Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1893 E. 2024/2121 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1893
- Karar No
- 2024/2121
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1893 KARAR NO : 2024/2121 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/02/2022 NUMARASI : 2021/45 E. - 2022/44 K.
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/02/2022 Tarih ve 2021/45 Esas - 2022/44 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirket tarafından 2019/34212 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kısmen kabul edilerek bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara karşı hem müvekkilinin hem de davalı Şirketin itirazda bulunduğunu, YİDK tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, müvekkilinin açık hava reklamcılığı faaliyeti gösterdiğini, 1999 yılında faaliyetlerine başladığını, "..." markasını yoğun olarak kullandığını, çok sayıda "..." ibareli tescilli markasının bulunduğunu, kullanım ispatının davalı Kurum tarafından dikkate alınmadığını, müvekkilinin öncelik hakkı bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasından yararlanma amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğunu, dava konusu başvurunun asıl unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkili markasının tanınmış bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-10624 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, "..." ibaresinin ... ..., ... ve bir çok bağlantılı şirket tarafından kullanılan, müvekkili Şirketin markası olduğunu, 1986 tarihinde kurulan Amerikan televizyon kanalı bulunduğunu, kanalın adının kardeş şirket olan ... ...'tan ve dolaylı olarak yapımcı ... ...'tan geldiğini, tüm dünyada son derece tanınan ... TV, ... ... markalarının sahibi olduğunu, çok sayıda tescilli markası bulunduğunu, "..." ibaresinin kare ve meydan anlamlarına geldiğini, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvurudaki baskın unsurun "..." ibaresinden oluştuğunu, kullanım ispatı için sunulan delillerin veterli olmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu ve taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kullanmama def'ilerinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile kullanım ispatına konu olmayan davacının "..." ibareli 2014/74465 sayılı tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşsa da taraf markalarında davalının başvuru markasının kapsamında bırakılan hizmetler yönünden mal/hizmet benzerliğinin oluşmadığı, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların somut olayda bulunmadığı, davacının 2014/74465 sayılı markası dışında gerek Kurum nezdinde ileri sürdüğü gerekse de dava dilekçesinde belirtilen diğer markaları açısından ise davalı tarafca kullanmama defi ileri sürüldüğü, itiraz ve dava gerekçesi yapılan bu markaların, davalı başvurusunun kapsamında kalan hizmetlerde, Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığına ya da kullanmamaya dair haklı sebeplerin olduğuna dair dosyaya yeterli kanıt ve delil sunulmadığı, bu nedenle SMK'nın 19/2 maddesi kapsamında davacı markalarının kullanımı ispat edilemediğinden, markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, davacı tarafın SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir hakkının bulunduğunu kanıtlayamadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının veya TTK'nın 54 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabete yol açtığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin adına tescilli markalarını ciddi ve yoğun bir şekilde kullanarak, markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarını uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız şekilde kullandığını, bu kullanım sonucu markaların tanınmış marka haline geldiğini, mahkemece, son derece hatalı, eksik inceleme mahsulü ve taraflı bir bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, hem mahkemece hem de bilirkişilerce, kullanım ispatına ilişkin delillerinin hatalı değerlendirildiğini, ayrıca dosyaya sundukları tüm delillerin de yeterince incelenmediğini, müvekkilinin, "..." ibareli markası dışında kalan markalarını da ciddi surette kullandığını, "..." esas unsurunu içeren müvekkilinin seri markalarının, müvekkili faaliyeti ve diğer markalarının kullanım şekli dikkate alındığında, SMK'nın 9. maddesi anlamında kullanıldığının açık bulunduğunu, kaldı ki müvekkilinin diğer markaları dikkate alınmasa bile sadece 2014/74465 sayılı markaya dayalı olarak da dava konusu başvurunun, 35. ve 41. sınıf hizmetler yönünden tescilinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. ve 41. sınıf hizmetlerin, 38. sınıf hizmetlerle bağlantılı bulunduğunu, markaların benzerliği ve firmaların iştigal alanları dikkate alınarak davalının marka başvurusundan 38. sınıf hizmetler çıkarılmış iken 35. ve 41. sınıf hizmetlerin bırakılmasının kendi içinde çelişki barındırdığını, mahkemece markaların benzer olmadığı yönünde yapılmış değerlendirmenin hiçbir gerekçeye dayandırılmadığı gibi hukuka da aykırı olduğunu, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı yönünde yapılan değerlendirmenin de son derece hatalı bulunduğunu, müvekkili markaları tanınmış olduğundan, somut olayda tanınmışlığa ilişkin şartların de gerçekleştiğini ve bu nedenle de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 2014/74465 sayılı marka dışında davacının itirazına mesnet olan ve kullanım ispatı savunmasına tabi bulunan davacı markalarının, başvuru kapsamında kalan 35. ve 41. sınıf hizmetler yönünden kullanıldığının ispat edilemediği, bu yönden ilk derece mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddeleri kapsamında da bir tescil engelinin olmadığı, yine tanınmışlığa ilişkin koşulların da gerçekleşmediği, dolayısıyla bu yönden de bir tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet olan ve kullanım ispatına tabi bulunmayan 2014/74465 sayılı marka arasında işaret benzerliği oluşmasına rağmen emtia benzerliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 41. sınıftaki "Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri." ile davacının 2014/74465 sayılı markasının kapsamında yer alan 38. sınıftaki " Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)." arasında benzerlik mevcuttur. Bu itibarla, davacının itirazına mesnet 2014/74465 sayılı marka ile dava konusu başvuru arasında, anılan hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gözetilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu hizmetler yönünden de emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/02/2022 gün ve 2021/45 Esas - 2022/44 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 24.12.2020 tarih, 2020-M-10624 sayılı kararının, başvuru kapsamında yer alan 41. sınıftaki "Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri." yönünden KISMEN İPTALİNE, 4-Dava konusu 2019/34212 sayılı markanın 41. sınıftaki "Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri." yönünden kısmen HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, 5-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.170,00 TL tercüme masrafı, 2.100,00 TL bilirkişi ücreti, 299,24 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 174,50 TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 7.743,74 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/4 kabul edilerek 1.935,94 TL'ye, 59,30 TL peşin harç ile 59,30 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 2.054,54 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...