Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2022/969 E. 2025/985 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/969
- Karar No
- 2025/985
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO:2022/969
KARAR NO:2025/985
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08/02/2022
NUMARASI:2019/531 Esas- 2022/92 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:25/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... aracın, 24/06/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ve dava dışı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının dava dışı zarar görene ödediği tazminatı, kusur oranında sorumlu olan davalıdan işlemiş faizi ile birlikte tahsili için başlattığı icra takibine itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 72.266,96 TL asıl alacak, 7.608,82 TL işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin ve davalı şirketin, kazaya neden olan araçların zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduklarını, dolayısıyla zorunlu mali mesuliyet sigortacısından kaynaklanan sorumluluk kapsamında müvekkili şirketçe zarar görene ödenen tazminatın kusuru oranında davalıdan tahsiline ilişkin görülen davanın mutlak ticari dava olduğunu belirterek, ticari faize hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ise: Rücu koşullarının oluşmadığını, müvekkili şirketin tahkim başvurusunun tarafı olmadığını, söz konusu başvuruda ... AŞ'nin tek davalı konumunda olup tahkim başvurusunun taraflarına ihbar edilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin savunma hakkının kısıtladığını ve haberdar olmadığından yargılama sonucu verilen hükme göre müvekkili şirketten ödeme yapılmasının beklenemeyeceğini, dava konusu kazaya sebebiyet veren tarafın ve kazaya neden olan diğer hususların belirlenmesine yönelik incelemenin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, sigortalı sürücünün yalnızca kazayı engellemek için etkili tedbir almaya çalıştığını, ancak davacı şirket sigortalısı sürücünün kusuru nedeniyle kazayı engelleyemeyerek çarpışmanın gerçekleştiğini, Karayolları Genel Müdürlüğünün kazada bir kusurunun olup olmadığı ve kazaya karışan araçlarda kazaya sebebiyet verecek teknik bir arıza olup olmadığının araştırılması gerektiğini, alacak likit olmadığından müvekkili aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmeyeceğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava; davacı sigortacının ZMSS kapsamında zarar görenlere ödediği tazminatın davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, 24/06/2017 tarihinde davacının zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... aracın, davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ve dava dışı ... plakalı araç arasında trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen bu kaza sonucunda dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan eşinin müteselsil sorumluluk ilkesine göre başvurusu üzerine Sigorta Tahkim Komisyonunca 2017/49460 E. 2018/24 K. sayılı karar ile tazminat talebinin kabul edildiği, davacı sigortacı aleyhine yapılan icra takibi ile 23/01/2018 tarihinde 144.533,91 TL'nin icra dosyasına ödendiği, zararın meydana gelmesinde davalının sigortalısının kusur oranına isabet eden 72.266,96 TL'nin işlemiş faizi ile birlikte tahsili için davalı aleyhine davacı tarafından ... sayılı dosya ile takip başlatıldığı ve davacının itirazının iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK’nin 88. maddesine göre “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.”Müteselsil sorumluluk dış ilişkide TBK'nin 61. maddesinde “Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”İç ilişkide ise 62. madde “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” şeklinde düzenlenmiştir.Bu yasal düzenlemeler kapsamında somut uyuşmazlıkta; davacı sigorta şirketine sigortalı aracın sürücüsünün çift taraflı kazada vefatı nedeniyle davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonunca 2017/49460 E. 02/01/2018 tarih ve 2018/24 sayılı karar ile sayılı kararı ile hak sahiplerine ödeme yapılmasına, belirtilen dava dosyasında kazaya karışan karşı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunduğunun tespit edilmesine, zarardan müteselsilen sorumlu olan ve ödeme yapan davacı sigortacının TBK'nin 62. maddesi gereğince diğer müteselsil sorumlu davalıya karşı rücu hakkının bulunmasına göre davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Mahkemece alınan 17/02/2020 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunda; dava konusu olayda davalı şirkete sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün %50 oranında asli kusurlu olduğu, davacı şirkete sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün olayda %50 oranında eşit derecede asli kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ...'in kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılamasındaki kusur raporlarının örtüştüğü, kaza tespit tutanağına ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "..." formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı 27/10/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, destekten yoksun kalan eşinin kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek, sağ kalan eşin evlenme ihtimali de değerlendirilerek yerleşik Yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Somut olayda, davacı ... AŞ'nin davalı ...AŞ'ye açtığı iş bu rücu davasının dayanağı olan Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017/49460 E., 2018/24 K. sayılı dosyasında ... AŞ aleyhine yasal faize hükmedildiğinden, bu davaya konu takip talebinde de işleyecek faiz cinsinin yasal faiz olarak belirlenmesinde isabetsizlik yoktur. İtirazın iptaline konu alacağın likit olmadığı (eldeki dosyada tarafların iç ilişkideki sorumluluklarının bilirkişi raporu ile belirlenmesinin gerekmesi nedeniyle) gözetilerek mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1.maddesi uyarınca esastan reddine,B- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,Buna göre:1-Davanın kısmen kabulü ile davalının... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 72.266,96 TL asıl alacak, 7.608,82 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Koşulları oluşmayan inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.456,31 TL harçtan peşin alınan 1.463,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.992,39 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 1.463,92 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul/ret oranına göre 1.229,97 TL'sinin davalıdan, kalan miktarın ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,5-İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 11.183,85 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar yönünden hesaplanan 5.100 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Davacının sarf ettiği 1.768,10 TL yargılama giderinin davanın ret/kabul oranına göre 1.647,51 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,C-İstinaf İncelemesi Bakımından;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, 2-İstinaf kanun yolu aşamasında davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcın davacıdan tahsil edilerek, davalıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile 534,7 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.25/06/2025