Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1271 E. 2026/221 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1271
Karar No
2026/221
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1271

KARAR NO : 2026/221

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/02/2022

NUMARASI: 2021/394 Esas - 2022/115 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bayilik sözleşme ilişkisinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı müvekkili şirket arasında 29/09/2020 Tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bayilik sözleşmesi uyarınca davalı/borçlunun, siparişe ilişkin ödemeleri, malın tesliminden itibaren 60 günlük süre içerisinde yapmayı taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşme uyarınca, karşı tarafa sözleşme ile kararlaştırılan malları zamanında ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, teslim edilen mallara 05.11.2020 tarih, 04.01.2021 vadeli, ....nolu, 35.400,00 TL bedelli fatura, 18.11.2020 tarih, 18.01.2021 vadeli, .... nolu 35.400,00 TL bedelli fatura, 11.12.2020 tarih, 09.02.2021 vadeli,..... nolu, 47.200,00 TL bedelli faturaları düzenlediğini, işbu faturalara ilişkin, davalı ve müvekkili arasında 01/01/2020 ve 31/12/2020 tarihleri arasındaki borçların ve alacakların hesaplandığı mutabakatın imza edildiğini, işbu mutabakat ile davalının, müvekkiline 35.400,00-TL, 47.200,00-TL ve 35.400,00-TL olmak üzere toplamda 118.000,04-TL borcu olduğu hususunda mutabık kalındığını, davalının malları teslim almasından itibaren 60 günlük süre geçmesine ve mutabakat imzalanmasına rağmen dava ve icra takibine konu faturaları ödemediğini, ardından işbu bayilik sözleşmesinden doğan fatura alacaklarının tahsili amacıyla..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, borçlunun 24/02/2021 tarihli haksız itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek, davalının .... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosyasına yaptığı itirazın iptaline; takibin devamına ve alacağın en az %20' si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili şirketin “Tek Bayilik Sözleşmesi” niteliğindeki 29 Eylül 2020 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davacı şirketin sözleşmeyi haksız feshettiğini ve haksız fesihten evvel de sözleşme hükümlerini açıkça ihlal ettiğini, bu nedenle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olduğundan söz edilemeyeceğini, bu hususta davacıya 17 Şubat 2021 tarihinde ..... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında 29/09/2020 tarihli Bayilik Sözleşmesinin akdedilmiş olduğunu Bayilik Sözleşmesi incelendiğinde, işbu sözleşmenin, davacı şirketin üretimini yaptığı TC. Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığından ruhsatları alınmış olan ürünlerin satışı için, müvekkili şirkete Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin “Çalışma Bölgesi” olarak belirlendiği bölgelerde, sözleşmenin imzalanmasından itibaren 2 yıl süre ile “Tek Bayilik” hakkı tanıdığını ve bu sözleşme süresi içerisinde, davacı şirketin müvekkili şirket haricinde başka bayi atayamayacağı, satış fiyatının bayi tarafından belirlenmesi kaydı ile muhatap şirketin sözleşmede belirtilen şekilde kamu kurumları ve bazı tüzel kişiliklere ve kendi e-ticaret sitesinde bizzat satış yapabileceği, sözleşme süresi sonuna kadar muhatap şirketin müvekkili şirkete toplam 220.000 litre ürün satmayı taahhüt ettiği ve sözleşmenin içeriği itibarıyla “sui generis” yapıda olan “tek satıcılık sözleşmesi” niteliğinde olduğunun görüleceğini, 29.09.2020 tarihinde imzalanmış olan iş bu sözleşmenin, henüz 3 ay bile dolmadan davacı şirketin, müvekkili şirkete,........ Noterliği marifetiyle gönderdiği ....... yevmiye sayılı ve 23.12.2020 tarihli ihtarname ile tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, ihtarnamede, “Sayın Muhatap, şirketimiz ile tarafınız arasında 29 eylül 2020 tarihinde imzalanmış olan bayilik sözleşmesini fesh ediyoruz. Sözleşmenin fesih tarihi 23 aralık 2020’dir. Sözleşmemizde feshin sonuçları ile ilgili maddelere uygun olarak gereğini yapmanızı fazlaya ilişkin her türlü haklarımızı saklı tutarak ihtar ederiz.” denilerek, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında akdolunan mezkur Tek Bayilik Sözleşmesinin hiçbir haklı neden gösterilmeksizin davacı şirket tarafından Anayasa, TTK, TBK ve ilgili Yargıtay İçtihatları ve doktrindeki tüm görüşlere tamamen aykırı şekilde haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshi sebebiyle, müvekkili şirketin maddi ve manevi birçok zarara uğradığını, davacının belirttiği icra takibi konusu faturaların dayanağı olan mallarda ayıplı ifa ve ruhsata aykırı üretim söz konusu olduğundan, davacının söz konusu fatura bedellerine hak kazanamadığını, davacı şirket tarafından iddia edilen 29/09/2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi uyarınca davacı tarafından yerine getirilmesi gereken edimlerin sözleşmeye uygun bir şekilde ifa edilmediğini, davacının, dava konusu olan 05.11.2020 tarihli, 18.11.2020 tarihli ve 11.12.2020 tarihli 29.09.2020 tarihli faturaların kesilmesinin hemen akabinde taraflar arasında akdedilen Bayiliik Sözleşmesini 23.12.2020 tarihinde feshettiğini, teslim edilen malların ayıplı olduğunun sonradan açığa çıktığını, davacı Nanoksia'nın teslim ettiği ürünlerin hemen hemen tamamının ayıplı mal olup, ürünler teslim edildikten sonra teslim edilen dezenfektanların mantarlaşmış olduğunun tespit edildiğini, bu hususta davacı şirket ile görüşüldüğünü ve durum ifade edilmişse de bir sonuç alınamadığını, davacı şirketle yapılan yazışmalar ve ürünlerin mantarlaştığına ve mantarlaşan ürünlerin ....... tarafından süzülerek tekrardan satışa çıkarıldığına yönelik video bulunduğunu, bu hususun basına da yansıdığını, davacı....... şirketi yetkilileri nin, üretilen dezenfektanlarda mantarlaşma, etken sorunu olduğunu, bunu gidermek için ruhsat dışı kimyasallar karıştırıldığını ifade ettiklerini, videoda mantarlaşmış ambalajlı ürünlerin imha edilmesi gerekirken edilmeyerek, davacı .....'nın İstanbul merkezli ofisinde yıkandığı ve süzülüp tekrardan ambalajlandığının görüldüğünü, müvekkili şirketin ürünleri sattığı bayilerin, mantarlaşmış .......... iade ettiğini ve müvekkili ....... şirketinin ürünleri değiştirmiş olduğu halde, davacı .......'ya bu durum ifade edildiğinde davacı şirketin, "sözleşme fesh edildiği için yerine ürün veremeyeceklerini" söyleyerek müvekkili ....... firmasını hem zor durumda bıraktıklarını hem de maddi manevi olarak zarara uğrattıklarını, ayrıca, ürünlerin Sağlık Bakanlığı ruhsatında üretici firma İstanbul .........Ltd yazdığı halde, dezenfektan üretiminin .........’de ....... tarafından konsantre olarak hazırlanıp, ......’de sadece su katılarak ambalajlanmakta olduğunun tespit edildiğini, bunun da esas üretim yerinin ruhsata aykırı olarak.....’deki ..... firması olduğunu ortaya koyduğunu, her partide farklı farklı yaşanan sorunlarda üretim yerinin ve ambalajlama yerinin farklı olduğunun whatsapp yazışmalarından da anlaşıldığını, davacı tarafından, dava dilekçesinde, “zamanında ve eksiksiz olarak teslim edilmiştir” denmesine rağmen, sözleşmeye göre Ekim ayında teslim edilmesi gereken 5 ton ürünün teslim edilmediğini, Kasım ayında da 5 ton yerine 3 ton teslim edildiğini, bu suretle........ firmasının bayilerine taahhüt ettiği ürünleri teslim edemediğini ve zor durumda kaldığını, hem maddi olarak hem de prestij kaybına uğradığını, Aralık ayında teslim edilen ürünlerin de hemen hemen tamamının ayıplı ürün olup, çoğunluğunun müvekkili şirket deposunda durduğunu, daha önce davacıya gönderilen ihtarnamede de belirtilmiş olduğu üzere; müvekkili şirketin sözleşme gereğince muhatap şirketten üretimini yaptığı “......” markalı ürünlerin satın alınmasında ödeyeceği litre fiyatlarının belli olduğunu, müvekkilinin bu ürünleri sözleşmenin imzalanmasından itibaren hangi fiyatlarla sattığının da satış faturaları ile sabit olduğunu, böylelikle müvekkili şirketin elde edeceği karın ne kadar olduğunun alış ve satış faturaları ile kesin olarak sabit