Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2021/850 E. 2024/792 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/850
Karar No
2024/792
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/850 Esas

KARAR NO: 2024/792

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 11/03/2021

NUMARASI: 2018/174 E. - 2021/51 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2010 yılından bu yana Türkiye Distribütörü olduğu ... şirketinin "..." markasının tüm ülkelerde ihdasen hak sahibi olduğunu, "..." markasının WIPO üzerinden ve tekil olarak bir çok ülkede tescilli olduğunu, Türkiye'de ... marka tescillerinin olduğunu, ülkemizde sektörel tanınmışlığının olduğunu, davalı şirketin 20/09/2017 tarihli başvurusu sonucunda ... Tescil nolu "..." markasını 37. Sınıfta adına tescil ettirdiğini, bu tescilin haksız ve kötü niyetli olduğunu, şirketin 29/05/2017 tarihinde, yani tescilden 4 ay önce kurulduğunu, davacı müvekkilinin 2016 yılında müşterisi olduğu için davalı ...'e ait açılış duyurularının müvekkili tarafından da yapıldığını, gerçekten de 2016 yılından itibaren ... ve İŞLETMELERİ'nin davacının "..." markalı ürünlerinin davacının Eskişehir bayiisi müşterisi olduğunu, davalı ...'in ... sosyal medya hesabından; 20/09/2017 tarihide tescilli "..." markasının asıl sahibi olduğunu ve tabelalarını "..." şeklinde değiştireceğini ilan ettiğini, Mahkemece ve Yargıtay'ın içtihatlarına da giren tanımı ile bir "engelleme markası"nın söz konusu olduğunu, ... tarafından fiili olarak kullanılan, tescil kapsamına alınmayan, ancak tescilli sınıfların mal ve hizmet listesine giren bir alanda "..." markasını alarak ...'ya ait markanın tanınmışlığından ve bilinirliliğinden faydalanmak istendiğini, davalının, müvekkilinin Türkiye'de markasını 37.sınıfta henüz tescil ettirmemesinden faydalanarak bildiği piyasada tanınan markayı haksız ve kötü niyetli olarak kendi adına ... numarası ile tescil ettirdiğini, bu tescil ile yetinmeyerek, müvekkilinin distribitörü olduğu ... markalarını tescil ettirmek için de 24/02/2018 tarihinde başvurduğunu, bu markaları da tabelalarına ekleyerek kullandığını ve sosyal medyada yaydığını, davacının müşteri ve bayiilerine haksız ihtarnameler göndererek "..." markasını kullanmaya son vermelerini talep ettiğini belirterek, tüm bu nedenlerle; davalı şirkete ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının "..." markasını aynen kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, engellenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılması için "..." markası ile benzerlik yaratan ambalajların kullanımının engellenmesi, ticari hayatın tüm hallerinde satışa sunulmasının, sosyal medya, internet ve gerekse her türlü yayın ilan ve reklam araçlarında, tabelalarda, ticari evrakta kullanılmasının önlenmesine, dava konusu markanın kullanıldığı her türlü emtia ve evrakın toplatılmasına ve imhasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 20.000,00 TL itibar tazminatı ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka ticari faizi ile davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asli müdahale talep eden davacı ... vekillerinin sunmuş olduğu dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait "..." markasının otomobil bakım, boyama ve temizleme malzemeleri üzerinde tescilli ve yoğun olarak kullanılan marka olduğunu, ülkemizde marka ile faaliyetlerini distribütörleri aracılığıyla yaptığını, davacı ... şirketinin uzun süredir distribütörleri olduğunu, ... şirketinin davalılar aleyhine açmış olduğu davaya asli müdahil olarak katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini, müvekkiline ait markanın haksız şekilde tescil edilmesi, bu tescile dayanılarak müvekkilinin markasını kullanan ve müvekkilinin müşterileri olan üçüncü kişilere karşı müvekkilinin markasının kullanımını engellemeye çalışan davalıların haksız eylemleri nedeniyle açılan davaya müdahil olmak istediklerini, müvekkilinin Türkiye'de "..." markasının ... numarası ile 01, 02, 03, 04, 05, 16, 21, 27, 28, 38, 39, 40 ve 41. sınıflarda, ... tescil numaralı "..." markasının 01, 02, 03, 04, 05, 09, 16, 17, 20, 21, 27 ve 28. sınıflarda, ... tescil numaralı "..." markasının 01, 02, 03, 04, 05, 09, 16, 17, 20, 21, 27 ve 28. sınıflarda, ... tescil numaralı "..." markasının 03 ve 05. