Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/197 E. 2021/809 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/197
- Karar No
- 2021/809
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/7 KARAR NO: 2024/1519 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/09/2021 NUMARASI: 2021/197 E. - 2021/809 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/09/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin sözleşme ile servis işini almış olduğu okullara kendi aracıyla servis çektiğini, davalı tarafından servis işine başlandığı zaman müvekkilinden teminat olarak icra takibine konu bono alındığını, pandemi döneminde okullar kapanınca teminat olarak alınan bonoların iade edilmesi gerekmesine rağmen aralarında organik bağ bulanan davalılar tarafından bononun icraya konulduğunu, yapılan icra takibi öncesinde müvekkilinin hiçbir kaçma riski bulunmamasına rağmen sırf müvekkilinin tüm hareket kabiliyetini kısıtlamak ve hakları olmayan parayı almak için Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/344 D. İş Sayılı dosyasıyla ihtiyati haciz kararı alındığını, alınan bu ihtiyati haciz kararıyla tüm bankalara haciz yazısı gönderildiğini, araç ve gayrımenkullere haciz konulduğunu, müvekkilinin hacizler sebebiyle mağdur olduğunu, başka yerlere yapması gereken ödemeleri yapamadığını, davanın kabulü ile müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötüniyetli icra takibi ve hacizler nedeniyle davalılar aleyhine % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinde müvekkiline yönelik itham ve iddiaların gerçek dışı olduğunu, davanın borçtan kurtulmak ve beraberinde menfaat temin etmek amacıyla ikame edildiğinin açık olduğunu, öncelikle borcunu inkarla, maddi-manevi zarara uğradığını iddia eden davacının bu taleplerini somutlaştırması gerektiğini, dava dilekçesindeki açıklamalar kısmında maddi-manevi zarar talep edildiğini, fakat netice kısmında iddia edilen bu zararlara ilişkin bedelin bulunmadığını, davacının icra takibine konu senedin teminat senedi olarak verildiğine dair beyanlarının borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, alacak-borç ilişkisi kapsamında icraya konulan senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, teminat senedi iddiasının asılsız olduğunu, davanın reddi ile davacı aleyhine İİK md 72/4 gereği %20 den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçek dışı olduğunu, yetkilisi olduğu firma ile davanın ilgisinin bulunmadığını, davacının bir dönem kendi aracıyla firmada sözleşme ile çalışmışsa da herhangi bir iş ilişkisinin kalmadığını, ayrıca çalıştığı döneme ilişkin teminat olarak icra takibine konu bono alındığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı ile diğer davalı arasındaki ihtilafın şirketini ilgilendirmediğini, davanın kendilerine yöneltilmesinin izahı bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... menfi tespit davası borçlu tarafından alacaklıya karşı açılması gerekmekte olup, Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalılardan ... dosyada taraf değildir, davaya konu senet üzerinde de herhangi bir alacaklı sıfatı bulunmamakta olup açıklanan nedenlerle iş bu menfi tespit davasında pasif husumeti bulunmadığından bu davalı bakımından husumetten red kararı vermek gerekmiştir.Davacı/borçlu, emre yazılı her bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir. Davalı asil ... tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen bonoların teminat olduğunu ve taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verildiğini ve akdi ilişkinin kurulamadığı dolayısıyla teminat fonksiyonun kalmadığı olgusuna dayanmış iş bu davayı açmış olup davalı taraf ise 05.04.2021 tarihli dilekçesi ile iddianın yersiz olduğunu, senedin teminat senedi olarak verilmediğini savunmuştur. 6100 sayılı HMK’nun 201.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senetle ispatı gerekmektedir. Somut olayda da davacı, dava konusu nakden düzenlenen bonoların teminat olduğunu, davalı ise nakden düzenlendiğini savunması gözetilerek davacının talili nedeniyle artık senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğine göre ispat külfeti davacı da olup bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Dava konusu senetlerin ihdas nedeni bölümünde ise “nakden” kaydı bulunmaktadır. Bu durumda hem davacı, senedin ihdas nedenini talil etmekte hem de senedin teminat senedi olduğunu iddia etmektedir. Başka bir ifadeyle, davacı tarafından imzalanan bonoların teminat için düzenlendiği teminat fonksiyonun kalmadığı iddiasının yazılı delille ispat edilmesi zorunlu olup, gerektiği gibi dava konusu senet üzerinde nakden kaydının davacı yanca talil edildiği, nakden kaydına göre de davacının senetlerin ödendiğine ya da bedelsiz kaldığına dair yazılı delil sunmadığı, dava dilekçesin de yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla senetlerden dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığından açılan davanın reddine, İİK. 72/4. maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için tazminata mahkum eder hükmü