Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/79 E. 2021/351 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/79
- Karar No
- 2021/351
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ . T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ . T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R . İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2021 NUMARASI : .... DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2021 tarih ve 2021/79 E. - 2021/351 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1963 yılında kurulduğunu, Türk ... firmalarının önde gelenlerinden biri olduğunu, 2013/67109 sayılı ve "....." ibareli markasını kullandığını, bu markayı mesnet göstererek davalı şahsın 2019/107806 sayılı ve "şekil+..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa marka başvurusunun müvekkilinin itiraza mesnet markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka olduğunu, taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, bu yüzden de davalının dava konusu edilen markayı tescil ettirmesinin iltibas yaratacağını, dava konusu edilen markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu kelime ile yakın benzer “...” ibaresinin hem müvekkilinin tescilli markasının esas unsurunu hem de ticaret unvanının kılavuz unsurunu oluşturduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasının tanınmışlığından haksız bir yarar elde edeceğini, davalının söz konusu ibareyi kendisine marka olarak seçerken kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-141 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, "..." markasını 2016 yılından beri 30. sınıfa giren bir takım emtialarda kullandığını, bu markanın davalı kurum nezdinde 2016/98067 no ile adına tescilli olduğunu, şimdi de markasını 05 ve 35. sınıflara giren emtialarda tescil ettirmek istediğini, taraf markalarının birbirlerine benzemediğini, zira davacının markasının esas unsurunun “...” değil, “...” olduğunu, davacının daha önce yaptığı “...” ibareli marka başvurusunun 2012/80637 no ile işlem görerek ... tarafından reddedildiğini, davacının tek başına “...” ibareli markasal kullanımlarının ve bu ibare üzerindeki hak iddialarının haksız olduğunu, tarafların faaliyetlerinin karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvurunun yeşil renkli düz yazı karakterinde küçük harflerle yazılmış “...” ibaresini içermektedir ve bu ibarede geçen “-o” harfi, sarı renkli bir damla şeklinde tasarlandığı, markanın esas unsurunun bütün olarak “...” ibaresi olduğu; itiraza mesnet markanın ise büyük puntolarla siyah renkli karakterize küçük harflerle (-i harfinin noktası kırmızı renkte tasarlanmış olmak üzere) yazılmış “...” ibaresi ile, bu büyük puntolu unsurun altına çok daha küçük puntolarla düz yazı karakterinde baş harfleri büyük ve ayrı yazılmış “... ... ...” unsurundan oluştuğu ve şekil unsuru içermediği, markada geçen “...” ibaresinin, “... ... ...” ibaresine göre çok daha baskın karakterde, karakterize biçimde ve büyük puntolarla yazıldığı, “...” ibaresinin marka işaretinde ilk anda göze çarpan unsur, yani markanın esas unsuru olduğu; markaların genel görünümleri, okunuşları ve algılanışları itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediklerini söylemenin mümkün görülmediği, başvurunun davacı markasından yeterli derecede farklılaştığı markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı; davacının, dava konusu "..." ibaresi ile aynı ya da benzer tescilsiz bir işareti, dava konusu marka başvuru tarihinden önce, dava konusu emtialar ile aynı ya da benzer emtialar üzerinde yoğun ve sıkı bir şekilde kullanarak ayırt edicilik kazandırdığına ilişkin delil bulunmadığından SMK'nın 6/3. maddesi hükmü şartlarının gerçekleşmediği, davacının itiraza mesnet markasının tanınmışlık mertebesine ulaştığının ispat edilemediği, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğunu, başvurunun müvekkili markasıyla aynı sınıfta tescil ettirilmek istendiğini, müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, başvurunun SMK'nın 6/4-5 bentleri uyarınca da reddinin gerektiğini, kötüniyet değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, yeni bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, kararda yeterli gerekçeye yer verilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili, taraf markalarında "..." ibaresinin ortaklığına dayalı olarak eldeki davayı açmış ise de, davacı taraf marka kompozisyonunda "..." ibarenin değil, "..." ibaresinin konumu, boyutu ve yazım tarzı itibariyle baskın unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvurunun esas unsurunu ise "..." ibaresinin oluşturduğu, bu ibarenin şekil unsuru da içerdiği ve bütünsel intibası itibariyle davacının itiraza mesnet markasından oldukça farklı olduğu, bu hali ile başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, öte yandan, davacı markasının tanınmışlığını kanıtlanamadığı gibi taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ve eskiye dayalı kullanım iddialarının da ispatlanamadığı, davacı vekilinin yeni heyetten rapor alınma talebi kabul edilmemiş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/06/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/07/2024 ..... Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.