Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/237 E. 2021/793 K. – Anonim Şirketin Feshi

Konu: Anonim Şirketin Feshi

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/237
Karar No
2021/793
Karar Tarihi
Konu
Anonim Şirketin Feshi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/152 KARAR NO: 2025/77 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16.01.2025 NUMARASI: 2023/894 Esas DAVA: Şirketin feshi Taraflar arasındaki anonim şirketin feshi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ... ile birlikte davalı şirketin %50 paydaşı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, ancak İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.3021 tarih ve 2021/304-569 E.K. sayılı kararı ile yönetim kurulu üyesi olan davalıya 15.06.2021 tarihinde genel kurul çağrısı için yetki verildiğini ve bu yetkiye istinaden sadece davalı ... 'un katılımı ile yapılan toplantıda ...'ın 15.06.2024 tarihine kadar tek başına yönetim kurulu üyesi seçildiğini, müvekkilinin tamsil yetkisinin hukuka aykırı şekilde sona erdirildiğini, tarafların müşterek imza yetkisi bulunan davalı şirketin tek paydaşı olduğu ... Sanayi Ticaret A.Ş'nin yönetiminin değiştirilerek davalı ... ile kardeşi ...'ın yetkilendirildiğini, usulsüz genel kurulun iptali için açılan davanın kabul edilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairsinin 2022/650 Esas ve 2023/1653 Karar sayılı ilamı ile genel kurul kararlarının iptaline karar verildiğini, kararın kesinleşmesine kadar uygulanamayacak olması nedeniyle, kesinleşmesine kadar davalı ve diğer yöneticinin şirketlerde usulsüz işlemler yapma ihtimali bulunduğunu, davalı ...'ın, şirketteki pay sahipliği ve yönetim kurulu üyeliği yetkilerini kardeşleriyle birlikte kötüye kullanarak pek çok suç işlediğini, şirketlerin tüm mal varlığını kardeşleri ile üçüncü kişilere devir ettiğini, davalı ...'ın davalı şirketin ortağı olarak görünmesine rağmen, davalı şirkete ayni sermaye olarak koyduğu taşınmazların Aliağa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/272 Esas sayılı dosyasında tasarrufun iptali davasına konu edildiğini, şirketin tek paydaşı olduğu ... Sanayi Ticaret A.Ş. şirketinin otomobilleri ile iş makinalarının ...’a bedelsiz şekilde devir edildiğini, davalı ...'un tek başına yönetim kurulu üyeliğini sürdürmesinin şirket ve ortağının zararına olduğunu ileri sürerek, davalı ...’ın davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş.’deki hisselerinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi, veya hisseler üzerinde davalıdır şerhi işlenerek ilanına, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ve şirketin haklı nedenle feshine, aksi halde diğer hissedarın payının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davaya dayanak yapılan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararında ve muhalefet şerhinde ifade edildiği üzere, davalı şirketin 15.06.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitinin istenmesine karşın, kararların yoklukla malul olmadığını, çağrı usulsüzlüğünün hukuki sonucunun iptal edilebilirlik olduğunu, müvekkilinin şahsi mal varlığı içinde olan taşınmazların şirkete ayni sermaye olarak da konulmadığını, davacının sermaye borcunu ödemediğini, 22.07.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında sermaye borcunun ödenmemesi halinde ıskat yoluna gidileceğine ilişkin karar alındığını, bu genel kurula karşı açılan iptal davasında tedbir talebinin reddine karar verildiğini, bu karara göre davacının şirketteki payının %8.8 oranında olduğunu, davacının %10 oranındaki azınlık payına dahi sahip olmadığından davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli tutumlarına karşı müvekkilinin, davalı şirket ile iştirakinin menfaatlerini koruduğunu, davacının 2021 yılında müvekkilinden habersiz olarak, ... Sanayi Ticaret A.