Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1026 E. 2025/965 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1026
Karar No
2025/965
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO:2022/1026

KARAR NO:2025/965

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:24/02/2022

NUMARASI:2018/820 Esas - 2022/142 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat

KARAR TARİHİ:25/06/2025

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/12/2017 tarihinde sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile tek taraflı, kaza nedeniyle yolcu müvekkili ...'in ağır bir şekilde yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak sürekli iş gücü tazminatının davalıdan sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile, 35.689,70 TL sürekli iş görmezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili; müvekkilinin yaptığı ödemelerin güncellenerek tazminattan mahsup edilmediğini, poliçe teminatı kapsamında garameten paylaştırma yapılmadan müvekkili aleyhine fahiş hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin poliçe kapsamında davacıya 6.233 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müvekkilinin sigortaladığı araç sürücüsünün hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacı kask takmadığından müterafik kusurlu olduğunu, maluliyet oranının yanlış yönetmelik esas alınarak belirlendiğini, faiz başlangıcının dava tarihinden,ıslah yapılması halinde ise ıslah talep edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece alınan 07/06/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre dava dışı sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Mahkemece alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağına ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davalı vekilin istinaf dilekçesindeki davacının kask takmadığına ilişkin açıklamaları somut olaya uygun değil ise de araçta yolcu olan davacının kaza tespit tutanağında emniyet kemeri takmadığına ilişkin belirtme bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmaması yerindedir.Somut olayda, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nce kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, kaza tarihindeki yaşı, geliri asgari ücret esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve tazminatın belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında ve sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumluluğunun belirtilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf dilekçesi ekinde sunduğu ve ödemeye yönelik ileri sürdüğü makbuz içeriği ile iş bu dava arasında bağlantı kurulamadığı, sunulan belgede dosya, taraf vb. bilgisi bulunmamaktadır. Şayet iddia edilen ödeme eldeki dosya için yapılmış ise bu ödeme iddiası infaz aşamasında dahi ileri sürülebilecektir. Yine, davacı vekili, davalı ... şirketine 04/06/2018 tarihinde başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine (belirsiz alacak olarak) dava açtığına göre KTK'nin 97. madddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile davalı ... yönünden başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasından itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Ancak mahkemece dava tarihinden itibaren tazminata faiz işletilmesi davalı yararına olmakla, bu yöndeki istinaf itirazında hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmiştir. Öte yandan, davalı ... AŞ'nin davaya cevap dilekçesi sunmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinde davaya cevapta ileri sürülmeyen hatır taşımasına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 2.437,96 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 609,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.828,47 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/06/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1026, K. 2025/965, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1026-e-2025-965-k-c670e5e1c548