Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/312 E. 2022/3685 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/312
- Karar No
- 2022/3685
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2022/1240 KARAR NO:2024/2204 DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:18/12/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilleri ... ve ...'ın çocuğu...'ın 01.02.2017 tarihinde ... plakalı davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın Bayrampaşa ... Caddesi Üzerinde seyir halindeyken trafik kurallarına aykırı olacak şekilde hareketleri sonucu üzerinde yolcu olarak bulunduğu araçtan düştüğünü ve arka sol tekerin altında kalarak ağır şekilde yaralandığını, soruşturma dosyasında yer alan kusur paylaşımının farazi olduğunu ve gerçek durumu yansıtmadığını, davalı sigorta şirketine sigortalı aracın sebebiyet verdiği kaza nedeniyle müvekkilinin %10 sürekli iş göremez hale geldiğini, sigorta poliçesi gereği ödemekle yükümlü tazminatların ödenmesi talebiyle 17.05.2018 tarihinde iadeli taahhütlü posta ile davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, müvekkilinin kaza sonucu özel hastaneye kaldırıldığını ve 2-3 defa ameliyat olduğundan hastane masraflarını da kendilerinin karşıladıklarını beyan ederek iş gücü kaybı tazminatı için şimdilik 100,00-TL, tedavi nedeniyle yapılan giderler ( tedavi giderleri, yol, yemek, ulaşım ve bakıcı gideri ) için ise tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00-TL olmak üzere şimdilik toplamda 300,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket tarafından 31.05.2016-2017 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, tedavi giderleri bakımından davanın tümden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın 17.05.2018 tarihli dilekçeyle müvekkili şirkete başvuru yaptığını, müvekkili şirket ise 15 günlük yasal süresi içerisinde 21.05.2018 tarihinde eksik evrak talebiyle davacı tarafın başvurusunu yazılı olarak cevapladığını, davacı tarafın ZMMS Genel Şartlar, KTK 97, 99.maddeleri dikkate alındığında usule aykırı olarak dava açtığını, bu sebeple davanın usul yönünden reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğun Trafik Poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, dava konusu olay incelendiğinde işleten tarafından yapılan taşımanın ticari nitelik taşımadığını, bu nedenle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ticari faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın kısmen kabulü ile; 101.760,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davacının davalıya başvuruda bulunduğu tarihten sonraki 8. İş günü olan 25/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.906,13 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 2.665,25 TL bakıcı giderinin davacının davalıya başvuruda bulunduğu tarihten sonraki 8. İş günü olan 25/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin bir davada iki kez ıslah dilekçesi verilemeyeceği yönündeki gerekçesi dosya içeriğine uygun olmadığı gibi kanuna ve yerleşik içtihatlara da uygun olmadığını, belirsiz alacak davası şeklinde açılan davalarda aynı dava içerisinde hem bedel artırım hem de ıslah yapmak suretiyle birden fazla defa artırım yapılabildiğini, bu kabulün aksine ıslah dilekçelerinin dikkate alınmaksızın sadece bedel artırım dilekçesi doğrultusunda karar oluşturulmuş olmasının hatalı olduğunu, bu nedenle bu hatalı kararın ortadan kaldırılarak 12.01.2022 tarihli ıslah dilekçeleri doğrultusunda davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, verilen karar ile talep edilen yol, yemek, ulaşım ve tedavi giderlerinin belgelendirilmediği gerekçesiyle reddine karar verilmesinin kabulü mümkün olmadığını, paranın alım gücünde meydana gelen azalma da göz önüne alındığında iki tarafın ekonomik gücü, pozisyonu ve hakkaniyete göre hükmedilecek faizin ticari temerrüt faizi olmasını gerektiğini aksi halde dengenin davalı sigorta şirketi lehine bozulmuş olacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında dava konusu trafik kazası incelendiğinde hatır taşıması sebebiyle en az %20 ve kamyonet kasasında yolcu taşınması nedeniyle de en az %20 oranında müterafik kusur indirimi olmak üzere toplam en az %40 indirim yapılması gerekirken mahkemece bu husustaki talepleri dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kaza tarihinde 10 yaşında olan davacı için geçici iş göremezlik hesabı yapıldığını, davacı küçüğün gelir getiren bir işte çalışması ve kazancı söz konusu olmadığından geçici iş göremezlik zararının da oluşmadığını, bu yönden yerel mahkemece hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, davacının bakıcıya ihtiyacı olduğunu gösterir dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığını, başvuruya konu kazanın 01.02.2017 tarihinde meydana gelmiş olup yeni Genel Şartlar döneminde geçerli olan TRH-2010 %1,8 hesap tablosuyla hesaplamanın yapılması gerekirken TRH -2010 %0 teknik faiz hesap tablosu kullanıldığını, sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranının fahiş olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri ödemeleri ...'nın sorumluluğunda olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 01.02.2017 günü saat 22:30 sıralarında sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonet ile ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken olay mahalli ışıklarda harekete geçtiği sırada aracının arka sol tekerleğiyle, aracının açık kasasının üzerinde seyir halinde olan 2007 doğumlu yolcu ...'ın düşerek üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında davacı ...'