Ş.'nin önemli mal varlığı olan geri dönüşüm tesisini yakın akrabasına kurdurduğu bir şirkete devir ettiğini, kira ve taahhüdüne ilişkin sözleşmelerin İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.09.2021 tarih ve 2021/237 E., 2021/793 K. sayılı ilamı ile iptal edildiğini, düzenlenen sözleşmenin iştirak şirketini bağlamadığına ilişkin davanın halen derdest olduğunu, davacının usulsüz işlemlerle müvekkilinin iştiraki olan başka bir şirketin muamele merkezini değiştirdiğini, usulüne uygun çağrılara icabet etmeyen davacının yapılan toplantı ve alınan kararlara itiraz etme hakkı bulunmadığını, talep edilen tedbirlerin haksız olduğunu savunarak, tedbir talebinin reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin 25.10.2024 tarihli ara kararı ile davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir. Talebin reddine ilişkin kısma karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacının şirket mal varlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle Dairemizin 27.12.2024 tarih ve 2024/1836 Esas - 2024/2021 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 30.12.2024 tarihli talep dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesinin 09.10.2024 tarihli oturumunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2020/650 Esas - 2023/1653 Karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklendiğini ve kararın onanarak kesinleştiğini, TTK'nın 450. maddesi gereğince kararın iptaline karar verilmekle şirketin mevcut bir yönetim kurulu bulunmadığını, son genel kurul kararlarının hukuka aykırı şekilde tescil ettirilmediğini, bu nedenle 10.12.2024 tarihli yönetim kayyımı atanması talebiyle ilgili ivedi şekilde karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 06.01.2025 tarihli ara kararı ile; "...Davalılar vekili 31/12/2024 tarihli dilekçesinde özetle, 10.12.2024 tarihli dilekçelerinde belirttikleri emsal nitelikteki Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 12.09.2022 tarih, 2021/1446 E., 2022/5737 K. sayılı ilamı da dikkate alındığında müvekkili şirketin yönetim kurulu seçimini içerir, 24.06.2024 tarihli olağan genel kurul toplantı kararları ve 24.06.2024 tarih ve ... numaralı yönetim kurulu kararlarının, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde tescil ve ilan edilmemiş olmasının halihazırda müvekkili şirketin yönetim kurulu organının bulunmadığını, organsız kaldığı anlamına gelmediğini, ancak sermaye azaltımı da içeren olağan 24.06.2024 tarihli olağan genel kurulu kararının tescili henüz gerçekleşmediğinden, müvekkili şirketin organsız kaldığı yönünde herhangi bir tereddüte mahal vermemek adına, 31.12.2024 tarih ve ... sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nin 912.sayfasındaki ilandan da yer alan 23.01.2025 tarihinde yönetim kurulu seçimi için olağanüstü genel kurul toplantısı icra edileceğini, 09.12.2024 tarihli kayyum raporunun aksine müvekkili şirketin yönetim kurulu organından yoksun olmadığını, beyan ettiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelemesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2022/650 Esas- 2023/1653 Karar sayılı kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalı şirketin 15/06/2021 yılı Genel Kurul kararlarından 1 ve 2 nolu kararın iptaline ilişkin hükmün onandığı, bu karar ve sonrasında şirketin yönetiminde boşluk oluştuğu, şirketi temsile yetkili kimsenin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi talebinin..." gerekçesiyle talebin kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil no ile kayıtlı bulunan davalı ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'ne yönetim organı oluşturulana kadar bu davada temsil etmek üzere Mali Müşavir Muhlis ...'ın yönetim kayyımı olarak atanmasına, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle; 24.06.2024 tarihli genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının henüz tescil edilmemesinin, şirketin yönetim kurulu organından yoksun hale getirmediği, zorunlu ve acil işlerle ilgili olarak bir önceki yönetim kurulu üyesi ...'ın yeni yönetim kurulu seçimine kadar görevini yapacağını, bu hususta kanıt ve Yargıtay kararı sunulmasına rağmen aksi yönde düzenlenen raporun hatalı olduğunu, ticari defter ve kayıtların teslimine rağmen bilirkişilerin kayıtları incelemek yerine şirkete kayyım atanmasına ilişkin görüşte bulunmasının hatalı olduğunu, oysa şirketin yönetim organını bulunduğunu, 24.06.2024 tarihli genel kurul ve yönetim kurulu kararının tescil ve ilanı çalışmalarının sürdüğünü, şirketin davacının haksız iş ve işlemleri nedeni ile şimdilik gayri faal olduğunu, sadece acil ve zorunlu işlemlerin yapıldığını belirterek, yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ara kararın kaldırılmasını istemiştir.İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 16.01.2025 tarihli ara karar ile; "...Dosya kapsamında mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin itirazlarının yerinde olmadığı, taraflar arasında ciddi uyuşmazlığın bulunduğu, bir çok ceza ve hukuk davalarının olduğu ve davaların halen derdest olduğu bu durumun taraflar arasındaki güven ilişkisini zedelediği..." gerekçesiyle ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının iddiasının aksine davacının, davalı şirketteki payının ıskat kararı neticesinde, %50 olmayıp %8.84 oranına düştüğünü, davacının %10 oranındaki azınlık payına dahi sahip olamadığından husumet ehliyetinin bulunmadığını, ıskat işlemlerinin usulüne uygun şekilde yapıldığını, yapılan çağrıya olumlu cevap verilmediğini, bu nedenle ıskat işlemi yapıldığını, davalının vekili aracılığıyla katıldığı katıldığı 22.07.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında sermaye artırımı kararı alındığını, davacının ihtiyati tedbir talebinin İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/817 Esas sayılı dosyasında reddedildiğini, Davacı iddialarının aksine, davacı tarafından ortaklık aleyhine işlemler yapıldığını, davalı yöneticinin, davacının kötü niyetli işlemlerini engelleyerek şirketin devamını sağlamaya çalıştığını, önceki dilekçelerde belirtildiği üzere şirkete ait tesisin davacı tarafından usulsüz şekilde kiraya verildiğini, davacının üst düzey devlet görevlilerinin akrabası olduğuna ve bu durumun şirket işlerini kolaylaştıracağını vaat ederek herhangi bir sermaye ödemeksizin şirket ortağı olduğunu, yönetim organı bulunan şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmadığını TMK'nın 427.maddesinde düzenlenen kayyım atanma koşullarının gerçekleşmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulü ile yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca feshi veya mahkemece uygun görülecek başka bir alternatif çözüm yolunun uygulanması istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava içinde, ihtiyati tedbir yoluyla davalı ortağın payının üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, karar verilmiş; bu karara karşı, davalıların itirazının reddine dair ara karar verilmiş ve bu ara karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi davası içinde şirkete kayyım atanmasını ve davalı ortağın şirketteki payının devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir uygulanmasını istemiştir. Mahkemece, daha önce denetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir talebi kabul edilmiş ve bu karara yönelik istinaf başvurusu Dairemizce reddedilmiştir. Yargılama sırasında toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki diğer delillere göre şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiği ileri sürülerek, yönetim kayyımı atanması talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince davalı ortağın yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin 15.06.2021 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi ve bu karara göre şirketin yönetimsiz kalması, ortaklar arasında ciddi çekişme bulunması halinde şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir.HMK'nın 389. Maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Davada istenen şirketin feshi olup, fesih koşullarının gerçekleşmesi halinde mahkemece TTK'nın 531. maddesine göre şirketin feshine veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvurulabilir. Bu kapsamda, davacının dava açmadaki amacının mutlaka mahkemece dikkate alınması gerekmemektedir. Mahkeme şirketin ticari faaliyetleri için uygun olan yolu seçilebilir. Diğer yandan, bir davanın açılmasında davacı tarafından güdülen amacın her halükarda mahkemece yerine getirilmesi gerekmemektedir. Dava ve ihtiyati tedbirde haklılığın kanıtlanması ölçüsünde davacının taleplerine cevap verilebilir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği aşama itibariyle, denetim kayyımı raporu alınmış ve mahkeme değerlendirmesine göre yönetim kurulu üyesinin seçimine ilişkin 15.06.2021 tarihli genel kurul kararı iptal edilmiştir. Diğer yandan şirket ortak ve yöneticileri arasında hukuk ve ceza soruşturmalarına konu uyuşmazlıkların bulunduğu da iptal kararı ile birlikte gözetildiğinden, şirketin hali hazırda yönetimsiz kaldığına ilişkin mahkeme tespit ve değerlendirmesi yerinde olduğundan, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.01.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/237, K. 2021/793, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-237-e-2021-793-k-9558f5a282bd