Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/427 E. 2023/1712 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/427
Karar No
2023/1712
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2020 NUMARASI :... DAVACI : ... - [...] VEKİLLERİ : Av. ... ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... -... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 26/03/2019 KARAR TARİHİ : 02/11/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/11/2023

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/11/2020 tarih,...sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında ticari iş ilişkisi mevcut olup, taraflar arasında usulüne uygun cari hesap sözleşmesi bulunduğunu, davalı tarafça kur farkı faturalarının ödenmemesi sebebiyle Bursa .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının hukuka aykırı olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini, takibin dayanağı olan faturalara yasal süresi içinde itiraz edilmemesi suretiyle faturaların münderecatının kabul edilmiş olduğundan, borçlu olunmadığının ileri sürülemeyeceğini, taraflara ait ticari defter, faturalar ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme sonucunda müvekkilinin haklı olduğunun ortaya çıkacağını belirterek Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığını, müvekkili şirketin ödeme emrinde ve dava dilekçesinde belirtildiği şekilde borcunun bulunmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olup, takip dayanağı faturadan dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme ya da bu yönde bir teammül bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacının davalıya ticari ilişki kapsamında mal sattığı, 15/05/2018 tarihli 23.106,43 USD bedelli faturanın düzenlendiği, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve ticari defterlerin birbiri ile uyumlu olduğu yine davacı tarafından düzenlenen bu faturanın davalının ticari defterine kaydedildiği ve ayrıca taraflar arasında döviz cinsinden satış yapılacağına ilişkin 15/05/2018 tarihli sözleşmenin düzenlendiğinden kur farkını davacının isteyebileceği sabit olup kur farkına göre usulüne uygun hesaplama yapılan kanaat verici 09/07/2020 tarihli ek bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının davalıdan 4.087,79 USD alacaklı olup takip tarihi itibariyle 22.213,05 TL alacaklı olduğundan "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının Bursa .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 22.213,05 TL asıl alacak üzerinden ve bu asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİKnun 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan alacağın %20'si olan 4.442,61 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İİK'nun 67. maddesi uyarınca davalı lehine kötü niyet tazminatının koşulları oluşmadığından reddine," karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; Davalı defterlerinin beratının süresinde olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olup, her iki tarafın defterlerine göre müvekkilinin kur farkı nedeni ile alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davalının ticari defterlerini hiç sunmayarak, bilirkişinin rapor içeriğinde belirtildiği üzere, davalı nezdinde başka dava dosyaları kapsamında bilirkişi incelemesi raporu düzenleyen bilirkişi tarafından yapıldığından 2015...2019 Eylül ayı sonuna kadar ticari defter dataları (e-defter) ile diğer defter bilgileri bilirkişide olduğundan davalı adresine gidilmeden davalıdan sadece davacıya ait cari hesap ekstresi ve gerekli görülen dayanak belgelerin mail ortamında talep edildiği, bu itibarla ticari defterlerin süresi içerisinde bilirkişiye sunulmadığı, davalının ticari defterlerindeki 03/12/2018 tarihli 4274 belge numaralı muhasebesel ters kayıt işleminin faturaya dayanmadığı, hayali bir işlemle borç kaydının azaltıldığı, aynı zamanda muhasebesel ters kayıt işleminin ne zaman gerçekleştirildiğinin anlaşılamadığı, bu itibarla mahkemece davanın tam kabulüne ya da 03/12/2018 tarihli 4274 nolu muhasabesel işlem hakkında alanında uzman başka bir bilirkişiden rapor aldırılmak suretiyle muhasebesel ters kayıt işleminin usulüne uygun olmadığının tespitinden sonra davanın kabulüne karar verilmesi ve 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanununun 18A/11 hükmünce davalı tarafın yargılama giderinin tamamından sorumlu olması gerekirken ve harca esas değere göre hesaplanacak nisbi vekalet ücreti yerine AAÜT m. 13/1 hükmünce tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu vekalet ücreti tayin edilmiş olmasının