Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/4894 E. 2021/10580 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/4894
- Karar No
- 2021/10580
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2024/3563 KARAR NO:2024/3490 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:15/11/2024 NUMARASI:2024/425 D.İş E - 2024/456 K DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ:19/12/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde özetle; müvekkili kurum ekiplerince 07.07.2023 tarihinde yapılan kaçak elektrik tüketimi tespitinde, EPTHY madde 42/1(B) bendi uyarınca ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle mevzuata aykırı bir şekilde kaçak elektrik tüketimi yapıldığının tespit edildiğini, ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, bu kaçak tespit üzerine 231.823,91 TL bedelli ve 130.637,99 TL bedelli olmak üzere toplamda 362.461,90-TL tutarında faturaların EPTHY mevzuatı kapsamında tahakkuk ettirildiği, karşı tarafın iş bu fatura borçlarını ödememesi ve kaçak elektrik tüketimine devam etmesi neticesinde alacağın sürüncemede kalmaması ve borçlunun karşılıksız yararlanmasının önüne geçmek amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, kurum ekiplerince kaçak elektrik kullanımının tespit anı video görüntüleri ile kayıt altına alındığı, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı fatura alacaklarına ilişkin yapılan ihtiyati haciz başvurularında her somut olay özünde değerlendirme yapılması gerektiği, davalı tarafın kaçak elektrik kullanarak, müvekkili şirketin kamu hizmetinin ifasını ve alacağını tahsil etmesini engellendiği ve aynı zamanda kamu zararı oluşmasına neden olduğunu,hem müvekkili şirketin hem de diğer elektrik kullanıcılarının zarar gördüğü, elektrik dağıtım şebekesi, ilgili bölgede yer alan abone sayısına göre tesis edildiği, kaçak elektrik kullanımı ise şebekedeki yükü artırarak elektrik kesintilerine, gerilimin düşmesine ve elektrik kalitesinin düşmesine neden olduğu, bu durum ise diğer elektrik kullanıcıları için zarar oluşumuna sebep olmakla kalmayıp üstelik hayati tehlike dahi arz ettiği,somut olayda ihtiyati haciz şartlarını taşıdığın kabulü ile borçlunun mallarını kaçırma ihtimali, alacağın sürüncemede kalmaması ve açılan icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’ da ihtiyati haciz için aranan koşullar sağlandığı belirtilerek, toplamda 362.461,90 TL tutarındaki kaçak elektrik tüketim faturalarından uygulanmak üzere İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyadan borca yeter miktardaki menkul ve gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası ile öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise de mahkemece takdir edilecek olan teminatın karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, "Talebin dayanağı olan belgelerin incelenmesi sonucunda; aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin mal kaçırma şüphesinin bulunması, alacak yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği gerekçesi ile;"Talebin kabulü ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz talep edenin ileride ihtiyati haciz de haksız çıkması halinde borçlu/borçlular ile üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydı ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının şimdilik talebe konu alacağın %20 (yüzde yirmi) oranınına isabet eden 72.492,38TL miktarındaki nakdi teminat tutarını veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu (şayet alacaklı bir banka ise kendisi dışındaki bir başka bankaya ait teminat mektubu olmak kaydı ile ) mahkememize yatırdığında veya ibraz ettiğinde borçlunun gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının yukarıda miktarı yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE,Kararın süresinde infazı için için İstanbul ... İcra Dairesi ... e sayılı dosyasına tevdiine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 4.700,00-TL vekalet ücreti ile ayrıca alacaklının yaptığı diğer ihtiyati haciz giderlerinin ihtiyati haczin ileride kesinleşmesi halinde aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçludan alınarak alacaklıya verilmesine,Harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" dair 01/10/2024 tarihinde itirazı kabil olarak karar vermiştir. Karara karşı taraf vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine ,mahkemece bu kez; "Yapılan incelemede; kaçak tespit tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden sayılmadığı, borçlunun ticari hayatı devam ediyor olup mal kaçırmaya yönelik bir eyleminin tespit edilmediği, davacı tarafından faturaların eksik sunulmuş olduğu, somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, varlığı ve miktarı ispata ve yargılamaya muhtaç alacak hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesinin mevcut dosya kapsamında ölçülülük ilkesi ile uyuşmayacağı" gerekçesi ile; "1-İtiraz eden borçlu vekilinin mahkememiz 2024/425 değişik iş, 2024/456 karar sayılı ihtiyati haciz kararına yönelik 11/10/2024 tarihli itirazının KABULÜNE, 2-Mahkememiz kararına istinaden uygunlanan ihtiyati hacizlerin DERHAL KALDIRILMASINA, bu hususta ilgili icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, 3-İhtiyati haciz talep edenin yaptığı masrafın kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Yeterince harç alınmış olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 5- İtirazın duruşmalı olarak incelenmesi nedeni ile 2024 yılında cari Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısım 1. Bölüm 1. Maddesinde belirtilen 5.900,00TL vekalet ücretinin talep edenden alınıp itiraz edene verilmesine" dair 15/11/2024 tarihinde istinafı kabil olarak karar vermiştir. Kararı ihtiyati haciz talep eden vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesindedavalının kaçak elektrik kullandığını, buna dair tutanak ve delillerin yaklaşık ispat koşulunu sağladığını, Yargıtay 3.HD sinin yeni bir karar vererek İstanbul BAM 3 HD nin aksi görüşünü ortadan kaldırdığını, ölçülülük ilkesine uyularak ihtiyati haciz kararı verilebileceğini, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu beyanla,ihtiyati haczin kaldırılması kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Talep ihtiyati haciz verilmesine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Talep eden tarafça düzenlenen 07/07/2023 tarihli kaçak tespit tutanağında dağıtım sistemine müdahale edilerek kaçak elektrik enerjisi kullandığı belirtilerek , kaçak tüketime dair 17/07/2023 son ödeme tarihli 231.823,91 TL ve aynı son ödeme tarihli 130.637,99 TL bedelli kaçak tüketim borcu tahakkuk ettirilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan davacı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.)Güncel Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağı nedeniyle koşulları bulunması halinde ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıkta, ihtiyati haciz talep eden elektrik dağıtım şirketi olan alacaklının kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır. Sunulan kaçak tespit tutanağı, hesap bülteni gibi belgelerin takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım gerekse süre, gerekse alacağın miktarı yönünden ispat yükünün talep eden üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur. Yukarıda yer verilen Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, talep eden tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır. Borçlunun kaçak kullanım yaptığının kabulü halinde dahi talep edilen alacak miktarının tek taraflı düzenlenen belgelere dayalı olması nedeniyle yargılama sonunda belirlenecektir.Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, özel hukuk tüzel kişisi olan şirket tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağı ve bu tutanağa dayalı tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle alacağın muaccel olduğu ileri sürülmüş, talep eden delil olarak kaçak zabıt tutanağı,tanık, fatura, hesap bülteni kaydına dayanmıştır.Talep eden tarafından dayanılan kaçak tespit tutanağı yukarıda açıklandığı üzere aksi sabit oluncaya dek geçerli olan belgelerden değildir. Bunun sonucu olarak sunulan mevcut deliller kaçak kullanım ve faturalardaki bedel yönünden talep edenin iddiaları yönünden yaklaşık ispata elverişli değildir. Alacağın varlığını " yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olup uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktar yargılamaya muhtaçtır. Talep eden borçlunun kaçma ve borçtan mal kaçırma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürmüş ise de borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia harici başkaca delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. madde gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, ihtiyati haciz talep eden Bedaş'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; İhtiyati haciz talep eden Bedaş'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/12/2024 GEREKÇE MUHALEFETİ:İhtiyati haciz talep edenin kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili talebiyle yoluyla ihtiyati haciz talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır.Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerin yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlen- memesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getiril- memekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. "Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E- 2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).İhtiyati haciz talep edenin istinaf dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'- nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle" kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahke- menin, 'ölçülülük ilkesi'ne uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceği" belirtilmiştir.Sonuçta; her talebin somut olayın özelliği, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsa- mına göre değerlendirileceği gerçeği, mahkeme ve hakim önüne getirilen tüm uyuşmazlıklar için geçerlidir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden ispat yükü ihtiyati haciz talep eden üzerindedir. Elektrik dağıtım şirketi olan ... alacağını yaklaşık ispat noktasında; kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanımını gösterir video kayıtlarına dayanmıştır.1.Alacağın dayanağını oluşturan 07/07/2023 tarihli ... nolu tutanağın ... çalışanları tarafından, davalı borçlunun kullanımında bulunan karaca-züccaciye olarak faaliyet gösteren iş yerinde EPDK 42/1-b gerekçesiyle düzenlendiği, tespit anında borçlunun hazır bulunduğuna ilişkin imzadan imtina kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. 2.Davalı vekilinin Istanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023 /521 E.sayılı dosyasında açtıkları menfi tesbit istemli dosya bulunduğu beyanı doğrultusunda dairemiz kayıtlarında yapılan incelemede;ıdavacı tarafça aynı kaçak tutanağına ilişkin açılan menfi tesbit istemli davanın Istanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin yine menfi tesbit istemli 2023/450 E.sayılı dosyası ile birleştirildiği yapılan yargılama neticesinde 24/06/2024 tarih 2024/451 K.sayılı ilamı ile davaların kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.Neticede; dava konusu kaçak kullanım ve buna bağlı alacağın yargılamaya muhtaç olduğu, mevcut durum itibariyle ihtiyati haciz yönünden "yaklaşık ispat"ın sağlanmadığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle sonucu itibariyle doğru çoğunluğun kararına iştirak etmekteyim. 19/12/2024