ın yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Olay ile ilgili kaza tespit tutanağı bulunmamaktadır. İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca alınan 19/02/2028 tarihli kusur raporunda alternatifli kusur izafesi yapılmış; yolcunun idrak edecek yaşta olduğu ve sürücünün yolcunun varlığından haberdar olduğu durumda, sürücü ...’in kusurlu olduğu, 2007 doğumlu yolcu ...'ın kusurlu olduğu, yolcunun idrak edecek yaşta olmadığı ve sürücünün yolcunun varlığından haberdar olduğu durumda, sürücü ...’in asli kusurlu olduğu, yolcu ...'ın kusursuz olduğu, yolcunun idrak edecek yaşta olmadığı ve sürücünün yolcunun varlığından haberdar olmadığı durumda, sürücü ...’in tali kusurlu olduğu, yolcu sürücü ....'ın kusursuz olduğu belirtilmiştir.Mahkemece 14/02/2019 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ikili ayrım yapılmış; Yolcunun, araç sürücüsünün haberi olmadan, araç üzerinde bulunduğu sırada kazanın gerçekleşmiş olması halinde yolcunun, yolcunun, araç sürücüsünün bilgisi dahilinde, araç üzerinde bulunduğu sırada kazanın gerçekleşmiş olması durumunda sürücünün tam ve asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. 25/08/2021 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda; tanık ifadelerine yer verilerek, "...Sürücü ... idaresindeki yolcu taşımaya uygun olmayan kamyonetin kasa kısmına nizamlara aykırı şekilde yolcu alarak seyredip, müdrik olmayan yaşta bulunan yolcunun aracın kasa kısmından düşmesi neticesinde meydana gelen olayda, asli %100 oranında) kusurlu, yolcu ... müdrik yaşta olmadığı olay tarihinde sürücünün bilgisi dahilinde yolculuk yaptığı esnada, aracın kasa kısmından düşmesiyle meydana gelen olayda, kusursuzdur..." belirlemesi yapılmıştır.Sigortalı araç sürücüsü asker uğurlaması için konvoy yaptıklarını kabul etmekte olduğuna göre arabanın dikiz aynasından davacı mağduru görmediği iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu halde aracı daha dikkatli kullanması yada mağduru araçtan indirmesi gerektiği halde bunu yapmayarak aracı sevk etmeye devam etmesi ve akabinde davacı mağdurun düşüp yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda dışarıdan başka bir etken bulunmadığından 25/08/2021 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır.Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir.Yarar ekonomik olabileceği gibi ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir.Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Somut uyuşmazlıkta mağdurun 10 yaşında olduğu, bindiği aracın kamyonet kasası olduğu, yolculuk edilebilecek bir taşıma aracı olamadığının farkında olduğu ifadesinden anlaşılmaktadır.Mahkemece mütafik kusur ve hatır taşıması olup olmadığı tartışılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin tedavi gideri teminatı kapsamında poliçe limiti ile geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunduğundan, davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna, sakatlanma ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğine ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları).Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre 18 yaşından küçük olup aktif çalışması bulunmayan çocuk yararına geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilemez. Somut olayda, kaza ve dava tarihinde reşit olmayan davacı küçük ...'ın yaralanıp geçici iş göremediğinden bahisle de maddi tazminat isteminde bulunulmuştur. Davacı... kaza tarihinde 10 yaşında olup, gelir getiren bir işte çalıştığı düşünülemeyeceğinden dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı gözetilerek geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/23783 E. - 2023/2210 K., 2021/4507 E. - 2021/8342 K. sayılı kararları).Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kusur oranı ve tespit edilen maluliyet durumuna göre maddi tazminat talepleri hesaplanmış olup dosya kapsamına göre davacının daha fazla tedavi gideri ve yol masrafı bulunduğuna dair davacı tarafça belge de sunularak ispat külfeti yerine getiremediğinden mahkemece taleple bağlı kalınarak maddi tazminat talepleri hakkında hüküm kurulmuş olmasında isabetsizlik bulunmadığından bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları).Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas ve 2019/8286 Karar sayılı kararında; "...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.Somut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili, 05.12.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir.Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir.Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki talep gibi karar verilmesi ve bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6162 E. ve 2021/9730 K. sayılı kararı).Eldeki davada, davacı vekili, davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. Mahkemece, bir kez talep arttırım dilekçesinden sonra verilen ve ıslah hakkı kullanılması niteliğinde olan 2. ıslah dilekçesinin dikkate alınmaması doğru olmamıştır.Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. ... plakalı kamyonetin trafik kaydında kullanım amacının hususi ve kullanım şekli yük nakli olarak açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte kamyonet olmadığından yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. O halde Mahkemece yapılması gereken, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı ve süresi konusunda İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan ek rapor alınması, sonucuna göre aktüerya uzmanından ek rapor alınması, hatır ve müterafik kusurun dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre tartışılması, belirsiz alacak davasında bedel arttırım talebinden sonra ıslah dilekçesi verilerek 2. kez arttırım istenebileceği göz önüne alınarak tüm dosya kapsamı ve usulü kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesinden ibarettir.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2024