Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2186 E. 2025/2335 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2186
Karar No
2025/2335
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/2186 KARAR NO : 2025/2335 KARAR TARİHİ : 12/11/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/06/2021 NUMARASI : 2019/... ESAS 2021/... KARAR DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ...- DAVALI : ... ... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 12/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2025

Adana ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... esas 2021/... karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 29/03/2017 tarihinde Adana Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde ... sicil numarası ile tescil edilmiş bir şirket olduğunu, müvekkilinin de kuruluş tarihinden itibaren davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin faaliyette olmadığını tespit ettiğini, bu nedenle müvekkilinin haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediğini, kuruluşundan bu yana davalı şirketin kar dağıtımını yapmadığını belirterek TTK uyarınca şirket ortaklığından çıkartılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı taraf cevap beyanında bulunmadığını görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Yerel mahkemece verilen karar ile; " müvekkilinin şirket ortaklığının başladığı tarihten dava tarihine kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaklardan bilgi alamadığı gibi kar dağıtımı yapılmadığı, şirketin faaliyette olmadığının tespit edildiği, davalı şirketin faaliyet konusundan uzaklaştığı ve sürekli zarar ettiği, hakkında icra takipleri ve davalar bulunduğu ileri sürülerek davacının davalı şirketten çıkmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de dosyamızda mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişilerden alınan müşterek rapordan şirketin kuruluşundan hemen sonra toplanan ortaklar kurulunun davalı şirketin temsil ve ilzamı konusunda almış olduğu 07/07/2007 tarih ve ... nolu ortaklar kurulu kararı ile şirket ortaklarından Nail Aktaş'ın imzası bulunmak koşuluyla diğer ortaklardan davacı ... ve ...'den birinin müşterek imzasıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacının şirketi temsil konusunda müşterek imzası gerekli ortaklardan biri durumunda bulunduğu, bilahare 18/07/2018 tarih ve 2018/... sayılı Genel Kurul Kararı ile şirketi temsile ilişkin önceki yetkiler iptal edilerek şirket müdürlüğüne süresiz olarak ortaklardan ... ve davacı ...'in her hususta sınırsız yetkiyle müştereken şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıkları, davalı şirketin kuruluş yılı olan 2008 yılı hariç müteakip yıllarda devamlı kar elde ettiği, şirketin faal durumda olduğu, ayrıca şirketin tüm faaliyet karlarının ortaklara dağıtılmaksızın şirket ortaklarının hisselerine göre sermaye artırımında kullanılmış olduğu, bu hususa ilişkin tüm kararların ittifakla alınmış olduğu, bu nedenle davacı ortağın herhangi bir kar mahrumiyetine maruz kalmadığı, şirketin sermaye artırımına ilişkin en son kararının 17/07/2019 tarih ve 2019/... numaralı genel kuruluna kadar davacı ortak da dahil olmak üzere şirket ortaklarının tamamının oy birliği ile alınmış olmasına ortaklar arasında uzlaşmazlığın söz konusu olmadığı, şirketin sürekli kar elde etmekte olduğu, anılan karar tarihinden itibaren dava tarihine kadar geçen sürenin ...,5 aylık süreyi kapsadığı nazara alındığında davacının şirketin sürekli zarar ettiğini ve diğer ortaklarla iletişim kuramadığı ve şirket hakkında bilgi alamadığına ilişkin sebeplere dayanan çıkma koşullarının mevcudiyetini ispat edemediği kabul edilerek davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davalı şirketin 2019 yılında yapılan sermaye artırımı sonrası faaliyetlerinin tamamen durduğunu, bu tarihten sonra da ortakların bir araya gelerek fiilen şirketi faaliyete geçirmeleri ve aktif bir şirket yönetmelerinin mümkün olmadığını, şirket ortakları arasında yaşanan problemlerin her geçen gün büyüdüğünü, davalı şirketi yönetemeyecek pozisyona gelmelerine sebep olduğunu, gerekçeli kararda davalı şirketin sermaye artırımı yaptığından bahsedilse de söz konusu sermaye artırımı tamamen şirketi kurtarma ve kötüye giden yönetimi değiştirme amacı taşımakta iken