Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1747 E. 2025/392 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1747
- Karar No
- 2025/392
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1747
KARAR NO:2025/392
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26/11/2020
NUMARASI:2018/24 Esas, 2020/609 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:22/04/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereği edimin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklanan zararların tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında 21/09/2015 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince davalı yüklenicinin ... adlı bilgisayar yazılımını, Türkiye'deki vergi sistemine uygun hale getirilip, davacı şirkete kurulması ve tüm servis hizmetlerini üstlendiğini; sözleşmeye konu yazılımın; verimliliği artıran bir yönetim çözümü yazılımı olduğunu; ancak teslim tarihi olan 02.01.2016 tarihinden başlamak üzere; yazılım hataları nedeniyle 2016 ve 2017 yıllarında bu programın davacı tarafından kullanılamadığını; bu sebeple ceza ödememek için davacı tarafından mevcut eski sistemin kullanılmaya devam edildiğini, bu nedenle sözleşmeden döndüklerini belirterek; 323.099,04 TL davalıya ödenen bedelin + 12.823,43 TL davalının destek ekiplerine ödenen seyahat giderinin + 31.327,52 TL'nin bu nedenle tutulan yeni danışman firmaya ödenen bedelin + 31.250,00 TL'nin yeni sistem için alınan işçilerin maliyetinin 01/01/2016'dan itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline ayrıca müvekkilinin bu ayıplı teslim nedeniyle tespit edilecek menfi zararların 01.01.2016 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte, yeni danışman firmaya ödenen fazla bedelin ihtarın tebliğ tarihi olan 22.08.2017 tarihinden işletecek avans faizi ile ve ayrıca Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/41 D. İş sayılı dosya masrafı ve bilirkişi ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacının bahsettiği delil tespiti dosyasından haberleri olmadığını, davalı tarafından tüm edimlerin yerine getirildiğini, programı imal edip, davacı şirkete kurduklarını; çok az sorun çıktığını, programın kullanıldığını; davacı tarafın işin büyük kısmından herhangi bir şikayetleri bulunmadığını, TBK 123 madde gereğince süre verilmeden davacının sözleşmeyi fesih edemeyeceğini; davacının geriye dönük fesih yapmasının mümkün olmadığını, zira projenin büyük oranda yerine getirildiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 26/11/2020 tarihli karar ile; davalıca iş veren davacı şirkete teslim edilip, bilgisayarlarına kurulan ... programında bazı gizli ayıpların çıktığı, bu gizli ayıpların programın amacına uygun kullanılmasına engel teşkil ettiği, söz konusu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu ve kullandıkça anlaşıldığı; bunun hem ağırlıklı tanık beyanlarından hem de bilirkişi raporlarıyla ve dosyaya sunulan belgelerden, delil tespitinden anlaşıldığı; bu nedenle davalı tarafın itirazi kayıtsız teslim alındığına yönelik olan ve davanın reddi sebebi olarak gösterilen savunmasına itibar edilemeyeceği; ancak yapılan işin bedeli ve söz konusu işin 31.327,52 TL'lik bir harcamayla işlevsel hale getirildiği ve halende kullanıldığı nazara alınarak artık davacının akdi fesih etmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı, bu nedenle fesih sonuçları olan ödenen bedelin tamamının iadesini talep edemeyeceği; bizzat kendi kayıtlarına göre ödediği 311.167,39 TL (davacının kayıtlarında yapılan iş bedeli olarak 393.217,44 TL fatura tutarı varsa da bunun 82.050,05 TL'si program lisans bedeli olup, bu her halükarda ödenmesi gereken bir bedel olduğu için yapılan işe karşılık davalıya ödenen bedel bunun mahsubuyla 311.167,39 TL'dir )'nin kabule şayan bulunan bilirkişi raporunda tespit edilen %40'ı nispetinde üçüncü şahsa ödenen bedeller ve bu süreçte meydana gelen iş gücü ve zaman kaybı toplamı olarak bir rakamın semenden indirilmesi ve bu çerçevede davacının davalıdan isteyebileceği miktarın 124.466,95 TL olduğunun mahkemece kabul edildiği, davalı vekili her ne