Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/34 E. 2024/841 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/34
- Karar No
- 2024/841
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/34
KARAR NO: 2024/841
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/10/2021
DOSYA NUMARASI: 2020/683 Esas - 2021/807 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ...İcra Dairesi ... Esas dosyasında davalı yanca ileri sürülen vaki itirazın iptali ile, takibin devamı ve davacı lehine %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiş, davacı ile davalı yan arasında “Lojistik Hizmet Sözleşmesi” imza edildiğini, davalının taşıma işlerini davacının organize ettiği, sözleşme ilişkisi sürerken davalının Çin'de bulunan mallarının taşınması için davacıdan talepte bulunduğu, kendilerine 31.03.2020 tarihine kadar geçerli Nankin çıkışlı teklif sunulduğu, kapsamlı bilgilendirme yapılarak onay beklendiği, davalının teklifi kabul ettiği ve gerekli rezervasyon işlemleri yapıldığı, rezervasyon tamamlanmasına karşın, davalının piyasa şartlarını gerekçe göstererek taşımadan vazgeçtiği, bunun üzerine 18.04.2020 tarihli Nankin çıkışlı gemi ayarlandığı, bu ikinci organizasyonda rezervasyon iptali halinde konteyner başına 300 USD ve ek masrafları ödemeyi üstlendiği, mail ortamında yazılı onay alındığı, yükleme mahallinde yoğunluk ve rezervasyon iptali ile tekrar 20.04.2020 Ningbo çıkışlı rezervasyon ayarlandığı, yine davalınım yüklemeyi iptal ettiği, bunun neticesinde yedi (7) konteyner için 1.400 USD iptal ücreti, 700 USD rezervasyon değiştirme ücreti toplamı 2.100 USD masrafa sebebiyet verildiği, fatura ile davalıdan talep edilen bu miktarırı itiraz ile ödenmediği, yükleme ve taşıma yapılmaması sebebi ile davalının ödemeden imtina etmesinin haksız olduğu, davalının bu cezai bedetleri ödemesi gerektiği, takip konusu ödeme emrine itirazm haksız ve kötü niyetli olduğu, inkar tazminatı ile itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/10/2021 tarih ve 2020/683 Esas - 2021/807 Karar sayılı kararı ile; " Dava, İİK'nun 67. maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında Lojistik Hizmet Sözleşmesi kapsamında rezervasyon değişikliği ve iptali nedeniyle davalı tarafın cezai bedel ödemesi gerekip gerekmediği, davacının alacaklı olduğu bedel varsa miktarı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir. İstanbul ..İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 2.100,00 USD asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporuyla; davacının akdi taşıyan, davalının taşıtan konumunda olduğu, taraflar arası sözleşme ilişkisi gözetildiğinde, davacının kendi katlandığı sözleşme feshi ve sözleşme konusu yükleme limanı değişikliği kaynaklı ödemelerini davalıya yansıtabileceği, davacının kendi katlanmadığı cezai şart veya tazminat bakımından davalıya talep ve dava hakkı olmayacağı, davacı ticari defterlerine göre, katlandığı, 1.600,00 USD tutarında aracı acente faturasının bulunduğu ve buna ilişkin ödemelerini cari hesap şeklinde yaptığı görülmüştür. Buna ilaveten davacı bu hizmetine karşılık 500 USD hizmet bedeli talep etmiştir.Toplamda 2.100,00 USD tutarlı fatura düzenlemiştir. Akabinde davacının davalıdan 2.100,00 USD alacağı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça defter ibraz edilmediği için üzerinde herhangi bir inceleme de yapılamamıştır. Davacı defterlerinin delil niteliğini haiz olduğu değerlendirilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 2.100,00 USD olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın KABULÜ ile; davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 2.100,00USD asıl alacak üzerinden İPTALİNE, 2.100,00USD asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD cinsi mevduatlara uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanarak DEVAMINA, 2-Hükmedilen alacağın %20'i olan 2.885,40TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/683 Esas- 2021/807 sayılı kararı ile verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu sebeple yasal süresi içerisinde istinaf sebeplerini sunmakta olduklarını, Dosyada taraf teşkili sağlanmadığını, Davacı tarafça müvekkil firma aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı takip dosyasında yapılan icra takibine, vekil vasıtası ile borca ve tüm eklerine yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, takip dosyasında davalı firma tarafınca vekil sıfatıyla temsil edildiğini ve vekaletlerinin dosyaya sunulduğunu, Dosyaya sunmuş oldukları vekaletname ile işlem yapıldığını ve icra takibinin durdurulduğunu, Davacı tarafça başlatılan icra takibine yaptıkları itiraz üzerine takibin durmuş olması nedeni ile davacı tarafın arabuluculuk sürecine başvurduğunu, bu arabuluculuk sürecinde de müvekkil davalı tarafın kendisini vekil ile temsil ettiğini ve dosyada kendileri tarafından vekalet sunularak arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştirildiğini, tüm arabulucuk evraklarının tarafınca davalı müvekkil firma temsiline imzalanmış olduğunu, Her iki aşamada müvekkil firmanın kendisini vekil ile temsil etmiş olması ve her iki aşamadaki kayıt ve belgeler vekil sıfatıyla kendileri tarafından imzalandığı halde açılan itirazın iptali davasında yerel mahkeme dosyasında taraf teşkili sağlanmadan tebligat müvekkil firmanın elektronik sistemde adresine tebligat yapılarak yargılamanın tamamlanmış olduğunu, Gerek dilekçe ekinde sunmuş oldukları birçok emsal Yargıtay kararları ve yerleşik içtihatlarda kabul edildiği üzere " vekil ile temsil edilen iş ve işlemlerde tebligat vekile yapılır" kuralı dikkate alınmaksızın taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş olmasının verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur. Davacı tarafın iddia ve taleplerinin soyut olup tek taraflı bir değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, Yukarıda açıklanan istinaf taleplerinde belirtildiği üzere, taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yapılmış olması sebebi ile dava dosyasında delillerinin toplanmadığını ve tek taraflı bir yargılama ile hüküm kurulduğunu, Davacı tarafın iddia ve taleplerinin soyut olup müvekkil ile aralarında usul ve yasaya uygun bir sözleşmenin varlığı ortaya konulmaksızın talepler ileri sürüldüğünü ve bilirkişi tarafından bu talepler doğruymuş gibi kabul edilerek rapor tanzim edilmiş olduğunu, oysa iddianın sübuta ermesi için taraflar arasında usul ve yasaya uygun bir sözleşmenin olmasının ve tarafların edimlerinin ortaya konulmasının zorunlu olduğunu, müvekkil firmanın taraf olmadığı bir iddia karşısında delilleri toplanmaksızın hüküm kurulmuş olması sebebiyle maddi gerçeği ortaya koymayan yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olmakla kaldırılmasının ve taraf teşkili sağlanarak yargılamanın yeniden yapılmasının zorunlu olduğunu, Davacı tarafın iyi niyetli davranmadığını, Dava dosyasında verilen kararın henüz taraflara tebliğe çıkarılmadığını, verilen tek taraflı kararın davacı tarafça kötü niyetli olarak tebliğe çıkarılmaksızın icra işlemlerinin devamına gittiğini ve müvekkil firmanın hak ve alacaklarına haciz konulmasını talep ettiğini, yukarıda arz edilen istinaf taleplerine ek olarak davacı tarafın bu işlemlerinin de yargılamayı tek taraflı olarak yürütmek ve icrayı tek taraflı tamamlayarak müvekkili zor durumda bırakmak ve haksız talepler ile müvekkilin alacaklarına haciz koymak sureti ile bir tahsilat çabasına girdiğini, oysa yasal olarak tarafların haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken iyi niyet kuralıyla hareket etmekle mükellef olduklarını, davacı tarafın bu iyi niyet kurallarına riayet etmediğini, yargılamayı tek taraflı yürüttüğü gibi çıkan kararı da tebliğe çıkarmaksızın icranın devamına gittiğini, böylelikle müvekkil yönünden ödeme zorunluluğu dayatıldığını, Tehir-i icra talepleri bulunduğunu, Müvekkil firma dinlenmeksizin ve delilleri dosyaya alınmaksızın karar verilmiş olması nedeniyle usul ve yasaya aykırı kararın icrasının istinaf ve temyiz aşamasına kadar tehir-i icra talepleri bulunduğunu, haksız tahsilat halinde yeniden bir yargılamaya konu olmaması için sunacakları teminat ile alınacak mehil vesikası çerçevesinde kararın icrasının tehirini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan usule dair istinaf talepleri öncelikle dikkate alınarak; - Dosyaya sunacakları mehil vesikası çerçevesinde mahkeme kararının icrasının tehirine, - Usul ve esasa dair istinaf talepleri dikkate alınarak ve ekli emsal kararlar çerçevesinde Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/683 Esas - 2021/807 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, - Yargılama ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen lojistik hizmet sözleşmesi kapsamında dava konusu taşımaya ilişkin davacının üzerine düşen organizasyon işlemlerini yerine getirmesine rağmen davalının yükü taşıtmaktan vazgeçmesi sebebiyle davacıya yansıtılan masrafların bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde; itirazın iptali davasında tebligatların icra takip dosyasındaki vekile yapılması gerektiğini ve Mahkemece asile çıkarılan tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürmüştür. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03/06/2022 tarih, 2021/1 esas ve 2022/3 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifeti ile takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerekmektedir. Yine asıl icra takibine itiraz eden vekilin ve arabuluculuk görüşmelere katılan vekilin itirazın iptali dosyasına vekaletname sunmadan önce asilin kendisini vekil ile temsil ettirip ettirmeyeceğinin, temsil ettirmesi halinde hangi vekil ile temsil ettireceğinin Mahkemece bilinmesi mümkün olmadığından icra takip dosyasındaki ve arabuluculuk görüşmelerindeki vekilin itirazın iptali dosyasında da vekil olarak kabul edilmesi ve bu vekile tebligat çıkarılması asilin savunma hakkını kısıtlayacak niteliktedir. Bu sebeple Mahkemece dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli ön inceleme duruşma gününün, bilirkişi inceleme gününün ve bilirkişi raporunun davalı asile tebliğe çıkarılması ve tebliği usul ve yasaya uygundur. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili taraflar arasında usul ve yasaya uygun bir sözleşmenin varlığının ortaya konulmaması sebebiyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Ancak davacı vekili tarafından dosyaya sunulan mail yazışmaları dikkate alındığında taraflar arasında dava konusu sözleşmenin kurulduğunun, dava konusu taşımanın ve yüklemenin davalının onayı ile organize edildiğinin ve davalının talebi ile ertelendiğinin ve daha sonra yüklemenin yapılmadığının, davacı tarafından davalıya erteleme sebebiyle yansıtılacak masraflara ilişkin bilgi verildiğinin anlaşılması karşısında davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi ile istinafa konu ilam kesinleşmeksizin icraya konulması mümkün olan ilamlardan olduğundan davacı vekilinin ilamı tebliğe çıkarmadan ve kesinleştirmeden icraya koymasında da herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 985,50 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 246,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 739,12 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.