Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1433 E. 2024/1982 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1433
Karar No
2024/1982
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1433 KARAR NO : 2024/1982

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2021 (Dava) - 12/04/2022 (Karar) NUMARASI : 2021/730 Esas - 2022/344 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 25/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/730 Esas-2022/344 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Asliye Ticaret Mahkemelerinin işbu davada görevli olduğunu, davalı sigorta şirketinin Ege Bölge Müdürlüğü'nün İzmir'de bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin başladığı tarihin 10/09/2021 ve bittiği tarihin ise 13/10/2021 olduğunu, her ne kadar dava konusu tazminat ile ilgili trafik kazası 03/08/2019 tarihinde meydana gelmişse de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile tüm sürelerin Mart 2020 ile Haziran 2020 tarihleri arasında yaklaşık 95 gün süre ile durdurulması hususu değerlendirildiğinde işbu davada zaman aşımı süresinin dolmadığını, 03/08/2019 tarihinde ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili aracı ile kırmızı ışıkta durduğu esnada, davalı sigortacının sigortalısı duramayarak müvekkilinin aracına arka kısımlarından çarparak zarar verdiğini, taraflarca tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre davalı şirkete sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, ... Sigorta A.Ş ile kusurlu araç arasında ZMMS poliçesi bulunduğunu, davalı şirketin bu kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkilinin kazadan kısa bir zaman sonra aracı ile daimi ikamet ettiği ülkeye dönmek zorunda kaldığını, Almanya'ya döndükten sora aracını yetkili ekspertiz firmasına incelettiğini ve hasar onarım maliyet hesaplamasına göre KDV dahil 3.450,93 Euro olarak zararın tespit edildiğini, müvekkilinin aracı yabancı plakalı olup müvekkilinin daimi ikametgahı da Almanya olduğundan araçtaki zararın Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin zararı gidermek için yabancı para Euro üzerinden harcama yapacağının da kabulünün gerektiğini, arabuluculuk müessesine başvurmalarına rağmen anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK'nın 107.maddesi gereği belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL'nin -ancak bilirkişi incelemesi neticesinde Euro kuru üzerinden belirlenecek tazminatın teminat limitleri içinde- temerrüt tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, ödemiş oldukları ekspertiz rapor ücretinin yargılama giderlerinden sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile istemini 3.450,93-Euro'ya çıkardığı anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu tazminat talebi zaman aşımına uğramış olduğundan reddi gerektiğini, dava konusu kazanın 03/08/2019 tarihinde meydana geldiğini, dava ise 14/10/2021 tarihinde ikame edildiğinden dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, davacı vekilinin dava açmadan önce müvekkili şirkete başvurmadığını, davacının kazayla ilgili hiçbir bilgi/belgeyi müvekkiline iletmemiş olup bu konudaki yasal yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirketin talep ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, huzurdaki davacının zararı ekspertiz raporu ile belirlenmiş olduğundan huzurdaki davanın belirsiz alacak şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı yanın müvekkili sigorta şirketine eksik evrak ile başvuru yaptığını, müvekkilinin başvurandan evrak talep ettiğini, davacı tarafından ilgili evrakın iletilmediğini, ilgili belgeler olmaksızın maddi hasar hesabı ve ödemesi yapılması olanaksız olduğundan ve davacı tarafından ilgili eksik evraklar tamamlanmaksızın dava ikame edildiğinden davacının haksız taleplerinin reddi gerektiğini, kaldı ki davacının talebini kanıtlamayamadığını, dava konusu araçta değer kaybı zararının meydana gelmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere mahkemece hasar bedeli tazminatına hükmedilmesi durumunda iskonto uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, fatura ibraz edilmediğinden KDV hariç hesaplama yapılmasını, yabancı para cinsinden ve yabancı ülke şartlarına göre değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, ekspertiz ücreti talebinin reddi gerektiğini, makul giderlerin sigortacı tarafından ödeneceğinin hüküm altına alındığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru nispetinde poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın avans faizi işletilmesini talep ettiğini, ancak davacının bu talebinin de kabulünün mümkün olmadığını, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığını, yasal faiz işletilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kusurun davalı ZMM sigortalısı araç sürücüsünde olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-B maddesini, 52/1-C maddesini ve 84/1-D maddesini ihlal ettiği, davacı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalı sigorta şirketince düzenlenen poliçe içeriğine göre davalı sigortalı ... plakalı aracın davalı ... Sigorta A.Ş'ye KZMM sigortası ile sigortalı olduğu, dava konusu aracın hasara uğramış kısımlarının kaza ile uyumlu olduğu, araç başına sigorta poliçesindeki limitinin kaza tarihi itibariyle 39.000,00 TL olduğu ve sigorta limitinin sigorta poliçesi ile sınırlı olduğu, bu şekilde davanın 3.450,93 EURO (KDV dahil) üzerinden kabulü gerektiği ve davalı sigorta şirketinin temerrüdünün 02/09/2021 olduğu anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜ İLE, 3.450,93 Euro (KDV dahil) hasara ilişkin maddi tazminatın, davalı sigorta şirketinden, sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 02/09/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi itibariyle ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak (poliçe teminat limiti kaza tarihi itibariyle 39.000,00 TL olmakla bu miktar üzerinden sınırlı olmak üzere) tahsiline...