Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/409 E. 2023/1572 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/409
- Karar No
- 2023/1572
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/150 Esas KARAR NO: 2025/742 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2022 NUMARASI: 2020/16 Esas, 2022/565 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 07/02/2020 KARAR TARİHİ: 28/05/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacıya takip konusu parayı verdiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, davacı ile davalının hiçbir şekilde ticari faaliyetinin olmadığını, davacının davalıya ne alacağı ne de vereceğinin bulunmadığını, keza davalının ismini dahi davacı dava sebebi ile öğrenmiş olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhinde 200.000,00 USD tutarlı senet üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacının süresi içinde senetteki borca ve imzaya itiraz ederek İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/113 Esas sayılı dosyası kapsamında yargılamaya başlanmış olup yargılama halen daha devam edildiğini, senet metni incelendiğinde vade tarihinin daha sonra doldurulduğunun görüldüğünü, bu durumun yazı karakterlerinden dahi anlaşıldığını, düzenleme tarihi ile vade tarihi arasındaki karakter farklarından anlaşıldığı üzere vade tarihi daha sonra yazıldığını, esasen davalının sunulan belgede görüldüğü üzere ... Soruşturma numarası ile kendisi hakkında davacı tarafından bulunulan suç duyurusuna istinaden İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 02.04.2019 tarihinde verdiği ifadesinde takip dayanağı senede ilişkin, kendisinin davacıya 2009 yılında iki daire karşılığında 200.000,00 Dolar ve 200.000,00 Euro para ödediğini, ilgili ödemeler karşılığında iki adet senet aldığını ve davacı ile daha sonra daireler konusunda anlaşamaması nedeni ile iki senedi de icra yoluyla tahsil etmek amacıyla gerekli işlemleri yaptığını, ancak davacı ile davalı arasında herhangi bir hukuki ilişkinin hiç bir zaman kurulmadığını, bunun yanında senet üzerinde yer alan ve davacıya ait olduğu iddia olunan 2 (iki) adet imzaların dahi birbirinden farklı olduğu gözle görülür bir şekilde fark edildiğini, davalının yıllar öncesinde davacının çocuğunun okulunda müdür olarak çalıştığını, davacı tarafından okul ziyaret edildiğinde davalı okula kayıt evrakları diye davacıya bir takım evraklar imzalatıldığını ve davacıdan okul giderleri içinde bir miktar ödeme alındığını, bu kapsamda davacı tarafından kayıt evrakları imzalandığında, davalının işbu imzalardan faydalanmış olabileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının beyanları doğrultusunda senet dayanağı sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi, vade tarihinin sonradan ve işbu sözleşmeye uygun olarak doldurulmadığını, 20.08.2009 düzenleme tarihli bir senedin 18.03.2016 tarihli vadesinin olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamındaki takibin tedbiren öncelikle teminatsız aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında durdurulmasına, senette tahrifat yapıldığının tespitine, senette tahrifat yapıldığından bono vasfına haiz olmayan senet yönünden takibin iptaline, takip dayanağı senedin zamanaşımına uğramış olması ve diğer sebepler nedeniyle müvekkilin borcu bulunmadığının tespitine, davalıya herhangi bir ödeme yaparsa yaptığı ödemenin istirdatına, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, ancak bu deliller de senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı olmak zorunda olduğunu, davacının tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini, İstanbul Anadolu 16 İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/113 Esas sayılı dosyasında senet üzerinde imza incelemesi yapıldığını ve bono üzerindeki imzanın davacıya ait çıktığını, ayrıca senedin sonradan oluşturulduğu vade eklendiği gibi iddialarının da ancak yazılı belge ile ispatlanabileceğini, her ne kadar davada ispat yükü davacı tarafta ise de davalının Savcılık aşamasındaki savunmaları doğrultusunda senedin dayanağının açıklandığını, davacı davalıdan işbu senet karşılığında 200.000 USD almış akabinde davalıyla yazılı protokol yaparak bu protokol kapsamında 200.000 Euro daha alarak 2 daire vereceğini taahhüt ettiğini, bu protokolün de davacının imzasını taşıdığını, ancak davacının davalıya taahhüdünü yerine getirmediğini ve 200.000 USD tutarlı senedi ödemediği gibi protokol gereği aldığı 200.00 Euro yu da iade etmediğini, mahkeme dosyasında yatan paranın davacıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiğini, ancak tedbir kararı için teminat belirlenmediğini, icra mahkemesince alınan bilirkişi raporunda imzanın davacıya ait çıktığını, açıklanan nedenlerle haksız davanın reddine, davacının %20 tazminat ödemesine hükmedilmesine, tedbir kararı için teminat taktirine, başkaca dava ve alacak hakları saklı olarak masraflarla vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih ve 2020/16 Esas - 2022/565 Karar sayılı kararıyla; "...Yapılan yargılama sonucu davacı taraf her ne kadar dava konusu edilen İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı 20.08.2009 düzenleme tarihli 200.000,00 USD bedelli keşidecisi davacı ... olan bono hakkında yazının ve imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesi ile menfi tespit talebinde bulunulmuş olsa bile dosya içerisine alınan 3.05.2021 tarihli Grafoloji Uzmanı raporu ile imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilmesi, yine bunu destekler şekilde 22.02.