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin pek çok ülkede marka tescillerinin bulunduğunu, davalı şirketin markasını tescil ettirdiği 37. Sınıf içine 29/02/2012 başvuru tarihli ... tescil numaralı "..." markasının Hindistan'da, 29/01/2016 başvuru tarihli ... numaralı "..." markasının İtalya'da, 16/04/2018 başvuru tarihli ... numaralı "..." markasının İtalya'da tescilli olduğunu, müvekkilinin oto bakım ve temizliği ürünlerinde tercih edildiği, bu ürünlerin genellikle oto bakım istasyonlarında kullanıldığı, dolayısıyla müvekkilinin ülkemizde ihtilaf konusu 37. Sınıftaki hizmetler ilişkin olarak, kullanım ve marka emtia listeleri arasındaki doğrudan ilişki nedeniyle öncelikli hak sahibi olduğunu, en önemli müşterilerinin araba yıkama şirketleri olduğunu, SMK'nun 6/1. maddesi uyarınca davalı şirketin markasının müvekkiline ait özgün ve tescilli marka ile benzerliği ve tescilli olduğu "temizlik hizmetleri, dezenfeksiyon hizmetleri, temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri" ile müvekkilinin markasının kapsamında olan "kara araçlarının temizlik hizmetleri, kara araçlarının detaylı iç temizliği, kara araçlarının boya koruma ve seramik kaplama hizmetleri" ve diğer mal ve hizmetlerle benzer ve ilişkili olduğundan hükümsüz kılınması gerektiği, müvekkilinin markayı 37. sınıf kapsamındaki hizmetler için davalının markasından daha önce kullanmaya başlaması nedeniyle Türkiye'de öncelik hakkına sahip olduğundan SMK'nun 6/3. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkillinin markasının Pars Sözleşmesi'nin 1. Mükerrer 6. Maddesi bağlamında tanınmış markası olması nedeniyle SMK'nun 6/4. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı ...'in davalı şirketin yetkilisi olarak görülmese de, 2016 yılından bu yana "..." işletme adıyla müvekkilinin ürünlerinin müşterisi olduğunu, davalı şirketin marka tescil başvurusundan kısa bir süre önce kurulmuş olduğunu, davalı ...'in müvekkilinin tüm bayii ve müşterilerini markayı kullanmamaları konusunda tehdit etmeye başladığını, davalının marka tescilinin kötü niyetli olması nedeniyle SMK'nun 6/9. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davalıların marka kullanımlarının ve müvekkilinin müşteri ve bayiilerine yönelik eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunu, müvekkilinin marka üzerindeki öncelik hakkı nedeniyle SMK'nun 155. maddesi uyarınca davalı şirketin tescilli markasını savunma aracı olarak ileri süremeyeceğini belirterek, Mahkememizin 2018/174 Esas sayılı dosyası ile ilgili Asli Müdahillik taleplerinin kabul edilerek nihayetinde davanın kabulü ile, davalılardan ... TİC. LTD. ŞTİ adına 20/09/2017 başvuru, 26/03/2018 tescil tarihli ... sayılı "..." markasının tescil kapsamındaki TÜM HİZMETLER yönünden hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinine, davalılar ...TİC. LTD. ŞTİ ile ... tarafından haksız biçimde kullanılan "..." markasının, müvekkili marka hakkı ile tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespiti, meni, refi ile hakka aykırı kullanımların tüm sonuçları ile ortadan kaldırılması için "..." markası ve bu marka ile benzerlik yaratan her türlü ürün, ambalaj, tabela, tanıtım vasıtası, ve ticari hayatta bu markanın kullanılması için geliştirilen tüm reklam, tanıtım ve haberlerin sosyal medya ortamları dahil her türlü ortamdan kaldırılmasını, ticari evraklarda kullanımının önlenmesini, ticari hayatın tüm hallerinde mal ve hizmet markası olarak satışa sunumunun engellenmesini, yine dava konusu markanın kullanıldığı her türlü emtia ve varakanın toplatılmasını ve imhası ile tüm tabelaların kaldırılmasına, her türlü maddi zararlara ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davalıların sabit olan haksız eylemleri sebebiyle, 20.000,00 TL itibar tazminatı ile, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve bunlara, dava tarihinden itibaren en yüksek banka ticari faizinin işletilmesine, mahkeme kararının, 6769 sayılı kanun ve TTK'nın ilgili hükümleri