Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/5305 E. 2014/4465 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/5305
- Karar No
- 2014/4465
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/79 KARAR NO: 2024/912 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 01/11/2021 NUMARASI: 2020/187 Esas - 2021/854 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 29/05/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 02/10/2019 tarihinde kaldırımda yürümekte iken ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracın ... plakalı araca çarptığını, çarpışmanın etkisiyle yoldan kaldırıma doğru savrulan ... plakalı aracın ise kaldırımda yaya halindeki davacıya çarptığını, ağır şekilde yaralanan davacının sol ayak bileğinin kırıldığını ve ameliyat altına alındığını, sigorta şirketi tarafından 24/12/2019 tarihinde 30.154,45 TL ödeme yapıldığını, ödemenin eksik olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 Sayılı Yasanın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre geçici/daimi iş göremezlik, malüllük, efor, iş gücü ve kazanç kaybı, SKG tarafından karşılanmayacak bakıcı gideri, tedavi giderleri vs.tüm maddi zararlarının uzan bilirkişi marifetiyle hesaplandığında artırılmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının her ne kadar davalı şirkete başvuru yapmış ise de ödeme yapılabilmesi için gerekli olan ve kendisinden istenen evrakları temin etmediğinden kanunun dava şartını yerine getirmediğini, dava konusu kaza nedeniyle davalı şirket tarafından davacı tarafa 24/12/2019 tarihinde 30.154,45 TL ödeme yapıldığını, tedavi giderleri ve tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş göremezliğe ilişkin tazminat ve geçici bakıcı giderleri, sigorta poliçesi teminatı dışında olup davalı şirketin bu kalemler yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin diğer şartların varlığı halinde ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, Davacı ... için 7.672,32-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.964,48-TL bakıcı/tedavi/yol gideri olmak üzere toplam 9.636,80-TL tazminat alacağının temerrüt tarihi 24.12.2019 tarihinden itibaren (ZMMS Poliçe limiti olan 390.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere), işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davacıya hasar dosyası kapsamında eksiksiz olarak ödeme gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, ödeme tarihi itibariyle hesaplama yapılarak ödemenin yeterliliği değerlendirilmeksizin karar verildiğini, müvekkil şirketin poliçe kapsamında geçici iş göremezlik zararlarına ve tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğu bulunmamasına rağmen, aleyhe geçici iş göremezlik tazminatına ve tedavi giderlerine hükmedilmediğini, ATK tarafından temin edilen maluliyet raporunun yanlış yönetmeliği göre düzenlenmiş olup itirazlara rağmen yeni bir maluliyet raporu alınmadığını, kusura yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, %80 kusur oranı üzerinden kurulan hükmün hatalı olduğunu, kaza nedeniyle tazminat hesabının TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, dava konusu tazminat dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur bilirkişi raporuna göre sürücü ...'ın %80 oranında, sürücü ...'ın %20 oranında kusurlu oldukları, davacı yayanın kusursuz olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağı ile örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında; "2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde; 14.10.2014 tarih, 2014/ 16455 E. ve 2014/13330 K. sayılı kararında ise "Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik, tedavi gideri tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararı). Dosya kapsamından hükme esas alınan ATK maluliyet raporunun istinaf talep eden davalı ... vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde yönetmeliğin hatalı uygulandığına ilişkin itiraz etmediği görülmektedir. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet oranı ve tespiti bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinde maluliyet raporuna değinen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı ... tarafından yapılan başvuru üzerine davacıya 24/12/2019 tarihli dekont ile 30.154,45 TL ödeme yapıldığı, dosya kapsamına ibraname sunulmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda taraflar arasında imzalanan ibraname bulunmadığından KTK'nın 111. maddesi kapsamında ortada ibra olmadığından dava tarihinden önce yapılan ödeme ile ödeme tarihi itibariyle yapılması gereken ödeme arasında orantısızlık bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Bakiye alacak yönünden usulünce verilmiş ibraname bulunmadığı için Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde önceden yapılan ödeme makbuz hükmünde kabul edilerek dava tarihinden önceki ödeme rapor tarihine kadar güncellenerek tazminattan mahsup edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. H.D.nin 2015/14406 E.2018/8459 K.) Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu nedenle, kabul edilen tazminatın faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 658,28 TL harçtan peşin alınan 330,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 328,28 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.29/05/2024