Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/346 E. 2023/773 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/346
- Karar No
- 2023/773
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2024/566 KARAR NO : 2024/1532 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : Doç. Dr. ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 01.11.2023 ESAS-KARAR NUMARASI : 2022/346 E., 2023/773K. DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - E/Tebligat DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... - E/Tebligat Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin hali hazırda davalı kooperatifte mevcut üyeliği bulunmakta iken ayrıca davalı kooperatifin üyesi bulunan ...'e 422 m2 arsaya tekabül eden hisse/ üyelik hissesi ile yine ...'na 192 m2 arsaya tekabül eden hisse/ üyelik hissesini 09.08.2019 ve 20.08.2019 tarihinde devraldığını, devir ile ilgili olarak Ankara 43. Noterliğinin 11.02.2020 tarih ve 02625 yevmiye nolu ihtarnamesi ile vaki üyelik devri sebebi ile üyeliğinin kooperatif defterine kaydının yapılmasını talep ettiğini, kooperatifçe müvekkiline gönderilen 03.03.2020 tarihli ihtarnameye cevaplarında, üyeliğin devrine ilişkin belgeler bulunmadığından işlem yapılamadığının zikredildiğini, davalı kooperatiften gelen bu ihtara cevap uyarınca müvekkili adına vekillerince, istenilen devir belgelerinin ibrazı ile müvekkilinin üyeliğinin kabulüne ilişkin olarak karar alınması için Ankara Barosu Başkanlığının 2020/E828 yevmiye no ve 12.05.2020 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini ve PTT aracılığı 29.06.2020 tarihinde kooperatife tebliğ edildiğini, bu başvuru üzerine davalı kooperatif başkanlığınca 03.10.2020 tarih ve 3 nolu kararı ile ... ve ...'nun üyelik hisselerini 27.09.2019 tarihinde müvekkiline devrettiği ve diğer konuda karar alınmış ancak müvekkilinin üyeliğinin kabulüne ilişkin bir karar alınmadığını, müvekkili tarafından tekrar Ankara 17. Noterliğinin 19.10.2021 tarih ve 16188 yevmiye nolu ihtarnamesi ile vaki üyelik devri sebebi ile (üyeliğin devrine ilişkin evrakların yeniden sunulması ile) üyeliğinin kabulü ve kooperatif defterine kaydının yapılmasını talep ettiğini belirterek, mevcut üyeliği dışında almış olduğu hisse devirleri sebebi ile müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı ile kooperatif arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için kısaca kooperatife ait bulunan taşınmazların halen devam eden imar sürecinin açıklanması gerektiğini, davalı kooperatifin Beytepe kadastro 501 parsel sayılı taşınmazın maliki bulunduğunu, söz konusu alanda imar çalışmaları başladığını ve bu konuda ... Ltd. Şti.nin kadastro parsellerinin maliklerine ulaşmaya başladığını, firmanın malikler ile bir takım sözleşmeler imzaladığını, anılan sözleşmelerde firma kadastro parsellerinden %42 imar parselini maliklere vermekte, DOP (düzenleme ortaklık payının ) ayrılmasından sonra kalan kısmın kendisine verilmesini talep ettiğini, bu durumda firmanın teşekkül eden imar parsellerinin % 18'ini aldığını, bu sözleşmeler sonrası imar çalışması başladığını ve imar planları iptal davasına konu olmasına rağmen 22.11.2016 tarihinde tapuların oluşturulduğunu, müteakiben söz konusu sözleşmelere istinaden hisse devirleri ile şirketin sahipleri bulunan kimselere satış yolu ile devredildiğini, Has- Kar firması marifeti ile hazırlanan imar planlarının Ankara İdare Mahkemesinde iptal davasının konusu olduğunu ve Ankara 13. İdare Mahkemesinin 27.04.2016 tarih 2015/2761 E - 2016/1414 K sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli plan iptal edildiğini, Ankara 13. İdare Mahkemesi 27.04.2016 tarih 2015/2294 E -2016/1418 K sayılı karar ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı iptal edildiğini, bu kararın Danıştay 6. Daire 03.07.2018 tarih 2017/6545 E - 2018/6389 K sayılı karar ile kesinleştiğini, tapuların dayanağı parselasyon planının Ankara 