Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/289 E. 2025/1562 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/289
- Karar No
- 2025/1562
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/289
KARAR NO : 2025/1562
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2021
NUMARASI : 2014/452 Esas - 2021/870 Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL 3 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/88 ESAS,2021/54 KARAR SAYILI DOSYASINDA;
DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)|Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl dosya davacısı ... ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVADA
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul Ticaret Odasına kayıtlı ... Turizm Otobüs İşletmeleri San ve Tic Ltd Şti'nin ortağı olduğunu, müvekkilinin 525.000 TL değerinde (%52,5) hissesi kendisi reşit değil iken vasi olarak babasının imzası ile kendi rızası dışında ağabeği ... ... ...'e devredildiğini, ancak bu devrin geçerli olması için TTK 520 gereğince ortakların ve sermaye çoğunluğunun 3/4'nün onayı ve imzası gerektiğini, davacının bu onayın gerçekte olmadığını, 19/07/2011 tarihli 2001/05 numaları şirket kararında diğer ortakların onay imzasının taklit edildiğini, bunların sahte imzalar olduğunu yeni öğrendiğini, söz konusu hisse devir sözleşmesinin İstanbul 10 Noterliği 19/07/2001 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemle müvekkilinin reşit olmadığı için vasi olarak babası ... ... ... tarafından yapıldığını, hisse devri için imzayı baba ... ... ...'in attığını, hisse devrinin kabulü kararı altında imzaları gözüken ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., Şevkiye ...'in imzalarının kendi el ürünü olmadığını, karar defterlerinin ortaya çıkması halinde bu kararların hukuka aykırı olduğunun ortaya çıkacağını, hisse devri işleminin kanunda yazılı şartlar yerine getirilmediğinden yoklukla malul olduğunu, devir işleminin küçüğün üstsoyu ile olan çıkar çatışması kapsamında MK 345 gereği kayyım ataması yapılarak vesayet makamının onayı alınmadan yapıldığından mutlak butlanla batıl ve geçersiz olduğunu, bildirerek; davalı şirketin 19/07/2001 tarihli...numaralı hisse devrinin kabulü kararı TTK 520 şartlarını içermemesi ve küçüğün aleyhine yapılan işlem için vesayet makamının onayı alınmadığından yoklukla malul olması nedeniyle iptal edilerek kararın iptali ile ticaret sicilinden terkinine, 19/07/2001 tarihli 2001/05 numaralı karar ile müvekkilden alınan %52,50 oranına tekabül eden 10,500 TL değerindeki hissenin itibari ile 525.000 TL değerindeki hissenin müvekkiline iade edilerek ticaret sicile tescil edilmesine karar verilmesine, TTK. 382 gereği aleyhine iptal davacı açılan kararlar için icrasının geri bırakılması kararının verilmesine, davaya konu hisselerin ait olduğu ... Turizm Otobüs İşletmeleri San ve Tic Ltd Şti üzerine kayıtlı olan taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hisse devrinin 19/07/2001 tarihinde İstanbul 10.Noterliğinin ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesine dayandığını, bu sözleşme ile davacı ... ...'e ait %52,5 hisse babası tarafından velayeten ... ... ...'e devredildiğini, 2001/05 numaralı ortaklar kurulu kararı ile gereken muvafakatname verildiğini ve bu devrin ticaret sicilinde yayınlanarak geçerlilik kazandığını, aradan geçen 12 yıl sonrasında 12 yıl boyunca şirketin ortağı olarak bulunan davacı tarafından bu iddia ile dava açılmasının manidar olduğunu, yine bu davanın şirket karar defteri kaybolduktan sonra açılmasının da manidar olduğunu, davacı tarafından hisse devrinin batıl ve geçersiz olduğu ileri sürüldüğünü, Medeni Kanunun hükümlerinin açık olduğunu, velilerin küçüklerin temsilcisi olarak onların adına hukuki işlemler yapmak ve mallarını idare etmek, yönetmek hakkına sahip oldukları gibi küçükleri borç altına sokan işlemleri de yapabileceklerini, dava konusu devir işleminin kurallara uygun olarak yapılmış bir devir işlemi olduğunu, hisse devrinin kabulü kararı altındaki imzaların şirketin diğer ortaklarına ait olduğunu, davacının ihtiyati haciz ve kararın icrasının geri bırakılması için tedbir kararı istediğini ancak bu taleplerinin müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlarına yol açması sebebiyle reddedilmesi gerektiğini bildirerek; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA
DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin İstanbul Ticaret Odasına kayıtlı 3822070 sicil numaralı ... Turizm Otobüs İşl. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından olduğunu, şirket ortaklarından dava dışı ... ...'in %52,5 oranındaki hissesinin kendisi reşit değil iken vasi olarak babasının imzası ile kendi rızası dışında ağabeyi M. ... ...'e devredildiğini, anılan devir işleminin İstanbul 10. Noterliği'nin 19/07/2001 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemle ... ... reşit olmadığı için vasi olarak atanan babası ... ... ... tarafından yapıldığını, hisse devrine eski TTK 520 gereğince ortak saysının ve şirket sermayesinin 3/4'ünün muvafakati gerektiğinden İstanbul 37. Noterliği2nden 02/09/1999 tarih ve 4373 yevmiye numarası ile onaylı şirket karar defterinin 8 sayfasında bulunan 19/07/2001 tarihli 2001/05 nolu hisse devrinin kabulü kararının müvekkillerinin imzaları taklit edilmek sureti ile alındığını, anılan karar altında atılı imzaların müvekkillerine ait olmadığını, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/452 esas sayılı dava dosyasında 19/07/2001 tarih ve 2001/05 numaralı hisse devir kabulü kararının yoklukla malul olduğundan bahisle dava dışı ... ... tarafından davalı şirket ve diğer davalı ... ... ...'e husumet yöneltildiğini, müvekkillerinin anılan davaya fer'i müdahil olarak katıldığını ve sahtecilik iddialarını öne sürdüklerini belirterek huzurdaki davanın HMK 166 maddesi gereğince İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/452 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalı şirketin 19/07/2001 tarihli 2001/05 numaralı hisse devrinin kabulü kararı altındaki imzaların sahte olması nedeni ile TTK 520 md. gereğince şirket sermayesinin 3/4'ü sağlanamadığından anılan kararın yoklukla mâlul olduğunun tespitine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ETTK'nun 520. Maddesinde; “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez. Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebileceği gibi yukarıki fıkralarda derpiş edilenlerden daha ağır şartlara da bağlı tutabilir. Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.”şeklinde düzenleme yapılmıştır. Asıl ve birleşen davalarda pay devrinin TTK.nun 520 maddesine uygun şekilde yapılmadığı, pay devrinin kabulüne ilişkin kararda birleşen dosya davacılarının imzalarının sahte olarak atıldığı, bu nedenle ağırlaştırılmış nisabın sağlanmadığı, kararın geçersiz olduğu iddia edilmiştir. Asıl ve birleşen dosya davacıları 2001 yılından beri davacı şirketin ortaklarıdır. Hisse devrinin yapıldığı 2001 yılından asıl davanın açıldığı 24/05/2012 tarihine kadar geçen 11 yıllık sürede hisse devrinin iptali veya yokluğunun tespiti konusunda herhangi bir dava açmamışlar, yapılan işleme karşı sessiz kalmışlardır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.12.1988 gün ve E. 3110, K. 7897 tarihli bir kararında, ".. esas sözleşmede öngörülen devir yasağına aykırı devrin üzerinden uzun süre geçmesinden sonra geçersizliğin ileri sürülmesini iyi niyete aykırı olduğu, senetlerin satışını 27.2.1984 tarihinde yapıldığı halde, davanın 19.9.1986 tarihinde açıldığı, satıştan itibaren geçen bu süre içerisinde satıştan haberdar olduğu muhakkak olan davacının, bu satışa ancak 12.3.1986 tarihli ihtarmame ile ve takiben 2 yıl sonra karşı çıkması satışa muvafakat ettiği anlamına geleceğinden uzun süre sonra satışa karşı çıkılmasının objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı, bu sebeple satışın geçerli olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği.." içtihat edilmiştir. Dava konusu olayda pay devrinin noterden geçerli bir şekilde yapıldığı, İstanbul 10 Aile Mahkemesinin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen kararı ile de belirlendiği üzere pay devrinin yapıldığı tarihten itibaren geçen 11 yıllık süre sonunda dava açılmasının TMK.nun 2. Maddesi ile bağdaşmadığının tespit edildiği, asıl ve birleşen davalıların şirket ortağı olmaları sebebiyle bu hisse devrinden haberdar oldukları dikkate alındığında pay devrinin yapılmasından 11 yıl sonra bu devrin geçersizliğinin ileri sürülebileceğini kabul etmenin hukuki işlem güvenliğinin büyük ölçüde zedelenmesi