kadar iş bedeli karşılığında kestikleri faturaların doğru olduğunu ancak tüm iş bedelinin tamamını alamadıklarını, yarısını aldıklarını savunmuşsa da, aynı dilekçede "buna dayalı haklarımızı saklı tutuyoruz" dediği için ve ayrıca mahsup talebininde bulunmadığı nazara alınarak; artık eksik iş bedelinden dolayı ayrı bir dava açılabileceği; iş bu dosyada gizli ayıplı program tesliminden dolayı davalı yüklenici tarafından ödenmesi gereken miktarın tartışılabileceği dikkate alınarak hüküm oluşturulduğu; davacı taraf her ne kadar yeni sistem için alınan işçilere ödenen maaşların iadesini talep etmişse de; bunun sistemin çalıştırılması için gerekli olan bir gider olduğu, bu nedenle iş bedeli üzerinden hesaplanan ve hüküm altına alınan miktara dahil olamayacağı ayrıca davacı tarafın tüm zararının sistemin düzeltilmesi için üçüncü kişiye ödediği bedel ve bilirkişiler tarafından tespit edilen işin düzeltilmesi için gerekli sürece kaybettiği iş gücü ve zaman kaybı zararlarınında 124.466,95 TL içinde olduğu, bunun dışında bir menfi zarara ilişkin belge ibraz edilmediği, ispat edilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 124.466,95 TL'nin 22/08/2017'den itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; projenin hayata geçiş tarihi 01/01/2016 olup teslim tarihi olan 02/01/2016 tarihinden itibaren kullanım ile anlaşılabilecek yazılım ile ilgili sorunlar ortaya çıkmaya başladığını, (E fatura gönderilememesi, USD olması gereken işlemlerde TRY cinsinden işlemler, KDV oranlarının yanlış girilmesi vb.) davacı şirket tarafından yazılımın kullanılamadığını, yazılım ile sorunların hizmet veren davalı şirkete şifahen ve e-mail ortamında iletildiğini, davalı şirketin yazılımdaki sorunları çözememesine rağmen danışmanlık hizmetleri ile ilgili fatura düzenlemeye devam ettiğini, 2016 Aralık ayına kadar davalının, davacıya vermeyi üstlendiği hizmeti veremediği ve yazılımın hayata geçirelemediğini, davalı şirket 2017 yılı için yeni bir başlangıç yapmayı teklif etmesine rağmen 2017 yılında da yazılımdaki hatalar nedeniyle yazılımın kullanılamadığını, yazılımda düzeltme yapılamamasına rağmen davalının danışmanlık bedellerini talep etmeye devam ettiğini, davacının yazılımı kullanamaması sebebi ile yasal sorumluluklarını yerine getiremediğinden; ceza ödememek ve şirketi daha fazla zarar sokmamak adına (e-fatura gönderilememesi, e-defter oluşturulamadığı, KDV tutarlarındaki hatalar vb.) eski proğramlarını kullanmaya devam ettiğini, ... yazılımının Türkiyedeki vergi sistemine lokalizasyonunun (uyarlanması) yapılamadığını, davacı şirket çalışanlarına sistemin nasıl çalışacağına dair yanlış ve eksik bilgi verildiğini, Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/41 D. İş dosyası ile alınan 18.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda yazılımın kullanılamaması sonucu meydana getiren eksikliklerin tespit edildiğini, özellikle kur farkı ayarlamasında yapılan işlemlerin belirsizliği ve bu konuda eğitim eksikliği bulunduğu kanaatine varıldığını, davalıya Ankara ... Noterliğinin 21 Ağustos 2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnameye cevap dahi verilmediğini, davacının, davalı şirket tarafından kesilen 393.217,42 TL toplam faturanın 323.099,44 TL.sı ile danışmanlık hizmeti veren destek ekiplerinin seyahat giderleri olarak 12.873,43 TL’sini davalı tarafa ödeyerek edimini ifa ettiğini, davalının, davacıya vermeyi üstlendiği hizmeti veremediği ve yazılım hayata geçiremediği için Ankara 2. Noterliğinin 21 Ağustos 2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile sözleşmeden dönüldüğünü, bilirkişi raporu ile davalı şirket tarafından yazılımın lokalizasyonu yapılamadığı için davacı tarafından kullanılamadığının teyit edildiğini,... firması tarafından yapılan düzeltmelerden önce tespit edilen eksikliklerin programsal hata olarak değerlendirildiğini, programsal hataların programın kullanılmasına engel hatalar olduğu ve düzeltilmesi gerektiğinin bildirildiğini, kullanıcı hatası olmadığını, problemleri çözememelerine rağmen servis hizmet bedeli adı altında davalı tarafa ödeme