olmakla ve sözleşme gereğince muhatap şirketin müvekkili şirkete sözleşme süresi sonuna kadar toplam olarak asgari 220.000 litre ürün satacağı da sabit olmakla, sözleşmenin haksız feshi sonucunda müvekkili şirketin zarara uğradığını, muhatap şirketin haksız feshi sonucunda, müvekkilinin sözleşme süresi sonuna kadar elde etmekten mahrum kalacağı tüm karın muhatap şirket tarafından tazminini talep ve dava haklarının saklı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirket ile imzalanan sözleşmeye güven duyarak, sözleşme süresi sonuna kadar davacının sözleşme gereğince satışını ve teslimini yapmakla yükümlü olduğu toplam 220.000 litre ürünün, tek yetkilisi olduğu çalışma bölgesinde satışı için, çeşitli müşteriler ile sözleşmeler ve taahhütler yapmış olması ve bu sözleşmeler gereğince müvekkili şirketin müşterilerine sözleşmelerde belirtilen sürelerde belirtilen miktarlarda ürün teslimi konusunda yükümlülük altına girmiş olması ve işbu yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirememesi halinde ceza-i şartlar ödemek durumunda kalacağı ve müşterilere verdiği teminat senetleri nedeniyle icra ve haciz tehdidi altında kalacağının daha önce de davacı şirkete gönderilen ihtarnamede belirtildiğini fakat davacı tarafından dikkate alınmadığını, davacı tarafından sunulan faturaların, zamanında düzenlenmediğinden ve müvekkili şirkete zamanında tebliğ edilmediğinden davayı aydınlatmaya yardımcı bir hukuki delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda düzenlenen irsaliyeli faturaların usulüne uygun düzenlenmediğinden ve müvekkiline zamanında ve usulüne göre tebliğ edilmediğinden iş bu davada delil niteliğinde olmasının hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda davalının borçlu olduğuna ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin usul kuralları çerçevesinde iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacının taleplerinin tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirilmiş olduğunun açıkça anlaşıldığını savunarak, davanın reddine ve % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında 29.09.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça sözleşmeye istinaden dava konusu takibe dayanak 3 adet toplamı 118.000,00-TL' olan faturaların düzenlenerek ticari defterlerine işlendiği, bu faturaların davalı taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, takip konusu faturalara ilişkin taraflar arasında 31/12/2020 tarihli mutabakatın düzenlenerek takibe konu 118.000,00-TL'lik fatura borcunun davalı tarafça da kabul edildiği, bu hali ile davacının takip konusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça alacak istemine dayanak fatura konusu ürünlerin ayıplı ifa edildiği savunmasında bulunulmuş ise de; takip dayanağı fatura içeriği ürünlerin 1.000 adet 5 litrelik dezenfektana ilişkin olduğu, davalı tarafça bu faturalara ilişkin 31/12/2020 tarihli mutabakatın imzalandığı, ayıp savunmasına dayanak olarak sunulan yazışmaların Ekim 2020 döneminden itibaren olduğu, imzalanan mutabakatın sonraki tarihli olduğu, davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda genel ifadelerle borca itiraz edilerek ayıp savunmasına dair bir itirazın bulunmadığı, yine davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan ...... Noterliği'nin 17/02/2021 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi içeriğinde de davalı tarafça ayıp ihbarında bulunulmadığı, davalının ayıplı ürün savunmalarının bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu şeklinde genel ifadelere dayandığı ve açıkça davaya konu fatura içeriğini oluşturan 5.000 lirte ürünün ayıplı olduğunda dair ve bu ürünlere ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bir delil sunulmadığı anlaşıldığından davalı tatafın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Davalı tarafça huzurdaki davanın diğer davalarla birleştirilmesi talep edilmiş ise de; Mahkememizde görülmekte olan davanın 02/07/2021 tarihinde açıldığı, birleştirilmesi talep edilen davaların Mahkememizde