Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2022/393 E. 2024/263 K.

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/393
Karar No
2024/263
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/393

KARAR NO: 2024/263

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/09/2021

NUMARASI: 2020/549 Esas - 2021/842 Karar

DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2024

Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalının Ankara Bölge Müdürlüğü arasında kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi imzalandığını, poliçenin Ankara Bölge Müdürlüğünce imzalandığı için davaya bakmaya mahkemenin yetkili olduğunu, davalı tarafından düzenlenen 06.10.2015 tarihli alıcı limiti onayı belgesi ile Rusya'da yerleşik ... firması adına 01.08.2015 - 31.07.2016 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 50.000,00 ABD doları tutarında alıcı limiti onayı tahsis edildiğini, davacının sigorta kapsamında Rusya'da yerleşik ... firmasına gerçekleştirdiği 13.08.2018 tarih ... Gümrük Beyanname nolu 136.511,10 USD tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine 30.05.2017 tarihinde müracaat ettiğini, yapılan sevkiyatın vade tarihinin 11.11.2015 olduğu, bu itibarla da vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile tazminat talebini reddettiğini, poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının zararın %90 'ını tazmin edeceğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla dilekçede belirtilen sevkiyattan kaynaklanan 45.000,00 ABD dolarının ödeme günündeki TL karşılığı tutarındaki sigorta tazminatı alacağının, temerrüt tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı bankanın kısa vadeli ihracat kredi sigortası ile sevk sonrası dönemde ortaya çıkan riskleri teminat altına alan bir sigorta programı olduğunu, alıcı limiti onayı adı verilen belge ihracatçı ile paylaşılarak bu belgede yazan süre içerisinde yapılacak sevkiyatlara yine aynı belgede yer alan meblağa kadar sigorta himayesi sağlandığını, sigortalının yaptığı sevkiyatları bildirmek ve sigorta kapsamında olan bir sevkiyattan doğan alacağını tahsil edememişse bu durumu poliçede belirtilen süreler içerisinde sigortacıya bildirmek zorunda olduğunu, dava dilekçesinde davacı 136.511,10 USD tutarında sevkiyat gerçekleştirdiğini ve alıcıdan alacağını tahsil edemediğini belirterek müvekkiline başvurduğunu, poliçenin 9.maddesinin b fıkrası incelendiğinde sigortalı davacının vadesi geçmiş alacak bildirimini vade tarihinden tam 566 gün sonra yaptığını, kredi sigortası genel şartlarına göre bu bildirim yapılmadığı taktirde sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğini, poliçenin diğer hükümlerine bakılmaksızın madde 8, 9, 10 ve 20'de belirtilen yükümlülüklerin sigortalı veya satıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde ...'ın bu poliçe kapsamında her türlü yükümlülüğünün kalkacağını açıklayarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerirnde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan raporlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin davalının Ankara Bölge Müdürlüğü arasında kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi imzalandığını, davalı tarafından düzenlenen 06.10.2015 tarihli alıcı limiti onayı belgesi ile Rusya'da yerleşik ... firması adına 01.08.2015-31.07.2016 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 50.000,00 ABD doları tutarında alıcı limiti onayı tahsis edildiğini, davacının sigorta kapsamında Rusya'da yerleşik ... firmasına gerçekleştirdiği 13.08.2018 tarih ... Gümrük Beyanname nolu 136.511,10 USD tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine 30.05.2017 tarihinde müracaat ettiğini, yapılan sevkiyatın vade tarihinin 11.11.2015 olduğu, bu itibarla da vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile tazminat talebini reddettiğini belirterek iş bu davayı açtığı, davalının cevap dilekçesinde sigortalının yaptığı sevkiyatları