Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 2021/1807 E. 2024/1819 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1807
Karar No
2024/1819
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2021/1807

KARAR NO:2024/1819

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:27/05/2021

NUMARASI:2019/615 Esas - 2021/392 Karar

DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasına Bağlı Araç Hasarının Tazmini İçin İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/11/2024

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin maliki olduğu .... plaka sayılı aracın, davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucunda 2.333,62 Euro hasara uğradığını, davalı tarafça 21.10.2018 tarihinde 264,45 Euro ödemede bulunulduğunu, müvekkili tarafından eksik kalan 2.069,17 Euronun temerrüt tarihinden itibaren bankaların dövize uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden tahsil tarihindeki kur karşılığının ödenmesi için icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek davalının .. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; dosya kapsamına alınan, kazanın oluş şekli ile uyumlu bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, davacının aracının yurt dışı ikinci el değeri ile tamir masrafı kıyaslandığında aracın tamirinin ekonomik olacağı, davacı tarafça icra takibinden önce ihtarname keşide ederek davalı taraf temerrüde düşürüldüğünden takip öncesi işlemiş faiz talebinin haklı olduğu gerekçesi ile; "1-Davacının davasının kabulü ile; Davalının ... Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline; takibin takip talebindeki şartlar ile aynen devamına,2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davacının aracında, ekspertiz raporunda belirlenen kadar hasar bulunmadığı, davacının aracını tamir ettirdiğine dair herhangi bir fatura bulunmadığı, tespit edilen hasar bedeli ile, aracın ikinci el satış bedelinin birbirlerine yakın olması sebebiyle pert total olarak kabul edilmesi gerektiği, müvekkili şirket tarafından tüm zararın karşılandığı, kusur oranları ve hasar miktarının hatalı belirlendiği, davacının aracını yasak olan yere geçişi engelleyecek şekilde park ettiğini, müvekkili tarafından davacıya yapılan ödemenin güncellenmeden düşüldüğü, müvekkili şirketin anlaşmalı servislerde yüksek iskonto oranları ile araç tamiri yaptırabildiği, bu nedenle belirlenen iskonto oranının düşük olduğu, hasar miktarına KDV'nin dahil edilmesinin hatalı olduğu, yasal faiz yürütülmesi gerekirken avans faizi uygulandığı hususlarına ilişkindir.Dava, trafik kazasına bağlı araç hasarının tazmini için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.(1) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, mahkemece, hükmün gerekçesinde, alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamının %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verildiği belirtilmiş olmasına karşın, hüküm kısmında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmediği, bu hali ile gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmak suretiyle 6100 sayılı HMK'nin 297 ve 298 maddelerine aykırı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. (2) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; dosya kapsamına, kazanın oluş şekline uygun, kaza tespit tutanağı ile uyumlu, denetime elverişli, açıklayıcı ve ayrıntılı nitelikteki bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalıya sigortalı aracın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun, araçtaki hasar bedelinin ödenmesi gerektiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamasına, davalı tarafça dava açılmadan önce yapılan ödemenin mahsup edilmiş olmasına, davalının KDV'den sorumlu olmasına ve hasarın döviz cinsinden olması nedeniyle 3095 sayılı Kanun'un 4a maddesinde düzenlenen temerrüt faizinin uygulanmasında yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine, (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince, davanın kabulü ile davalı tarafın takibe itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, dava konusu alacağın likit olmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca, 1/Başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan nispi ve maktu olmak üzere toplam 224,85-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,b/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer giderlerin ise takdiren üzerinde bırakılmasına, c/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 2/Başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, a/Davacının davasının KABULÜ ile; davalının ... sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE; takibin takip talebindeki şartlar ile AYNEN DEVAMINA, b/Davacının, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,c/Alınması gereken 899,40-TL harçtan peşin alınan 158,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 740,77-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, ç/Davacı tarafça yapılan 44,40-TL başvuru harcı, 158,63-TL peşin harç, 800,00-TL bilirkişi ücreti, 117,10-TL posta ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.120,13-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre belirlenen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e/Dava açılmadan evvel Hazineden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, f/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan ve kullanılmayan kısmın yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.18/11/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/1807, K. 2024/1819, T. 18.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-8-hukuk-dairesi-2021-1807-e-2024-1819-k-f20a8609dcac