Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2764 E. 2021/2003 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/2764
Karar No
2021/2003
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1168 KARAR NO: 2025/1169 KARAR TARİHİ: 25/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/04/2025 NUMARASI: 2021/280 Esas 2025/263 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine yöneliktir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının vekalet ilişkisi kapsamında davalıların hukuk-ceza davaları ve soruşturma dosyaları hakkında gerekli danışmanlık hizmetlerini vermiş olduğunu ve hizmetleri nedeni ile ücret alacağının bulunduğunu, davalılar aleyhine devam eden çok sayıda alacak davası ve icra takibi mevcut olması nedeniyle davalıların mal kaçırma ihtimalinin son derece yüksek olduğunu, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan alacağın şimdilik 50.000-TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıların müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalılardan ... Hiz. A.Ş.’ye ait ... Hastanesi’nin ruhsatının devrini ve satışını engellemek adına Mahkeme tarafından devredilemez-satılamaz şerhi ve tedbir konulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Hizmetleri Anonim Şirketi yetkilisi cevap dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalı vekilinin ikame etmiş olduğu davada sunmuş olduğu dava dilekçesinin belirsizlikler içerdiğini, talep etmiş olduğu hususları gerekçelendiremediği ve talep ile bağdaşmadığı, gösterilen delillerin sunulmadığının görüldüğünü, davacı-karşı davalı tarafın ikame etmiş olduğu davanın usuli eksiklikler nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı-karşı davalı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususlar, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olup, bu beyanlara itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalı vekilinin ikame etmiş olduğu davada sunmuş olduğu dava dilekçesinin belirsizlikler içerdiğini, talep etmiş olduğu hususları gerekçelendiremediği ve talep ile bağdaşmadığı, gösterilen delillerin sunulmadığının görüldüğünü, davacı-karşı davalı tarafın ikame etmiş olduğu davanın usuli eksiklikler nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı-karşı davalı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususlar, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olup, bu beyanlara itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 27/10/2021 T. - 2021/2764 E.- 2021/2003 K.- sayılı;"... Taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı çekişme konusu olmamakla beraber dosyadaki dava ve cevap dilekçesi içeriği nazara alındığında, danışmanlık bedeline yönelik davada alacağın miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden, yargılamanın başında henüz taraf deliller tam olarak toplanmadan iddianın ileri sürülüşü de göz önünde bulundurulduğunda, davacının yaklaşık ispat kurallarını gerçekleştirdiğini kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen karar yerinde görülmüş ve davacının istinaf taleplerinin HMK 353-.1-b-1.. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir..." şeklindeki kararı sonrası yeniden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi'nce; İlk derece mahkemesince; "Dosya kapsamında davacının basit yargılamaya tabi olan davasının bir kez takipsiz bırakılması ve yenilenmesinden sonra davanın yeniden takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla HMK 150. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi" gerekçesiyle,"Davacının davasının açılmamış sayılmasına," şeklinde hüküm tesis edilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı- karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme'nin son duruşmasında, müvekkilinin yıllardır hakkını aradığı hukuki sürecin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ile sonlandırıldığını, taleplerinin ivediliği göz önüne alındığında somut durumun müvekkili ve kamu düzeni bakımından ne denli rahatsız edici olduğunun ortada olduğunu, hal bu iken yargılama süresinde usul ekonomisine aykırı davranıldığını, usul ve takipte birçok karışıklık olduğunu, işbu durumun en önemli sebebinin, yargılamanın sürüncemede bırakılmış olması olduğunu, yargılamanın sürüncemede bırakılması hususunun, usul ekonomisine aykırılık teşkil etmekte ve davada haklı olanın haklarını da işgal ettiğini, müvekkilinin 2021'den beri binbir çaba ile sürdürdüğü işbu davanın nihai sonuca varacağı anda haksız ve mesnetsiz olarak açılmamış sayılması ile sonuçlandığını, taraflarınca işbu kararın kabulü mümkün olmayıp müvekkilinin usul ve yasa tarafından tanınan haklarının dinlenmesinin zaruri olduğunu, müvekkili ile karşı taraf arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan davaya karşı tarafça sunulan ıslah dilekçesinde, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte uyuşmazlığa konu miktarın "ödünç sözleşmesi"nden kaynaklandığının ifade edildiğini, ödünç sözleşmesinin, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup bundan doğan sonuçların borçlu tarafa yükletilebilmesi için kanunun aradığı şartların gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılmış bir vade bulunmadığını, karşı tarafın parayı yollarken belirttiği yahut taraflar arasında belirlenmiş bir vadenin bulunmaması durumunda mezkur açıklamalarda belirtilen ilgili kanun maddesinin, uyuşmazlığa uyarlanmak durumunda olduğunu, bu durumda vadenin belli olmamasının, karşı tarafın müvekkili borçlu sıfatıyla temerrüde düşürebilmesi açısından "ihtar" şartına işaret ettiğini, müvekkili tarafa, var olduğu karşı tarafça ikrar ve iddia edilen ödünç sözleşmesinden