4. İdare Mahkemesi 27.02.2018 tarih 2018/3408 E - 2018/55 K sayılı karar ile iptal edildiğini, bu davalar devam etmekte iken söz konusu alanda yine Has - Kar firmasının etkinliğinde 2021 yılında yeni bir 1/1000 ölçekli plan hazırlandığını, kooperatifin de kadastro parsellerinde malik bulunduğu imar alanı ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup kooperatif imar uygulaması sonrası mülkiyet hakkının %18'ini kaybetmiş bulunduğunu, davacının imar sürecini kendi çıkarı için kullanmış olduğunu, ... firması ile yapılan sözleşmelerde arsa sahipleri adına ...'in hareket edeceğinin düzenlemiş bulunduğunu, imar çalışması sonrası maliklerin oluşacak imar parsellerinden %18 ini feda etmelerinin oldukça yüksek meblağlara tekabül ettiğini, edindikleri farklı malikler ile firma arasında düzenlenmiş sözleşmelerde sürekli olarak ...'in arsa sahipleri adına hareket edeceğinin düzenlendiğinin görüleceğini, imar planları iptal davalarının konusu olmuş iken salt tapuların düzenlenmiş olması sebebi ile davacının tapu devirlerinin yapılmaması halinde sözleşme gereği ağır bedellerin ödeneceği yönündeki telkinleri üzerine tapuların devredilmiş bulunduğunu, bu devirlerin hemen akabinde davacının alanda 2082 m² yer edindiğini ve bu durumun mülkiyet sahiplerinin firmaya bıraktığı alandan tapu devirlerinin firmanın gösterdiği kimselere devrini sağlaması karşılığında davacıya bedelsiz olarak verildiği kuşkusunu yarattığını, bu durum karşısında halihazırda kooperatif üyesi bulunan davacıya 28.07.2021 tarihli genel kurulda alınan karar ile kendisinden hakkındaki iddialar ile ilgili olarak yazılı olarak açıklama yapmasının istenmesine karar verildiğini, davacının imar sürecinde Kooperatif zararına bir takım kazanımları iddiaları mevcut olup, mevcut üyeliğinin de kooperatif nezdinde tartışması devam ederken söz konusu hisse devirleri ile ilgili olarak tescil yapılmasının mümkün olmadığını, kooperatif ana sözleşmesinin 8. Maddesinde her bir ortaklık payının 100,000 Lira (Eski Para) olduğu ve her bir ortağın en fazla 5.000 Pay alabileceği kararlaştırılmış bulunduğunu, bir ortağın bunun üzerinde pay sahibi olmasının ana sözleşme gereği mümkün olmadığını, dava konusu hisselerin devrinin davacı ile ... arasındaki ortaklığın sona erdirilmesine ilişkin 29.07.2019 tarihli protokole dayandığını, söz konusu protokol incelendiğinde taraflar arasındaki ortaklığın sona erdirilmesinde bir takım maddi varlıkların paylaşılmasına yönelik olduğunu, söz konusu protokolde davacının dava konusu hisseler için belirlediği bedelin toplam 75.000TL olup davalı kooperatif hisse karşılığı belirlenen bu bedeli ödemeye hazır olduğunu, davacının halihazırda kooperatif üyeliğinin mevcut olduğunu, mevcut kooperatif üyeliğinden kooperatife bağlılık ve sadakat borcuna aykırı davranması ile çıkarılmasının söz bulunduğunu, davacının hisse devrine ilişkin talebinin karşılanmasının anasözleşmenin 4. madde düzenlemesi karşısında mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 2/2 . maddesi gereğince, Yapı kooperatifleri ile konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin anasözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil aranmaksızın muteberdir. Aynı Kanun'un 14/3. maddesinde, ortaklığın devredilebileceği hüküm altına alınmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 8. Maddesi, Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. (Ek cümle:21/10/2021-7339/1 md.) Yönetim kurulu başvuruyu bir ay içinde sonuçlandırır ve başvuru sahibine kararı taahhütlü mektupla veya elden imza karşılığında tebliğ eder. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır. Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracat edenlerin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır. Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez, hükümlerini haizdir. Anasözleşmenin 17. Maddesinde, ortaklık yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle 10. Maddedeki ortaklık şartlarını taşıyan kişilere devredilebileceği belirtilmiştir. Davacının, kooperatif ortağı dava dışı ... ile kendi aralarında adiyen düzenledikleri 09.08.2019 tarihli ‘hisse devri’ sözleşmesi ile dava dışı ...’in hissesini, yine dava dışı ... ile kendi aralarında adiyen düzenledikleri 20.08.2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...’nun davalı kooperatifteki hissesinin devri için sözkonusu hisse devir sözleşmelerinin yönetim kurulu huzuru ve noterde yapılmaksızın kendi aralarında adiyen şekilde düzenlenmiş olduğu, 1163 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince bir şekil şartı bulunmadığı ancak anılan hisse devir sözleşmeleri bakımından hisseleri devrettiği ileri sürülen ... ve ...'nun bu yöndeki irade beyanlarının Anasözleşmenin 17. maddesine göre, hisse devir sözleşmesinin yönetim kuruluna iletildiğine ilişkin Yönetim Kurulu'nca yapılmış olan bir tespitin ya da kaydın bulunmadığı ve davacıya kooperatif nezdinde ortaklık sıfatını kazandırıcı niteliği haiz olmadığı, keza Anasözleşmede her bir ortağın bir pay alabileceği belirtilerek pay sınırlaması yapıldığı anlaşılmakla davanın reddine..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dilekçesindeki bir kısım beyanlarını tekrar ederek, yerel mahkemece bilirkişi raporundaki tespitler ile bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinin eksik incelendiğini, mahkemece dosyadaki tüm belge ve bilirkişi raporunun aksine bir şekilde hem de ana sözleşmede bulunmayan bir hüküm ile dava konusu somut olaya ilişkin hatalı değerlendirme yapıldığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf yasa yolu yolu aşamasında davacı vekili, UYAP üzerinden gönderdiği 12.11.2024 tarihli dilekçesinde davadan ve istinaf talebinden feragat ettiğini, lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiş; davalı vekili de UYAP üzerinden gönderdiği 12.11.2024 tarihli dilekçesinde, davacı ile aralarında anlaştıklarını beyan ederek lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini istemiştir. Davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat, davanın taraflarından birinin (davacının) netice-i talebinden vageçmesidir (HMK. m. 307). Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi (HMK. m. 24), davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz (Postacıoğlu, İ.E.: Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, İstanbul 1975, sahife: 479). Feragat, 6100 sayılı HMK'nin 311. maddesi hükmü uyarınca, kesin hüküm sonuçlarını doğurduğu gibi, aynı Kanun'un 309/2. maddesi uyarınca karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır. Öte yandan, 310. maddesi uyarınca da davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Davacı vekilince istinaf aşamasında davadan feragat edildiği, feragatin HMK 307.vd. maddelerine uygun olduğu değerlendirildiğinden HMK m. 353,1,b,2 uyarınca kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. Kararın niteliğine göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/346 E., 2023/773 K. sayılı dava dosyasında verdiği 01.11.2023 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE. Buna göre: "a)Davanın feragat nedeni ile reddine. b) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar harcından peşin alınan 80,70-TL harcın düşümü ile kalan 346,90-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına. c)Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak ilgili tarafa iadesine. ç)Beyanlar gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına." II-Kararın niteliğine göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına. III-492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince peşin alınan istinaf harçlarının iadesine. IV-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına. 13.11.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 13.11.2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imza e-imza e-imza e-imza