Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2022/1806 E. 2025/599 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1806
Karar No
2025/599
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1806 Esas

KARAR NO:2025/599 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:18/05/2022

DOSYA NUMARASI:2020/687 Esas - 2022/369 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:17/04/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 27.09.2019 tarihli ...Sözleşmesi imzalandığını , ayrıca davalı tarafın müvekkili şirketten çeşitli tarihlerde siparişler geçtiğini, işbu sözleşme ve siparişler gereği taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen davalının çeşitli tarihlerde müvekkili tarafından kesilen faturalara ilişkin ödeme yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmediğini, Müvekkili şirketin davalı şirketten 125.855,16 TL. alacaklı olduğunu, davalı tarafın aradaki bu ticari ilişkiden kaynaklanan borcu müvekkiline ödemediğini, yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, borcun yine ödenmediğini, alacak nedeniyle ... sayılı dosyası ile takibe geçildiği ve ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, borçlunun borca itiraz ettiğini, itiraz neticesinde takibin icra müdürlüğü tarafından durdurulduğunu, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda tarafların anlaşamaması üzerine anlaşamama ile sonuçlandığını,İş bu davayı açma zaruretinin doğduğunu , Müvekkilinin alacağının likit olduğunu bu nedenlerle; Davalı borçlu şirketin... sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli İtirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatınaHükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun olarak hazırlanmadığını, davacının dilekçesinde herhangi bir delile dayanmadığını, hangi delil ile uyuşmazlık konusu vaıkanın ispat edileceğini kanun hükmü hilafına açık ve somut biçimde dava dilekçesinde belirtmediğini,Müvekkili şirketin davacıya, davacının talep ettiği tutarda borcu bulunmadığını, zira davacının müvekkili şirkete teslim etmesi gereken malzemeleri zamanında ve eksiksiz olarak teslim etmediğini, Müvekkili şirket ile davacı arasında onaylı sipariş formları gereği tesis edilmiş ticari ilişki kapsamında davacının ödemesi gereken ceza bedelleri mevcutken davacının müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatmasının haksızlık olduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmediğini, ve müvekkili şirkete teslim ettiği panolarla ilgili ayıplı hizmet verdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin davacıya borcunun olduğunun düşünülse dahi, davacının müvekkili şirkete gecikmeler ve ayıplı hizmet nedeniyle olan borcunun alacağı olduğu iddia edilen bedelden takas-mahsup edilmesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen alacağın likit ve muayen bir alacak olmadığını, bu sebeple icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, bu nedenlerle, davacının açtığı itirazın iptali davasının reddine, davacının talep ettiği faiz oranının reddine, davacı aleyhine alacağın %20 sinden aşağ olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinindavacı üzerinde bırakılmasını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 18/05/2022 tarih ve 2020/687 Esas - 2022/369 Karar sayılı kararı ile;''....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup, tarafların tüm delilleri celp olunarak dosya ve ekleri ile taraf şirketlere ait tüm ticari defter ve kayıtları ile tüm dayanak belgeleri üzerinde uzman teknik Mali Müşavir bilirkişi ile Sözleşme/hesap uzmanı bilirkişiler aracılığı ile inceleme yapmak suretiyle düzenlenen denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak, Davacı ve davalının defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede, davacı kayıtlarında; davacının davalıdan 125.855,19TL alacaklı olduğu, davalı kayıtlarında davalının davacı tarafa 85.340,21TL borçlu olduğu görüldüğü, davacı ve davalı hesapları arasındaki farkın40.514,98TL olduğu görülmüş olup farkın, davacının davalıya kesmiş olduğu 29.09.2020 tarih ve ... nolu e- faturadan kaynaklandığı, davalı tarafça iade edilen bu faturadan kaynaklı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.04.2021 gün 2020/4012 Esas, 2021/4162 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere iade faturasına konu malları davacıya teslim ettiği bu aşamada kanıtlanmadığı,Davacı tarafından teslim edilen panolara ilişkin olarak