görülmekte olan davadan sonra açıldığı, HMK 166/1 maddesi gereği Mahkememizce birleştirme kararı verilemeyeceğinden davacı vekilinin bu yöndeki talebinin reddi gerekmiş, karar tarihi itibari ile de Mahkememize ulaşan birleştirme kararına ilişkin bir bildirim olmadığı görülerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı vekili tarafından taraflar arasında görülmekte olan diğer davaların bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de; huzurdaki davanın fatura ve cari hesap alacağına ilişkin olduğu, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtları, sunulan fatura suretleri ile cari hesap mutabakatına istinaden davacı tarafın takip konusun faturalar nedeniyle davalı taraftan alacaklı olduğunun sabit olduğu, huzurdaki davada davalı tarafça ödemezlik def'i ve mahsup itirazında bulunulmadığı, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/610 Esas sayılı dava dosyasında görülmekte olan davanın konusunun taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen başkaca faturalardan kaynaklanan davacının alacak istemine ilişkin olduğu ve huzurdaki davaya doğrudan bir etkisinin bulunmadığı, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/617 Esas sayılı dava dosyasında görülmekte olan davanın konusunun davacı tarafça açılan haksız rekabetin tespiti ve men'i ile davalının elinde haksız olarak bulundurduğu ürünlerin iadesi istemine ilişkin olduğu ve huzurdaki davaya doğrudan bir etkisinin bulunmadığı, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/671 Esas sayılı dava dosyasında görülmekte olan davanın konusunun huzurdaki davanın davalısı şirketin huzurdaki davanın davacısı şirketten Sözleşmenin haksız feshi, sözleşmeye aykırılık, ayıplı ifadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kar, menfi-müspet zarar, portföy tazminatı taleplerine ilişkin alacak istemlerine dair olduğu, ancak huzurdaki davada davalı tarafın bu alacak istemlerinden kaynaklı ödemezlik def'i ve mahsup itirazı bulunmaması nedeniyle bu davanın bekletici mesele yapılmasının huzurdaki davaya doğrudan bir etkisinin bulunmayacağı, huzurdaki davada davacının davaya konu takip dayanağı faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, davalı tarafın diğer davaların sonucunun beklenilmesi talebinin reddine, dosya kapsamına uygun, denetime ve kanaat edinmeye elverişli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 118.000,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin belirtilen miktar yönünden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya dair istemin reddine, dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, hükmolunan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair oluşan vicdani kanıya göre..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 118.000,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin belirtilen miktar yönünden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya dair istemin reddine, hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 23.600,00 TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın hatalı ve eksik olduğunu, bilirkişi raporunda dosya kapsamında incelenmesi gereken belgelerin bulunduğunun belirtilmiş olmasına rağmen ek rapor tanzim edilmeksizin karar verildiğini, 29.09.2020 tarihinde tek satıcılık niteliğinde bayilik sözleşmesinin imzalandığını, davacı tarafın sözleşmeden doğan faturaları icra takibine koyduğunu, davacının taraflar arasında imzalanan iki yıl süreli tek satıcılık niteliğindeki bayilik sözleşmesindeki yükümlülüklerine uyulmadığını, mahkemenin bu hususu ayrıntılı incelemediğini, sözleşmenin 9. maddesinde asgari alım miktarlarının kararlaştırıldığını, davacının bu taahhütlerine uymadığını, 24 aylık sürede toplam 220.000 litre ürün teslim edileceğinin belirlendiğini, belgeler incelendiğinde 23 Aralıkta sözleşmenin haksız feshinden itibaren davacının hiç teslimat yapmadığının görüldüğünü, sözleşmeyi gereği gibi ifa etmeyen davacı tarafın müvekkilinden ifayı isteyemeyeceğini, sözleşmenin 14.6. maddesinde, düzenlemenin