının düşülmesi sonucunda davacının 194.211,96-TL bakiye alacağı bulunduğu belirlenmiştir. Davalı ise yapılan ihtarata rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Davalıya usulen yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından, davacının lehine delil vasfında olan ticari defterleri kapsamının davalı aleyhine olmak üzere dikkate alınması ve bu defter kayıtlarına göre karar verilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece davaya konu alacağın varlığının ispatlandığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca faturalara dayalı alacak likit olup davalı da itirazında haksız bulunmakla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Bu nedenle davalı vekilinin ticari defter ibrazı konusunda usule aykırı ara karar verildiği, çeke dayalı takip dosyasının incelenmediği yönünde ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde değildir. Diğer yandan işbu dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK'nın 321/1 maddesinin de; "Tahkikatın tamamlanmasından sonra mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve hükmünü tefhim eder. Taraflara beyanlarını bildirmek üzere ayrıca süre verilmez" hükmünü haiz olduğu gözetildiğinde, davalı vekilinin sözlü yargılama için süre verilmediğine yönelik istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 7.487,74-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.871,93-TL harcın mahsubu ile kalan 5.615,81-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 44-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/12/2024