Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/2004 E. 2025/122 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2004
- Karar No
- 2025/122
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2004 KARAR NO : 2025/122 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2022 NUMARASI : 2022/127 E. - 2022/311 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararınını İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2022 tarih ve 2022/127 Esas - 2022/311 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2012/65896, 2012/65900, 2014/16502, 2014/16537, 2014/35234, 2014/35669, 2015/91604, 2016/45340, 2016/45343, 2016/45346, 2017/108032, 2017/68793, 2017/68797 sayılı ve "...", "...&şekil", "... ..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/68090 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1977 yılından beri Suudi Arabistan’da gıda sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak yakın düzeyde benzer olduklarını, aynı/aynı tür emtialarda kullanılacaklarını, dava konusu edilen markada geçen kelime öbekleri bir bütün olarak ele alındığında dahi bu markanın davacının seri markalarının devamı niteliğinde algılanması ihtimalinin yüksek olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış ve seri markalarının arasına sızacağını, haksız yarar elde edeceğini ve bu tanınmış markaların itibarını zedeleyeceğini, davalı ... başvurusunun kötü niyetli olarak ve haksız rekabet saikiyle yapıldığını, markanın müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz unsurunu da içerdiği ve bu nedenle de tescil edilmemesi gerektiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nın 2022-M-1315 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği; davacının bu markalarının her birinde ortak olarak kullanılmış olan ve huzurdaki uyuşmazlığa konu edilen "..." ibaresi, davacının markalarının bir kısmında büyük puntolarla ve ilk anda dikkat çekici biçimde yazılmış ise de, davacının geriye kalan markalarının genel izlenimlerinin, tümüne hakim olan görünüşlerinin ve ayırıcılıklarını vurgulayan imajlarının içerisinde "..." ibaresinin tek başına ön planda olduğunun ve ilk anda algılandığının söylenmesinin mümkün görülmediği; "..." ibaresinin davacının itirazına mesnet alınan tüm markalarında kullanılmış olması nedeniyle, davacının çatı markası olduğu, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanı kılavuz unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerektiği, bu nedenle de; davacının markalarının çoğunluğunda, zaten de görsel açıdan ön planda/baskın olarak algılanmayan "..." çatı markasından ziyade, diğer kelime unsurlarının ve genel/bütünleşik kompozisyonların, işaretlerde markasal hüviyette korunması istenilen asıl unsurlar olduğunun değerlendirildiği; diğer bir ifadeyle, davacının markalarında kullanılmış olan "..." çatı markasının işaretlere kattığı ayırt ediciliğin, işaretlerde kullanılmış olan diğer unsurlardan daha yüksek seviyede kaldığının söylenemeyeceği, dava konusu markada ise, "..." ve "..." ibarelerinin geri planda kaldığının ve "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bu ibarelerden yüksek olduğunun ve tek başına ön plana çıktığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının karma özelliği baskın markalarının davalının sırf kelime markası olan markasından yeterli derecede farklılaştığı ve davalının markasında "..." ibaresinin diğer kelime unsurlarıyla bütünleşik olarak/bir tamlama içinde, tek başına ön plana çıkmayacak karakterde kullanılmış olmasının da bu farklılaşmayı arttırdığı, sonuç olarak, taraf markalarında, ayniyete yakın benzer olan "..." ve "..." ibarelerinin geçiyor olmasının, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı, markaların işitsel olarak da farklı oldukları, işaretlerin kavramsal açıdan yakınlaştığı; davacının huzurdaki davasına mesnet aldığı markalarının tescilli olduğu, bu markaların korunmasının SMK'nın 6/3 hükmüne göre değil, 6/1. maddesine göre istenebileceği, ayrıca taraf markalarının benzemediği; davacının ticaret unvanlarının bir bütün olarak dava konusu edilen markanın kapsamında yer almadığı; dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin seri marka oluşturduğunun ve bu anlamda hak iddiasının olabileceğinin göz önünde bulundurulmadığını, dava konusu başvurudaki "..." kelimesinin "öz-hakiki" anlamına geldiğini, başvurunun müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamak amacıyla yapıldığını, "..." ibaresinin ise bir tarikata ait olduğunu, bu durumun aynı zamanda müvekkili markasının bir tarikat ismi ile anılmasına sebebiyet vereceğini, davalı konusu markanın müvekkilinin ticaret unvanını içerdiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, "..." ibaresinin de ayırt edici olup, dava konusu markadaki yan unsurlarla başvurunun farklılaştığının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili markasından haberdar olan davalının başvuruyu kötü niyetli olarak yaptığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 29. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının markalar benzer görülmediğinden Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2022-M-1315 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 12.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 05.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının ticaret unvanı nedeniyle başvurunun reddinin gerekip gerekmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun 29. sınıf mallarda tescili talep edilmiştir. Davacının itiraza mesnet markaları 29. sınıf mallar kapsadığından, dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Taraf markaları arasında işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi ise davacının itiraza mesnet markalarının tek esas unsuru veya çatı markası konumundadır. Bu durum, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerliğe sebebiyet vermektedir. Dava konusu markaya gören tüketiciler tarafından bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunun derhal ve ilk bakışta algılanmasının mümkün olmadığı, dava konusu markanın davacının itiraza mesnet markalarının yeni bir versiyonu gibi algılanmasının mümkün olduğu, bu hale göre de, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar davacı vekili, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötü niyete dayalı olarak da ticaret engeli bulunduğunu ileri sürmüş ise de, davacı tarafın dava konusu ibarenin başvuru tarihinden önce tescilsiz olarak kullanıldığına, itiraza mesnet markaların tanınmışlık seviyesine ulaştığına, ticaret unvanının çekişmeli mallarda fiilen kullanıldığına ve başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığına ilişkin somut delil ileri sürülmediği anlaşılmış ve davacı tarafın bu itirazları ise isabetli bulunmamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazıyı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 29/09/2022 gün ve 2022/127 Esas - 2022/311 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 2022-M-1315 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu 2020/68090 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 234,48-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 186,00-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.941,18-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.102,58-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/02/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...