Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/467 E. 2025/1573 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/467
- Karar No
- 2025/1573
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/467
KARAR NO : 2025/1573
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/12/2021
NUMARASI : 2021/129 Esas - 2021/1392 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların İstanbul Ticaret Odası'nda 106015/0 sicil numarasıyla kayıtlı ... Sanayii A.Ş.'nin ortaklan olduklarını, şirketin %50'ye yakın payının müvekkile, bakiyesinin ise değişen oranlarda davalı gerçek kişilere ait olduğunu, dava konusu şirketin iş konusunun, her türlü sanayi su, gaz ve mobilya boruları, her türlü profil boruları ve çelik doğrama imalatı ve ticareti olduğunu, uzun yıllardır faaliyet konusunu gerçekleştirmeye yönelik herhangi bir iş ve ticari faaliyet yürütmediğini, iş konusunu yerine getirmediğini, tamamen pasif durumda bulunduğunu, masrafları sebebiyle de ortaklarına mali külfet getirdiğini, şirketin fabrikası, mağazası ve hatta ofisi dahi bulunmadığını, ticaret sicilindeki adresinin dahi şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı ... ile şirket ortağı davalı ...'ın müştereken oturdukları evin adresi olduğunu, şirketin zaman zaman organlarını dahi oluşturmadığını, müvekkilin girişimleri ile organlarının oluşturulmasının sağlandığını, dava konusu şirket hukuki varlığını devam ettirdiği sürece mülkiyetinde bulunan taşınmaz ve taşınırları tasfiye edilmemiş olacağından, müvekkil ile diğer şirket ortaklarının şirketin mülkiyetinde bulunan taşınmaz ve taşınır malların tasfiyesinden gelecek malvarlığına da sahip olamayacaklarını, dava konusu şirketin uzun zamandır iş/faaliyet konusunu gerçekleştirmeye yönelik herhangi bir üretim ya da ticari faaliyetinin bulunmamasının haklı fesih sebebi teşkil ettiğini, dava konusu şirketin %50'ye yakın payı müvekkile ait olduğu halde şirket yönetiminde yer almadığından ve şirket yönetiminin şirket aktiflerini eksiltmesi halinde müvekkil ve şirket zarara uğrayacağından, şirketin mülkiyetinde bulunan Kocaeli İli, Gebze İlçesi, Muallim Mah./Köyü, Eski ... parsel,... ve İstanbul İli, Bahçelievler İlçesi, Kocasinan Mah. ... Parsel, 1.2.3 ve 4 no'lu bağımsız bölümler üzerine 3. kişilere satış ve devrinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, ... Sanayii A.Ş.'nin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının tamamen hukuka aykırı ve soyut olduğunu, Haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, davacının tasfiye veya fesih istediğini belirtmesine rağmen şirkete bu yönde herhangi bir başvuruda bulunmadığını, TTK gereği feshin son çare olduğunu, davacının şirketin feshini talep etmekteki asıl amacının esasen aile bireylerinden oluşan hissedarlardan intikam almak olduğunu, taşınmazlar üzerinde bulunan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ve davanın usul ve esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu görülerek benimsenmiştir. Haklı bir fesih sebebi olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı vekili rapora itiraz dilekçesinde taşınmazların rayiçlerinin tespit edilmesini, davacının payının hesaplanarak bloke edilmesini talep etmiş ise de, bu talepler bu davanın konusu değildir. Fesih yerine alternatif bir çözümün (örneğin payı verilerek davacının ortaklıktan çıkarılmasının) gündeme gelmesi için öncelikle haklı bir fesih sebebinin olduğu ispatlanmalıdır. Somut olayda davalı şirketin feshi sebebi olmadığından davacı ortağın payının gerçek değerinin hesaplanması yoluna gitmeye gerek, ..." olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yetersiz gerekçeyle tüm talepleri bakımından davanın reddine karar verildiğini, gerekçeli kararda usul ve yasaya uygun olması sebebiyle benimsendiği belirtilen Bilirkişi Raporu'nda, dava konusu şirketin haklı nedenle feshi yerine müvekkilin pay bedelinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkartılmasının uygun olacağı belirtildiği halde yerel mahkemece bu talebinin reddine karar verilmiş olması hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde şirketin öz kaynaklarını korumadığı yönünde bir iddiası bulunmamakta olup, dava sebebinin dava konusu şirketin uzun yıllardır faaliyet konusunu gerçekleştirmeye yönelik herhangi bir iş ve ticari faaliyet yürütmemesi, iş konusunu yerine getirmemesi, tamamen pasif durumda bulunması olup nitekim bilirkişi raporuna göre de, dava konusu şirketin bilançosundan 2016 yılından itibaren alacak ve borç kalemlerinin durağan olduğu görüldüğünü, dolayısıyla dava konusu şirket adeta sadece emlak vergi borçlarını ödeyen bir şirket haline geldiğini, bilirkişi raporunda, alacak kaleminde yazılı çekler ve senetler ile cari hesapta görülen alacaklar için yasal takip yapılmadığı ve zamanaşımına uğratıldığı belirtilmiş bu durum da dava dilekçesindeki dava konusu şirketin adeta ölü bir şirket olduğu ve şirketin devamının tüm ortakların maddi zararına sebep olduğu yönündeki iddiayı doğruladığını, gerçekten, dava konusu şirketin bir fabrikası veya mağazası ve hatta ofisi dahi bulunmadığını, dava konusu şirketin ticaret sicilindeki adresi dahi şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı ... ile şirket ortağı davalı ...'