mevcut olduğunu, bu durumun sözleşme içeriğine aykırı olduğunu, davacının bizzat satışı yasak olduğu halde müvekkilinin çalışma bölgesi içerisindeki şirketlere yaklaşık 18 ton civarında satış yaptığının tespit edildiğini, sözleşmeyi sadık kalmadığını, müvekkili şirketi sözleşmeyi feshe zorladığını, müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak fesih hakkı olduğu halde davacı şirkete gönderdiği mailler ile davalı şirketin sözleşme şartlarını yerine getirmesi için gayret göstermesi üzerine bu kez müvekkili şirketin taleplerinin karşılanmadığını ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, davalı şirketin teslim ettiği ürünlerin sonradan anlaşıldığı üzere bozuk ürünler olması nedeniyle ürünlerin parekandecilere satışında ciddi anlamda zorluklarla ekonomik zararlarla başbaşa kalındığını, bayilik sözleşmesinin 23.12.2020 tarihinde feshedildiğini, teslim edilen malların mantarlaşmış dezenfektanlar olduğunun sonradan açığa çıktığını, sözleşmenin davacı tarafça haksız şekilde feshedildiğini, mahkeme tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, bayilik sözleşmesi incelendiğini sözleşmenin davacı şirketin üretimini yaptığı Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı ruhsatları alınmış olan ürünlerin satışı için müvekkili şirkete Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin çalışma bölgesi olarak belirlendiği bölgelerde iki yıl süre ile tek bayilik hakkı tanındığını, bu sözleşme süresi içerisinde davacı şirketin müvekkili haricinde başka bayi atayamayacağını, davacı şirketin müvekkili şirkete toplamda 220.000 LT ürün satmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin içeriği itibariyle ....... yapıda olan tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğunun görüleceğini, tek satıcılık sözleşmesinin kendine özgü yapısı olan bir sözleşme tipi olduğunu, doktrin ve uygulamada farklı tanımlamalar yapıldığını, tek satıcılık niteliğindeki bayilik sözleşmesinin tek taraflı haksız feshi sonucunda ciddi anlamda müvekkilinin zararının meydana geldiğini, davaya konu edilen faturaların ödeme tarihi gelmeden sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini, talep edilen faizin hukuka aykırı olduğunu, faturaların vade tarihinin 04.01.2021, 18.01.2021 ve 09.01.2021 olduğunu, 23 12.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin faturaların ödeme tarihi gelmeden feshedildiğini, işlemiş faiz talep edildiğini, sözleşmede temerrüte ilişkin bir hükmün bulunmadığını, 6.3.maddede; bayilinin siparişe ilişkin ödemeyi malın tesliminden 60 gün sonra yapılacağına dair düzenleme olduğunu, TBK 117.maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarına temerrüte düşeceğinin müvekkilinin menfi ve müspet zarara uğramasına neden olduğunu, fesihten bir gün önce gönderilen elektronik posta içeriği dikkate alındığında davalı şirketin tek bayilik sözleşmesini hiçbir haklı neden belirtmeksizin sözleşmenin 11.maddesinde yer alan şartlara aykırı olarak feshedildiğini, 11.maddesi gereğince sözleşmenin ancak karşılıklı olarak anlaşma halinde feshedilebileceğini, davacı şirketin haksız fesihten önce de sözleşmeye aykırı davranışlar gerçekleştirdiğini, davacının her bir zarar kalemi açısından tazminat ödemesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin haksız fesih nedeniyle zarara uğradığını, davacı şirketin TTK'nın 122/5. maddesi gereğince portföy tazminatı ödemesi gerektiğini, itirazların dikkate alınmaksızın ek rapor düzenlenmediğini, mahkeme tarafından tarafları aynı olan ve aynı sözleşmeden doğan dava dosyalarının birleştirilmesi yahut sonucu beklenmesi taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/671 Esas sayılı tazminat davası ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/610 ESas sayılı itirazın iptali davasının birleştirilmesine karar verildiğini, her iki davanın ve iş bu davadaki aynı sözleşmeye dayalı ortaya çıkan davalar olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Faturaya konu malların imal edilerek sevk irsaliyelerine istinaden