karşısında; alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve mahkememizce 04.03.2021 tarihinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alındığı ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması nedeni nedeniyle, Davalı ...ne karşı açılan davanının HUSUMETTEN REDDİNE, Davalı ...'a karşı açılan davanının ESASTAN REDDİNE, İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalılar lehine 3.373,83-TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece miktar itibariyle senetle ispat kuralının geçerli olduğu, senedin teminat senedi olduğuna ilişkin iddialarının yazılı delil ile ispatlayamadı ifade edilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -Müvekkilinin, davalı şirketin sözleşme ile servis işini almış olduğu okullara kendi aracıyla servis çektiğini, Davalı tarafından servis işine başlandığı zaman müvekkilinden teminat olarak icra takibine konu bono alındığını, pandemi döneminde okullar kapanınca teminat olarak alınan bonoların iade edilmesi gerekmesine rağmen aralarındaki bononun icraya konulduğunu, Mahkemece delilleri toplanmadan tanıkları dinlenmeden davalarının reddine karar verildiğini, Müvekkilinin çalıştığı sektörde teamül gereği servis şoförlerinden servis hizmetinden doğan zararlarının tazmini için teminat senedi alındığını, enetle ispat kuralının istisnalarından birinin "teamül" olup sayın mahkemece müvekkilinin çalıştığı sektörde teminat senedi alınmasına ilişkin teamül olup olmadığı hiç araştırılmadan senetle ispat kuralı gerekçe gösterilerek davalarının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece teamül iddiaları yönünden hiç araştırma yapılmadan tanıklarının dinlenmemesinin hukuka aykırı olduğunu, -Davalı tarafça senet alacak-borç ilişkisine dayandırılmış ise de, müvekkilinden hangi iş ve işlem için senet alındığı, müvekkilinin taraflar arasındaki hangi sözleşme nedeniyle borçlu olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığını, bu durumun dahi davalının müvekkilinden aldığı senedin borç için verilmediğinin, iş teminatı olarak müvekkilinden aldığının ispatı olduğunu, -Müvekkilinin, davalının haksız kazanç sağlamaya çalışarak teminat için verilen senedi icraya koyması nedeniyle mağdur edilmesine rağmen kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya borcu teminat olarak dosyaya yatırılmış olduğundan davalının uğramış olduğu bir zarar olmadığını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -Mahkemece ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş firması hakkında husumet nedeniyle red kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmininin de talep edildiğini, Müvekkilinin davalı şirkete güvenerek teminat senedini teslim ettiğini, Davalı firmanın şirket yetkilisi ... teminat senedini akrabası olan davalı lehtar ...'a verdiğini, senedin ... tarafından icraya konulduğunu, öncelikle dosyanın yerel mahkemeye iadesi, aksi kanaatte ise davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İcraya konu senetteki imzanın davacıya ait olup teminat senedi iddiasının asılsız olduğunu, bu hususta senet metninde bir ibare olmadığı gibi bu yönde taraflar arasında bir sözleşme de bulunmadığını, kambiyo evrakı illeten mücerret olup ispat külfeti davacıda olup bu yöndeki iddialarını yazılı delille de kanıtlayamadığını, ispatlanamayan ve kötü niyetle ikame edilen davanın reddine dair yerel mahkeme kararı yerinde olup davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; kambiyo senedine dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas Sayılı dosyasında, davalı ...'ın alacaklı olduğu, davalılardan ... dosyada taraf olmadığı, senette davacının keşideci, davalılardan ...'ın lehtar olduğu, diğer davalı şirketin senet metninde isminin bulunmadığı anlaşılmıştır. Kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Dava konusu olayda, senedin teminat senedi olduğuna dair senet üzerinde kayıt bulunmadığı buna göre, davacının senedin taşıma sözleşme ile bağlantısının kanıtlanması gerekir ise de, davalı ...'ın davalı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı, senet metninde teminat ibaresi bulunmadığı, davalı ...'ın 3. Kişi konumunda olduğu ve taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığı, senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılmaması halinde keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç gösterdiğinden, tanıkla ispatın davalı ...'a karşı ileri sürülemeyeceğinden, senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabileceğinden, tanık dinlenmesine ilişkin davacının iddiası yerinde görülmemiştir. İİK. 72/4. maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için tazminata mahkum eder hükmü karşısında; alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve mahkememizce 04.03.2021 tarihinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alındığı ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması nedeni ile reddedilen miktar üzerinden davalılar lehine 3.373,83-TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarih ve 2021/197 E., 2021/809 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024