doğan alacak kapsamında ödüncün geri verilmesi konulu bir ihtarın karşı davacı tarafından ulaşmadığını, TBK madde 392 kapsamında keşide edilmesi gereken ve keşide edildikten sonra borçluyu temerrüde düşürecek olan ihtarın, müvekkili tarafa hiçbir zaman yapılmadığını, ihtar şartıyla birlikte tanınan 6 haftalık sürenin, müvekkili bakımından ihtarın var olmaması kapsamında kullanılamadığını, ödünç sözleşmesi kapsamında ödüncün geri verilmesi yahut borçlunun temerrüde düşürülebilmesinin, işbu uyuşmazlığa konu ıslah dilekçesi ile değil müvekkiline yapılacak ihtar ve tanınacak 6 haftalık süre ile gerçekleşebileceğini, ayrıca vekile verilen tutarlarda da muacceliyet şartı var olup kural olarak vekile verilen ödemelerde faiz işletilmeyeceğini, faiz açısından da itirazlarını yerel Mahkemeye ibraz ettiklerini, gelinen noktada müvekkili tarafın kanunun gerekli kıldığı hallerin gerçekleşmemesinden dolayı temerrüde düşmemiş olup, taraflarına yöneltilen davanın haksız ve mesnetsiz olduğunun aşikar olduğunu, yerel Mahkeme tarafından taleplerinin kabulü ve karşı davanın da reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle hukuka aykırı şekilde kurulan hükmün kaldırılarak, taraflarınca yapılan tehir-i icra talebinin mağduriyete yol açmaması adına ivedilikle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;Asıl davada uyuşmazlık; taraflar arasındaki vekalet sözleşmesi çerçevesinde davacının, davalılara verdiği danışmanlık hizmetinden kaynaklı alacağa ilişkin olup karşı dava, tefrik edilerek Mahkemenin başka bir esasına kaydedildiğinden istinaf istemine konu değildir.Asıl davanın ilk vekili ...'in vekillikten çekilme dilekçesi usulüne uygun olarak davacı asil ...'e 28/10/2022 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, bundan sonra 02/12/2022 tarihinde davacı ...'in vekili ...'un vekaletnamesini ibraz ettiği ve UYAP yeni vekil kaydının yapıldığı, bir diğer ifadeyle duruşma günü olan 03/02/2023 tarihli duruşma gününden haberdar olduğu halde, davacı asil ve vekili ...'un 03/02/2023 tarihli duruşmaya mazeretsiz katılmadıkları, aynı duruşmada hazır olan davalılar vekilinin asıl davayı takip etmediklerine dair imzalı beyanlarının alındığı, bu nedenle 03/02/2023 tarihli duruşmada asıl davanın işlemden kaldırılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Daha sonrasında davacı vekilinin yenileme dilekçesi sunması üzerine yeni duruşma günü olan 02/06/2023 tarihli duruşmada ise taraflardan gelen olmaması ve taraf vekillerinin mazeret dilekçesi sunmamaları üzerine henüz tefrik kararı verilmeden önce tüm dava yönünden "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir. Karşı davacı vekillerinin davanın tamamı yönünden açılmamış sayılması kararına karşı 07/06/2023 tarihinde verdikleri eski hale getirme dilekçesi üzerine ilk derece mahkemesince 08/06/2023 tarihli ara kararında; "...Ancak davalılar karşı davacılar tarafından açılan davada yargılamanın devam ettiği göz önüne alındığında davalılar karşı davacıların eski hale getirme talebi haklı nedene dayanmakta olup eski hale getirme talebinin kabulü gerekmiş, mahkememizin 02.06.2023 tarihli celse de verilen davacının davasının açılmamış sayılmasına dair kararından mahkemizce rucu edilerek (kaldırılarak), asıl dava yönünden HMK 150 maddesi gereğince esas hükümle birlikte karar oluşturulmasına, karşı dava yönünden davanın kaldığı yerden devamına dosya üzerinden karar verilmiştir...". İşbu ara karardan sonra asıl dava yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmeksizin yargılamaya asıl ve birleşen dava hakkında devam olunduğu, 11/04/2025 tarihli son duruşmada karşı davanın tefrikine karar verilerek asıl dava yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.İlk derece mahkemesinin 08/06/2023 tarihli ara karar ve 11/04/2025 tarihli gerekçeli kararına esas aldığı asıl davacının, davayı takip etmediği 2. Duruşma olan 02/06/2023 tarihli duruşmada her iki taraftan da gelen olmamış, her iki taraf vekilince de usulüne uygun mazeret sunulmamıştır. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Somut olayda davalılar - karşı davacılar ve vekillerinin, Mahkemece davayı takip edip etmeyeceği hususunda beyanları alınmadan karar verilmiştir. Somut dosyada aynı zamanda karşı davası bulunan davalılar-karşı davacılar vekilinin asıl davayı açıkça takip etmeyeceğini beyan etmesi gerektiği, davalıların beyanları alınmadan usul ve yasaya aykırı olarak 2.kez davanın takipsiz bırakıldığı kabul edilip HMK 150. maddesi ve 320/4 maddeleri uyarınca asıl davanın açılmamış sayılmasına şeklinde kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. (HMK 150/1-5 md)Bu itibarla; davacının istinaf isteminin kabulüne, davacının sair istinaf nedenleri incelenmeksizin HMK 353-1-a-5 maddesi gereği ilk derece mahkemesi kararının kaldırarak yargılamaya devam edilip esas hakkında hüküm kurulması için ilk derece mahkemesine iadesi gerektiği kanaatine oy birliğiyle varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin HMK m. 353/1-a-5 uyarınca İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 11/04/2025 tarihli ve 2021/280 Esas 2025/263 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.Yukarıda belirtilen kapsamda deliller toplanarak esas yönden yargılama yapılması hususunda dosyanın kararı veren İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 615,40 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine 4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,25/09/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/2764, K. 2021/2003, T. 02.06.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-2764-e-2021-2003-k-94201857b0fb