Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2022/1227 E. 2024/1422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1227
Karar No
2024/1422
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2022/1227 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2024/1422

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : DR.... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2020 ESAS-KARAR NO : 2016/719 E 2020/535 K

DAVACI VEKİLİ DAVALILAR

DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 22/11/2024 YAZILDIĞI TARİH : 29/11/2024

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin toptancı halinde toptan satışını yapmak amacıyla ve sipariş üzerine kendi adına meyve ve sebze aldığını ve üreticilerden aldığı bu malzemeleri halde bulunan 127 nolu komisyoncu eli ile satışını yaptığını, davalı ...'ın ise 127 numaralı dükkanda faaliyet gösteren komisyoncu olduğunu, taraflar arasında bu kapsamda bir ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin malları komisyoncuya teslim ettiğini, komisyoncunun da bu malları 3. kişilere satarak satış bedeli üzerinden davacıya fatura keserek komisyon kesintisi sonrasında bakiye satış bedelini davacıya ödemek zorunda olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2012 yılından 06/2016 dönemine kadar devam ettiğini, ...'ın ölümünden sonra mevcut malların murisin oğlu ...'a teslim edildiğini, ancak malzeme bedellerinin ödenmediğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL' nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalılar, ...'ın 127 nolu peron işletmesi iken 01.06.2016 tarihinde vefat ettiğini, diğer mirasçıların haklarından feragat ederek kira sözlemesinin kalan süresinin ... adına düzenlendiğini, davacı tarafından murisine teslim edilen 2013 ve 2014 yıllarına ait ibranamelerin bulunduğunu ve bu yıllara ait davacının tüm alacaklarını tahsil ettiği hususunun ifade edildiğini beyan ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıların mirasçısı ...'dan alacaklı olduğuna dair dosyada yeterli delil bulunmadığı, davacının alacak iddialarını yöntemince ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden- davacı vekili tarafından; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği, eksik inceleme ile karar verildiği, davalıların murisi tarafından ödeme yapılan ..., ... ve ... ödemelerinin müvekkilinin alacağından mahsup edilemeyeceğini, zira bu kişilerin müvekkilinin çalışanı olmadığını, ayrıca bir an için bu kişilerin ödemelerinin mahsubu sonucuna ulaşılsa dahi müvekkilinin alacağının devam ettiğinin tespit edildiğini, ticari defterlerin sunulamamasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, muhasebeci tarafından ticari defterlerin karar tarihinden sonra müvekkiline teslim edildiğinden istinaf aşamasında dosya kapsamına sunulabildiğini, sunulan defterler kapsamında bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini bildirerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık davacının satım sözleşmesi kapsamında alacağının bulunup bulunmadığı ve var ise kapsamı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, satım ilişkisi kapsamında alacağının tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı yan dava dilekçesinde ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmıştır. Mahkemece 23/12/2019 tarihli celsede “Davacı vekiline, davacıya ait 2015-2016 yılı ticari defter, kayıt ve belgeleri ibraz etmek veya sayıca çok olması halinde bulunduğu yeri bildirmek üzere üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde defter ve belgeler ibraz olunmadığı takdirde HMK'nun 222.maddesi ve TTK nun 83.maddesi gereği defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve defter deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları, ayrıca karşı tarafın usulüne uygun tutulan kayıtlarına itibar edileceği hususunun ihtarına, (ihtarat yapıldı)” şeklinde ara karar tesis edilmiş, davacı vekili tarafından müvekkiline ait 2015 yılına ait ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmiştir. Dosya kapsamında alınan 18/06/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda davacıya ait incelemesi yapılan 2015 yılı ticari defterlerine göre 31/12/2015 sonu itibariyle davacının davalıdan borç ve alacağının bulunmadığı, davacının davalıya düzenlediği faturaların tamamının nakit tahsil kaydı ile kayıtlı olduğu, 2016 yılı ticari defterlerinin sunulması halinde de bu defterlerde mevcut bir alacak ya da borç tespitinin yapılabileceği bildirilmiştir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükmünü içermektedir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” şeklindedir. Davacı, alacağının varlığını ispatlamak zorunda olup, taraflarca ticari defterlere delil olarak dayanılmıştır. Tarafların ihtilaf konusu döneme ait defteri kebir, envanter, yevmiye defterleri istinaf aşamasında davacı yanca dosya kapsamına sunulmuş olup, mahkemece 23/12/2019 tarihinde ticari defterlerin ibrazı için verilen sürenin ve ara kararın usule uygun olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ihtilafın çözümünde davacı yanın ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği anlaşılmış olup, tarafların ticari defterlerinin karşılıklı olarak incelenmesi amacıyla mahkemece ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu durumda, davacının tüm iddiaları üzerinde durularak delilleri toplanmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/719 Esas, 2020/535 Karar ve 07/12/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 22/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Katip... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1227, K. 2024/1422, T. 22.11.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-22-hukuk-dairesi-2022-1227-e-2024-1422-k-fc5eecb9085f