gereği kesinleşmesinden sonra, masrafı davalıdan alınmak koşuluyla Başlangıç ve Gerekçe Bölümlerinin Mahkemece tayin edilecek bir özetinin ve HÜKÜM fıkrasının tamamının tüm Türkiye'de yayınlanan tirajı en yüksek ilk üç gazeteden birinde bütün Türkiye'de yayınlanan nüshalarında, ayrı ayrı birer hafta ara ile en az ikişer defa kamuya ilan olunmasına, tüm yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davalılar ...TİC. LTD. ŞTİ ile ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... vekilinin ve asli müdahillik talebinde bulunan ... şirketinin dava dilekçelerinin büyük kısmını oluşturan müvekkilin sahibi olduğu ... markasına ilişkin sosyal medya hesaplarında bulunan paylaşımların tamamını müvekkilin markasına çeşitli şekillerde tecavüzde bulunan kişilere yönelik yollamış olduğu ihtarnameleri, bunlara ilişkin yapmış olduğu suç duyurularını, müvekkilin sahibi olduğu markayı izinsiz kullanan bundan menfaat temin eden 3. Kişilere yönelik işlemlerin tamamını bilerek, isteyerek ve hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirdiğini, müvekkilin dava konusu ... markasının 37. Sınıfa ilişkin TPE nezdinde ... tescil numarası ve 26/03/2018 tarihli kararı ile yasal hak sahibi olduğunu, müvekkilin sahibi olduğu bu markayı yasalara uygun şekilde özel hayatında veya ticari hayatında kullanmasında yasal bir engel olmadığını, usule ilişkin olarak, yetki itirazlarının mevcut olduğunu, davacılardan ... ŞTİ'nin taraf ehliyetinin bulunmadığını, teminat gösterme zorunluluğunun bulunduğunu, esasa ilişkin ise; davacı ... Vekili ile asli müdahil vekili beyanlarında özetle müvekkillerinin sahibi olduğu "..." markası ve türevlerinin tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinde bu tanınmış markayı kötü niyetle tescil ettirdiği iddiasında bulunduklarını, müvekkilinin uzun yıllardır değişik şirket isimleri altında dava konusu "..." markası ile kara araçlarının temizlik hizmetleri başta olmak üzere, kara araçlarının detaylı iç temizliği, kara araçlarının boya koruma ve seramik kaplama hizmetleri, kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu) işini yaptığını, bu markayı oluşturabilme adına uzun yıllar bu sektörde hizmet gösterdiğini, bulunduğu il ve ülkede maddi imkanları ölçüsünde değişik şekil ve zamanlarda reklamlar yaptığını, en önemlisi de müşterilerini her zaman memnun ederek "..." markasını yaygınlaştırdığını, gelinen süreçte ticari olarak daha da büyüyebilme ve kurumsallaşabilme adına zaten fiili olarak sahibi bulunduğu "..." markasını tescil ettirmek için 20/09/2017 tarihinde TPMK'na başvuru yaptığını, TPMK'nun yapmış olduğu inceleme neticesinde müvekkilinin talebini hukuka uygun bularak 26/03/2018 tarihinde ... numarası ile müvekkili adına tescil ettiğini, davacı İtalyan şirketin üretim odaklı çalışırken müvekkili şirketin hizmet odaklı çalıştığını, müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet konuları ve amaçlarının farklı olduğunu, bu sebeple TPMK'nun müvekkilinin yapmış olduğu başvuruyu haksız ya da kötü niyetli bulmayarak tescil ettiğini, tüm bu nedenlerle; haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davacı ve asli müdahilin markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davalarının KABULÜNE, Davalıların asli müdahile ait "..." esas unsurlu markalar ile karışıklığa yol açacak şekilde "..." markasını kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarının tespitine, Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin engellenmesine, Tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması için "..." markası ile benzerlik yaratan ambalajların davalılar tarafından kullanımının engellenmesine, ticari hayatın tüm hallerinde satışa sunulmasının, sosyal medya, internet ve her türlü yayın, ilan ve reklam araçlarında, tabelalarda ve ticari evrakta davalılar tarafından kullanılmasının önlenmesine, Davalılara ait ve tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden "..." markasının kullanıldığı her türlü emtia ve evrakın toplatılmasına ve karar kesinleştiğinde masrafı davalılardan alınmak suretiyle imhasına, Davacı ve asli müdahil talep edenin manevi tazminat davalarının kabulüne, her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ve asli müdahile verilmesine, Davacının ve asli müdahilin itibar tazminatı taleplerinin reddine, Asli müdahilin marka hükümsüzlüğü davasının kabulüne, Davalı ... Tic. Ltd. Şti'ye ait ... Tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davacı ... Tic. Ltd. Şti'nin açtığı marka hükümsüzlüğü davasının HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden REDDİNE,