ürünlerin ayıplı olduğu ve ayıbın davalı tarafından ürünlerin test edilmesi ve devreye alınması esnasında tespit edildiğinden bahisle 40.514,98TL bedelli temel faturanın davacı tarafa ihtarname ile iade edildiği ve muhasebe kayıtlarına işlenmediği belirtilmişse de ayıplı olduğu iddia edilen malların davacıya iade edildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, ayıp halinde alıcının seçimlik hakları bulunmasına rağmen davalı tarafça bunların hiçbirinin kullanılmadığı, ayıplı malların da iade edilmeyerek yedlerinde tutulduğu anlaşıldığı, ayıp ve eksik ifa iaddiasının ispatı davalıda olup ispata yönelik delil sunmadığı, dava konusu malların gizli ayıplı olması varsayımında bile davalı şirketin bildirim külfetini süresinde yerine getirmediği, bunlara yönelik delil sunulmadığı,Sözleşme'nin Ceza-i Şart başlıklı 7.maddesine göre"TEDARİKÇİ, mücbir sebepler dışında, bu Sözleşme’deki taahhütlerini yerine getirmekte gecikirse, geciktiği her gün başına sipariş tutarının % 2,5’i kadar cezayı nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Sözleşme’de belirlenen cezai şart ifaya ekli cezai şart olup, gecikmenin 5 (beş) takvim gününü geçmesi halinde ALICI cezai şartı talep hakkı saklı kalmak üzere ifayı beklemekte veya cezai şart ile birlikte oluşacak tüm doğrudan ve dolaylı zararları talep hakkı mahfuz kalmak kaydıyla Sözleşme’yi tek taraflı olarak ve derhal feshetmekte serbesttir.Sözleşmenin feshedilmeyerek, cezai şart hakkı saklı kalmak üzere ifanın beklenildiği durumlarda, cezai şart faturaları her bir geç teslimi takiben düzenlenebileceği gibi, sözleşmenin sona ermesini takiben de düzenlenebilir.Geç teslimi takiben cezai şart faturasının düzenlenmemesi, bu talepten vazgeçildiği anlamına gelmemektedir. ALICI’nın cezai şart tutarlarını TEDARİKÇİ’ye olan borçlarından mahsup hakkı bulunmaktadır. "davalının ... panolara ilişkin teslimde gecikmesi bulunduğu, Davacının Davalı’dan cari hesaptan kaynaklı 125.855,19 TL alacaklı olduğu, Davalının da Davacıdan cezai şart bedeli olarak 10.879,87 TL alacaklı olduğu,Davalı’nın mahsup talebi doğrultusunda alacağının mahsubu akabinde ise Davacının 125.855,19 -410.879,87 = 114.975,32 TL davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabul kısmne reddi ile Davalının ... Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 114.975,32 TL asıl alacak üzerinden takip şartlarındaki hali ile aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının İİK 67/2.mad. Gereğince icra inkar tazminatı talebinin alacak başlangıçta likit olduğundan kabulü ile davalının 114.975,32 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından ve kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile;" 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile,Davalının... Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 114.975,32 TL asıl alacak üzerinden takip şartlarındaki hali ile aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davacının İİK 67/2.mad. Gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile davalının 114.975,32 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından REDDİNE,... '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, dosyaya ibraz etmiş oldukları sevk irsaliyelerini dikkate almadan tanzim edilmiş olan ek bilirkişi raporuna dayalı olarak karar vermiş olduğunu, yeniden bir rapor alınmasına ilişkin taleplerinin reddedildiğini, hükme elverişli olmayan bir rapor ile oluşturulan kararın bozulması gerektiğini, ek rapora gidilmesi gerektiğini, bilirkişilerin cezai şart ödenmesi yönünde kanaat oluşturduğu ... numaralı sipariş içerisindeki ... numaralı sipariş yurtlar binasına aitken, farklı tarihlerde teslim edilen ve yine yurtlar binasına ait siparişlere ilişkin gecikmelerin kabul edilmemesinin haksız olduğunu, mahkemenin müvekkil şirket tarafından davacıya... numaralı siparişlere ait malzemelerin ... Şti. tarafından düzenlenen ... numaralı sevk irsaliyesi ile 02.04.2020 tarihinde teslim edilmiş olduğunu kabul ederek müvekkil şirketin haketmiş olduğu ceza tutarına dair bir inceleme yapmaksızın haksız bir karar oluşturduğunu, bilirkişiler... numaralı sipariş formunda bulunan ... numaralı siparişe konu yurtlar binası'ndaki adp panolarının geç teslim edilmiş olduğunu haklı olarak kanaat altına almışken, yine yurtlar binasına ait adp panolarının malzemelerin geç teslim edilmiş olduğundan bahisle davacının bir gecikmesinin olmadığını beyan etmesinin kabul