Bölge Adliye Mahkemesi · Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2021/1913 E. 2024/1498 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1913
- Karar No
- 2024/1498
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:... -..... T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .. KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP :...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : .... Esas, ... Karar
DAVACI : .... VEKİLLERİ : Av. ...., Av. ...., Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/10/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 14/02/2014 tarihli açık satış noktası sözleşmesi tanzim edildiğini, bu sözleşme uyarınca müvekkili tarafından davalıya 168.437,92 TL.nakit ve 44.562,00-TL.nakit bazlı aktarım olmak üzere toplam 212.999,92 TL katkı sağlandığını, ancak davalının sözleşmeye aykırı olarak işyerini kapatarak müvekkilinden mal almaya son verdiğini, bunun üzerine davalıdan alacağının tahsili için Bursa 1.İcra Müd'nün 2016/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı adına usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya yazılı cevap verilmemiştir.Ancak dosyaya sunmuş olduğu 27/09/2017 tarihli dilekçesinde,açılan davayı kabul etmediğini,davacının ürünlerini kendisine ait başka bir işyerinde sattığını,taraflar arasındaki sözleşmeye konu işin yapılacağı işyerini Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015.. esas-2015/... karar sayılı ilamı üzerine tahliye etmek zorunda kaldığını,tahliyenin gerekçesinin yasa değişikliği olduğunu belirterek davanın reddine ayrıca cezai şartın müvekkilinin mahvına sebebiyet vereceğinden cezai şart yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; kaldırma kararına uygun olarak, davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere, dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, gelen bilirkişi raporundan davalının borca batık olduğunun tespit edilmesi, sözleşmenin parasal değeri, davalının sorumlu olduğu maddi tazminat miktarının cezai şartla kıyaslanması ve cezai şart olarak kararlaştırılan 100.000 doların bugünkü karşılığı göz önüne alınarak, bu miktar cezai şarta hüküm olunması halinde , davalının mahvına sebep olacağı gerekçeleri ile Borçlar kanunu 182 son maddesi uyarınca cezai şarttan takdiren indirim yapılmak suretiyle, belirlenen 15.000 dolar cezai şart ve diğer gerekçelerle katkı bedelinden geri isteyebileceği tutarın 134.235,74 TL olduğu tespit edilerek, davanın kısmen kabulüne, bu miktarlar yönünden takibin devamına, alacak takip tarihi itibari ile likit olduğundan davalı lehine icra inkar tazminatına hüküm olunmuştur. Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 16.07.2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sözleşmedeki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalıya toplam 212.999,92 TL katkı sağladığını, davalının sözleşmedeki taahhüdünü tamamlamadan işletmesini kapatarak müvekkilden mal almaya son verdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 21. maddesine göre davalının kendisine ödenen katkı payını ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte geri ödeyeceği ve 100.000 dolar tutarındaki cezai şartı ödeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalının sözleşmeye aykırılığının Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/.... değişik iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, sözleşmenin fesih edildiğini, sözleşme gereği 100.000 dolar cezai şartın ve müvekkil tarafından davalıya ödenen toplam 212.999,92 TL katkı payının ödenmesinin davalıya ihtar edildiğini, davalının yapılan takibe gerekçe sunmaksızın itiraz ettiğini, tarafların sözleşme serbestisi çerçevesinde anlaştıklarını, cezai şartın tamamını ödemesi gerektiğini, davacı şirketin taraf olduğu benzer dosyalarda emsal Yargıtay kararına göre "davacı şirketin davalıya sözleşme kapsamında yapmış olduğu ödemelerin tamamına iadesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hatalı yorum ile hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçeleriyle bozulduğunu, katkı payı ve cezai şart tutarında tenkis yapılmasının yasa ve hukuk kurallarına aykırı olduğu, TTK 22. maddesine göre tacirlerin cezai şartın indirilmesi için kanunun öngördüğü koruyucu hükümlerden yararlanamayacaklarının açıkça hüküm altına alındığı, Yargıtay içtihatlarının da bu yönlü olduğu, kaldırma kararında cezai şartın tamamına hükmedilmemesinin davalının mahvına sebep olup olmayacağının sadece vergi kaybına dayanılarak anlaşılamayacağını, bu sebeple davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğinin belirtildiği, buna rağmen davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının 2016 hesap dönemine ait gelir vergisi beyannamesi ekindeki tabloların incelenerek bilirkişi raporu hazırlandığı, davalının iddiasını