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı ...Tic. Ltd.şti. vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... markasının tüm dünyada araba temizliği, araba yıkama ve bakımı için mamülleri, boya koruma, cilalama gibi alanlarda yer alan ürünleri üretmekte ve satmakta olduğunu, yine ... markası ile de araba yıkama tesislerinin mevcut olduğunu, ... Tescil nolu “...” markası haksız ve kötü niyetli olarak adına tescil ettirmiş olan (1) davalının; 20.09/2017 tarihinde başvurarak 26/03/2018 tescil edilen 37.sınıfta aldığını, sunulmuş olan delillerden de anlaşıldığı gibi ... kullanıcı adı ile sosyal medyada marka tescil belgesini yaydığını, Davalı ... Tic. Ltd.şti.'nin ise 29.05.2017 tarihinde kurulduğunu, yani tescilden yaklaşık olarak 4 ay önce kurulduğunu, her ne kadar Ticaret Sicil Gazetesinde ve Ana sözleşmede kurucu ... ise de asıl sahibinin ... olduğunu, Davalı ... , ... sosyal medya hesabından; 20.09.2017 tarihinde tescilli ... markasının asıl sahibi olduğunu ve tabelalarını ... şeklinde değiştireceğini ilan ettiğini, Davalı ... tarafından davacı müvekkili olan ... ait; ... Ve ... adreslerine haksız ihtarnameler keşide ederek; ... markasının kullanımına son vermesini ihtar ettiğini, ihtarname metninde aynı ihtarnamenin davacının bayilerine ve müşterilerine de gönderildiğinin görülmekte olduğunu ileri sürerek, davalıların istinaf taleplerinin reddi ile ilk derece mahkemesince kurulan kararın davacı müvekkilinin hükümsüzlük ve itibar tazminatının reddine dair bölümlerinin kaldırılarak sunmuş oldukları taleplerin kabulüne dair kısmi istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; her iki davalının da yerleşim yerinin Eskişehir olduğunu, bu sebeple Eskişehir mahkemelerinin yetkili olması sebebiyle süresinde itiraz etmelerine itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının taraf ehliyeti olmadığını, tüm taraflar dinlenilmeden bilirkişi raporu tanzim edilemeyeceğini, davacının iddia etmiş olduğu gibi "..." markasının tanınmış bir marka olmadığını, müvekkilinin markayı kötü niyetli tescil ettirmediğini, davacı taraflarının müvekkilinin sahip olduğu "..." markasının değişik şekiller ve logolarda tescili için TPE'ye başvuru yaptıklarını ancak başvurularının reddedildiğini, davacı tarafların dava dilekçelerindeki beyanlarından "İtalyan menşeili şirketin araba bakımı, koruması, yıkaması ve benzeri teknoloji ürünleri için geliştirdiği ürünleri üretmek ve satmak" olduğunun anlaşıldığını, hizmete ilişkin uygulama ya da amaç bulunmadığını, davacı tarafların markaları ile müvekkile ait markanın isim benzerliği bulunduğunu ancak sınıf ve logolarının farklı olduğunu, davacı tarafların beyanlarında "..." markasının tescillerinin kendilerinde olduğunu iddia etmiş iseler de "..." tescilleri bulunmadığını ve buna ilişkin dosyada herhangi bir delil olmadığını, davacı ... 13/06/2018 tarihinde ... tescili için başvuru yaptığını, bu başvurunun bile davacı tarafların kötü niyetli olduklarını ispatlar mahiyette olduğunu, teknik ve hukuksal izahları dışında dava konusu "..." markasının görsel açıdan karıştırılma ihtimali olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun yerinde bir rapor olmayıp hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İstinafa Cevap: Asli Müdahil Davacı ... vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde ve cevap dilekçesinden özetle; Davacının ve asli müdahilin itibar tazminatı taleplerinin reddine şeklindeki hüküm yönünden katılma yolu ile istinaf istediklerini, müvekkilinin pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de tescilli ... markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin ..., oldukça uzun bir süredir "..." sloganı ile başadığı ticaret hayatında başka menşei ülkesi olan İtalya olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaygın satış ve kullanım ağına sahip, oldukça büyük bir işletme olduğunu, bu anlamda müvekkilinin Türkiye'de;-01, 02, 03, 04, 05, 16, 21, 27, 28, 38, 39, 40, 41 sınıflarında ... sayı ile tescilli ... (... nolu)-01, 02, 03, 04, 09, 16, 17, 20, 21, 27, 28, sınıflarında ... sayı ile tescilli ... (... nolu)-01, 02, 03, 04, 09, 16, 17, 20, 21, 27, 28, sınıflarında ... sayı ile tescilli ... (... nolu) -03, 05. sınıflarında ... sayı ile tescilli ... (... nolu) markaların tescilli hak sahibi olduğunu, ilk derece mahkemesi karaı ile de yerinde olarak belirlendiğini, müvekkili ve müvekkiline ait olan markaları bilen (diğer davacı ... ile davalılar arasında distribütörlük ilişkisinin olduğunu ve bu hususun da dosyaya delil olarak ispatlandığını) davalıların, müvekkilinin markasının aynısını yine müvekkilinin markalarının en çok bilindiğini, bu MAL-HİZMET sektörünün iç içe geçtiği 37. Sınıfta haksız biçimde tescil ettiği zaman diliminde bu tescilden kaynaklı haklarını da kötüye kullanarak müvekkilinin müşterileri nezninde haksız uygulamaların yapıldığını ve müvekkilinin marka değerine duyulan güven ve itibara zarar verdiğini, bu hale göre; tescilli markalar ile belirtmiş oldukları gibi müvekkilinin özellikle oto bakım, ve temizliği üzerinde oldukça tercih edilen ... markalarının sahibi olduğunu, her ne kadar müvekkiline ait tescillerin, genel olarak oto bakımına ilişkin emtialar üzerinde olsa da, neticede bu ürünlerin hitap ettiği kesimin oto bakım istasyonları olduğunu ve o oto bakım istasyonlarında kullanılan malzemeyi vurgulamak ve o marka ile hizmetin verildiğini göstermek için doğal olarak bu ürünlerin markası yani .... markası verilen hizmeti isimlendirmek için kullanılmakta olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin Türkiye de ihtilaf konusu olan 37. sınıftaki hizmetlere ilişkin olarak, kullanım ve marka-emtia listeleri arasındaki doğrudan ilişki sebebi ile öncelikli hak sahibi olduğunu, keza yine müvekkilinin en önemli müşterilerinin araba yıkama şirketleri olduğunu, keza ilk derece mahkemesi tarafından da davalıların bu kötüniyetli eylemleri kabul edilerek, hem marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden sunmuş oldukları taleplerinin kabul edildiğini, hem de dava konusu markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu açılardan ilk derece mahkemesi kararının yerinde bir karar olduğununu, davalı tarafların, haksız bu marka haklarını kullanarak müvekkil marka itibarına büyük zararlar da verdiklerini savunmuş ve istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile manevi tazminat ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir. ... tescil numaralı "...+şekil+..." markasının 01,02, 03, 04, 05, 16, 21, 27, 28, 38, 39, 40, 41. sınıflarda, ... tescil numaralı "..." markasının 01, 02, 03, 04, 05, 09, 16, 17, 20, 21, 27, 28 sınıflarda, ... tescil numaralı "...+şekil+..." markasının 01, 02, 03, 04, 05, 09, 16, 17, 20, 21, 27, 28 sınıflarda asli müdahil adına tescilli oldukları, ayrıca asli müdahilin ... başvuru numaralı (... Tescil numaralı) "..." markasıyla ilgili 03.sınıf için, ... başvuru numaralı (... tescil numaralı) "...+şekil+... " markasıyla ilgili 03, 05.sınıflar için marka başvurularının olduğu, davalı ... Tic. Ltd. Şirketi'nin ... tescil numaralı, 20/09/2017 başvuru tarihli, 25/03/2018 tescil tarihli, "..." markasının 37.sınıfta kayıtlı olduğu görülmektedir. SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir"SMK 6/1 maddesi hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. SMK 6/9 maddesi hükmüne göre , Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu hükme göre , iltibastan söz edilebilmesi için ; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Somut olayda, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait "..." ibareli marka ile asli müdahil adına kayıtlı "..." ve "..." ibareli markaların esas unsurunun mafra ibaresi olduğu, her iki markanın görsel, işitsel olarak ayniyet teşkil ettiği, kavramsal olarak ibarenin Türkçe anlamının