yapıldığını, hataların düzeltilmesi için ödenen bedeller ve bu süreçte meydana gelen iş gücü ve zaman kaybı gözönüne alınarak %40 indirim yapılmasının haksız ve mesnedsiz olduğunu, yeni uyarlama yapılamadığı ve programı kullanamadıklarından davacının önceki mevcut programı kullandığını ve... firması tarafından 27 gün gibi kısa bir sürede istenilen uyarlamanın yapıldığını, yazılımda düzeltme yapılamamasına rağmen davalı şirketin danışmanlık bedellerini talep etmeye devam ettiğini belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, sözleşme konusu programda ayıp olmadığının; bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede açıkça tespit edildiğini, davacının ayıp iddiasını ispatlayamadığını, bilirkişilerce yapılan yerinde incelemede programda herhangi bir hata tespit edilmediğini, bilirkişilerin Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/41 D.İş tespit dosyasındaki değerlendirmelerden hareketle programda daha önceden 15 adet hata olduğu sonucuna vardıklarını,Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/41 D.İş sayılı tespit bu rapora, 03.08.2017 tarihinde süresinde itiraz ettiklerini, itiraza uğramış tespit raporunun ve tespit raporuna dayanılarak yapılan değerlendirmelerin esas dosyadan hükme dayanak yapılması mümkü olmadığını, kaldı ki bilirkişi raporunda dava dışı firmanın programdaki eksiklikleri 03 Mayıs-30 Mayıs 2017 tarihleri arasındaki 27 günlük çalışmayla giderdiği belirtilmesine rağmen tespit dosyasından alınan rapor tarihinin 05.06.2017 olduğunu, yani tespit tarihi dava dışı firmanın çalışma yaptığı belirtilen tarihten sonra olmakla, var olduğu iddia olunan bu hataların, dava dışı firma tarafından giderilmiş olması sebebi ile sonradan alınan tespit raporunda bu hatalara rastlanılmaması gerektiğini, davacı tarafça müvekkile süresi içerisinde yapılmış bir ayıp bildiriminin bulunmadığını, davalının programın kurulumu için 2 yıl, dava dışı firma ise rapora göre sadece 27 gün çalışarak sadece var olduğu söylenen 15 hatayı gidermiş olmasına rağmen davalının alacağının %40 indirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşme konusu programın içerisinde yüzlerce fonksiyon barındırdığını, var olduğu iddia edilen 15 adet hatanın programın %1 lik kısmını bile oluşturmadığını, dava dışı firmaya 31.327,52-TL ödediğini beyan etmesine rağmen, eksik bıraktığı iddia edilen işler nedeniyle müvekkilin alacağının 124.466,95 TL kısmının indirilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik bıraktığı söylenen bu hatalar yeni danışman firmaya 31.327,52 TL ödenerek giderilmiş ise aynı işler için davalının alacağından 124.466,95 TL kısmının indirilmesinin anlaşılmadığını, davacının dava dilekçesinde, davalıya ödediği bedelin iadesini talep ederek seçimlik hakkını bedel iadesi yönünde kullandığını, mahkemece bilirkişinin tespit ettiği bedelde indirim oranı esas alınarak karar verildiğini, ancak sözleşme bedeli tamamen ödenmediği halde bilirkişinin sözleşme bedeli üzerinden tespit ettiği indirim tutarının tamamının davacıya iadesine karar verildiğini, mahkemece davacıya iadesine karar verilen 124.466,95 TL tutarın, davacıya iadesi gereken tutar değil sözleşme bedelinden yapılması gereken indirim tutarı olduğunu, sözleşme bedelinin tamamının ödenmediği bilirkişi raporu ve davacının 13.11.2020 tarihli dilekçesiyle sabit olduğunu, bilirkişi raporunda sözleşme bedelinin 393.217,44 TL olduğu, lisans bedelinin iadeye esas olamayacağı (lisans davacıya ait olduğundan) lisans bedeli olan 82.050,05 TL düşüldüğünde indirime esas alınacak sözleşme bedelinin 311.167,39 TL olduğudan; bu tutar üzerinden %40 oranında 124.466,95 TL indirim yapılması gerektiğinin belirtildiği, bilirkişinin bu tespitine göre davacı tarafın sözleşmeye göre lisans bedeli hariç müvekkile ödemesi gereken tutar sözleşme bedelinin %60'ı olan (311.167,69 TL-124.466,95-TL) 186.700,74 TL olduğunu, davalıya toplamda 323.099,44 TL ödendiğini, bu tutarın 82.050,05 TL si iadeye konu olamayacak lisans bedeli olduğundan, davacı tarafın lisans bedeli dışında davalıya ödediği hizmet bedelinin ( 323.099,04-TL-82.050,05-TL) toplam 