Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1477 E. 2026/26 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1477
Karar No
2026/26
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2022/1477 - 2026/26

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1477

KARAR NO: 2026/26

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/06/2022

NUMARASI: 2022/141 Esas - 2022/391 Karar

DAVANIN KONUSU: Arabuluculuk Tutanağının İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 15/01/2026

İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirkete zorunlu trafik sigortalı ..... plaka sayılı aracın 08.01.2020 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresinde iken davalıya çarpması ile meydana gelen trafik kazası neticesinde, davalı tarafça sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebi ile başvurulması üzerine hasar dosyası açıldığını, ihtiyarı arabuluculuk görüşmeleri neticesinde 90.000,00-TL asıl alacak ve 10.000,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 100.000,00-TL ile anlaşma sağlanılarak sulh olunduğunu, anlaşmaya binaen Av. ...'e sulh olunan 10.000,00-TL vekalet ücreti nedeniyle KDV ve stopaj düşülerek 24.12.2021 tarihinde 7.542,37-TL ödemede bulunulduğunu, asıl tazminat miktarı ödenmeden davalının kaza nedeniyle sürekli maluliyeti bulunmadığına dair sağlık kurulu raporunun taraflarına ulaştığını, müvekkili şirket tarafından davalının maluliyet oranının tespiti için İstanbul... Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini ve düzenlenen 13.12.2021 tarihli raporda davalının sürekli maluliyeti bulunmadığının bildirildiğini, ancak müvekkilinin tek rapor ile yetinmediğini ve davalıyı ...Şehir Hastanesi'ne sevk ettirdiğini ve söz konusu Hastane tarafından düzenlenen 20.01.2022 tarihli raporda da davalının sürekli maluliyetinin bulunmadığının bildirildiğini, raporların ... Sağlık Hizmetleri Kurumuna denetlettirildiğini ve 26.12.2021 tarihli medikal görüş ile de davalının maluliyetinin bulunmadığının sabit hale geldiğini, davalıya ait söz konusu raporlar nedeniyle taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk anlaşma tutanağının irade sakatlık/aldatma yolu ile esastan zedelendiğini, TBK m. 36 gereğince sözleşmenin konusunda aldatma yolu ile iradesi sakatlanan kişinin sözleşme ile bağlı olmayacağının düzenlendiğini, arabuluculuk anlaşma tutanağının aldatmaya bağlı irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olduğunu ve iptali gerektiğini, davalının maluliyeti bulunmadığına dair raporların davalı tarafça değil de ilgili hastaneler tarafından müvekkiline iletilmesinin de, davalının, müvekkili şirketi yanıltmasına yönelik kasti hareketi olduğunu gösterdiğini, aksi halde davalıya yapılacak ödemenin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davalı tarafça, anlaşma ile kararlaştırılan 90.000,00-TL'nin işlemiş faizi ile birlikte tahsili için müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek aldatma yolu ile sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek dava konusu... sayılı arabuluculuk tutanağının iptaline, ödenen 10.000,00-TL vekalet ücretinin geri iadesine, müvekkili aleyhine başlatılan İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; her ne kadar dava sözleşmenin iptali olarak belirtilmiş ise de, dava konusu edilen 10.000,00-TL'nin iadesinin, müvekkilinin, trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu zararın davacı ... şirketi tarafından karşılanmasına yönelik olması nedeniyle iadesine ilişkin talep yönünden davanın arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı tarafça, davadan evvel arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, taraflar arasındaki arabuluculuk sürecinde müvekkilinin herhangi bir hileli davranışı bulunmadığını, müvekkilinin zararının tazmini için kaza tespit tutanağı, hastane raporları, gelir...vs belgeler eklenmek suretiyle davacıya başvuruda bulunulduğunu ve müvekkilinin, maluliyetinin tespiti amacıyla hastaneye sevkinin talep edildiğini ve talebin davacı tarafça kabul edildiğini ve müvekkilinin İstanbul... Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini, henüz sağlık kurulu raporu düzenlenmeden, davacıyı temsilen vekilinin arayarak 45.000,00-TL ödeme karşılığında sulh teklifinde bulunulduğunu, müvekkili tarafından bu aşamada davacı şirkete herhangi bir maluliyet oranı bildiriminde de bulunulmadığını, davacı şirketin, basiretli tacir gibi davranarak raporun düzenlenmesinin beklenilmesi gerekmesine rağmen davacı tarafça raporun beklenmediğini, teklif edilen tazminat miktarının yeterli görülmemesi üzerine davacının teklifinin reddedildiğini, akabinde davacı tarafça, kendi bünyesinde yer alan medikal uzmanlar ve hesap uzmanlarının da görüşü alınmak suretiyle, tazminat miktarı artırılarak yeni bir teklifte bulunulduğunu, davacının teklifinin kabul edilmesi üzerine anlaşmanın her iki taraf için de bağlayıcı olması için, sulh sözleşmesinin ihtiyari arabulucu nezdinde imzalanmasının kararlaştırıldığını, tarafların İstanbul ilinde ikamet etmesine rağmen ... şirketinin anlaşmalı olduğu .../...'da görev yapan bir arabulucunun ... şirketi tarafından belirlendiğini ve arabulucu ücretinin de davacı tarafça yatırıldığını, yaşanan süreçte müvekkilinin davacıyı aldatmaya yönelik dolaylı veya doğrudan bir eyleminin bulunmadığını, süreci tamamen davacının yönlendirdiğini, her ne kadar davacı tarafça, müvekkilinin maluliyetine ilişkin raporun müvekkili tarafından sunulmamış olmasının aldatma eylemi olduğu ileri sürülmüş ise de, müvekkilinin Hastaneye davacı şirket tarafından sevk edilmesi nedeniyle, düzenlenen raporun müvekkiline verilmediğini, Hastane tarafından raporun 15 gün içerisinde üzenleneceğinin ve davacıya gönderileceğinin bildirildiğini, dolayısıyla müvekkiline verilmeyen bir raporun müvekkili tarafından sunulmasının da mümkün olmadığını, arabuluculuk