Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/4894 E. 2021/10580 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/4894
- Karar No
- 2021/10580
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2024/3247 KARAR NO: 2024/3106 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/08/2024 NUMARASI: 2024/375 E - 2024/370 K DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 19/11/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati haciz talep eden ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket, tüm iş ve işlemleri EPDK ve ilgili kuruluşlarca sürekli denetlenen, yaptığı tüm iş ve işlemlerde mevzuata sıkı sıkıya bağlı olan kar amacından ziyade kamu hizmeti niteliği ağır basan ve yaptığı tüm iş ve işlemlerde basiretli bir tacir olma yükümlülüğüne uygun hareket eden saygın ve köklü bir enerji şirketi olduğunu, müvekkili şirketin verdiği hizmetin niteliği gereği mevzuata aykırı işlem yapması kesinlikle mümkün olmadığını zira özelleştirme kapsamı gereği şirketin takdir yetkisinde olan hiçbir alan/hizmet olmadığını, tüm hizmetler ve alınan kararlar üst kurulun ve belirlediği mevzuatın çizdiği sınırlar dâhilinde olmak zorunda olduğunu, bu itibarla müvekkili şirketi klasik kar amacı güden bir özel hukuk tüzel kişisi gibi değerlendirmemek gerektiğini, Müvekkili şirketin, kaçak elektrik tüketen aboneleri tespit ederek mevzuatta öngörülen yaptırımları uygulamakla yükümlü olduğunu, bu kapsamda, kendisine iletilen kaçak ihbarlarından ve re’sen tespit ettiği tüketim değişikliklerinden hareketle düzenli olarak ve titizlikle sahada kaçak kul- lanım incelemeleri gerçekleştirdiğini, tespit edilen kaçak kullanımlar sonucunda mevzuatta öngörül- düğü şekilde tespit tutanağı düzenlendiğini, kaçak kullanım düzeneğinin ortadan kaldırıldığını, enerjinin kesildiğini ve kaçağın niteliğine göre mevzuatta öngörülen hesaplama teknikleri doğrultusunda kaçak elektrik tahakkuku ve faturası düzenlendiğini, Müvekkili şirket tarafından borçlunun kullanımında bulunan ... Mh. ... Sk. No: ... Fatih/İstanbul adresinde 02.02.2024 tarihinde yapılan denetimlerde, ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale edilerek ve aynı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirmeksizin elektrik kullanıldığı tespit edilmekle, bu durumun ... nolu tutanak ile ve tespit anında çekilen video görüntüleri ile kayıt altına alındığını, tutanak gereğince tahakkuk olunan 16.07.2024 son ödeme tarihli 1.404.492,71 TL ve 2.234.391,88 TL bedelli faturaların ödenmediğini, Alacak muaccel olup rehin ile temin edilmediğini, borçlunun piyasas olan ticari borç- larını ödemek yerine alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla şüpheli işlemlerde bulunduğunu, bu hususta icra takipleri başlatıldığını beyanla, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar Sayılı 25.03.2024 tarihli kararı gereği yukarıda ayrıntısı izah edilen 3.678.184,55-TL alacağı teminat altına almak üzere, borçlunun menkul - gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiler. İlk Derece Mahkemesi'nce 2024/375 Değişik iş 2024/370 Karar sayılı 19.08.2024 tarihli değişik iş kararında: "Mahkememizce benzer dosyalarda yapılan yargılamalar ve alınan bilirkişi raporlarına göre kaçak/usulsüz elektrik kullanımından dolayı düzenlenen faturalarda zaman zaman hesaplama hataları bulunmaktadır. Bu husus ve karşı tarafın elektrik kullanımına devam ettiği hususu gözetilerek mevcut dosya kapsamında bu aşamada faturalardan dolayı alacağın miktarı bakımından takdiren % 50 oranında indirim yapılmasının hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olacağı kabul edilmiştir. Haciz talebinin tümden reddi halinde talep edenin varlığını yaklaşık ispat ölçüsünde ispatladığı, kaçak kullanımdan kaynaklı muhtemel alacağını tahsil etmesi imkansız hale gelebilecektir. Bu kapsamda ihtiyati haciz talebinin hakkaniyet ve ölçülülük ilkesi uyarınca talep edilen miktar üzerinden takdiren uygulanan % 50 oranında indirim yapıl- mıştır " gerekçesiyle " Talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜ ile, talep konusu alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve mevcut kanıtlara göre istem kanuna uygun görülmüş olmakla; 1.839.092,28 TL alacak yönünden alacağın %15'ine tekabül eden 275.863,84 TL teminat karşılığında İİK”nun 257/1 maddesi gereğince borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde İHTİYATEN HACZİNE," karar verilmiştir. Borçlu şirketin iş bu ihtiyati haciz kararına itirazı üzerine itiraz duruşmalı olarak incelenmiş ve 03.10.2024 tarihli ek karar ile " İTİRAZIN REDDİNE " karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu:ihtiyati haczin kısmen kabulüne dair 30.09.2024 tarihli değişik kararı ... tarafından, itirazın reddine dair 03.10.2024 tarihli ara karar ise borçlu tarafından istinaf edilmiştir. ... vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamına sunulan tutanak, fotoğraf vs deliller ile borçlunun kaçak kullanımının kesin olarak ispatlandığını, tutanak kapsamında tahakkuk olunan faturaların ödenmediğini, alacak muaccel olup rehin ile temin edilmediğini, müvekkili şirket tarafından yapılan tespit, tahakkuk ve faturalamada her hangi bir hata bulunmadığını, ihtiyati haciz talebinin tümden kabulü gerekirken kısmen kabul yönünde karar tesisinin usul ve yasaya aykırı oldu- ğunu beyanla 19.08.2024 tarihli kararın kaldırılmasını, sonuçta ihtiyati haciz talebinin tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Borçlu vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili açısından kesinleşmiş bir borç bulunma- dığını, alacağın varlığı yönünden yaklaşık ispatın sağlanmadığını, müvekkilinin mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunmadığı gibi ayrıca ...'