edilemeyeceğini, adp ve yurtlar binasına ait panolar için bir gecikme cezası yansıtılmamasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, adp panolarının zamanında müvekkil şirkete teslim edilmemiş olduğu bu denli açıkken ilk derece mahkemesini aksi yöndeki kararının hukuka uygun olmadığını ve bu kararın bozulması gerektiğini, davacının faiz isteminin tüm alacağa yönelik olması sebebiyle faiz istemine itiraz ettiklerini, talep edilen alacağın likit ve muayyen bir alacak olmadığından bahisle icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, davacı tarafın asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVACI VEKİLİ KATILMA YOLU İLE İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;müvekkilinin davalı şirkete karşı tüm edimlerini süreleri içerisinde yerine getirdiğini, davalının takibe itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu,... ve ... numaralı siparişler için, davalı lehine toplam 10.879,87 TL ceza-i şart gecikme bedeli hesabı yapılmış olduğunu ve hesaplanan bu bedelin müvekkilinin alacağından mahsup edilmesinin yönündeki kanaatinin hatalı olduğunu, cezai şart ve gecikmeli dönemlerin mücbir sebep ve sürelerin durdurulduğu pandemi dönemine denk geldiğini, dolayısı ile mücbir sebebe dayalı olarak müvekkil aleyhine ceza-i şart gecikme bedeli hesaplanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, müvekkilinin pandemi başlangıcına denk gelen bu 3 sipariş haricinde hiç bir gecikmesinin bulunmadığını, tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, ayıp veya gecikmeye ilişkin ihtar keşide edilmediğini, davalının basiretli bir tüccardan beklenen reaksiyonu göstermediğini, alacağın takip yolu ile istenmesi sonucunda gecikmeler ve gecikme tazminatı taleplerinin ortaya çıktığını, kötü niyetli davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı açık hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirket ile davalı arasında 27.09.2019 tarihli ... Sözleşmesi imzalandığını, ayrıca davalı tarafın müvekkili şirketten çeşitli tarihlerde siparişler geçtiğini, işbu sözleşme ve siparişler gereği taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen davalının çeşitli tarihlerde müvekkili tarafından kesilen faturalara ilişkin ödeme yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmediğini,Müvekkili şirketin davalı şirketten 125.855,16 TL. alacaklı olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirketin davacıya, davacının talep ettiği tutarda borcu bulunmadığını, zira davacının müvekkili şirkete teslim etmesi gereken malzemeleri zamanında ve eksiksiz olarak teslim etmediğini, müvekkili şirket ile davacı arasında onaylı sipariş formları gereği tesis edilmiş ticari ilişki kapsamında davacının ödemesi gereken ceza bedelleri mevcutken davacının müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatmasının haksızlık olduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmediğini ve müvekkili şirkete teslim ettiği panolarla ilgili ayıplı hizmet verdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin davacıya borcu olduğu düşünülse dahi, davacının müvekkili şirkete gecikmeler ve ayıplı hizmet nedeniyle olan borcunun alacağı olduğu iddia edilen bedelden takas-mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafın, davalı tarafa teslim etmesi gereken malzemeleri; zamanında, ayıpsız ve eksiksiz olarak teslim edip etmediği, mücbir sebep, ceza-i şart, mahsup şartlarının oluşup oluşmadığı ve davacının davalıdan talep ettiği bedelin yerindeliği noktalarında toplanmaktadır.Dosyaya ibraz edilen taraflar arasında imzalanan davacının tedarikçi ve davalının da alıcı olarak imzaladığı 27.09.2019 tarihli ... Sözleşmesi incelendiğinde; Sözleşmenin yürürlük tarihi ve süresi Başlıklı 3. Maddesinde; “Sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girecek olup, 31.03.2020 tarihinde sona erecektir.''Sözleşmenin Sipariş ve Teslim Başlıklı 5. Maddesi'nin Teslim usulü alt başlıklı bölümünde; “Her bir sipariş için Alıcı Sipariş Formları üzerindeki ticari koşullar geçerlidir. Her parti sipariş, ALICI tarafından oluşturulacak Sipariş Formlarında belirtilen tarihlere göre teslim edilecektir. İmalat aşamasında teslim tarihini aşabilecek olağanüstü durumlarda ise TEDARİKÇİ asgari 5 gün önceden ALICI'ya bildirimde bulunacaktır. ALICI sevkiyatın anlaşılan sevk tarihinden ileri bir tarihte yapılmasını kabul etse bile, geç sevkiyattan tazminat talebi geçerliliğini