sürecinden sonra davacı tarafça, düzenlenen rapor nedeniyle zor durumda kalınacağı belirtilerek arabuluculuk tutanağının iptalinin talep edildiğini ancak söz konusu teklifin taraflarınca kabul edilmediğini, davacı ... şirketi tarafından kendi bünyesindeki medikal uzmanlar ve hesap uzmanlarının değerlendirilmesi neticesinde teklifte bulunulduğunu, arabuluculuğun taraflar yönünden bağlayıcı olduğunu, niteliği itibariyle arabuluculuk tutanağının tartışmaya açılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; arabuluculuk sonucunda yapılan anlaşma belgesinin, iradenin fesada uğratılması halinde iptalinin talep edilebileceği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesine eklenen ek beşinci fıkraya göre artık arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan hususlar hakkında dava açılabilmesinin söz konusu anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitinden sonra mümkün olduğu, dava konusu... Esas sayılı 21.12.2021 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının bizzat tarafların katılımıyla gerçekleşerek imza altına alındığı, dosya kapsamında sunulan ve davacı ... şirketi tarafından başvuru üzerine sağlık uzmanları tarafından düzenlenen 26.11.2021/25.12.2021 atama ve değerlendirme tarihli raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerince %0 oranında engelliliğe neden olacak nitelikte olduğu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerince yaşına göre %4,1 oranında iş göremezlik kaybına neden olacak nitelikte olduğu, yine dosya kapsamında sunulan 13.12.2021 müracaat ve rapor tarihli sağlık kurulu raporundan da davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtildiği üzere haberdar olduğu, bu rapor sonucunda görülen lüzum üzerine tekrar davacı ... şirketinin talebi üzerine davalı tarafın hastaneye ikinci kez müracaat ettiği, bunun üzerine 20.01.2022 tarihli sağlık kurulu raporunun düzenlendiği, bu sırada düzenlenen tüm sağlık kurulu raporlarına rağmen davaya konu arabuluculuk anlaşma tutanağı gereği 24.12.2021 tarihinde davalı vekiline vekalet ücretinin havale edildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, bu haliyle meydana gelen kaza sebebiyle oluşan zarara yönelik bedelleri davacının kendi isteği ile, karşı tarafın yanıltma, aldatma gibi hiçbir eylemi olmadan kendi iradesiyle ödediği, davacının bu aşamada basiretli bir tacir gibi davranmadığı, ayrıca davaya konu taleplerin bir kısmının belli miktarda paranın iadesine yönelik olduğu ve dosya kapsamında bu alacak talebine ilişkin arabuluculuk anlaşma tutanağı da sunmadığı gerekçesi ile;"Davanın REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkiline zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde, davacının sürekli maluliyeti oluşmadığının raporlar ile sabit olduğu, buna rağmen arabuluculuk anlaşma tutanağının, TBK m. 36 gereğince aldatma nedeniyle müvekkili şirketin iradesi sakatlandığından geçersiz olduğu ve müvekkilini bağlayıcı nitelikte olmadığı, davalının maluliyetinin bulunmadığına dair belgelerin davalı tarafça sunulmamış olmasının kasti bir davranış olduğu, müvekkili şirketin anlaşma tutanağı ile bağlı olmamasına rağmen Lüleburgaz Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından söz konusu arabuluculuk tutanağına icra edilebilirlik şerhi işlenmesine ilişkin talep neticesinde verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 18.05.2022 tarihli 2022/1196 Esas ve 2022/1033 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, arabuluculuk tutanağının artık ilam niteliği taşımadığı hususlarına ilişkindir.Dava, arabuluculuk anlaşma tutanağının aldatma hukuki sebebine dayalı iradenin fesada uğratılması nedeniyle iptali ve anlaşma gereğince ödenen vekalet ücretinin iadesi istemine ilişkindir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesinin beşinci fıkrasında; "(Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.Bu düzenlemeyle kanun koyucu arabuluculuk anlaşma belgesindeki anlaşmanın iptal edilmesine ilişkin bir yasak getirmemiş olup hükmün amacı, arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olması hâlinde aynı konularda dava açılamayacağının düzenlenmesidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 3. maddesinde “Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler.” düzenlemesine yer verilerek, arabulucuya başvurunun, sürecin devamının ve sonlanmasının iradiliğinden bahsedilmektedir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m. 5/1'e göre taraflar bu sürecin içine zorla dahil edilemezler. İradilik ilkesi ihlal edilen arabuluculuk görüşmeleri ve bu doğrultuda düzenlenen tutanaklar, taraflardan birinin gabine uğramasına sebebiyet vereceği veya zarar uğratacağından arabuluculuk kurumunun kötüniyetle kullanılmasının önüne geçmek açısından bu maddeler kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 11. maddesi uyarınca arabulucu görevini ifa ederken özenli ve tarafsız olmak zorundadır. Bir tarafın kandırıldığı, hataya düşürüldüğünü fark etmesi ve bu duruma müdahale etmesi onun görevi ve sorumluluklarından bir tanesidir. Arabuluculuğa ilişkin düzenlemelerin yanısıra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 37. maddesinde; “Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.” şeklinde amir bir hüküm bulunmaktadır. Arabuluculuk tutanağı nitelik olarak bir sözleşme olup arabuluculuk tutanağı düzenlenirken genel geçer sözleşme hükümleri olan TBK'nın 1, 26 ve 27. maddeleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Açıklanan maddeler uyarınca arabuluculuk tutanağının iptali söz konusu olabilecektir. Fiil ehliyetsizliği, irade fesadı gibi iddialar somut bir şekilde kanıtlanabilir olmalıdır.Anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren taraf, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin iptalini, tazminat talebi ile aynı davada da ileri sürebilir.

Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde, anlaşma belgesinin, aldatma nedeniyle iradenin fesada uğradığı gerekçesi ile geçersiz olduğunu ileri sürerek iptaline karar verilmesini ve anlaşma tutanağı gereğince ödenen 10.000,00-TL vekalet ücretinin iadesini talep etmiştir.

Dosya kapsamında yer alan belgelerin incelenmesinde; dava konusu... sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde, davacı tarafından ihtiyari arabulucuya başvurulduğu, arabuluculuk konusunun "... maddi tazminat alacağı" olarak belirtildiği, arabuluculuk sürecinin 21.12.2021 tarihinde başladığının ve anlaşma tutanağının da 21.12.2021 tarihinde düzenlendiğinin belirtildiği, tutanakta "Taraflar müzakere sonucunda ... ... A.Ş.'nin Karayolu Zorunlu Maluliyet Poliçesine dayanarak açılmış bulunan ... numaralı hasar dosyasında yer alan maddi tazminat taleplerine ilişkin ihtilaf konusunda anlaşmaya varmışlardır. Taraflar anlaştıklarını beyan ettiler ve son tutanağa böyle geçsin dediler." cümlelerine yer verildiği, söz konusu tutanağa ilişkin olarak Lüleburgaz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.02.2022 tarihli ve 2022/210 Esas ve 2022/232 Karar sayılı ilamı ile, arabuluculuk son tutanağına icra edilebilirlik şerhi işlenmesine yönelik kararı üzerine, davalı tarafça davalı aleyhine İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, dava konusu arabuluculuk tutanağına icra edilebilirlik şerhi işlenmesine ilişkin Lüleburgaz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.02.2022 tarihli ve 2022/210 Esas ve 2022/232 Karar sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 18.05.2022 tarihli 2022/1196 Esas ve 2022/1033 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında yer alan 26.12.2021 tarihli tıbbi mütalaa raporunun incelenmesinde, uzmanın, rapor düzenlemek üzere 26.11.2021 tarihinde atandığı görülmüş, ...Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13.12.2021 tarihli sağlık kurulu raporundaki bulgulara göre % 0 oranın doğru kabul edilebileceği, yerinde görsel ve fiziki muayene ile oranda artış olma ihtimalinin bulunduğunun, ...Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen 20.01.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda da, davacının engel oranının %0 olarak bildirildiği, İstanbul... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13.12.2021 tarihli sağlık kurulu raporunda da, davacının engel oranının %0 olarak belirtildiği anlaşılmıştır.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemenin; gerekçeli kararını dayandırdığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına; davacı tarafça delil olarak dayanılan İstanbul... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13.12.2021 tarihli sağlık kurulu raporunun, arabulucuya başvurudan evvel düzenlenmiş olduğu ve davacı tarafça tıbbı mütalaa için görevlendirmenin 26.11.2021 tarihinde yapılmış olduğu göz önüne alındığında, basiretli tacir gibi davranarak, davalının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunun ve tarafınca atanan doktorlar tarafından tıbbi mütalaanın sunulmasını beklemesi gereken davacının, sağlık kurulu raporu düzenlenmesini beklemeksizin arabulucuya başvurmuş ve arabuluculuk görüşmesinin iradi olarak sonlandırmış olmasına, arabulucuya başvurudan evvel, davalı tarafça maluliyeti bulunduğu yönünde aldatmaya elverişli eylemde bulunulduğunun ispatlanamamış olmasına göre davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf talebinin HMK m. 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,

1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,

2/İstinaf eden davacıdan alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/01/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1477, K. 2026/26, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1477-e-2026-26-k-a5f34daef87a