yerinde olmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava; kur farkı alacağından kaynaklı düzenlenen faturaların tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; 1.Dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para ile gerçekleştirildiği zira dayanak alım faturasının 15/05/2018 tarihinde 23.106,43 USD olarak "TL karşılığı 100.000 TL" düzenlendiği, davalı tarafın ticari defterlerine de işlendiği ibraz edilen fatura ve kayıtlardan anlaşılmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almış olmakla çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş sayılır. Ancak somut olayda taraflar arasında cari hesaba ilişkin 15/05/2019 tarihli sözleşme ibraz edildiğinden mahkemece, tarafların kabulünde olan sözleşme hükümleri dikkate alınarak karar verilmiştir (Yargıtay 19. H.D.'nin 2015/1730 E. 2015/12848 K.) Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporlarına göre; davacı tarafından davalıya 2018 yılı içerisinde 3 adet satış e-faturası düzenlendiği, 15/05/2018 tarihli faturanın paslanmaz çelik+saç+boru+il içerikli olup 23.106,43 USD üzerinden düzenlendiği, söz konusu faturanın TL karşılığının 100.000 TL olarak her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura karşılığı davalı tarafından davacıya 28/11/2018 keşide tarihli 100.000 TL bedelli çek verildiği, davacı tarafça icra takibine konu 21/07/2018 tarihli 1.610,31 TL bedelli ve 08/10/2018 tarihli 36.872,75 TL bedelli kur farkı satış faturalarının tanzim edildiği, söz konusu faturalar davalının ticari defterlerine kayıt edilmiş ise de, borçlanma işleminin hemen sonrasında davalı tarafça faturalara kur kapama açıklaması ile ters kayıt işlemi yapıldığı, dosyaya ibraz edilen davalı tarafın imzasının bulunduğu 15/05/2018 tarihli "Döviz Cari Hesap Sözleşmesinin" içeriğinde; tüm satışların döviz bazında yapılacağı, alıcı firmanın borçlanmasının KDV dahil fatura tutarının faturadaki kura bölünmesi ile gerçekleşeceği, satıcı firmanın bu döviz tutarını ve döviz cinsini faturanın altına yazmakla yükümlü olduğunu, faturanın o günkü T.C. Merkez Bankası döviz Satış kuru baz alınarak kesileceği, Türk Lirası çek tahsilatlarında çekin ödendiği tarihten bir sonraki iş gününe ait TCMB döviz satış kuru esas alınarak elde edilen tutar döviz cari hesabından düşüleceği... hususunun belirtildiği, bu itibarla 23.106,43 USD fatura alacağı için verilen çekin vade tarihinde ki karşılığının 19.018,64 USD'ye denk geldiği, bakiye 4.087,79 USD kur farkı alacağının TL karşılığı 21.080,73 TL'nin davacı tarafça talep edilebileceği, her iki tarafın ticari defterlerinin birbiriyle uyumlu olup, davalı tarafın 01/01/2015 tarihinden itibaren ticari defterlerinin e-deftere tabi olup, 2018-Ocak dönemi yevmiye ve defter-i kebire ait elektronik defter beratlarının süresi içerisinde sisteme yüklendiği, 2019 Ocak döneminin ise süresinin bitiminden 1 gün sonra sisteme yüklendiği, söz konusu geç yüklemenin Vergi Usul Kanuna göre idari yaptırıma tabi olmakla birlikte defterlerin delil niteliğini etkilemediği, bu itibarla mahkemece tespit edilen 4.087,79 USD kur farkı alacağının takip tarihi itibariyle TL karşılığı dikkate alınarak icra takibinin devamına karar verilmesinde istinaf edenin sıfatı nazara alınarak usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. 2.Davacı vekilince Arabuluculuk Kanununun 18A/11 hükmünce davalı tarafın yargılama giderinin tamamından sorumlu olması gerektiği ve harca esas değere göre hesaplanacak nisbi vekalet ücreti yerine AAÜT m. 13/1 hükmünce tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu vekalet ücreti tayin edilmiş olmasının yerinde olmadığı belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuş ise de; mahkemece yargılama giderleri bakımından Arabuluculuk kanunun 18A/11 maddesi hükmü uyarınca haklılık durumuna göre paylaştırma yapılmayarak, yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verildiği, davalı lehine davanın reddine karar verilen kısım bakımından vekalet ücreti taktir edilmediği ve davacı lehine belirlenen vekalet ücretinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabulüne karar verilen miktar üzerinden belirlendiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b/1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Harç ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Taraflar tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 6-Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/427, K. 2023/1712, T. 02.11.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-427-e-2023-1712-k-0fc44e5e084f