kaybetmeyecektir.”Sözleşmenin Şalt Malzemelerinin ...'den alınması Montajı ve Teslim Süreci başlıklı 16. Maddesinde; “İşbu sözleşme çerçevesi ...'nin (davalının) deposunda mevcut şalt malzemelerinin Tedarikçinin (davacının) deposuna götürülüp, depoda, imzalanan sözleşme gereği tedarikçi tarafından tedarik edilen panolara montajının sağlanması ve malzeme montajı tamamlanan panoların tedarikçi tarafından Alıcı'ya teslim edilmesi süreçlerini de içermektedir.”Sözleşme'nin Mücbir Sebepler başlıklı 12. Maddesinde; "...Taraflar mücbir sebebin vukuunu ve detaylarını yazılı olarak karşı tarafa bildirecek ve resmi belgeler ile tevsik edecektir.”Taraflar arasındaki Sözleşme'nin Ceza-i Şart başlıklı 7.maddesinde; "TEDARİKÇİ, mücbir sebepler dışında, bu Sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmekte gecikirse, geciktiği her gün başına sipariş tutarının % 2,5'i kadar cezayı nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Sözleşme'de belirlenen cezai şart ifaya ekli cezai şart olup, gecikmenin 5 (beş) takvim gününü geçmesi halinde ALICI cezai şartı talep hakkı saklı kalmak üzere ifayı beklemekte veya cezai şart ile birlikte oluşacak tüm doğrudan ve dolaylı zararları talep hakkı mahfuz kalmak kaydıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak ve derhal feshetmekte serbesttir. Sözleşmenin feshedilmeyerek, cezai şart hakkı saklı kalmak üzere ifanın beklenildiği durumlarda, cezai şart faturaları her bir geç teslimi takiben düzenlenebileceği gibi, sözleşmenin sona ermesini takiben de düzenlenebilir. Geç teslimi takiben cezai şart faturasının düzenlenmemesi, bu talepten vazgeçildiği anlamına gelmemektedir. ALICI'nın cezai şart tutarlarını TEDARİKÇİ'ye olan borçlarından mahsup hakkı bulunmaktadır." Hükümleri düzenlenmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, davaya konu malzemenin teslim tarihleri, sevk irsaliye tarihleri ve malzemenin geciken gün sayılarının tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de değerlendirilerek belirtilen gecikme sürelerinin davalı tarafından temin edilen malzemenin gecikmesinden mi kaynaklı, yoksa davacı şirketten mi kaynaklı olduğunun tespitinin yapıldığı ve... sipariş numaralı panolar, ... sipariş numaralı panolar, ... sipariş numaralı panoların tesliminde davacı tarafın geciktiği, bu 3 adet sipariş gecikmesinden kaynaklı davalı tarafın sözleşmenin 7. Maddesi uyarınca davacıdan 10.879,87 TL. Gecikme cezası talep edebileceği, diğer siparişlerdeki gecikmelerin ise davalı şirketin kendi kusurundan kaynaklı bir gecikme nedeniyle, davacı şirkete ceza bedeli yansıtılmaması gerektiğini, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklı 125.855,19 TL alacaklı olduğu, davalının da davacıdan cezai şart bedeli olarak 10.879,87 TL alacaklı olduğu, davalının mahsup talebi doğrultusunda alacağının mahsubu akabinde ise davacının 114.975,32 TL. davalıdan alacaklı olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu ek rapor esas alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Davacı taraf, mücbir sebepten kaynaklı ceza-i şart alacağı oluşmadığını ileri sürmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 12 maddesinde; ''Taraflar mücbir sebebin vukuunu ve detaylarını yazılı olarak karşı tarafa bildirecek ve resmi belgeler ile tevsik edecektir.” düzenlemesi uyarınca, davacı tarafça bu yönde belge ibraz etmediği ve davacı tarafça davalı tarafa gönderilen covid-19 pandemisi nedeniyle işçilerde korku oluştuğu, sahaya gelmesi gereken işçinin gelmediği ve işçi sıkıntısı nedeniyle gecikmeler yaşandığına yönelik maillere karşı davalı tarafın '' konunun aciliyeti konusunda covid-19 bir bahane değil bu şantiyede, tam gaz devam ediyor imalat,'' açıklamalı cevabi mailleri gözetildiğinde, dairemizce de ilk derece mahkemesinin, somut uyuşmazlık yönünden Covid-19 kaynaklı pandemi koşullarının, davacı yönünden mücbir sebep teşkil etmediğine dair tespitinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan rapor ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği tesbit edilmekle, İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ayrı ayrı hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.853,96 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.400,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.453,96 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1806, K. 2025/599, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2022-1806-e-2025-599-k-9b8d473fe4b5