davalı şirkete teslim edildiğini, sözleşmenin 6.1.maddesi uyarınca ödemenin malın tesliminden 60 gün sonra yapılması gerektiğini, fatura bedellerinin sözleşmede belirtilen malın tesliminden 60 gün sonra vade tarihlerinde de ödenmediğini, tahsil istemi ile icra takibi başlatıldığını, 6.1.madde gereğince vade tarihleri itibariyle ödeme yapmayarak davalının temerrüte düştüğünü iddia ederek, kararın işlemiş faize yönelik kısmen ret hükmünün kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, bayilik sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin davacı şirket tarafından feshedilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunup bulunmadığı, sözleşme kapsamında vade tarihi gelmemiş faturalar konusunda takip yapılıp yapılmadığı, sözleşme feshinden sonra faturaların vade tarihlerinin gelip gelmediği, alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı, davalı tarafın zararının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında görüldüğü iddia edilen dosyalar ile iş bu dava dosyasının birleştirilerek görülmemiş olması veya bekletici mesele yapılmamış olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile davacı tarafça icra takibine konu edilen faturalar için talep edilen işlemiş faiz alacağının kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 29.09.2020 tarihinde iki yıl süreli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede davalının bayi olarak yer aldığı, sözleşmenin 2.maddesinde; bayinin hukuki statüsü ve çalışma bölgesinin belirlendiği, 2.1.maddede; bayinin kendi adı ve hesabına ürünleri alıp satacağı, üretici adına herhangi bir işlem yapma yetkisinin bulunmadığı, bayinin üreticiyi herhangi bir belge, taahhüt sözleşme veya herhangi bir şekilde telsim ve ilzam edemeyeceği, 2.4.maddede; üreticinin bu sözleşme süresince TC. ve KKTC hudutlarında çalışma bölgesi olarak bayi dışında başka bayi atayamayacağı hususuna yer verildiği, üreticinin yükümlülüklerinin 4.maddede, bayinin yükümlülüklerin ise 5.maddede düzenlendiği, 6.maddede; sipariş usulüne yer verildiği, bayinin siparişlerini elektronik posta yolu ile sözleşmede belirtilen e-posta adresine göndererek yapacağı, 6.2.maddesinde; asgari aylık alım miktarı malı üretim planlaması doğrultusunda en kısa zamanda teslim edeceği, 6.3.bentte; bayinin siparişe ilişkin ödemeyi malın tesliminden 60 gün sonra üreticinin banka hesabına yapacağı, 7.maddede; mal teslim ve sevkiyatın 8.maddede mal iadesinin, 9.maddede; asgari alım miktarlarının düzenlendiği, 9.4.maddede; takip eden 12 ay boyunca ayda 11 litre olmak üzere 120.000 LT olmak üzere 24 aylık süre içinde toplam 220.000 LT ürün almayı taahhüt edeceği, bayilik sözleşmesinin devamı için ürün alım taahhüdüne uyulmasının şart olmasına yer verildiği, sözleşmenin feshinin 11.maddede düzenlendiği, 11/1.fıkrada; tarafların karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi her zaman feshedebilecekleri, 11.2.madddee; tarafların üst sınırı 6 ay veya daha fazla hapsi gereken karşı tarafa yönelik suç işlemesi teşebbüs etmesi ve kamu davası açılması kaydıyla 11/4.bentte; asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi halinde 11.6.bentte; bayinin öngörülen vadede ödeme yapmaması halinde başka ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşeceği, temerrüt halinin 30 günden fazla sürmesi halinde sözleşmenin kendiliğinden ihtara gerek kalmadan sona ereceği, 11.7.maddede; bayinin bir takvim yılı içinde iki kez temerrüte düşmesi halinde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği hususlarına yer verildiği, feshin sonuçlarının 12.maddede düzenlendiği, davacı şirket tarafından 23.12.2020 tarihli .... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile 29.09.2020 tarihinde imzalanmış olan bayilik sözleşmesinin fesih edildiğinin belirtildiği ve ihtarnamede feshin sonuçları ile ilgili maddelere uygun olarak gereğinin yapılmasının belirtildiği, ihtarname içeriğinde herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, davalı vekili tarafından ....noterliğinde düzenlenen 17.02.2021 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararların 15 günlük süre içerisinde ödenmesinin mutabakata varılarak tazmin edilmesi aksi halde dava açılacağı ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağının belirtildiği, içeriğinde muhatap şirketin kuruluşundan itibaren şirket hissedarlarına dair açıklamalara yer verildiği ve çalışma bölgesi olarak sözleşmede iki yıl süre ile tek bayilik hakkı tanındığı, sözleşme süresi içerisinde muhatap şirketin müvekkili şirket haricinde başka bayi atamayacağı, satış fiyatının bayi tarafından belirlenmesi kaydı ile muhatap şirketin sözleşmede belirtilen şekilde kamu kurum ve bazı tüzel kişiliklere bizzat satış yapabileceği, müvekkili şirketin toplam 220.000 LT ürün satmayı taahhüt ettiği, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, bizzat satış yapmasının yasak olduğu, tüzel kişiliklere 18 ton civarında satış yapması ve bu itibarla sözleşmeye uymaması ve daha sonra da sözleşmeyi haksız feshetmesi sonucunda şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulacağı vb hususlara yer verilerek uğradığı zararların tazminini talep etmiş olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 04.11.2020 tarihli KDV dahil 35.400,00 TL tutarlı sıvı ....... ürününe dair e-fatura düzenlediği, 18.11.2020 tarihli e-faturanın yine aynı ürüne ait ve KDV dahil 35.400,00 TL tutarında olduğu, 11.12.2020 tarihli e-faturanın aynı ürüne ilişkin ve KDV dahil ödenecek tutarın 47.200,00 TL olarak belirlendiği, fatura tarihleri ile irsaliye tarihlerinin aynı olduğu, davacı şirketin cari hesap ekstresinin 01.01.2020ve 31.12.2020 tarihli toplam alacak miktarının 243.670,00 TL olarak gösterildiği, davalı şirket kaşesi basılarak paraf atılıp mutabakız ifadesinin ekstre örneği üzerinde yer aldığı, fesih tarihinden önce dava konusu edilen üç adet e-faturanında cari hesap ekstresi içerisinde yer aldığı, davacı şirket tarafından 19.02.2021 tarihinde üç ayrı fatura ve işlemiş faizleri olmak üzere toplam 119.483,73 TL alacağın tahsili amacıyla davalı şirket hakkında .... İcra Müdürlüğü nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, takibe konu edilen faturalardaki vade tarihlerinin 05.11.2020 tarihli fatura yönünden, 04.01.2021, 11.12.2020 tarihli faturadan dolayı 09.02.2021 ve 18.11.2020 tarihli faturadan dolayı 18.01.2021 vade tarihlerinin gösterildiği, takip tarihi itibariyle faturaların vade tarihlerinin geçmiş olduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazında borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştiril miştir. 05.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında, 29.09.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi'nin imzalandığı, usulüne uygun tutulan davacı şirket defterlerine göre, 31.12.2020 tarihi itibariyle davalı şirketin 274.350,00 TL borç bakiyesinin bulunduğu, söz konusu bakiyenin 118.000,00 TL'lık kısmının davacı şirketçe takip ve dava konusu edildiği, aynı tarih itibariyle usulüne uygun tutulan davalı şirket defterlerine göre ise; davacı şirketin 274.350,00 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, buna bağlı olarak, taraflar arasında işlemler ve bakiye yönünden birebir mutabakat bulunduğu, davalı tarafça, fatura içeriği ürünlerin ayıplı olduğu, davacı şirketin aralarındaki sözleşmeyi haksız olarak feshettiği ileri sürülerek,.....'nin 17.02.2021 tarihli ihtarnamesi ile davacı şirkete sözleşmenin 11.8 maddesinden hareketle, 10.000 litre ürünün taraflarınca bedelsiz olarak alıkonulmasının yanında, sözleşme süresi sonuna kadar elde etmekten mahrum kalacakları kar bedeli olan 4.715.000,00 TL'nin, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde taraflarına ödenerek tazmininin talep ve ihtar edildiği, konunun hukuki değerlendirmeyi gerektirmekte olduğu, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, başlatılan ilamsız takipte 1.483,73 TL işlemiş faiz talep edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmede, temerrüde ilişkin bir hüküm