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından, "...Davanın esastan incelenmeden usulden reddi gerekmekte iken müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulduğunu, zira müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yaptığını, sonrasında sağlıklı ekspertiz raporu düzenlenemediğini, bu durumun son 1-2 yılda karşılaştıkları 'hasar satın alma' diye isimlendirilen bir yöntemle gerçekleştirildiğini, hasar ihbarı yapıldığında araç onarımının tamamlanmış olduğunu ve araçta sağlıklı bir tespit yapma imkanlarının kalmadığını, konu dosyada da hasar satın alma yöntemiyle işlem yapılması sebebiyle müvekkili şirket tarafından yeterli ekspertiz yapılma olanağı oluşmadığını, yapılan görüşmeler ve gönderilen kısıtlı birkaç poz hasar fotoğrafı üzerinden ekspertiz yapılmaya çalışıldığını, ayrıca davacı tarafa eksik evrak hususunun ihtar edildiğini, ancak dönüş alınamadığını, müvekkili şirketçe hasarın tespiti için bağımsız ekspertiz görevlendirildiğini, ancak hak sahipleri tarafından aracın ekspere gösterilmekten imtina edildiğini, davaya konu işbu tazminat talebi zaman aşımına uğramış olduğundan reddi gerektiğini, kazanın 03/08/2019 tarihinde meydana geldiğini, dava ise 14/10/2021 tarihinde ikame edildiğinden zaman aşımına uğradığını, karara esas olarak gösterilen bilirkişi raporunda tayin ve tespit edilen yedek parça fiyatlarının fahiş oranda yüksek olup kabulünün mümkün olmadığını, tazminatın uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, 08/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda hatalı incelemeler bulunduğunu, iddialarının haklılığının sübuta erdiğini, müvekkili şirketten talep edilebilecek tazminat bulunmaması gerekçesiyle mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, dava konusu aracın Almanya plakalı ve ruhsatnamesinin Almanya olması sebebiyle yeşil kart sigortasına başvurulması gerektiğini, yeşil kart sigortası, kazanın meydana geldiği ülkede yapılması zorunlu olan Motorlu Taşıt Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına eşdeğer bir belge olup, kazanın meydana geldiği ülkede yürürlükte olan trafik sigortası mevzuat, kapsam ve limitleri çerçevesinde teminat verdiğini, yeşil kart sigortası bir sorumluluk sigortası olduğundan bir trafik kazası sonucu bir başkasına zarar verilmesi halinde zarar görenin hasarını ödediğini, bu nedenle yabancı plakalı aracın hasar tazminatının karşılanması için öncelikle yeşil kart sigortasına başvurulması gerektiğini, müvekkili şirketin taraf olarak usuli sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sigorta poliçesinden doğan sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, öte yandan kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü'nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmediğini, dosyaya sunulmuş evrakların hiçbiri araçta meydana gelen hasar tutarını kanıtlar nitelikte olmadığından araç hasarının uzman sigorta eksperi tarafından belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde doğrudan zararların karşılandığını, değer kaybının ise bir hasar olmadığını, müvekkili şirketin olası değer kaybından da bir sorumluluğu olmayacağının aşikar olduğunu, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen onarım bedeli ve değer kaybı tutarlarının fahiş olduğunu, teminat dışı hallerin de mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini, hasar ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirlenmesini, kabul anlamına gelmemekle müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yabancı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle karşı yan trafik sigortacısından araç hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait Alman plakalı aracın Türkiye'de davalının sigortalısı olan ... plaklı araç ile karıştığı trafik kazası neticesinde hasar aldığı ve hasarlı olarak götürüldüğü Almanya'da ekspertiz raporu alındıktan sonra davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığından, işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 2-Mahkemece konusunda uzman bilirkişilerden kusur ve hasara dair rapor alındığı, Alman ekspertiz raporu ve dosyadaki fotoğraflar ile bilgi ve belgeler tetkik edilmek suretiyle, onarılacak ve değiştirilecek parçalar ayrı ayrı değerlendirilerek onarımı ekonomik bulunan aracın hasar tutarının usulünce hesaplandığı, kusur bakımından taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı aracın, kırmızı ışıkta bekleyen davacı aracına arkadan çarptığına dair beyanlar ile uyumlu olarak kazada davalı taraf sürücüsünün tam kusurlu olduğunun saptanmış olmasına göre dosyada bir çelişki bulunmadığı, alınan raporların denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. 3-Davalı vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediğine, eksik evrak ile başvuru yapıldığına dair itirazlarının da dosyaya sunulan başvuru talebi ve tebliğ evraklarına, eklerine göre kabulü mümkün görülmemiş, gerek arabuluculuk süreci ve gerekse covid 19 genelgeleri kapsamında duran süreler uyarınca zamanaşımına dair itirazların da yerinde olmadığı anlaşılmış, faize ilişkin olarak başvuru tarihine göre usulünce belirlenen temerrüt tarihinden itibaren yabancı para alacağına uygun şekilde faiz hükmü tesis edildiği de görülmekle, bu yönlerdeki tüm itirazların ayrı ayrı reddi gerekmiştir. 4-Davalı vekilinin yeşil kart sigorta poliçesine başvurulması gerektiğine dair itirazının da kabulü mümkün görülmemiştir. Zira, yeşil kart poliçesi o ülkede düzenlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi gibi kabul edilecek olup, buna göre yeşil kart sigortası anlaşmaya dahil birbirlerine seyahat edilecek yabancı ülkelerin zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bir araya getiren beynelmilel bir sigorta poliçesi olarak tanımlanmaktadır. Somut olayda davacı taraf, kazada zarar gören taraf olup, zarar veren tarafın trafik sigortacısı olan davalıdan zararının giderilmesi talebinde bulunmaktadır. Bu nedenle davacıya ait aracın yeşil kart poliçesi bulunup bulunmamasının somut uyuşmazlığa bir etkisi bulunmadığından, davalı tarafın bu husustaki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/730 Esas - 2022/344 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 2.664,09 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.849,94 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 814,15 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2024

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1433, K. 2024/1982, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-1433-e-2024-1982-k-f17b810b007a