olmadığı, asli müdahilin markalarında yer alan şekil unsurlarının markaların tali unsuru olduğu ve benzerliği ortadan kaldıracak ayırt ediciliğinin bulunmadığı, bu nedenlerle işaretlerin ayırt edilemeyecek nitelikte benzer olduğu, iltibas tehlikesi yönünden markaların tescilli oldukları sınıflara bakıldığında farklı sınıflarda tescilli olmakla birlikte , tescilli oldukları alt emtialara ve hizmetlere bakılarak yapılan benzerlik karşılaştırılmasında bilirkişi raporu ile ayrıntılı bir şekilde inceleme sonucu tespit edildiği üzere; 02. Sınıftaki "Boyalar, vernikler; pasa ve ahşabın bozulmasına karşı koruyucular; renklendiriciler, mordanlar; ham doğal reçineler" emtiaları ile 37. Sınıftaki "Kara araçlarının boya koruma ve seramik kaplama hizmetleri" 03. sınıftaki "Ağartma müstahzarları ve çamaşır kullanımına yönelik diğer maddeler; temizleme, parlatma, temizleme ve aşındırıcı preparatlar; sabun, parfümeri, uçucu yağları, kozmetik" emtiaları ile 37. sınıftaki " giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri" 05. Sınıftaki "Dezanfektanlar; haşaratın yok edilmesi için hazırlıklar; fungisitler, herbisitler" emtiaları ile 37. sınıftaki "Temizlik hizmetler,; dezenfeksiyon hizmetleri, haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçlarına temizlik hizmetleri. Kara araçlarının detaylı iç temizlik hizmetleri" 38. Sınıftaki "Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri" ve 01. sınıftaki "motorlar ve motorlar için koruyucu sentetik kimyasallar; taşıt motorları için soğutucular; motor soğutucuları için kaynama önleyici müstahzarlar; kimyasal filtreleme malzemeleri" emtiaları ile 37.sınıftaki "Kara araçları servis istasyon hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri: gemi inşaatı hizmetleri. Hava Taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri" bakımından tescilli emtia ile tescilli hizmet arasında benzerlik ve bağlantı bulunduğu, dolayısıyla davalı markasının davacının markasının tescilli olduğu emtialarla bağlantılı olduğu tespit edilen tescilli hizmetler yönünden sınıfsal benzerlik koşulunun somut olayda mevcut olduğu bu nedenlerle ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurma dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğ anlaşılmıştır.Ayrıca , asli müdahilin tescilsiz ve tescilli uyuşmazlık konusu markaya ilişkin önceye dayalı kullanımları nedeniyle ibare üzerinde hak sahibi olduğu, davalı ...'in davalı şirket adına marka tescilinden önce asli müdahilin bayiliğini yaptığı, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...'in ise ...'in annesi olduğu, dolayısıyla aynı sektörde faaliyet yürüten davalıların asli müdahilin hak sahibi olduğunu bildikleri , Türkçe anlamı olmayan, özgün bir ibare olan "..." ibaresini ayırt edilemeyecek benzer ve iltibas oluşturacak şekilde tescil ettirilmesinde iyi niyetli olmadıklarının açık olduğu , SMK 6/9 maddesi gereğince kötüniyetli tescil durumunda markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği, bu nedenlerle mahkemece markanın hükümsüzlüğüne dair verilen kararın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu davacı SMK 6/5 maddesine dayalı olarak da hükümsüzlük talep etmiş ise de mahkemece tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı gerekçesine yer verildiği hükümsüzlük kararının tanınmış marka iddiasına dayalı olmadığı , bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, mafra markasının asli müdahale eden şirkete ait olduğu, davacı şirketin ise marka sahibinin Türkiye'deki genel distribütörü olduğu, yukarıdaki açıklamalara göre davalıların asli müdahilin hak sahibi olduğunu bildikleri koruma kapsamındaki markasının iltibas oluşturacak şekilde benzerini tescil ettirerek aynı iş kolunda markanın yasal sahibi oldukları izlenimi yaratacak şekilde izinsiz ve hukuka aykırı kullanmalarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği,zarar gören davacı ve asli müdahilin ayrı ayrı tazminat talep etmekte haklı oldukları, mahkemece marka hakkına tecavüz, haksız rekabete ilişkin yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hüküm ile somut olayın özelliği, kusur durumu ihlalin boyutu dikkate