sonucunu doğuracağı gibi, hakkın bu kadar gecikilerek kullanılmasının TMK'nun 2.maddesinde yer alan hakkın kötüye kullanılması yasağının ihlali anlamına geleceği de anlaşıldığından; ispat edilemeyen asıl ve birleşen davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, ... Turizm Otobüs İşl San ve Tic. Ltd. Şirketindeki %52,5 oranındaki hissesinin devrine ilişkin 19/07/2001 tarih ve 2001/05 sayılı ortaklar kurulu kararında atılı gözüken imzaların sahte olması nedeniyle anılan karar yoklukla malul olup, bu husus, imzaları taklit edilenlerin ikame etmiş olduğu birleşen dava ile sabit olduğunu, kararın alındığı tarihte davacının 16 yaşında olup, fiil ehliyetine sahip olmadığından hem hisse devrinde hem de ortaklar kurulu kararındaki imza müvekkile velayeten babası tarafından atıldığını, ortaklardan ..., ..., ... ve ... ...'in imzaları sahte olup, 4 ortak hariç tutulduğunda yine yasanın aradığı 3/4 çifte çoğunluğun oluşmadığını, bu nedenle 10/08/2001 onay tarihli ortaklar kurulu kararının da geçersiz olduğunu, hisse devrinin geçersiz ve yok hükmünde olduğunu, Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne sahip olup, bu özgürlüğün en yaygın kullanılma şeklinin dava açma hakkı olup davacı ... ...'e karşı sessiz kaldığı yönünde bir tespitte bulunulmasının olağan hayat koşulları ile bağdaşmayacağı gibi yokluk ve batıllığın ileri sürülmesi de kural olarak herhangi bir süreye tabi olmadığını, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ve dosyaya celp edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davalı şirket 1997 yılında kurulmuş olup, davacının henüz 12 yaşında olması nedeniyle hissesi üzerinde velayeten babası tarafından tasarrufta bulunulduğunu, Davacının 1985 doğumlu olup, dava konusu hisse devirinin yapıldığı 2001 yılında 16 yaşında olduğunu, bu tarihten sonra 28/05/2012 tarihli sicil gazetesinde ilan edilen 14/05/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... ... tek başına şirket müdürü seçilince kardeşler arasında ihtilaf çıkmış ve davacı dava konusu hisse devrinden bu tarihte haberdar olmuş ve huzurdaki davayı açtığını, davacının 1997 yılında kurulmuş olan şirkette Ağustos 2003 yılında 18 yaşını doldurduktan sonra sadece 09/04/2004 tarihli ortaklar kurulu kararında imzası bulunmakta olup zaten o tarihte de devirden haberdar olmadığını, yok hükmünde olan devri öğrenince hakkını aramak anlamında bu davayı açmak zorunda kaldığını, ... ...'in; şirket yönetiminde yer almaması ve şirkette aktif bir görevinin olmaması, hisse devrinin yapıldığı tarih itibariyle reşit dahi olmaması ve velayet altında olması, şirket ortaklar kurulu toplantılarından haberdar edilmemesi, diğer ortaklar ile beraber kendisinin toplantıya katılmış gibi müteaddit defalar imza taklidi yaparak onu toplantıya katılmış gibi gösterilmesi, kanundaki emredici nisap hükümlerine aykırı olarak kararlar alınması, gerçek kişi olan şirket ortağı davacının, ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarının kontrol edilmesi yönünde kanuni bir yükümlülüğünün bulunmaması, şirket kayıt ve defterlerinin incelenmesine izin verilmemesi dikkate alındığında davacıya bir kusur isnat etmenin mümkün olmadığı, yapılan işlemlere karşı uzun sessiz kaldığı ve işlemi benimsediği bilahare ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği, yine davacı yönünden diğer imzaların sahteliği sabit olmakla etki unsurunun gerçekleştiği dosya kapsamı ile sabit olduğunu, Yargıtay'ın istikrar kazanmış görüşü gereğince; Kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermeyen, kendisi dürüstlük kuralına uymayan kişilerin, başkalarının dürüstlüğe aykırı bu davranışa karşı sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını ileri süremeyeceklerini, TMK m. 3'te yer alan “Kanunun iyi niyete sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz” denildiğini, Davalı ... ... ...'in kötüniyetli olduğu ve kusurlu davranışlarıyla şirketi ve diğer ortakları zarara uğrattığı, kendi kusuruna dayanarak lehine hak iddia edemeyeceği ve neticeten davacınnı sessiz kalarak yapılan işlemleri kabul ettiği yönündeki bir gerekçenin hukukun genel ilkeleriyle bağdaşmayacağı Dürüstlük kuralı ve buna bağlı hakkın kötüye kullanılması yasağı, hukukun her alanında daima dikkate alınması gereken bir temel hukuk ilkesi