ın müştereken oturdukları evin adresi olup dava konusu şirket zaman zaman organlarını dahi oluşturmadığını ancak davacının girişimleri ile dava konusu şirketin organlarının oluşturulması sağlanabildiğini, yerel mahkemenin yetersiz ve hatalı gerekçeyle davacınnı pay bedellinin kendisine ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılması bakımından da davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, anonim şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık, şirketin feshi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı, davalı şirkette 100.000,00 TL sermaye payının 49.375,00 TL'si itibariyle pay sahibidir.Davacı tarafça, davalı şirketin uzun yıllardır faaliyette bulunmadığı, zaman zaman şirket organlarının oluşturulamadığından bahisle davalı ... şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. Maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.Kanunda anonim şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Bu bağlamda anonim şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması; uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin kaydi değer bilançolarına göre sermayesini koruduğu, sunulan en son 2020 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekindeki kaydi değer bilançosuna göre Öz Kaynaklarının 256.942,72 TL pozitif olduğu, aktif ve pasif hesaplarda yer alan 1990'lı yıllardan ve 2003 yılından önceki dönemlerden gelen, 2016 yılından itibaren de hiç hareket görmeyen, durağan olan alacak ve borç kalemleri nazara alınmaksızın hazırlanan 2020 yılı düzeltilmiş bilançosunda şirketin Öz Kaynaklarının 1.457.538,60 TL olduğu, şirketin halen elinde bulundurduğu malvarlıklarıyla şirket ana sözleşmesinde yer alan amaçları rahatlıkla gerçekleştirebilecek durumda olduğu, davacı ortağın ortaklıktan ayrılması halinde şirket ana sözleşmesinde yapılacak değişiklikle şirketin amaçlarını değiştirebileceği, şirketin haklı nedenle feshi yerine davacı ortağın pay bedelinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasının somut olaya uygun olacağı, davalı şirketin sermayesini koruduğu, organlarının mevcut olduğu, defter kayıtlarının tutulduğu, çoğunluk hissesini ve yönetim kurulunu elinde bulunduran ortakların kötü niyetli tutum ve davranışları ve ortaklık anlayışının ortadan kalktığının tespit edilemediği, yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde TTK m. 531 anlamında haklı neden olarak değerlendirilebilecek bir hususun tespit edilemediği, fesih için gerekli şartların oluşmadığı kanaati bildirilmiştir.Bunun yanı sıra davalı şirket cevap dilekçesinde, davanın tarafları olan aile üyeleri arasında bir çok husumet mevcut olup, tarafların birbirine açtığı derdest davalar bulunduğu beyan edilmiştir.Somut olayda, davalı şirketin 2016 yılından beri fiilen faaliyet göstermediği, buna göre şirket yönetiminin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmadığı, davalı şirketin beyanına göre aile üyeleri olan şirket ortakları arasında husumet ve davaların bulunduğu da nazara alındığında şirketin feshi için haklı sebebin bulunduğunun kabulü gerekir. Ancak, TTK'nın 531. maddesindeki düzenleme uyarınca anonim şirketin feshine son çare olarak başvurmak gerekir. Zira, asıl olanın şirketin devamlılığıdır. Anılan düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır.Gelen tapu kayıtları ve bilirkişi incelemesine göre dava konusu şirketin taşınmazları bulunmaktadır. Buna göre davalı şirketin halen elinde bulundurduğu mal varlıklarının bulunması ve davacı ortakların ortaklıktan ayrılması halinde şirket anasözleşmesinde yapılacak değişiklikle şirketin amaçlarının değiştirilebileceği gözetildiğinde şirketin feshi yerine davacı ortakların paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına karar verilmesinin somut olaya uygun olacaktır(Yargıtay 11.HD'nin 03/03/2016 Tarih ve 2015/9088 E. - 2016/2352 K. Sayılı kararı). Bu nedenle, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025