ispatlamak için delillerini sunmadığını, davalı tarafın ticari defterlerini sunmaktan kaçındığı, gerekçeleriyle yerel mahkeme kararının aleyhe olan kısımlarının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin 02.08.2021 tarihli istinafa cevap dilekçesinde; her ne kadar iş yerini kapattığı gözükmekte ise de, gerçekte taşınmazdan icra kanalı ile zorla tahliye edildiğini, tahliye edildikten sonra da diğer şubeleri üzerinden davacıdan sözleşme konusu ürünleri almaya devam ettiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ile asıl alacağın 134.235,74 TL olduğunun sabit olduğu, ayrıca sözleşmede yer alan cezai şartın müvekkile yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, cezai şartın asıl borçtan ayrı ve bağımsız bir nitelik taşıdığını, 05.04.2021 tarihinde sunulan bilirkişi raporuna göre davalı müvekkilinin borca batık olduğunu, fahiş olan cezai şartı ödemesinin mümkün olmadığını, taşınmazın tahliyesinin müvekkilden kaynaklı bir sebeple gerçekleşmediğini ve sonrasında da yaşanan salgın hastalık nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulmasının hakkaniyetli olmayacağından, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalanan açık satış noktası sözleşmesinin, davalının ihlali nedeniyle, davacı tarafından, davalıya yapılan nakit ve nakit bazlı aktarım bedellerinin ve cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin 08.10.2020 tarih, 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı ilamında, "mahkemenin taraflar arasındaki sözleşmenin 21. maddesindeki uygulamadan neden ayrıldığına yönelik gerekçede yeterli açıklık bulunmadığı, davalı tarafından cezai şartın tamamına hükmedilmesinin mahvına sebep olacağının bildirilmesinin, sadece vergi kaybına dayanılarak anlaşılamayacağının, bunun için bilirkişi aracılığı ile davalının ticari defterlerinin incelenerek sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiği" gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Kaldırma kararı sonrası, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada , mali müşavir bilirkişiden alınan 05.04.2021 tarihli raporda; "davalı şirketin 2016 yılı defterlerini sunmadığı, 2016 yılı hesap dönemine ait gelir vergisi beyannamesinin ekindeki finansal tablolarının incelendiği, şirketin takip tarihi olan 07.09.2016 tarihindeki mali durumunun incelendiği, şirketin aktiflerinin pasiflerini karşılayabilir durumda olmadığı, şirketin aktif toplamının 788.292,51 TL, pasif toplamının ise 1.034.991,52 TL olduğu, şirketin 246.699,01 TL borca batık durumda olduğu" tespitlerinin mütalaa edildiği, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmediği görülmüştür. Taraflar arasındaki dosyada yer alan açık satış noktası sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin 2. maddesine göre ; "davalı işletmecinin davacı şirketin yetkilendirmiş olduğu bayi veya distribütör vasıtasıyla dağıtımını yaptığı bira ürünlerini tüketici taleplerine uygun düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde satın almayı, müşteri talebini karşılayacak şekilde etkin olarak bulundurmayı ve satmayı kabul ve taahhüt ettiği, işletmekte olduğu iş yerinde şirketin pazarlama dağıtım ve satışını gerçekleştirdiği bira ürünlerinden 160.000 litre miktarındaki ürünü müşterilerine satmayı taahhüt ettiği, sözleşmenin herhangi bir süre sınırlamasına bağlı olmaksızın, bu satış miktarının tamamlanması ile birlikte kendiliğinden sona ereceği," 7. maddesinde ise, "davalı işleticinin şirkete önceden bildirip yazılı onayını almadan, sözleşme süresince faaliyet alanını ve nev’ini değiştiremeyeceği, iş yerini başkasına devir ve temlik edemeyeceği, kiralayamayacağı ve yeni ortak alamayacağı veya ortak değiştiremeyeceğinin düzenlendiği," 12. maddesinde ise "davacı şirketin iş yerinin açılmasına ve işletilmesine katkıda bulunmak ve iş yerindeki ticari faaliyetlerini arttırmak amacı ile 168.438,00 TL tutarında nakit ve 44.562,00 TL tutarındaki ürünlerinde iskonto uygulanacağının düzenlendiği," 21. maddesine göre ise "davalı işleticinin sözleşme süresi içinde, işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya işletmede iş değişikliği yapması veya sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birini ihlal etmesi veya ilgili mevzuatlara aykırılıktan kaynaklanan nedenler ile faaliyetine son verilmesi veya askıya alınması gibi nedenler ile sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi halinde, davacı şirketten almış olduğu nakit veya nakit bazlı mali katkılar ile diğer her türlü sabit yatırım harcamalarının tümü ile kendisine uygulanan iskonto tutarlarını, verildiği tarihten itibaren işlemiş ticari faizi de dahil olmak üzere, avans faiziyle birlikte geri ödemeyi ve ayrıca davacı şirkete 100.000 dolar cezai şart ile birlikte ödemeyi taahhüt ettiği", sözleşmenin hangi tarihler aralığında