olmakla beraber karşılaşılan her hukukî uyuşmazlığın bu ilkeden yola çıkılarak çözülmeye çalışılması da doğru bir yaklaşım olmadığını, nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 25.01.1984 tarih ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı kararında, TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme olanağını sağlamak şeklinde açıklandığını, önceki hak sahibinin uzun süre sessiz kalması mücbir sebep ya da objektif imkânsızlık ve sair haklı bir nedene dayanıyorsa ve bunun ispatlanması hâlinde sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacağını, kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermeyen, kendisi dürüstlük kuralına uymayan davalının, davacının uzun zaman sonra dava açtığı gerekçesine dayalı olarak dürüstlüğe aykırı bu davranışa karşı sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını ileri süremeyeceğini, hukukun hatta yasanın dürüstlük kuralına aykırı tutum ve davranışı himaye etmeyeceği açık olup, davacının küçük olduğu ve yapılan işlemden haberdar olmadığı bir dönemde sahte imzaları barındıran, aynı tarihli olup içerik olarak aynı olmakla birlikte farklı ortakların imzasını taşıyan, hukuk aleminde hiç doğmamış, başka bir deyişle yok hükmünde bulunan üç ayrı ortaklar kurulu kararına dayalı olarak hisse devrine onay verildiğinin kabul edilemeyeceğini, davalının savunmasının aksine davalı şirketin sahte imzalı karar alıp, bu karara göre işlem yapması dürüstlük kuralına aykırı olup, kötü niyetli bir davranış olarak kabul edilmelidir. kendisinden beklenen özen ve dikkati göstermeyen, kendisi dürüstlük kuralına uymayan davalının, davacının dürüstlüğe aykırı davrandığı, yapılan işlemlere sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığı yönündeki savunmalarına itibar edilemeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, limite şirket genel kurulunun 19/07/2001 tarihli 2001/5 nolu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti ve hisselerin adına tescili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu genel kurul kararının geçerli olup olmadığı noktasındadır.İstanbul 10. Noterliğinin 19/07/2001 tarih ve ... YN'lu limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davacı ... ... adına olan 525.000.000 TL sermaye payı, velayeten babası tarafından davalı ... ... ...'e devredilmiştir.Davalı ... Turizm Otobüs İşl San Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 19/07/2001 tarih ve 2001/5 sayılı ortaklar kurulu kararı ile, söz konusu hisse devrinin kabulüne karar verilmiştir. Bu kararda, davacıya velayeten babası Esad ... ... tarafından imzalanmıştır.Davacı tarafça, davalı şirketin dava konusu hisse devrinin kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararının sahte imzalar ve yetersiz nisap ile alınmış olması nedeniyle 6762 sayılı TTK'nın 520. Maddesine uygun olmadığı ve yoklukla malul olduğunun tespiti ve hisselerin davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Velayet görevini kötüye kullanılmasına ilişkin iddiaları bakımından tefrik ve görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın tevzi edildiği İstanbul 10. Aile Mahkemesinin 23/02/2016 Tarih ve 2013/710 E. - 2016/131 K. sayılı kararı ile ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 2. HD'nin 12/09/2018 Tarih ve 2018/3131 E. - 2018/9011 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Hisse devrinin davacının küçük olması nedeniyle velayeten babası tarafından yapılmasında bir aykırılık bulunmaması ve hisse devrinin kabulüne ilişkin dava konusu ortaklar kurulu kararında yine davacı adına velayeten babasının imzasının bulunması, bu imzaya bir itiraz da bulunmaması karşısında, davacı ... ...'in diğer ortaklara ilişkin imza sahteliği ve nisaba ilişkin aykırılıklara dayanarak, bu ortakların hisse devrinin onaylanmasına ilişkin karara uzun süre sessiz kaldıkları da nazara alındığında, söz konusu ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunu ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl dava davacısı ... ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Asıl dava davacısı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava davacısı ... ... tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Asıl dava davacısı ... ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025