bildirmek ve sigorta kapsamında olan bir sevkiyattan doğan alacağını tahsil edememişse bu durumu poliçede belirtilen süreler içerisinde sigortacıya bildirmek zorunda olduğunu, dava dilekçesinde davacı 136.511,10 USD tutarında sevkiyat gerçekleştirdiğini ve alıcıdan alacağını tahsil edemediğini belirterek müvekkiline başvurduğunu, poliçenin 9. maddesinin b fıkrası incelendiğinde sigortalı davacının vadesi geçmiş alacak bildirimini vade tarihinden tam 566 gün sonra yaptığını, kredi sigortası genel şartlarına göre bu bildirim yapılmadığı taktirde sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğini belirterek davanın reddini savunduğu, yapılan yargılamada her ne kadar alınan bilirkişi raporlarında davacının poliçe genel şartlarının 9/b maddesindeki yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeni ile genel şartların 18. maddesi uyarınca Davalı ...'ın poliçe kapsamındaki yükümlülüğünün ortadan kalktığı, buna bağlı olarak davacının iddialarına katılmanın mümkün olmadığı görüşü belirtilmiş ise de TTK 1446. maddesi 2. fıkrasında rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirim yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceğinin belirtilmesi ve yine TTK 1452/3. maddesinin ''...1433 ila 1449. madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu kanun hükümleri uygulanır.'' maddesi karşısında davacının zararın artmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından alınan bilirkişi raporlarının aksine poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının zararın %90 'ını tazmin edebileceği değerlendirilerek davanın kabulü ile 45.000 ABD Dolarının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte ve tahsil tarihinde TCMB tarafından belirlenecek efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davacı tarafın tacir olduklarını ve aralarında ihracat kredi sigortası sözleşmesi akdedildiğini, başta poliçe olmak üzere mevzuatta nasıl kaleme alındığının öncelikle tetkik edilmesi gerektiğini, sigortalı davacı tarafın bildirimi vade tarihinden itibaren 566 gün sonra yaptığını, halbuki poliçede bu sürenin 9/b maddesi ile 15 gün ile sınırlandırıldığını, dava dilekçesi ekinde yer alan 13.08.2015 tarih ve ... numaralı faturada ise vade tarihi "teslim tarihi-90 gün" olarak (vade tarihi 11.11.2015) ifade edildiğini dolayısı ile sigortalı davacı vadesi geçmiş alacak bildirimini vade tarihinden tam 566 gün sonra yaptığını, Poliçe'nin 9 uncu maddesinin d fıkrasında “Bu Poliçe’nin diğer hükümlerine bakılmaksızın 9. Madde gereğince bildirilmesi gereken hususların süresinde beyan edilmemesi ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde ...’ın bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğü ortadan kalkar.” ve 18 inci maddesinde “Bu Poliçe’nin diğer hükümlerine bakılmaksızın Madde 8, 9, 10 ve 20’de belirtilen yükümlülüklerin Sigortalı ve/veya Satıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde ...’ın bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğü ortadan kalkar.” ifadeleri yer aldığını, bu itibarla davacının Poliçe hükümlerine riayet etmediğini, sigortalının, ağır kusurunun olduğu sarihtir ve sigortalı davacının ağır kusuruna rağmen müvekkilinin davalı sigortacının tazminat ödemesi gerektiği düşünülürse sigortacının, ödeme gücü iyice zayıflamış (belki de geç bildirim gününe kadar iflas etmiş ve tasfiyesi gerçekleşmiş), rücu edilmesi neredeyse olanaksız ve en önemlisi Türkiye'de mukim olmayan bir alıcıyla baş başa kalmış olacağını, Kredi Sigortası Genel Şartları'nın KSGŞ. B.1.2 maddesinde “Borç ile ilgili herhangi bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu süre özel şartlarda belirtilmek kaydıyla vade veya uzatılmış vadeden itibaren 30 güne indirilebilir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder.” ifadesinin yer aldığını, beyanla belirtilen sebepler neticesinde tehir-i icra taleplerinin kabul edilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.

