Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/4894 E. 2021/10580 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/4894
Karar No
2021/10580
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2024/3226 KARAR NO: 2024/3053 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/09/2024 NUMARASI: 2024/726 E DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) KARAR TARİHİ: 14/11/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bahse konu adreste faaliyet gösteren ... isimli kafenin işletmecisi olup, işyerinin elektrik aboneliği de şahsı üzerine kayıtlı olduğunu, davalının yılbaşı olması sebebiyle, müvekkilin en yüksek ciro yapacağı dönemde ve hiçbir gerekçe göstermeden, "kaçak elektrik kullanıldığı" gerekçesiyle işletmesinin elektrik enerjisini kestiğini ve kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesiyle 22.12.2022 ilk okuma-25.06.2023 son okuma tarihli 700.463, 47 TL tutarlı ve 25.06.2023 ilk okuma-22.12.2023 son okuma tarihli 1.494.942,21 TL tutarlı olmak üzere (2) adet fatura düzenlediğini, müvekkili tarafından davalı kuruma, dava konusu kaçak elektrik kullanım faturalarına itiraz edildiğini, işletmenin faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olarak Küçükçekmece 9.Asliye Mahkemesi 2024/1 D. İş dosyasıyla, elektriğin yeniden bağlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istenildiğini, tedbir taleplerinin kabulüyle işletmeye yeniden elektrik enerjisi verilmesine karar verilmesi üzerine davalı tarafından işletmenin elektriği yeniden bağlandığını, müvekkilinin uzun yıllardan beri Avcılar'da cafe işletmekte olup hiçbir şekilde kaçak veya usulsüz elektrik kullanmadığını, faturalarını düzenli olarak ödediğini, işletmedeki elektriği besleyen (3) ayrı abonelik olduğunu, davalı görevlilerinin kontrole gelindiği sırada, sadece ön cephede yani Cumhuriyet caddesine bakan dükkana ait elektrik sayacı ile ilgili incelemede bulunulduğunu, diğer (2) aboneliğe ilişkin sayaçların dikkate alınmadığını, 365 gün üzerinden sanki kaçak elektrik kullanımı varmış gibi hesaplama yapıldığını ileri sürerek Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024-1 D.iş sayılı dosyasından 04.01.2024 tarihli karar ile ve 330.000,00 TL teminat mukabili verilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararının nihai kararın kesinleşmesi anına kadar devamına, müvekkilinin davalı tarafça düzenlenen 22.12.2022 ilk okuma-25.06.2023 son okuma tarihli 700.463, 47 TL tutarlı ve 25.06.2023 ilk okuma-22.12.2023 son okuma tarihli 1.494.942,21 TL tutarlı faturaların iptali ile bu faturalar bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İDM tarafından; " Mahkememizin 06/08/2024 tarihli tensip zaptı ile, ön inceleme duruşmasının 19/12/2024 tarihine bırakıldığı, verilen tedbir kararının kaldırılmasını gerektirecek dosyaya sunulan yeni delil ve belgelerin değerlendirilmesinin de ön inceleme duruşmasında yapılacağı, dava konusu kaçak elektrik tüketimine konu mahallin iş yeri olduğu, borcun varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, davalının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde işlerin durma noktasına geleceği ve telafisi zor zararların oluşabileceği, HMK 389. ve devamı maddelerindeki şartların oluştuğu, tedbirin kaldırılmasına yönelik itirazların yerinde olmadığı, takdir edilen teminat miktarının yerinde olduğu, usul yönünden tedbirin uygulanmasında herhangi bir aykırılık bulunmadığı " gerekçeleriyle 1-Davalı vekilinin tedbirin kaldırılması ve tedbirin kaldırılmaması halinde %100 teminat alınması taleplerinin ayrı ayrı reddi ile tedbir kararının devamına, karar verilmiştir. Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacının, perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin kaçak elektrik enerjisi tüketimi yaptıkları tespit edildiğini, yönetmelik kapsamında düzenlenen faturalarda, fatura miktarı ve tespiti yönünden bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını iddia etmiş olsa da; dosyaya iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte, tespit tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahiyette herhangi bir somut delil sunamadığını, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını, teminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak tahakkuku nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04.01.2024 tarih ve 2024/1 D.İş sayılı kararıyla " davacı hak kaybına uğrayacağı, kesilen elektrik enerjisi nedeni ile telafisi güç ve imkansız zararlarının oluşacağı iddiası ile tedbir talep etmiş, yapılan incelemede talebin niteliği gereği 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinin yasal şartlarının oluştuğu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşıldığından davacının telafisi güç ve imkansız zararlarının oluşmaması açısından ihtiyati tedbir talebinin iki adet kaçak elektrik faturası toplamı olan 2.195.405,68.TL'nin %15'i oranında takdiren 330.000.TL teminat karşılığında kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleriyle aboneliğine ilişkin elektrik akımının kesilmemesi, kesilmiş ise tekrar elektrik akımının verilmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, teminat yatırıldığında bu hususta davalı kuruma yazı yazılmasına karar verilmiştir. Bu karar itiraz üzerine, davacı tarafça açılan Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/11 esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit talepli dosyanın 10.01.2024 tarihli tensip zaptı ile; "ihtiyati tedbir kararından sonra yasal süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşıldığı ve tedbirin kendiliğinden ortadan kalkmaması nedeniyle davacı vekilinin ihtiyati tedbirin devamı talebi yönünden değerlendirme yapılmasına yer olmadığına" karar verilmiş, görevsizlik kararı sonrası davalı vekili 29/08/2024 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş olduğu, davcının ticari faaliyetine devam etmesinde fatura bedellerinin tahsili yönünden davalı şirketin de menfaatinin bulunduğu, ihtiyati tedbir dava konusu fatura ile sınırlanmış olduğu anlaşılmakla elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi HMK 389 md hükmüne uygundur. Mahkemece belirlenen teminat miktarında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/4894, K. 2021/10580, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-4894-e-2021-10580-k-66a1bdf492f9