sermaye artırımı sonrası şirket faaliyetlerine son verildiğini, davalı şirket hakkında icra takipleri ve davalar açıldığını, şirket ortaklığından ayrılmak isteyen müvekkilinin diğer ortaklarla bir türlü iletişim sağlayamadığını, müvekkili alınan yanlış kararlar sebebiyle davalı şirketten hiç kazanç sağlayamadığını, müvekkilinin kazan elde edememesinin bile tek başına Türk Ticaret Kanunu uyarınca ortaklıktan çıkarma sebebi sayıldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, limited şirket ortaklığından çıkma talebine ilişkindir. Davacı tarafından, davalı şirketin tescil edildiği 29/03/2007 tarihinden beri şirket ortağı olduğu, ancak, şirketin faaliyette olmadığı, kar payı dağıtımı yapılmadığı, bu nedenle haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediği belirtilerek, davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise cevap dilekçesi sunmamış, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nin 638/.... maddesinde; "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan haklı nedenlerle çıkma davası açılabilmesi için, davacı ortağın haklı nedenlerin ortaya çıkmasında kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla çıkmaya dayanak gösterilen haklı nedenlerin kendisinden kaynaklanmayan nedenler olduğunun da kanıtlanması gerekir.

Limited şirket ortaklığından çıkmak için geçerli haklı sebep kavramının ne olduğu konusunda yasada açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulamalarında, haklı sebep kavramı; ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortaklık ilişkisini sürdürmesinin ortaktan beklenemeyeceği haller olarak kabul edilmiştir. (Bkz. Çamoğlu, Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku 2017, s.428) Haklı sebep kavramının her somut olayda mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekmekle birlikte, ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2017 tarih 2016/... K. sayılı kararı da aynı yöndedir) Somut olayda; Davacı tarafından, şirketin faaliyetlerine devam etmediği, sürekli zarar edip, kar payı dağıtılmadığı, şirket hakkında icra takipleri ve davalar bulunduğu, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı iddia edilerek, şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunulmuş ise de, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin kuruluşundan itibaren yapılan ortaklar kurulu kararlarının oy birliği ile alındığının ve davacı ortağın şirketin kuruluşundan itibaren devamlı şirketin diğer ortakları ile birlikte şirketi temsil ve ilmaza yetkili kılındığının, şirketin kuruluşundan itibaren, kuruluş yılı hariç (2008) müteakip yıllar devamlı kar elde ettiğininin, şirketin faal olduğunun, şirket karlarının, ortaklara dağıtılmaksızın, şirket ortaklarının hisselerine göre sermaye artırımında kullanıldığının tespit edildiği, yine bilirkişi raporunda, şirketin sermaye artırımına ilişkin kararların, davacı da dahil olmak üzere şirket ortaklarının tamamının oy birliği ile alındığının belirlendiği, davalı şirketin kar dağıtmamış olmasının şirket ortaklığından çıkma için yeterli olmadığı, davacının kar payı dağıtımı için şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması girişiminde bulunarak kar payı dağıtımı talep etmesi, genel kurulda talep reddedildiği taktirde kararın iptaline yönelik dava açması gerektiği, davacının, bilgi hakkının kısıtlanması iddiası açısından ise, davacının TTK'da belirtilen bilgi alma, inceleme ve özel denetim isteme haklarını kullanabileceği, davacının bu haklarını kullanmasına engel olunduğu hususunun ispat edilemediği, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği yönünden ise, davacı ile dava dışı şirket ortakları arasında uyuşmazlık ve adli vaka bulunduğunun ispatlanamadığı, davacı tarafından ileri sürülen hususların, ortaklıktan çıkma için haklı neden oluşturmadığı, mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : ...-6100 sayılı HMK'nın 353/...-b-... maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, ...-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL maktu istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 326/... maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 12/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/2186, K. 2025/2335, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2186-e-2025-2335-k-25f9da1ed3f8