yürürlükte olacağına dair net bir tarihin sözleşmede yer almadığı, ancak taahhüt edilen 160.000 litre miktarındaki ürünün satış miktarının tamamlanması ile birlikte sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin, taahhüt edilen 160.000 litre miktarındaki ürünün satış miktarının tamamlanması ile birlikte sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığı, davacının yapmış olduğu toplam satış tutarının 59.165,60 litre olduğu, sözleşmeye göre satış tutarından kalan kısmın 100.834,40 litre olduğu, bu durumda sözleşmenin henüz sona ermediği süre içerisinde, davalı tarafından iş yerinin 17.09.2015 tarihinde kapatıldığı, her ne kadar davalının iş yerini kapatmasına mahkemece verilen tahliye kararının neden olduğu iddia edilmiş ise de tahliye kararının, TBK 347. Maddesi gereğince, kira süresinin 19. yılı sonunda , kiraya verenin usulüne uygun ihtaratı sebebi ile verildiği, sözleşmeye aykırılıktan davalı şirketin sorumlu tutulmasının gerektiği değerlendirilmiştir. (Yargıtay 11.HD 19.02.2014 tarih, 2022/4987 Esas- 2024/1201 Karar sayılı ilamı) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edildiği, bu durumda, cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerekmektedir. (Yargıtay 11.HD 16.04.2019 tarih, 2022/7239 Esas- 2024/3271 Karar sayılı ilamı) Dosyada yapılan incelemede; davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, ancak alınan bilirkişi raporuna göre, 2016 yılı gelir beyannamesine göre borca batık durumda olduğu, davalının durumundaki bir kişi için sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın oldukça fahiş olduğu, davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği açık olmasına göre mahkemece, cezai şarttan indirim yapılmasında hukuka aykırılık görülmemiş,ancak cezai şarttan indirim miktarına ilişkin davacı tarafın istinaf istemlerinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Davacı tarafından davalı şirkete 212.999,92 TL tutarında mali yardım yapıldığı,ödemenin her iki tarafın kabulünde olduğu, davalı şirket tarafından, sözleşmeye aykırı olarak iş yerinin, sözleşmenin bitimine ilişkin alım ve satışı taahhüt edilen miktar tamamlanmadan süresinden önce kapatılması nedeniyle, sözleşmenin 21. maddesi gereğince, davacının 212.999,92 TL mali katkı bedelinin tamamını talep edebileceği değerlendirilmiştir.(Yargıtay 11.HD 19.02.2014 tarih, 2022/4987 Esas- 2024/1201 Karar sayılı ilamı) Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında; 100.000,00 USD cezai şarttan takdiren %50 oranında indirim yapılarak 50.000,00 USD cezai şart ve 212.999,92 TL katkı bedeli alacağının davalı şirketten tahsili gerekmekle, davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile,HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne, reddedilen miktarın hakkaniyet indirimi gereği reddedilmesi nedeni ile tüm yargılama giderinden davalı şirketin sorumlu tutulmasına dair esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; (1-b-2) I-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; davalının, Bursa 1. İcra Müdürlüğünün 2016/...esas sayılı dosyasına yapmış oduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 212.999,92 TL ve 50.000 USD üzerinden, TL cinsinden alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, USD cinsinden alacağa ise takip tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD Cinsinden Açılmış 1 Yıl Vadeli Mevduat Hesabına Ödediği En Yüksek Faiz Oranında faiz uygulanmak suretiyle aynen tahsiline veya fiili ödeme günündeki TCMB Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak takibin DEVAMINA, 2-Alacak likit olduğundan katkı payı üzerinden hesaplanan alacağın %20'si olan 42.599,984 -TL.icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar yasası gereği alınması gereken (dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan) 35.070,94- TL harçtan peşin alınan 6.200,70- TL harcın mahsubu ile bakiye 28.870,24- TL harcın davalıdan tahsiline, 4-Davacı tarafından yapılan, bozmadan önce 513,35- TL, bozmadan sonra 887,75-TL olmak üzere toplam 1.401,10-TL yargılama gideri ile peşin alınan 6.200,70-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı yararına ölçümlenen (dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan) 34.145,39 TL TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Cezai şarta ilişkin red edilen kısım takdiren indirim yapılmasından kaynaklandığından red edilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 8-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının davacıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, III-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, IV-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi 10/10/2024
........... Başkan ¸(e-imzalıdır) ......... Üye ¸(e-imzalıdır) .......... Üye ¸(e-imzalıdır)
Katip ¸(e-imzalıdır)