ın kamu kurumu olmadığını beyanla "ihtiyati hacze itirazın reddine " dair 03.10.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; İstinafa getirilen kararların niteliğine göre, halli gereken husus somut olay bazında ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı ve ilk derece verilen kararın yerinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edil- memiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. Mad- desi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olması"ndan anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yarg. 19.HD 12/12/2019 Tar. 2019/2300 E-2019/ 5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fık- rasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir (Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağı, koşullarının bulunması halinde, ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak, talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. İhtiyati haciz talep eden ... alacağını yaklaşık ispat noktasında; kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanımını gösterir fotoğraf ve video görüntülerine dayanmaktadır. 1. ... çalışanları tarafından, borçlu şirketin kullanımında bulunan ... nolu hizmet noktasındaki "... Mahallesi, ... Sokak, No: ..., Fatih/İstanbul" adresinde 02.07. 2024 tarihinde yapılan kontrollerde; "ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale edilerek ve aynı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirmeksizin elektrik kullanıldığı" tespit edilmekle, borçlu adına ... nolu Kaçak/Usulsüz Elektrik Kullanımı Tespit tutanağı düzenlendiği, tutanak ekindeki listede harici hattan beslenen cihazların dökümünün yapıldığı, tespit anının ayrıca video görüntüleri ile kayıt altına alındığı, tespit anında borçlunun hazır bulunduğu, ancak imzadan imtina ettiği, 2. Tutanak gereğince tahakkuk olunan 16.07.2024 son ödeme tarihli 1.404.492,71 TL ve 2.234.391,88 TL bedelli faturaların ödenmediği anlaşılmaktadır. BORÇLUNUN İSTİNAF SEBEPLERİ YÖNÜNDEN; Dosya kapsamına göre, tutanak tarihinde davalı şirketin adresinde dağıtım sistemine müdahale suretiyle ve harici hattan kaçak elektrik kullandığı, tutanak, video kayıtları, fotoğraflar vs ile yaklaşık olarak ispatlanmıştır. Kaçak elektrik kullanımının haksız fiil niteliği arz ettiği, alacak kaçak tespit tarihinde muaccel olacağı tartışmasızdır. Diğer yandan alacak rehin ile temin edilmemiştir. Somut olayda, borçlu yönünden ihtiyati haciz koşulları oluşmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce "ölçülülük ilkesi" gereğince, takdiri indirim yapılarak ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, % 15 oranında teminat takdir edilmiş, mahkemece belirlenen 275.863,84 TL karşılığı teminat mektubu dosyaya ibraz edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen 30.09.2024 tarihli "itirazın reddine" dair ek kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,borçlunun -30.09.2024 tarihli ek karara ilişkin ek karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN ...'IN İSTİNAF SEBEPLERİ YÖNÜNDEN; Somut olayda, "ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne" dair 19.08.2024 tarihli değişik kararı ...'a 09.09.2024 tarihinde tebliği edilmiş olup yasal süre içinde red olunan kısım ile ilgili olarak istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk derecenin red gerekçesi; "Mahkememizce benzer dosyalarda yapılan yargılamalar ve alınan bilirkişi raporlarına göre kaçak/usulsüz elektrik kullanımından dolayı düzenlenen faturalarda zaman zaman hesaplama hataları bulunmaktadır. Bu husus ve karşı tarafın elektrik kullanımına devam ettiği hususu gözetilerek mevcut dosya kapsamında bu aşamada faturalardan dolayı alacağın miktarı bakımından takdiren % 50 oranında indirim yapılmasının hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olacağı kabul edilmiştir." şeklinde olup 1.839.092,28 TL alacak üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut deliller ve Yargıtay 3. HD'nin kararında belirtilen ölçülülük ilkesi dikkate alındığından mahkemece 1.839.092,28 TL alacak miktarı üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, ihtiyati haciz talep eden ile aleyhine ihtiyati haciz kararı verilenin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İhtiyati haciz talep eden ile aleyhine ihtiyati haciz kararı verilenin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, İhtiyati haciz talep eden ile aleyhine ihtiyati haciz kararı verilenden alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/11/2024