bulunmadığı, fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin davacı şirketçe keşide edilmiş bir ihtamamenin de mevcut olmadığı, davacı şirketin işlemiş faiz talebi hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, talebin kabulü halinde, sözleşmede kararlaştırlan ödeme vadeleri dikkate alınarak, işlemiş faiz alacağının 1.483,73 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Taraf vekillerinin rapora beyan ve itirazları sonrasında mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir. Davalı vekili 16.02.2022 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/610 Esas, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/617 Esas ve İStanbul 8. ATM'nın 2021/671 Esas sayılı dosyalarının birleştirilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, 16.02.2022 tarihli 1 nolu celse ara kararı ile, söz konusu dava dosyalarının mahkeme dava dosyasından sonra açıldığı gerekçesiyle birleştirilme taleplerinin reddine karar verilmiştir. Birleştirilmesi talep edilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/671 Esas sayılı davanın, davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında açılan, sözleşmenin haksız feshi, sözleşmeye aykırılık, ayıplı ifadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kar, menfi- müspet zarar talepli dava olduğu, davanın davacı şirket aleyhine 18.10.2021 tarihinde açılmış olduğu, davanın iş bu davadan önce açıldığı, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/617 Esas sayılı dosyasında davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin dava açıldığı ve 18.09.2021 tarihinde iş bu dava tarihinden sonra açılmış olduğu, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/610 Esas sayılı dosyasında davanın konusunun, dava dışı faturalardan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu ve davadan önce açılmış olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 166. maddesinde davaların birleştirilmesi düzenlenmiştir. Maddenin1. fıkrası gereğince, davaların birleştirilebilmesi için gerekli şartlar düzenlenmiş ve ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği ifade edilmiştir. Somut dosyada ise birleştirilmesi talep edilen davaların tamamı iş bu davadan sonra açılmış olduğundan mahkemece birleştirme talebinin reddine dair verilen ara kararda bir ayrılık görülmemiştir. Ayrıca davalı şirket tarafından söz konusu dosyaların bekletici mesele yapılması gerektiğine dair iddia ve istinafta bulunulmuş ise de yukarıda yer verildiği üzere bekletici mesele yapılması talep edilen davaların sonucu iş bu dava sonucu etkilemeyeceğinden, HMK'nın 165. maddesi gereğince bekletici mesele yapılmasında hukuki yarar olmayacaktır. Bu nedenle davalı vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında bayilik sözleşmesi kapsamında faturalar düzenlenmiştir. Sözleşmenin kapsamı, içeriği, feshi dava konusu değildir. Tarafların sözleşme ile ilgili iddialarını ayrı davalarla uyuşmazlık konusu yaptığı sabittir. Sözleşme ile ilgili her iki tarafça iş bu davadan sonra başka mahkemelerce davalar açılmıştır. İş bu davada tartışılması gereken husus takip konusu fatura alacağının sübuta erip ermediğine ilişkindir. Dosya kapsamından ve bilirkişi raporu içeriğinden, her üç faturanın taraflara ait ticari defter ve kayıtlarda yer aldığı, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Takip ve dava konusu faturalar e-fatura olup davalı şirkete tebliğ edilmiştir. Taraflar arasında işlemler ve bakiye yönünden mutabakat mevcuttur. Bu nedenle mahkemece takip konusu fatura alacağının kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, TBK'nın 117. maddede borçlunun temerrütü düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüte düşeceği ifade edilmiştir. Davacı şirketin takip tarihinden önce fatura konusu alacağa ilişkin ihtarname keşide etmediği tartışmasızdır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 6.044,58 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1271, K. 2026/221, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1271-e-2026-221-k-af4fecd26b4b