GEREKÇE: Dava, kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık, temelde kısa vadeli ihracat kredi sigorta sözleşmesi poliçesi kapsamında davacının beyan yükümlülüğünü süresinde yerine getirip getirmediği, poliçenin 9/d maddesi, 18.maddesi ve Kredi Sigortası Genel Şartları B.1.2 maddesinin 4 ve 5. Paragrafındaki düzenlemelerin Türk Ticaret Kanunu'nun(TTK)emredici hükümleri karşısında uygulama imkanı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında yapılan kısa vadeli ihracat kredi sigortası sözleşmesi kapsamında davalı tarafça 01/02/2015 tarihinde, ... YD numaralı poliçe tanzim edildiği, poliçenin tarafların imzalarını taşıdığı, poliçede ''satıcı'' olarak nitelenen davacının yurtdışındaki bir ''alıcıya'' ihraç edeceği mallarla ilgili olarak poliçede belirtilen ve sevk sonrası "Ticari Riskler" ve "Politik Riskler"in teminat kapsamına alındığı anlaşılmaktadır. Davacının Rusya'da yerleşik ... firmasına ihracat yapmak üzere anlaşmış olduğu, ihracat bedelinin tahsil edilemediği belirtilerek davalıya 30/05/2017 tarihinde başvurularak tazminat talebinde bulunulduğu, davalı tarafça 13/06/2017 tarihli yazı ile poliçenin 9/b maddesinde vade tarihinde ödenmemiş alacakların vade tarihini takip eden azami 60 gün içinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formu ile ...a bildirilmesi gerektiğinin hükme bağlandığı, 18. Maddesinde ise 9. maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ...'ın poliçe kapsamında her türlü yükümlülüğünün kalkacağının düzenlendiği, bildirimin ise 566 gün sonra yapıldığı gerekçesi ile tazminat talebinin reddedildiği görülmektedir. Poliçe kapsamında alacağının sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının davalıya başvurarak 01.08.2015-31.07.2016 tarihleri arasında yapılacak sevkiyatlarda geçerli olacak şekilde 50.000,00 USD tutarlı Alıcı Limiti onayı aldığı anlaşılmaktadır. Davacının dava dışı müşterisinden tahsil edemediğini beyan ettiği 136.511,10 USD olup davacı tarafça onaylanan alacı limitinin %90'ı olan 45.000,00 USD ödeme günündeki TL karşılığı tutarı dava edilmiştir. Davacının bedelini tahsil edemediği mallara ilişkin Gümrük Beyannamesi, fatura, dolaşım belgesi gibi evrakları dosyaya sunduğu, 13.08.2015 tarih ve ... numaralı faturada da vade tarihinin "teslim tarihi-90 gün" olarak (vade tarihi 11.11.2015) verildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 1435-1443 maddeleri arasında sigorta ettirenin sözleşme yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğü, 1444-1445 maddelerinde sözleşmenin ifası sırasında beyan yükümlülüğü ve 1446. Maddesinde ise rizikonun gerçekleşmesinden sonraki beyan yükümlülüğü düzenlenmiştir. Yasanın 1449. Maddesi ile de sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlalinin bağlandığı sonuçlar düzenlenmiştir. TTK'nın 1444/1.maddesine göre sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz.TTK'nın 1445. Maddenin 1 ila 4. Fıkraları 1444. Madde göreği sözleşme süresi içindeki beyan yükümlülüğünün ihlal edildiğinin riziko gerçekleşmeden önce sigortacı tarafından öğrenilmesi durumunu düzenlerken aynı maddenin 5. fıkrası ise ihlalin rizikonun gerçekleşmesinden sonra öğrenilmesini düzenlemektedir. Buna göre "Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder. TTK'nın 1446/1,2.maddelerine göre sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir. TTK'nın 1449/1,2 ve 3.maddelerine göre sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez. Taraflar arasında düzenlenen kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinin 9/b maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça Sigortalı, sigorta kapsamındaki sevkiyatlar ile ilgili vade tarihinde kısmen veya tamamen ödenmemiş olan meblağları vade tarihini takip eden azami 15 gün içinde ...'ın belirlediği usuller çerçevesinde Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bidirim Formu ile ...'a bildirecektir... İş bu Poliçe'de bahsi geçen "vade tarihi"ibaresi, sevkiyat bedellerinin ödenmesi için Alıcı ile Sigortalı/Satıcı arasında kararlaştırılan ilk (orijinal)tarihtir. Alıcı Limiti Onayı'nda belirtilen "ödeme vadesi" ibaresi ise, ilgili Alıcı'ya gerçekleştirilen sevkiyatların sigorta kapsamına alınabilmesini teminen Sigortalı/satıcı tarafından ilk vade olarak Alıcı'ya tanınan azami ödeme vadesini ifade eder. Sigortalı/Satıcı tarafından ilgili Alıcı'ya tanınan ilk ödeme vadesi, ... tarafından ilgili Alıcı'ya düzenlenen Alıcı Limiti Onayı'nda yer alan vadeyi aşıyor ise ilgili sevkiyat sigorta kapsamı dışında kalır. "; 9/d maddesi "... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce, Sigortalı'ya yapılan yazılı ihbar çerçevesinde talep edilen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslimi, söz konusu ihbar tarihini takip eden 60 gün içinde gerçekleştirilecektir. Belgelerin bu süre içerisinde ibraz edilmemesi halinde ...'ın Sigortalı'ya karşı tazminat ödememe hakkı saklıdır." düzenlemelerini içermektedir. Söz konusu poliçenin 18. maddesinde ise bu poliçenin diğer hükümlerine bakılmasızın Madde 8,9,10 ve 20'de belirtilen yükümlülüklerin Sigortalı ve/veya Satıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde ...'ın bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalkacağı hüküm altına alınmıştır. 01.02.2009 tarihinde yürürlüğü giren Kredi Sigortası Genel Şartlarının zarar ve tazminat başlığı altındaki muhtemel zarar hali ve rizikonun ağırlaşması alt başlığında yer alan B.1.2.maddesi, borç ile ilgili herhangi bir temerrüt halinin, sigortalı tarafından vade tarihinden veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirileceği, bu süre özel şartlarda belirtilmek kaydıyla vade veya uzatılmış vadeden itibaren 30 güne indirilebileceği, bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybedeceği düzenlemesini içermektedir. Somut olayda davacı sigorta kapsamında Rusya'da yerleşik firmaya gerçekleştirdiği sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine müracaat ettiğinde vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile tazminat talebini reddettiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise sözleşme şartlarının ihlal edilmesi maddesine dayanarak poliçedeki bu özel şartlar ihlal edilmiş olmakla tazminat yükümlüğünün kalktığını, ayrıca sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu beyan ederek davacının teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini savunmuştur. TTK'nın 1449.maddesine göre sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. Kanun farklı bir süre öngörmedikçe ihlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer. Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez. Rizikonun gerçekleşmesi halinde bildirimin süreside yapılmaması hali TTK'nın 1446. Maddesinde özel olarak düzenlenmiş olmakla somut uyuşmazlıkta TTK'nın 1449. Maddenin uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bununla birlikte bir an için maddenin uygulanma ihtimali olsa dahi rizikonun gerçekleşmesinden sora öğrenilen bildirim yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle tazminat ödeme yükümlüğünden kurtaran bir düzenleme içermemektedir.TTK'nın 1452/3. maddesinde ise koruyucu hükümler başlığı altında 3. fıkrada "...,1433 ila 1449 madde hükümleri sigorta ettiren sigortalı ve lehdar aleyhine değiştirilemez, değiştirilirse bu kanun hükümleri uygulanır" hükmü getirilmiştir. Poliçe hükümleri ile genel şartların B.1.2 maddesi yasa hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde davacının vadesi geçmiş alacağını poliçenin 9/b maddesinde öngörülen süre içinde bildirmemiş olması, davalının tazminat ödeme sorumluluğunu ortadan kaldıran bir durum değildir. Poliçenin 18. maddesindeki düzenlemenin ve genel şartlar B.1.2 Maddesindeki düzenleme 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK'nın 1446/2. maddesi ile hükümsüz kalmıştır. Sigortalının bildirim yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle sigortacının poliçe kapsamındaki her tür yükümlülüğünün ortadan kalkacağına ilişkin düzenleme sigortalı aleyhine olduğu açık olup, olayda emredici nitelikteki TTK 1446 maddesinin uygulanması gerekmektedir.TTK'nun 1446. maddesi "riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa ,kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir." hükmünü içermekte olup, bir indirim yapılabilmesi için ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olma koşulu bulunmaktadır. Eldeki davada sigortalı davacının bildirimdeki ihmalinin tazminat miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki eden bir husus olmadığı sonucuna varılmakla davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red kararı, TTK'nun 1446/2 maddesine aykırı olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gerekli 11.780,29-TL karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 11.801,10 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 20,81 TL istinaf karar harcının davalıya iadesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi 27/02/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2022/393, K. 2024/263, T. 27.02.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2022-393-e-2024-263-k-84748929944d