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi uyarınca bahse konu bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilmesi nedeni ile menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddi ile davacı tarafın kötü niyeti ispat edilemediğinden davalı lehine kötü niyet tazminatının reddine " karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkemece sadece "Bono altındaki imzanın davacı ...'nun eli ürünü olduğu" gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiğini, oysa sadece imza incelemesi yapılmamış, senet üzerinde tahrifat olup olmadığının da incelendiğini, nitekim tarafımızca dosyaya sunulan 28/06/2021 tarihli Adli Belge İnceleme ve Sahtecilik Uzmanı Prof Dr. ... tarafından tanzim edilen Bilimsel Mütalaa'da senette tahrifat tespit edildikten sonra dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesine karar verilmiş, 22/02/2022 tarihli Adli Tıp Kurum raporu ile suça konu bononun aslında "Kambiyo" vasfına haiz olmadığı, şüpheli tarafından tahrifat yapılmak suretiyle bono gibi gösterildiğinin ispata kavuştuğunu, Adli Tıp Raporu'nun Bulgular ve Sonuç başlığında yer alan 6.2. numaralı tespit aynen, "6.2. İnceleme konusu belgenin 3. satırında ''ÖDEYECEĞİM'' ve ''ahzolunmuştur'' ibareleri altında sırasıyla ''İLGİLİ şahsa'' ve ''Ödenmiştir'' yazılarının okunduğu, üzeri kapatıcı ile kapatılarak mevcut haline dönüştürülmüş olduğu," şeklinde olduğunu, Adli Tıp Raporu'nun Bulgular ve Sonuç başlığında yer alan 6.3. numaralı tespit ise aynen, 6.3. İnceleme konusu belgede yer alan daktilo yazıları arasında kendi içinde hatve aralığı, yatay ve dikey diregetleri, harf ve vuruş özellikleri bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu yazıların sırası dahilinde yazılmamış, belgenin birden çok kez daktilo ile hazırlanmış olduğu," şeklinde olduğunu,Mahkemece kurulan hükümde Adli Tıp Raporunda yapılan bu tespitler açıkça dikkate alınmadığını, üzerinde tahrifat yapılmış bononun bono vasfını yitirdiği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Bu durumda Uyuşmazlığa temel teşkil eden bononun kayıtsız şartsız ödeme kaydı içermediği ve kambiyo senedi vasfına haiz olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, İcra İflas Kanunu'nun 167.maddesinde bahsedilen belgelere dayanamayan İstanbul Anadolu İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyanın "kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla" takibe konu edilemeyeceği ve iptalinin gerektiği, Takibe konu senette soyut borç ikrarı manasına gelen bir ifade bulunmadığı ve tahrif edilen senet dışında taraflar arasındaki borç ilişkisinin davalı tarafça yazılı şekilde ispat edilemediği ortadayken sadece imza incelemesi gerekçe gösterilerek verilen karar hukuka ve usule aykırı olduğunu,Somut olayda bonoda tahrifat yapıldığı ve artık bono vasfını yitirdiği açıkça tespit edilmişken bu durumun hiç dikkate alınmaması kabul edilemez. Nitekim Türk Ticaret Kanunu'nun 776.maddesi b fıkrasında "b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini," bononun kayıtsız şartsız ödeme vaadi içermesi gerektiği belirtilirken, 777. Maddesinde "...776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz..." denilmektedir. Huzurda bulunan hukuki uyuşmazlığa konu bonoda ise ilgili şahsa nakden ödenmiştir." şeklindeki kaydın davalının kötüniyetli ve bilinçli tahrifatı ile "...ödeyeceğim nakden ahzolunmuştur..." şeklinde değiştirildiği tespit edilmiştir. Bu halde söz konusu senedin TTK. 776 ve 777. Maddeleri uyarınca bono niteliğine haiz olmadığını, Öte yandan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/21694 senette tahrifat yapıldığına kanaat getirilerek İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/409 E. Numaralı dosyası ile davalı hakkında "Resmi Belgede Sahtecilik Kamu Kurum ve Kuruluşları vb Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçlarından kamu davası açıldığını." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. YARGITAY BOZMA İLAMI: Dairemizin 01/11/2023 tarih, 2022/1747 Esas, 2023/1572 Karar sayılı ilamı Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 27/11/2024 tarih ve 2024/472 Esas, 2024/8414 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay Dairesi bozma ilamında; "6102 sayılı Kanun'un 776 ncı maddesinde bononun asli unsurları belirtilmiştir. Dava konusu bonodaki imzanın davacı eli ürünü olduğu tespit edilmiş, diğer yandan daktilo ile yazılmak suretiyle oluşturulan bonodaki "ÖDEYECEĞİM" ve " ahzolunmuştur" kısımlarının rapora göre sırasıyla "İLGİLİ şahsa" ve Ödenmiştir" şeklinde düzeltilerek mevcut şekle getirildiği belirtilmişse de, düzeltilen bu kısımlar bononun bono olma vasfını ortadan kaldıracak unsurlardan olmamakla, sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesine yer vermiştir. GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu senette tahrifat yapıldığını ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ATK tarafından bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararının davacı tarafından istinafı üzerine, Dairemizin 2022/1747 E., 2023/1572 K. Sayılı kararı ile; TTK'nın 776/1-b fıkrasında uyarınca, bononun kayıtsız şartsız ödeme vaadi içermesi gerektiği belirtilirken, 777.maddesinde, 776.maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senedin bono sayılmayacağının belirtildiği, davaya konu bonoda ise ilgili şahsa nakden ödenmiştir." şeklindeki kaydın davalının kötüniyetli ve bilinçli tahrifatı ile "...ödeyeceğim nakden ahzolunmuştur..." şeklinde değiştirildiğinin tespit edildiği, bu halde söz konusu senedin ttk'nın 776 ve 777. maddeleri uyarınca bono niteliğine haiz olmadığı gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalının temyizi üzerine Dairemizce verilen bu karar; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 27/11/2024 tarih ve 2024/472 Esas, 2024/8414 Karar sayılı ilamı ile; "6102 sayılı Kanun'un 776 ncı maddesinde bononun asli unsurları belirtilmiştir. Dava konusu bonodaki imzanın davacı eli ürünü olduğu tespit edilmiş, diğer yandan daktilo ile yazılmak suretiyle oluşturulan bonodaki "ÖDEYECEĞİM" ve " ahzolunmuştur" kısımlarının rapora göre sırasıyla "İLGİLİ şahsa" ve Ödenmiştir" şeklinde düzeltilerek mevcut şekle getirildiği belirtilmişse de, düzeltilen bu kısımlar bononun bono olma vasfını ortadan kaldıracak unsurlardan olmamakla, sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.Ancak Yargıtay bozma ilamında, bonodaki "ödeyeceğim" ve "ahzolunmuştur" kısımlarının rapora göre sırasıyla "ilgili şahsa" ve "ödenmiştir" şeklinde düzeltilerek mevcut şekle getirildiği" belirtilmişse de; 22/02/2022 tarihli ATK raporunun 6.2 bendinde; inceleme konusu belgedenin 3.satırında ''ödeyeceğim'' ve ''ahzolunmuştur'' ibareleri altında sırasıyla ''İLGİLİ şahsa'' ve ''ÖDENMİŞTİR'' YAZILARININ OKUNDUĞU, ÜZERİ KAPATICI İLE KAPATILARAK MEVCUT HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ OLDUĞU" belirtilmiştir. Dolayısıyla davaya konusu senette Yargıtay bozma ilamın aksine; ''ÖDENMİŞTİR'' ibaresinin üzeri kapatılarak/tahrif edilerek "ÖDEYECEĞİM" şekline dönüştürülmüştür. TTK'nın 776/1-b maddesinde, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, bononun zorunlu unsurları arasında sayılmıştır. Davaya konu takip dayanağı belgede, ''İLGİLİ ŞAHSA ÖDENMİŞTİR'' ibaresini içermekte olup, bu ibarenin üzeri kapatılarak "ÖDEYECEĞİM" şeklinde tahrif edilmiştir. Bu nedenle kayıtsız ve şartsız belli bir ödeme vaadi içermeyen takip dayanağı belge kambiyo vasfında olmadığından, Dairemizin önceki kararında direnilmesine; davanın kabulü ile, davaya konu takip ve bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının talebi olmadığından kötüniyet tazminatı konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Dairemizin 01/11/2023 tarihli 2022/1747 E. - 2023/1571 K.sayılı ilamında DİRENİLMESİNE, 2-Davanın kabulü ile; İstanbul Anadolu ...İcra Müd. ... E.sayılı dosyası ve takibin dayanağı olan 20/08/2009 tanzim 18/03/2016 vade tarihli ve 200.000 USD bedelli bono kapsamında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 3-Davacının talebi olmadığından kötüniyet tazminatı konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4-İlk derece yargılaması yönünden; a)Alınması gereken 84.532,48 TL nispi harçtan, peşin alınan 21.133,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 63.399,35 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, b)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 21.133,13 TL peşin harç, 500,00 TL bilirkişi ücreti, 264,50 TL (posta-teb.müz.) gideri olmak üzere toplam 21.952,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden AAÜT uyarınca 185.247,65 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)Davalı tarafından yargılama gideri yapılmamış olup bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri olarak; a-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, b-Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 85,00 TL (posta-teb.müz.) gideri olmak üzere toplam 305,70 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve bir duruşma icra edildiğinden davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 28/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.