Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/259 E. 2021/362 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/259
- Karar No
- 2021/362
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/814 KARAR NO : 2025/804 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2021 NUMARASI : 2021/259 E. - 2021/362 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2021 tarih ve 2021/259 E. - 2021/362 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." esas unsurlu markalarının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2016/76874 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2017-M-8357 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsuru olarak da kullandığını, davalının, müvekkilinin tanınmış markasından haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, dava konusu markadaki ek unsurların ayırt ediciliği sağlamadıklarını, dava konusu markanın telaffuzunun da "..." olarak yapılacağını, müvekkilinin "..." alan adının da sahibi olduğunu, başvuru konusu markanın, müvekkilinin markaları ile aynı mal ve hizmet sınıfını içerdiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 04.10.2017 tarih ve 2017-M-8357 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili markası ile davacı yan markaları arasında kavramsal, görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığını, markanın "..." kelimesinin baş harfi olan "...", "..." kelimesinin baş harfi olan "..." harflerinin ve "..." kelimesinin kısaltması olan "..." ibaresinin birleştirilmesi ile oluşturulduğunu, davacının markasının, Türkçe "..." fiilinin işlenmiş hali olan "..." ibaresinden oluştuğunu, markaların toplu biçimde değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının laminasyon ve yüzey boyama makinelerinde kullanıldığını, davacı taraf ile hedef tüketici kitlesinin çok farklı olduğunu, davacının marka, patent, iş sağlığı ve güvenliği sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin markaları kapsamındaki emtialar ile davacı markasındaki emtiaların birbiri ile örtüşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2016/76874 sayılı marka ile davacı yanın önceki tarihli markaları arasında kısmen emtia benzerliği bulunduğu, ancak taraf markalarını oluşturan işaretlerin görsel ve özellikle de kavramsal açıdan birbirleri ile ciddi ve somut farklılıklar taşıdıkları, bu farklılıkların ilgili tüketici nezdinde markaların da derhal birbirlerinden ayrıştırılmalarını sağlar nitelikte olduğu, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı, markalar benzer görülmediğinden, davacı yanın 8/5 maddesi anlamında da üstün bir hakkının bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle tescil konusu edildiği iddiasının delillerle desteklenmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, bilirkişi raporunda işitsel benzerlik bulunduğu ve emtia benzerliği de kabul edildiği halde sonuç kısmında iltibas bulunmadığı sonucuna varılmasının çelişkili olduğunu, global değerlendirme yerine markalar bölünerek inceleme yapıldığını, markalara aynı rengin de hakim olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu markanın özellikle görsel, kavramsal olarak ve bütünsel algısı itibariyle mesnet markalardan yeterince farklılaştığı, söz konusu farklılıkların markalar arasındaki işitsel benzerliği bertaraf ettiği, bu hale göre, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı taraflarca peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 04/05/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...