alınarak taktir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı vekili , davacı savunma ve delilleri dışında dosyada başkaca delil bulunmadığını ileri sürmüşse de; cevap dilekçesinin 5. Sayfasında davacı tarafça ileri sürülen delillere itirazının bulunmadığını bilakis bile isteye marka hakkına dayanarak yaptığını belirttiği , istinaf sebebinde haklılık bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece davacı şirketin markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; SMK'nın "Hükümsüzlük halleri ve hükümsüzlük talebi" yan başlıklı 25 inci maddesinin 2 nci fıkrası: ‘Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.’ hükmünü haizdir. Bu hüküm uyarınca, markanın hükümsüz kılınmasında menfaati bulunan herkes hükümsüzlük davasını açabilir. Somut olayda , davacının marka sahibinin Türkiye distribütörü olduğu, marka sahibi ile arasında markanın kullanılması konusunda inhisari nitelikte lisans sözleşmesi bulunduğu , markanın hukuka aykırı tescili nedeniyle davacı şirketin zarar gördüğü, davalı markasının hükümsüzlüğünü istemekte , 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/2. maddesinde geçen "menfaati olanlar" ibaresi de dikkate alındığında davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu bu nedenle mahkemenin davacı şirket yönünden marka hükümsüzlüğü davasının usulden reddine dair kararın yerinde olmadığı,Buna karşın, SMK madde 150/2 madde düzenlemesine göre “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uuygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sımai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat islenebilir ” şeklinde düzenleme mevcuttur. İtibar tazminatının oluşabilmesi için tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartı aramış, olup somut olayda itibar tazminatı gerektiren markanın kötü kullanımı ile itibarın zedelendiğine ilişkin somut delil bulunmadığı, iddianın ispatlanamadığı, davalının ileri sürülen fillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirildiği görülmekle, bu talebin reddi kararında bir isabetsizlik söz konusu değildir.Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin hukuki temelinde haksız fiil bulunduğundan HMK 16.maddesindeki " Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." yasal düzenleme uyarınca zarar gören davacı şirketin yerleşim yeri itibariyle mahkemenin davaya bakmaya yetkili olduğu, yetki itirazının gerekçesi gösterilerek reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür. İhtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi yönünden alınan bilirkişi raporunun mahkemece dikkate alınamayacağı ileri sürülmüş ise de, tespit mahiyetinde alınan raporlardaki taraf markalarına ilişkin değerlendirmelerin mahkemece dikkate alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre, asli müdahil vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin ve davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddi , davacı vekilinin hükümsüzlük davasında aktif husumet ehliyeti konusundaki istinaf sebebi haklı olduğundan talebinin kısmen kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Asli müdahil vekilinin ve davalılar vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Asli müdahil vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 11/03/2021 tarih, 2018/174 E., 2021/51 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davacı ve asli müdahilin markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davalarının KABULÜNE, Davalıların asli müdahile ait "..." esas unsurlu markalar ile karışıklığa yol açacak şekilde "..." markasını kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarının tespitine, Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin engellenmesine, Tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması için "..." markası ile benzerlik yaratan ambalajların davalılar tarafından kullanımının engellenmesine, ticari hayatın tüm hallerinde satışa sunulmasının, sosyal medya, internet ve her türlü yayın, ilan ve reklam araçlarında, tabelalarda ve ticari evrakta davalılar tarafından kullanılmasının önlenmesine, Davalılara ait ve tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden "..." markasının kullanıldığı her türlü emtia ve evrakın toplatılmasına ve karar kesinleştiğinde masrafı davalılardan alınmak suretiyle imhasına, Davacı ve asli müdahil talep edenin manevi tazminat davalarının kabulüne, her bir davacı için ayrı ayrı 20.