Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2022/1200 E. 2026/234 K.

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1200
Karar No
2026/234
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1200

KARAR NO:2026/234

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:13/05/2022

NUMARASI:2021/402 Esas - 2022/506 Karar

DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026

Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalının müvekkili şirketten birçok kez mal satın aldığını ve faturalar kesildiğini, ancak bu fatura bedellerinin davalı tarafından hiç ödenmediği ya da belirlenen vade tarihinden sonra ödendiğini, ödenmeyen faturalar nedeniyle davacı şirket tarafından davalıya kur farkı faturalarının kesildiğini ve faturalara davalı tarafından süresi içinde itiraz edilmediğini ve müvekkiline ödenmediğini, davalıya yapılan satışlar neticesinde kesilen faturaların mali mevzuat gereği TL üzerinden kesildiği ancak borçluya kesilen faturalarda, faturanın kesildiği tarihteki döviz satış kurlarının tek tek belirtildiği, davalıya gönderilen teklif formunun altında da "vade tarihinde ödenmeyen faturalarda güncel kur farkı fatura edileceği" açıkça belirtildiğini, 16.07.2020 tarihli ... fatura numaralı, 154.492,43 TL bedelli fatura bakımından verilen faturanın davalıya kesildiğini ve fatura bedelinin belirlenen vadede ödenmediğini, söz konusu faturanın alt kısmında bulunan not kısmında "T.C.M.B. 16.07.2020 Tarihli Döviz Satış Kurundan 1 Euro: 7.8162" olduğunun belirtildiğini, işbu fatura bedelinin davalı tarafından belirlenen vadede ödenmemiş olduğundan müvekkili tarafından bu defa 16.09.2020 tarihli ... fatura numaralı, 24.715,90 TL bedelli kur farkı faturası kesildiğini, davalı tarafından faturaya itiraz edilmediğini, 18.03.2020 tarihli ... fatura numaralı 145.461,78 TL bedelli faturanın davalıya kesilmiş ve fatura bedelinin belirlenen vadede ödenmediğini, söz konusu faturanın alt kısmında bulunan not kısmında "T.C.M.B. 17.03.2020 Tarihli Döviz Satış Kurundan 1 Euro: 7.1693" olduğunun belirtildiğini, işbu fatura bedelinin davalı tarafından belirlenen vadede ödenmemiş olduğundan müvekkili tarafından bu defa 18.08.2020 tarihli ... fatura numaralı, 36.802,41 TL bedelli kur farkı faturası kesildiğini, işbu faturanın davalı tarafından 17.12.2020 tarihinde itiraz süresinden çok sonra iade edildiğini, müvekkili tarafından ise Beyoğlu ...Noterliği'nin ... yevmiye numaralı, 18 Aralık 2020 tarihli ihtarnamesi ile iade faturasının kabul edilmeyerek, davalıya iade edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakkları saklı kalmak kaydı ile davalı adına kesilen 16.09.2020 tarihli ... fatura numaralı, 24.715,90 TL bedelli ve 18.08.2020 tarihli ... fatura numaralı, 36.802,41 TL bedelli kur farkı faturaları nedeni ile 61.518,31 TL'nin davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket merkezinin İstanbul Adliyesi yargı çevresi içerisinde olduğunu bu nedenle yetki itirazında bulunarak dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, davacı tarafından kur farkı alacağının talep edilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, kur farkı faturası kesilmesinin yasal bir dayanağı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının kur farkı talep edebileceği düşünülse dahi asıl faturalar incelendiğinde birim fiyatların Türk Lirası üzerinden kesildiği ve ödemelerin de Türk Lirası cinsinden alınmış olup, davacı tarafın da bu konuda herhangi bir itirazı bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, davacının burada ödeme türü yönünden tercih hakkını Türk Lirası üzerinden kullandığını, bu nedenle davacının kur farkı talebinde bulunamayacağı, öte yandan davacı tarafın tahsilatı yaptığında kur farkından doğan fazlaya ilişkin alacağını saklı tuttuğunu da bildirmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları ve zararlarına ilişkin tüm talep ve dava açma hakkı saklı kalmak suretiyle, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı şirketin, dava konusu edilen kur farkı faturaların tarihi olan 2020 yıllarına ilişkin davalı firmayla ilgili fatura belgelerinin muhasebe teknik ve usullere uygun olarak defter kayıtlarına işlendiği bu nedenle davacı lehine delil niteliği taşıdığı, faturaların, Türk Parası Karşılığı yazılmak kaydıyla döviz cinsinden düzenlenmesine ilişkin hiçbir yasak bulunmadığı, davacının ticari defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe standartları ve genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutuldukları, davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş ise de davalının belirlenen gün ve saatte defterlerini hazır etmemesi sebebiyle incelenemediği anlaşılmakla, tarafların BA - BS formları doğrultusunda davalının 36.802,41 TL tutarlı 18/08/2020 tarihli faturayı karşılıklı olarak beyan ettikleri ve ancak 16/09/2020 tarih ve 20.945.68 TL lik faturayı davalının ba formu ile beyan etmediği anlaşılmakla, her ne kadar davacı, kur farkını asıl faturada satış bedelinin döviz karşılığını belirtmesi ile talep edebilir ise de, tek taraflı olarak ticari defterlerine iş bu faturaları işlemesinin alacağı ispata yeterli olmadığı ve en azından davalının, davacının davacıdan mal veya hizmet aldığını beyan etmesi gerektiğinden bahisle davalı tarafından beyan edilen fatura yönüyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup, davanın kısmen kabulüne davalının itirazının kabul edilen kısım yönüyle iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın %20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirketten birçok kez mal satın almış olup taraflar arasında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu, mahkeme her ne kadar 16/09/2020 tarihli, 20.945,68 TL bedelli faturanın davalı tarafından BA formu ile beyan edilmediğinden davalarını kısmen reddetmişse de işbu gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı taraf sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile kur farkı faturası kesilmesine neden olan faturaları kabul etmiş olduğunu açıkça beyan ettiğini, mal teslimine ilişkin veya kur farkı faturası kesilmesine neden olan faturalara herhangi bir itirazda bulunmayarak sadece kur farkı faturası kesilemeyeceğini ileri sürdüğünü, mahkemenin kur farkı faturasının sadece davalının BA kayıtlarında yer almamasından kaynaklı olarak kısmen reddetmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, davalının ihtarata rağmen ticari defterlerini sunmaması halinde müvekkiline ait ticari defterlerin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğunu ve davalı ile davacının defterlerinin birbirine uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalının söz konusu elektronik belge olarak düzenlenmiş olan kur farkı faturasını BA olarak bildirmemiş olmasının da muhtemel olduğunu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/402 Esas, 2022/506 Karar, 13.05.2022 tarihli ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, reddedilen kısım bakımından istinaf incelemesi yapılarak, reddedilen kısma ilişkin kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, kur farkı faturalarından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, reddedilen kısma yönelik davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında satım ilişkisinin bulunduğu ihtilafsızdır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.İncelenen davacı ticari defterlerinin incelenmesinde, usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 61.518,31 TL alacaklı olduğu, alacağın davacı tarafından davalı hakkında düzenlediği KDV dâhil 61.518,31 TL tutarlı 2 adet kur farkı faturasına dayandığı, 18.08.2020 tarihli KDV dahil 36.802,41 TL tutarlı kur farkı faturasının e-fatura olduğu , faturanın en alt kısmında bulunan not kısmında “... fatura nolu 18.03.2020 tarihli 145.461,78 TL tutarında 7,1693 Euro kurundan kesilip ödemesi zamanında yapılmayan faturanın kur farkı faturasıdır. Cari hesap 139.880,85 TL Merkez Bankası 18.08.2020 tarihli döviz alış kuru 8,7678 TL kurundan hesaplanmıştır” şeklinde ibare bulunduğu , 16.09.2020 tarihli KDV dahil 24.715,90 TL tutarlı kur farkı faturasının da e-fatura olduğu, faturanın en alt kısmında bulunan not kısmında, “... fatura nolu 16.07.2020 tarihli 154.492,43 TL tutarındaki faturanın kur farkı cari hesaplarda ortalama vade geçildiği için kesilmiştir. Merkez Bankası 15.09.2020 tarihli döviz alış kuru 8,8759 TL kurundan hesaplanmıştır” şeklinde ibare bulunduğu , Beyoğlu ... Noterliğinin 18.12.2020 tarihli ... yevmiye madde numaralı ihtarnamesinde davacı tarafın 18.08.2020 tarihli KDV dahil 36.802,44 TL tutarlı faturaya davalının süresi içinde hiçbir itirazda bulunmadığını, fatura tarihinden 4 ay sonra 17.12.2020 tarihli iaede faturasının düzenlendiğini ancak bu iade faturasını kabul etmediklerini ve davalı tarafa iade ettiklerini beyan ettiği, BA - BS formları doğrultusunda tarafların 18.08.2020 tarihli 36.802,41 TL tutarlı faturayı karşılıklı olarak beyan ettikleri ancak 16.09.2020 tarih ve 20.945,68 TL lik faturayı davalının BA formu ile beyan etmediği, taraflar arasında teamül oluştuğuna dair değerlendirme yapması durumunda davacı tarafın davalı taraftan talep edebileceği TCMB kurları üzerinden ve KDV dahil hesaplanan kur farkı tutarının 53.378,51 TL olabileceği tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Somut uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nın 222/3 ve 220/3. maddeleri uyarınca yapılan usulüne uygun ihtara rağmen davalı ticari defterleri ibraz etmediğinden davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Kur farkı alacağı, fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir.Somut olayda taraflar arasında kur farkı istenebileceğine dair bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak kur farkı faturası düzenlenmesine esas olan ve not kısmında "TCMB 16.07.2020 tarihli döviz satış kurundan 1 Euro 7,8162" ibaresi bulunan 154.492,43 TL tutarlı satış faturası ile "TCMB 17.03.2020 Tarihli döviz satış kurundan 1 Euro 7,1693 " ibaresi bulunan 145.461,78 TL tutarlı satış faturası ve 18.08.2020 tarihli KDV dahil 36.802,44 TL tutarlı kur farkı faturasına, davalı tarafça süresi içinde itiraz edildiğine dair iddia ve ispat bulunmadığı gibi bu faturalar hakkında davalı tarafça BA bildiriminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davalı, HMK'nın 222/3 ve 220/3. Maddeleri uyarınca yapılan ihtarata rağmen ticari defterlerini sunmadığından davacının ticari defter kayıtları hükme esas alınacak olup, davacının, usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre 61.518,31 TL tutarındaki kur farkı alacağına dayalı talebinin tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ayrıca eldeki davanın alacak davası olduğu dikkate alınmaksızın mahkemece gerekçede davanın itirazın iptali davası olarak nitelendirilerek değerlendirme yapılması da yerinde görülmeyip, eleştirilmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın KABULÜ ile 61.518,31 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Alınması gerekli 4.202,31 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.050,58 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.151,73 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından başlangıçta ödenen 1.050,58 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 59,30 TL başvurma harcı ve posta, tebligat, bilirkişi gideri olarak yapılan 838,00 TL olmak üzere toplam 897,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine

5-Davacı kendini bir vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının taraflarına iadesine,

8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 89,10 TL olmak üzere toplam 309,80 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2022/1200, K. 2026/234, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2022-1200-e-2026-234-k-fbf32ea53fb6