241.049,39 TL olduğunu, mahkemece hakkaniyete aykırı olan %40 indirim oranına itibar edilmesi halinde dahi, davacının müvekkile ödemesi gereken tutar 186.700,74 TL, ödediği tutar ise 241.049.39 TL olup, (241.049,39-TL- 186.700,74-TL), davacının tespit edilen indirim oranı üzerinden ödemekle sorumlu olduğu tutar esas alındığında, fazla ödediği tutarın 54.348,65 TL olduğunu, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında 21/09/2015 tarihli eser sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı işsahibi, davaya konu yazılımın kurulumundan itibaren sorunlu olduğunu, bu sorunların davalı iş sahibince 2 yıllık bir süreçte giderilmediğini, alınan tespit raporu ile kurulan yazılımda 15 adet sorun tespit ediliğini, bu sorunu başka bir firma tarafından giderildiğini belirterek; yazılım için ödediği paranın, davalının destek ekiplerine ödenen seyahat giderlerinin, yeni danışman firmaya ödenen bedelin, yeni sistem için alınan işçilerin maliyetinin ve Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/41 D. İş sayılı dosyası giderlerinin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi çıkan ayıpların sistemin % 1 !ine bile tekabül etmediğini, projeyi büyük oranda tamamladıklarını belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece; programındaki gizli ayıpların programın amacına uygun kullanılmasına engel teşkil ettiği, ancak yapılan işin bedeli ve söz konusu işin 31.327,52 TL'lik bir harcamayla işlevsel hale getirildiği ve halende kullanıldığı nazara alınarak artık davacının akdi fesih etmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı, bu nedenle fesih sonuçları olan ödenen bedelin tamamının iadesini talep edemeyeceği; bizzat kendi kayıtlarına göre ödediği 311.167,39 TL (davacının kayıtlarında yapılan iş bedeli olarak 393.217,44 TL fatura tutarı varsa da bunun 82.050,05 TL'si program lisans bedeli olup, bu her halükarda ödenmesi gereken bir bedel olduğu için yapılan işe karşılık davalıya ödenen bedel bunun mahsubuyla 311.167,39 TL'dir )'nin kabule şayan bulunan bilirkişi raporunda tespit edilen %40'ı nispetinde üçüncü şahsa ödenen bedeller ve bu süreçte meydana gelen iş gücü ve zaman kaybı toplamı olarak bir rakamın semenden indirilmesi ve bu çerçevede davacının davalıdan isteyebileceği miktarın 124.466,95 TL olduğu gerekçesi ile mahkemece kabul edildiği, davalı vekili her ne kadar iş bedeli karşılığında kestikleri faturaların doğru davanın kısmen kabulü ile 124.466,95 TL'nin 22/08/2017'den itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; D İş tespit raporu ile de davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibine kurulan yazılımda 15 adet gizli ayıp bulunduğu, davacı yan tarafından yazılımın kurulumundan itibaren davalı yana bu hataların mail yolu ile bildirildiği ve çözüm beklendiği, davalı yan tarafından 2 yıl boyunca bu ayıpların giderilemediği, davacı yan tarafından 2 yıl sonra başka bir firma ile bu sorunları çözebildiği, sistemi bu hali ile kullandığı, davacının kayıtlarında yapılan iş bedeli olarak 393.217,44 TL olarak işlendiği, bunun içinde olan 82.050,05 TL' nin program lisans bedeli olarak bu her halükarda ödenmesi gereken bir bedel olduğundan; yapılan işe karşılık davalıya ödenen bedelden bunun mahsubuyla davacının ödediği bedelin 311.167,39 TL olarak kabul edilmesinin ve davacının sistemi 2 yıl boyunca gerektiği gibi kullanamaması, 3 şahıslara ödediği bedeller,D.iş dosya masrafı, davalının çalışanlarına sorunun çözümü için ödediği yol giderleri ve çözüm için başka firmaya ödediği bedellere karşılık ödediği bedellere karşılık; bilirkişi raporunda tespit edilen %40 oranında indirim yapılması gerektiği tespitinin doğru olduğunun anlaşılması sebebi ile mahkemece davanın 124.466,95 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/11/2020 tarih ve 2018/24 Esas, 2020/609 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2 - Alınması gereken 8.502,28 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.066,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.436,01 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.