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan ... davacıya ve asli müdahile verilmesine, Davacının ve asli müdahilin itibar tazminatı taleplerinin reddine, Asli müdahilin ve davacının marka hükümsüzlüğü davasının kabulüne, Davalı ... Tic. Ltd. Şti'ye ait ... Tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;Asıl dava yönünden 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası yönünden 427,60 TL, manevi tazminat yönünden 1.366,20 TL, marka hükümsüzlük davası yönünden 427,60 TL olmak üzere 2.221,40 TL karar harcından peşin alınan 1.502,40'nin mahsubu ile 719,00 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken itibar tazminatı davası yönünden 427,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/c-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı ve 719,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 754,90 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafından yapılan 284,90 TL tebligat ve müzekkere masrafları ile 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.784,90 TL yargılama giderinden, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle 2.838,68 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davacı vekiline markaya tecavüz ve haksız rekabet davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/d-Davacı vekiline hükümsüzlük davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/e-Davacı vekiline manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 20.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/f-Davalılar vekiline reddedilen itibar tazminatı davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 20,000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,Asli müdahale davası yönünden 4/g-Alınması gereken 1.366,20 TL harçtan peşin alınan 647,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 719,00 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4/h-Asli müdahil vekiline markaya tecavüz ve haksız rekabet davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL ücreti vekaletin davalılardan tahsili ile asli müdahile ödenmesine,4/ı-Asli müdahil vekiline manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 20.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan tahsili ile asli müdahile ödenmesine, 4/i-Asli müdahil vekiline marka hükümsüzlüğü davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 25.500,00 TL ücreti vekaletin davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden tahsili ile asli müdahile ödenmesine,4/j- Davalılar vekiline reddedilen itibar tazminatı davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 20.000,00 TL ücreti vekaletin asli müdahilden tahsili ile davalılara ödenmesine, 4/k-Asli müdahil tarafından yapılan 647,20 TL peşin harç ve 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 701,60 TL harç giderinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/l-Asli müdahil tarafından yapılan 1.500,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre, (%82) 1.230,00 TL'nin davalılardan tahsili ile asli müdahile ödenmesine, bakiye (%18) 270,00 TL'nin asli müdahil üzerinde bırakılmasına, 4/m-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 118,60 TL harcın mahsub ile bakiye 309,00 TL harcın asli müdahilden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 1.366,20 TL ve asli müdahil davası yönünden 1.366,20 TL olmak üzere toplam 2.732,40 nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 683,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.049,30 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 111,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 273,60 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için asli müdahil ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/850, K. 2024/792, T. 02.05.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-44-hukuk-dairesi-2021-850-e-2024-792-k-c48fb6cefce3